zaman tüneli
kadının düşmanı yine kadın mıdır sorunsalı
çoğunlukla,çoğu zaman yine kadındır.
devamını gör...
aptal insanın mutlu olması
ben neden mutsuzum lan.
devamını gör...
en çok abartılan şeyler
kimi insanların evde veya işte çok çalışıyorum,öldüm bittim diye anlatmaları,dert yanmaları. gizli kamera koyup çeksen en fazla 1,2 saat çalışıyorlardır. hatta o bile fazla bir süre.
devamını gör...
sıcak havalarda içilecek en güzel içecek
çörçıl.
devamını gör...
ezilen halkların penisinin büyük olması
ezilenler baş kaldırıyor.
devamını gör...
sıcak havalarda içilecek en güzel içecek
soğuk su.
devamını gör...
güneş ışığı
enerji dönüşümü zincirinin ilk halkalarindan.
şöyle ki:
1.ışık enerjisi
2.klorofil tarafından sogrulma ve elektron bırakma
3.elektron enerjisi ile atp üretme
4. atp ile besin sentezi( calvin döngüsü)
5.senin besini yemen ve solunum ile atp üretmen
6.atp ile kas kasılması ve bisiklet sürmen. (tekerlek ile yer arasında sürtünme, hareket)
7. enerji dönüşümü devam ediyor, tekerleğe bagladigin dinamo ile bisikletinin farı yanıyor.
sonuç: güneşin ışık enerjisi bisiklet farinin ışık enerjisine dönüşüyor.
çok harika.
güzel gulen o güneş için ise, ne diyebilirim, hep aptal'ın içini isitsin.
şöyle ki:
1.ışık enerjisi
2.klorofil tarafından sogrulma ve elektron bırakma
3.elektron enerjisi ile atp üretme
4. atp ile besin sentezi( calvin döngüsü)
5.senin besini yemen ve solunum ile atp üretmen
6.atp ile kas kasılması ve bisiklet sürmen. (tekerlek ile yer arasında sürtünme, hareket)
7. enerji dönüşümü devam ediyor, tekerleğe bagladigin dinamo ile bisikletinin farı yanıyor.
sonuç: güneşin ışık enerjisi bisiklet farinin ışık enerjisine dönüşüyor.
çok harika.
güzel gulen o güneş için ise, ne diyebilirim, hep aptal'ın içini isitsin.
devamını gör...
açmam açamam söyleyemem çünkü derinde
bu sefer önce link perihan hanımdan dinliyoruz:
nasibin mehmet'in hüzzam şarkısı. sözler
açmam açamam söyleyemem çünkü derinde
bir yaresi var ki kanıyor kalp üzerinde
billah bu acı durduracak kalbi yerinde
bir yaresi var ki kanıyor kalp üzerinde
şarkı sözleri böyle değil aslında. mesela "çünkü derinde" denilmez "çünki derinde" denir kalp üzerinde değil kalbüzerinde mesela kim ulan bu tdk kelime sonlarında niye b yahut d olmazmış? hiç mi şarkı dinlemediniz hadi geçtim hiç mi aşık olmadınız allahın cezaları. neyse sinirlenmeden devam edemeyeceğim anlaşılan o yüzden nasibin mehmet şarkılarına başka bir gün belki unutmazsam devam ederim. ama siz yine de benin devam etmemi beklemeyin. açın dinleyin.
nasibin mehmet'in hüzzam şarkısı. sözler
açmam açamam söyleyemem çünkü derinde
bir yaresi var ki kanıyor kalp üzerinde
billah bu acı durduracak kalbi yerinde
bir yaresi var ki kanıyor kalp üzerinde
şarkı sözleri böyle değil aslında. mesela "çünkü derinde" denilmez "çünki derinde" denir kalp üzerinde değil kalbüzerinde mesela kim ulan bu tdk kelime sonlarında niye b yahut d olmazmış? hiç mi şarkı dinlemediniz hadi geçtim hiç mi aşık olmadınız allahın cezaları. neyse sinirlenmeden devam edemeyeceğim anlaşılan o yüzden nasibin mehmet şarkılarına başka bir gün belki unutmazsam devam ederim. ama siz yine de benin devam etmemi beklemeyin. açın dinleyin.
devamını gör...
yaratıcı çıkma teklifleri
kadin erkek ili$kilerinde tam bir dönüm noktasıdır.
bastan cıkarma sanatı diye bi kitap var. orda asık olunan 10 kadın tipünden bahsediliyor. ben 9 unda kendimden bi seyler gorebiliyprum. ama 10. yok bende. bi tek o yok:
-snob modeli: ulasılmazdır. kibirlidir. sımarıktır.
ve işin ilginci 17 yasından evvel, annemle babam bosanıp yurt dısına cıkmadan evvel, bi tek o model vardı bende.
17 yasındatyım. yazlıktan bi cocuk geldi:
-biraz konusabilir miyiz?
-tabi..
-bu bir cıkma teklifi degil. cok guzelsin. cok zekisin. cok tatlısın. cok agırbaslısın. ben seni herkesten ustun gorıuyorum. sadece bil istedim. seni seviyorum.
sonra bastı gitti.
tatlı bey ya;)
bastan cıkarma sanatı diye bi kitap var. orda asık olunan 10 kadın tipünden bahsediliyor. ben 9 unda kendimden bi seyler gorebiliyprum. ama 10. yok bende. bi tek o yok:
-snob modeli: ulasılmazdır. kibirlidir. sımarıktır.
ve işin ilginci 17 yasından evvel, annemle babam bosanıp yurt dısına cıkmadan evvel, bi tek o model vardı bende.
17 yasındatyım. yazlıktan bi cocuk geldi:
-biraz konusabilir miyiz?
-tabi..
-bu bir cıkma teklifi degil. cok guzelsin. cok zekisin. cok tatlısın. cok agırbaslısın. ben seni herkesten ustun gorıuyorum. sadece bil istedim. seni seviyorum.
sonra bastı gitti.
tatlı bey ya;)
devamını gör...
ezilen halkların penisinin büyük olması
ben bunu bir tür ilahi latife olarak görüyorum.
bu bilgi tamamen bilimsel bu arada. lenin'in ulusların kendi şeyini tayin hakkı teorisinin ilk basımında "hem fukara hem şeyi büyük" başlıklı bölümde geçer. sonraki baskılarda muktedirlerin baskısına dayanamayıp, bunu kaldırdığı söylenmekte.
zaten diyalektik materyalizm gözüyle bakınca, dünyada örnekleri de çok açık. amerika'da zencilerden tut, türkiye'deki kürtlere. iran'da ki belluclardan tut, ispanya'daki basklılara... yav kolombiya'da farc örgütü militanları çatışma aralarında dinlenirken, keleşlerini şeylerine asıyorlarmış mesela. ağaç dalı falan aramıyorlar.
ah benim güzel dedem...cefakar dedem. senin gibi beyaz sunni türk dedenin amınakoyayim. selanik göçmeniyim.
bu bilgi tamamen bilimsel bu arada. lenin'in ulusların kendi şeyini tayin hakkı teorisinin ilk basımında "hem fukara hem şeyi büyük" başlıklı bölümde geçer. sonraki baskılarda muktedirlerin baskısına dayanamayıp, bunu kaldırdığı söylenmekte.
zaten diyalektik materyalizm gözüyle bakınca, dünyada örnekleri de çok açık. amerika'da zencilerden tut, türkiye'deki kürtlere. iran'da ki belluclardan tut, ispanya'daki basklılara... yav kolombiya'da farc örgütü militanları çatışma aralarında dinlenirken, keleşlerini şeylerine asıyorlarmış mesela. ağaç dalı falan aramıyorlar.
ah benim güzel dedem...cefakar dedem. senin gibi beyaz sunni türk dedenin amınakoyayim. selanik göçmeniyim.
devamını gör...
sevgilisi olan insanın heyecan araması
heyecan arayan kızlar dm.
devamını gör...
neden kalbim seni sevdi
nasibin mehmet'in acemaşiran şarkısı. önce sözler sonra sabite hanımdan şarkı:
neden kalbim seni sevdi
o gözler zihnimi çeldi
bu iftirak cana yetti
yeşil gözlü yaman esmer
vefa bekler iken senden
neden ayrı düştün benden
gönül vazgeçmiyor senden
ela gözlü yaman esmer
aman esmer yaman esmer
gözüm gönlüm seni ister
bu ayrılık cana yeter
siyah gözlü yaman esmer.
link içün:
neden kalbim seni sevdi
o gözler zihnimi çeldi
bu iftirak cana yetti
yeşil gözlü yaman esmer
vefa bekler iken senden
neden ayrı düştün benden
gönül vazgeçmiyor senden
ela gözlü yaman esmer
aman esmer yaman esmer
gözüm gönlüm seni ister
bu ayrılık cana yeter
siyah gözlü yaman esmer.
link içün:
devamını gör...
sevgilisi olan insanın heyecan araması
böyle insanlara sık sık denk geliyorum. bir kadın geliyor, takılabilir miyiz diyor. müsaitsem birkaç kadeh içelim diyorum. işler bazen ileriye gidebiliyor tabii. sonradan öğreniyorum ki kadının sevgilisi veya eşi var.
aynı şey erkekler için de geçerli, sevgilisi ya da eşi olduğu halde başka kadınlarla heyecan arıyor.
bunu yapacaksanız ilişkiniz olmasın, ilişkiniz olacak ise bunu yapmayın. en azından öz saygınızı yitirmeyin.
aynı şey erkekler için de geçerli, sevgilisi ya da eşi olduğu halde başka kadınlarla heyecan arıyor.
bunu yapacaksanız ilişkiniz olmasın, ilişkiniz olacak ise bunu yapmayın. en azından öz saygınızı yitirmeyin.
devamını gör...
nasibin mehmet
soyadı kanunundan sonra dahi herkes tarafından nasibin mehmet olarak bilinen bestekar. ablası var adı nasip hanım onunla birlikte saz heyetlerine gidiyorlar öylece nasibin mehmet oluyor. pek güzel besteleri vardır. en meşhurlarından yazalım da nasibin mehmet kimmiş bilin şimdilik beş doz yazıyorum.
(bkz: seyr i mehtap edelim gel bu şeb ey mehlika)
(bkz: neden kalbim seni sevdi)
(bkz: açmam açamam söyleyemem çünkü derinde)
(bkz: ömrün ezvakında aşkın görmeyen esrarını)
(bkz: kederden mi neden bilmem sararmış reng i ruhsarın)
(bkz: seyr i mehtap edelim gel bu şeb ey mehlika)
(bkz: neden kalbim seni sevdi)
(bkz: açmam açamam söyleyemem çünkü derinde)
(bkz: ömrün ezvakında aşkın görmeyen esrarını)
(bkz: kederden mi neden bilmem sararmış reng i ruhsarın)
devamını gör...
deli yürek
yıllar sonra bu müthiş seriyi canlandırmak için kendimce bir synopsis yazdım.
yıl 2073... yıllar önce öldüğü sanılan yusuf miroğlu, devletin gizli “miro” projesinde yeniden ortaya çıkar. yapılan deneyler sonucunda vücudu, her yeni patojene karşı anında virüs-spesifik mirna üretebilen biyolojik bir savunma sistemine dönüşmüştür. dünya zombi pandemisiyle çökerken, enfekte olmayan tek adam odur: the miroğlu.
dizide miroğlu’nun hücreleri, virüs genomunu tanıyıp ona karşı özel mirna’lar sentezleyerek viral replikasyonu daha başlamadan susturur. yani virüs hücreye girer ama çoğalamaz. bu yüzden influenza, kuduz, ebola, koronavirüs, hatta zombi virüsü falan hiçbir şey tutmaz. miroğlu’nun bağışıklığı klasik antikor bağışıklığı değil; doğrudan post-transkripsiyonel racon kesme sistemi (ptrks) gibi çalışır.
"virüs bana bulaşmaz. ben virüse bulaşırım."
arch enemy karakterler:
dr. savaş genomics: miroğlu’nun mirna profilini kopyalayıp zombi virüsünü kontrol etmek isteyen eski bir biyoteknoloji mafyası. miroğlu’nun süper gücü fiziksel uçmak kaçmak değil, hastalanmamak, enfekte olmamak, virüsleri susturmak ve zombi sürülerinin arasında “taşıyıcı olmadan” yürüyebilmek. ama yan etki olarak vücudu sürekli yeni mirna ürettiği için arada geçmişten halüsinasyonlar görüyor: eski istanbul, masa başı racon sahneleri, kaybedilen dostlar vs.
prof. dr. turgay atacan cas9 turgay. eski bir moleküler biyolog. zombi pandemisinden önce devletin gizli gen düzenleme programında çalışmıştır. miroğlu’nun bedenindeki “mir-oğlu lokusu”nu ilk keşfeden kişidir ama projeden atılmıştır. şimdi amacı, miroğlu’nun virüslere karşı direnç sağlayan mirna sistemini bozup onu da enfekte edilebilir hale getirmektir. bu arkadaş crıspr tabanlı bir sistem geliştirir: crıspr-cas13/crıspr-cas9 hibrit saldırısı. cas9 ile miroğlu’nun dna’sındaki mir bölgesini hedef alır, cas13 ile de aktif mirna moleküllerini parçalamaya çalışır. böylece miroğlu’nun “hastalanmama” gücü zayıflar. ilk defa ateşi çıkar, yaraları geç iyileşir, zombi virüsüne karşı direnç kaybetmeye başlar.
turgay aslında miroğlu’nu öldürmek istemez. onu “insanlığın tek gerçek aşı kaynağı” olarak görür ama etik sınırı yoktur. miroğlu’nun mirna sistemini kopyalayıp herkese vermek ister. fakat bunu yapmak için miroğlu’nu parçalarına ayırmaya hazırdır.
s1e5-gen makası: turgay, miroğlu’nun mir bölgesini gerçekten keser. herkes miroğlu’nun gücünü kaybettiğini sanır. ama son anda anlaşılır ki miroğlu’nun sistemi sadece dna’da değil, hücrelerinde epigenetik olarak da kayıtlıymış.
s1e8-racon ınterference: son sahnede de miroğlu laboratuvardaki ekrana bakar. ekranda yeni bir varyant belirir: mir-oğlu resistant strain detected. sonra dönüp şöyle der "bana direnç geliştirenin, sonu pek hayırlı olmaz."
...
tutar bence bu.
yıl 2073... yıllar önce öldüğü sanılan yusuf miroğlu, devletin gizli “miro” projesinde yeniden ortaya çıkar. yapılan deneyler sonucunda vücudu, her yeni patojene karşı anında virüs-spesifik mirna üretebilen biyolojik bir savunma sistemine dönüşmüştür. dünya zombi pandemisiyle çökerken, enfekte olmayan tek adam odur: the miroğlu.
dizide miroğlu’nun hücreleri, virüs genomunu tanıyıp ona karşı özel mirna’lar sentezleyerek viral replikasyonu daha başlamadan susturur. yani virüs hücreye girer ama çoğalamaz. bu yüzden influenza, kuduz, ebola, koronavirüs, hatta zombi virüsü falan hiçbir şey tutmaz. miroğlu’nun bağışıklığı klasik antikor bağışıklığı değil; doğrudan post-transkripsiyonel racon kesme sistemi (ptrks) gibi çalışır.
"virüs bana bulaşmaz. ben virüse bulaşırım."
arch enemy karakterler:
dr. savaş genomics: miroğlu’nun mirna profilini kopyalayıp zombi virüsünü kontrol etmek isteyen eski bir biyoteknoloji mafyası. miroğlu’nun süper gücü fiziksel uçmak kaçmak değil, hastalanmamak, enfekte olmamak, virüsleri susturmak ve zombi sürülerinin arasında “taşıyıcı olmadan” yürüyebilmek. ama yan etki olarak vücudu sürekli yeni mirna ürettiği için arada geçmişten halüsinasyonlar görüyor: eski istanbul, masa başı racon sahneleri, kaybedilen dostlar vs.
prof. dr. turgay atacan cas9 turgay. eski bir moleküler biyolog. zombi pandemisinden önce devletin gizli gen düzenleme programında çalışmıştır. miroğlu’nun bedenindeki “mir-oğlu lokusu”nu ilk keşfeden kişidir ama projeden atılmıştır. şimdi amacı, miroğlu’nun virüslere karşı direnç sağlayan mirna sistemini bozup onu da enfekte edilebilir hale getirmektir. bu arkadaş crıspr tabanlı bir sistem geliştirir: crıspr-cas13/crıspr-cas9 hibrit saldırısı. cas9 ile miroğlu’nun dna’sındaki mir bölgesini hedef alır, cas13 ile de aktif mirna moleküllerini parçalamaya çalışır. böylece miroğlu’nun “hastalanmama” gücü zayıflar. ilk defa ateşi çıkar, yaraları geç iyileşir, zombi virüsüne karşı direnç kaybetmeye başlar.
turgay aslında miroğlu’nu öldürmek istemez. onu “insanlığın tek gerçek aşı kaynağı” olarak görür ama etik sınırı yoktur. miroğlu’nun mirna sistemini kopyalayıp herkese vermek ister. fakat bunu yapmak için miroğlu’nu parçalarına ayırmaya hazırdır.
s1e5-gen makası: turgay, miroğlu’nun mir bölgesini gerçekten keser. herkes miroğlu’nun gücünü kaybettiğini sanır. ama son anda anlaşılır ki miroğlu’nun sistemi sadece dna’da değil, hücrelerinde epigenetik olarak da kayıtlıymış.
s1e8-racon ınterference: son sahnede de miroğlu laboratuvardaki ekrana bakar. ekranda yeni bir varyant belirir: mir-oğlu resistant strain detected. sonra dönüp şöyle der "bana direnç geliştirenin, sonu pek hayırlı olmaz."
...
tutar bence bu.
devamını gör...
olamazdım senle
devamını gör...
altın gümüş yatırımcısının tokatlanması
şimdiye kadar çok sevdi o bizi, şimdi tokatladığına bakmayın, tekrardan sever o bizi.
devamını gör...
çalışkan
ben lisede calıskan bir cocuktum.
okul cıkısı telefon caldı.
yas 12-13. bizim liseden bi cocuk arıyor. bir odeve dair bi sey sordu. anlattım, kapattık.
babam paralel telefondan konusmamızı dinlemiş. bana nasıl bagırıyor ama. çıklık cıglıga:
-bir erkek sana telefon edecek hakkı nasıl bulıuyor? bi daha olursa bacaklarını kırarım.
babamla yasamak zor zordu;)
okul cıkısı telefon caldı.
yas 12-13. bizim liseden bi cocuk arıyor. bir odeve dair bi sey sordu. anlattım, kapattık.
babam paralel telefondan konusmamızı dinlemiş. bana nasıl bagırıyor ama. çıklık cıglıga:
-bir erkek sana telefon edecek hakkı nasıl bulıuyor? bi daha olursa bacaklarını kırarım.
babamla yasamak zor zordu;)
devamını gör...
bin muhteşem güneş
insanın içini dağlayan, yer yer bu kadar da olmaz dedirten, zaman zaman ohh çektiren ama genel itibariyle gözlerini nemlendiren bir roman. her ne kadar roman desek de adına, dünyanın bir yerlerinde bu olayları gerçekten yaşayan insanların olduğunu bilmek insanın içini daha da eziyor.
sözde hürriyet adına, din adına, ideolojileri adına farklı farklı gruplara ümit bağlayıp günden güne daha da kısıtlı, daha da kötü günler yaşamaya mahkum edilen afgan halkının çaresizliğini iliklerine kadar hissediyor insan. bilhassa kadınların hak ve özgürlüklerini ellerinden alıp her geçen gününü aratır hale getirmek kaçıncı seviye vicdansızlıktır mesela. mücahitler galip gelirse rahatlayacağını uman halk umduğunu bulamayınca mücahitlerden kurtulmak için taliban'a sarılıyor ama denize düşüp de yılana sarılsak daha iyiydi noktasına geliyorlar. dinle alakası olmayan ama siyasi arzu ve heveslerini, şahsi menfaatlerini din kisvesi altında gidermek isteyen bir zümre insanın zulmü yıllarca insanlara büyük çileler çektirdi.
burası spoiler:
bir harami olarak meydana gelen meryem'in hikayesi ile başlayan roman, leyla ve tarık'ın hikayesi ile devam ederken bir anda her şey birbirine girip hayatları kesişiyor. bir yerden sonra hangisine üzüleceğini şaşırıyor insan. başta iyi bir insan gibi gelen raşit ayısının erkek çocuk sevdası, leyla'ya aşkı uğruna söylediği yalanla sevdiğinden ayırması ve sonunda hayatında ilk defa anlamlı bir şey yapmaya karar veren meryem'in cesareti ile kendini feda etmesi sonucunda tatmin etmese de buna da şükür dedirten mutlu sonu ile insanın ruhunda onulmaz yaralar açıyor kitap.
aynı bizdeki bazı andavallar gibi kız çocuklarını okutmayıp karısı kızı hasta olunca kadın doktor isteyen mağara ayılarının o coğrafyalarda daha yoğun ve vahşi hüküm sürdüğünü görmek de şaşırtmıyor. toplumsal analiz yapalım demeye çalışsak bile ortada analiz edilebilecek bir toplum yok desek yeridir. baskı, korku, sindirme, dini kullanma, gücü eline geçirince başlayan zulüm... hikaye hep aynı.
bu kitabı bütün kadınlara okutmak lazım. özellikle atatürk düşmanı olanlara. bugün kendilerine sunulan imkanları, verilen hakları, gördükleri değerin neye, kime borçlu olduklarını, ayakları üzerinde durmazlarsa başlarına neler gelebileceğini görsünler.
sözde hürriyet adına, din adına, ideolojileri adına farklı farklı gruplara ümit bağlayıp günden güne daha da kısıtlı, daha da kötü günler yaşamaya mahkum edilen afgan halkının çaresizliğini iliklerine kadar hissediyor insan. bilhassa kadınların hak ve özgürlüklerini ellerinden alıp her geçen gününü aratır hale getirmek kaçıncı seviye vicdansızlıktır mesela. mücahitler galip gelirse rahatlayacağını uman halk umduğunu bulamayınca mücahitlerden kurtulmak için taliban'a sarılıyor ama denize düşüp de yılana sarılsak daha iyiydi noktasına geliyorlar. dinle alakası olmayan ama siyasi arzu ve heveslerini, şahsi menfaatlerini din kisvesi altında gidermek isteyen bir zümre insanın zulmü yıllarca insanlara büyük çileler çektirdi.
burası spoiler:
bir harami olarak meydana gelen meryem'in hikayesi ile başlayan roman, leyla ve tarık'ın hikayesi ile devam ederken bir anda her şey birbirine girip hayatları kesişiyor. bir yerden sonra hangisine üzüleceğini şaşırıyor insan. başta iyi bir insan gibi gelen raşit ayısının erkek çocuk sevdası, leyla'ya aşkı uğruna söylediği yalanla sevdiğinden ayırması ve sonunda hayatında ilk defa anlamlı bir şey yapmaya karar veren meryem'in cesareti ile kendini feda etmesi sonucunda tatmin etmese de buna da şükür dedirten mutlu sonu ile insanın ruhunda onulmaz yaralar açıyor kitap.
aynı bizdeki bazı andavallar gibi kız çocuklarını okutmayıp karısı kızı hasta olunca kadın doktor isteyen mağara ayılarının o coğrafyalarda daha yoğun ve vahşi hüküm sürdüğünü görmek de şaşırtmıyor. toplumsal analiz yapalım demeye çalışsak bile ortada analiz edilebilecek bir toplum yok desek yeridir. baskı, korku, sindirme, dini kullanma, gücü eline geçirince başlayan zulüm... hikaye hep aynı.
bu kitabı bütün kadınlara okutmak lazım. özellikle atatürk düşmanı olanlara. bugün kendilerine sunulan imkanları, verilen hakları, gördükleri değerin neye, kime borçlu olduklarını, ayakları üzerinde durmazlarsa başlarına neler gelebileceğini görsünler.
devamını gör...
beyinde rasyonel diye bir bölge mi var sorusu
benim beynim full genital bölge.
devamını gör...