zaman tüneli
elz
kullanımına göre anlamı değişecek olan kısaltma.
devamını gör...
andromeda galaksisinde yer alan en gizemli nötron yıldızı
sözlükçülük hayatımda ilk defa rastladığım yazar tipi. 11 entrymi oylamış geçen gün. dedim şuna bi mesaj atıp sorayım sizi 11 de durduran ne oldu diye de mesajı attım, cevap bu yazar sizi engellediğinden dolayı mesaj atamazsınız. lol
hani mesaj atıp engelleyeni çok gördüm de bu bi ilk. şaka gibi.
sanırım dün bekledi mesaj veya mukabele etmemi, olmayınca engellemiş hüsrana uğrayıp.
hayır ben zaten entrylerimi siliyorum aklıma geldikçe 3er 3er sistem izin verdikçe bu artırıyor bi de dikkat çekmek için ilgi budalası.
neyse bunu da silerim. mesaj çekemiyoruz madem nickaltıdan okusun.
hani mesaj atıp engelleyeni çok gördüm de bu bi ilk. şaka gibi.
sanırım dün bekledi mesaj veya mukabele etmemi, olmayınca engellemiş hüsrana uğrayıp.
hayır ben zaten entrylerimi siliyorum aklıma geldikçe 3er 3er sistem izin verdikçe bu artırıyor bi de dikkat çekmek için ilgi budalası.
neyse bunu da silerim. mesaj çekemiyoruz madem nickaltıdan okusun.
devamını gör...
beyinde rasyonel diye bir bölge mi var sorusu
hadi diyelim böyle bir bölge var. iç anadolu bölgesi gibi de beynin tam ortasına yerleşmiş ve her yere teması var. peki müdür ya irrasyonel bölge ne olacak? rasyonel bir bölge var diye irrasyoneli "hiç bi ske yaramaz" diye çöpe mi atacağız?
duyguları, tutkuları , hisleri nerene sokacaksın? e eğer irrasyonel bölge varsa , o zaman rasyonel olana tüm bunlardan sıyrılıp nasıl kavuşacaksın? hadi kavuştun irrasyoneller onun bunun evladı mı?
duyguları, tutkuları , hisleri nerene sokacaksın? e eğer irrasyonel bölge varsa , o zaman rasyonel olana tüm bunlardan sıyrılıp nasıl kavuşacaksın? hadi kavuştun irrasyoneller onun bunun evladı mı?
devamını gör...
güneşimi kaybettim
devamını gör...
eğer ben pkk'yı kullansaydım erdoğan bana müdahale ederdi
şöyle bir müdahale olabilir:
devamını gör...
güneş ışığı
güneş’in çekirdeğindeki nükleer füzyon sebebiyle ortaya çıkayan elektromanyetik ışınım.
bir de o’nun gülüşü var.
bir de o’nun gülüşü var.
devamını gör...
aşure günü
anneannem enfes aşure yapardı. bütün yayla komşuları, hatta meydandaki esnaflar bile onun aşure kaynatacağı günü beklerdi. ateş yakılır, üzerine kocaman kazan yerleştirilirdi. anneannem günler öncesinden özenle hazırladığı malzemeleri tek tek kazana eklerdi.
bu kadar lezzetli olmasının sırrı ise küçük bir kesede saklıydı. keseye taze nane, merduş, reyhan ve “gül damlası” adını verdiği, bahçesinde yetiştirdiği mis kokulu bir bitkiyi koyar, ağzını bağlayıp kazanın içine bırakırdı. bir yandan da duasını okurdu.
bütün çocuklarına, “siz de evden malzeme getirin, ekleyelim; duasına da, bereketine de ortak olun,” derdi. abartmıyorum; o büyük kazan pişip de aşureler kaselere doldurulmaya başladığında, daha sıcağı üzerindeyken komşular ve esnaflar gelmeye başlardı.
“ayşa gız, bunun içine ne katıyorsun sen?” diye sormaktan onlar bıkmadı, anneannem de o küçük sırrı saklamaktan. belki de işin güzelliği buydu. paylaşmanın, birlikte üretmenin, aynı sofranın etrafında buluşmanın verdiği mutluluk…
gülüşmeler, şakalaşmalar, avlunun içini dolduran sohbetler… hepsi şimdi geçmişte kaldı.
ama o küçük sır kaybolmadı. anneannemden anneme geçti. bugün hala komşuları onun aşuresini sabırsızlıkla bekliyor. eskisi kadar kalabalık olmasa da, o kazanın içinde sadece aşure değil; hatıralar, bereket, paylaşma kültürü ve nesilden nesile aktarılan sevgi de kaynıyor.
bu kadar lezzetli olmasının sırrı ise küçük bir kesede saklıydı. keseye taze nane, merduş, reyhan ve “gül damlası” adını verdiği, bahçesinde yetiştirdiği mis kokulu bir bitkiyi koyar, ağzını bağlayıp kazanın içine bırakırdı. bir yandan da duasını okurdu.
bütün çocuklarına, “siz de evden malzeme getirin, ekleyelim; duasına da, bereketine de ortak olun,” derdi. abartmıyorum; o büyük kazan pişip de aşureler kaselere doldurulmaya başladığında, daha sıcağı üzerindeyken komşular ve esnaflar gelmeye başlardı.
“ayşa gız, bunun içine ne katıyorsun sen?” diye sormaktan onlar bıkmadı, anneannem de o küçük sırrı saklamaktan. belki de işin güzelliği buydu. paylaşmanın, birlikte üretmenin, aynı sofranın etrafında buluşmanın verdiği mutluluk…
gülüşmeler, şakalaşmalar, avlunun içini dolduran sohbetler… hepsi şimdi geçmişte kaldı.
ama o küçük sır kaybolmadı. anneannemden anneme geçti. bugün hala komşuları onun aşuresini sabırsızlıkla bekliyor. eskisi kadar kalabalık olmasa da, o kazanın içinde sadece aşure değil; hatıralar, bereket, paylaşma kültürü ve nesilden nesile aktarılan sevgi de kaynıyor.
devamını gör...
lise
herhalde artık görüştüğüm kimsenin kalmadığı üniversiteden daha fazla okuduğum dönem bu arada sınıfta falan kalmadım hem hazırlık hem de lise 4 vardı bizde genel müfredatta yokken
devamını gör...
bilincin kendini bilmesi mümkün mü sorusu
ilim ilim bilmektir
ilim kendin bilmektir
sen kendin bilmezsen
ya nice okumaktır.
ilim kendin bilmektir
sen kendin bilmezsen
ya nice okumaktır.
devamını gör...
lise
ben liseden kimseyi sevmiyorum.
sevdigim iki uc kişi var yalnızca butun lisede.
neyse. ben 13-14 yasındayken yan sınıftan bi cocuk vardı. bi gun dedi ki:
-teyzemler senin apartmanda oturuyor. ben onlara gidicem bugun. okul cıkısı sizin evin bahcesinde bulusalım mı?
-olur.
ben eve geldim servisle. giyindim. bahceye inicem. babam kapıda durdurdu:
-nereye gidiyorsun?.
-okuldan bir erkek arkadasım teyzesine gelmiş. bahcede oturucaz
-izin vermiyorum. gidemezsin.
sonra kapıyı kilitledi.
kış gunuydu. benimki dort bes saat sogukta bahcede beklemiş. kıyamam ya;)
velhası kendisi sosyal medyamda. cok tatlı bi kızla evlendi. dunyalar guzeli bi kızları var. o kadar tatlılar ki. bayılıyorum;) selam olsun. galp.
sevdigim iki uc kişi var yalnızca butun lisede.
neyse. ben 13-14 yasındayken yan sınıftan bi cocuk vardı. bi gun dedi ki:
-teyzemler senin apartmanda oturuyor. ben onlara gidicem bugun. okul cıkısı sizin evin bahcesinde bulusalım mı?
-olur.
ben eve geldim servisle. giyindim. bahceye inicem. babam kapıda durdurdu:
-nereye gidiyorsun?.
-okuldan bir erkek arkadasım teyzesine gelmiş. bahcede oturucaz
-izin vermiyorum. gidemezsin.
sonra kapıyı kilitledi.
kış gunuydu. benimki dort bes saat sogukta bahcede beklemiş. kıyamam ya;)
velhası kendisi sosyal medyamda. cok tatlı bi kızla evlendi. dunyalar guzeli bi kızları var. o kadar tatlılar ki. bayılıyorum;) selam olsun. galp.
devamını gör...
bilincin kendini bilmesi mümkün mü sorusu
kısaca öz bilinç nedir sorusu.
tamam bilinç denen bir şey var. bu biyolojik olarak beynin içinde ve bir takım dönüşümler sayesinde çok karmaşık bir biçimde meydana geliyor. ama bunu beyindeki hafif sulu et parçası ile de açıklayamıyoruz. yani şöyle; bu tür fiziki et parçalarını bir araya getirerek ya da sktir ettim vaz geçtim herhangi beynin et parçalarından , fiziki herhangi bir şeyi birbirine monte ederek bugüne kadar bilinç diye bir şey üretilemedi.
o halde soru şu bilinç nerde ve bilincin kendisi üzerine konuşabileceği öz var mı? natüralist , materyalist ya da teolojik çerçeve dışında bu sorunun cevabı var mı? ya da bunların hepsini içine alabilecek bir çerçeve mümkün mü?
tamam bilinç denen bir şey var. bu biyolojik olarak beynin içinde ve bir takım dönüşümler sayesinde çok karmaşık bir biçimde meydana geliyor. ama bunu beyindeki hafif sulu et parçası ile de açıklayamıyoruz. yani şöyle; bu tür fiziki et parçalarını bir araya getirerek ya da sktir ettim vaz geçtim herhangi beynin et parçalarından , fiziki herhangi bir şeyi birbirine monte ederek bugüne kadar bilinç diye bir şey üretilemedi.
o halde soru şu bilinç nerde ve bilincin kendisi üzerine konuşabileceği öz var mı? natüralist , materyalist ya da teolojik çerçeve dışında bu sorunun cevabı var mı? ya da bunların hepsini içine alabilecek bir çerçeve mümkün mü?
devamını gör...
aptal insanın mutlu olması
aptallık, insanların çoğunu ve hayatın genel akışını anlamayı zorlaştıran bir olgudur.
dolayısıyla aptal birisinin mutlu olması işten bile değildir.
dolayısıyla aptal birisinin mutlu olması işten bile değildir.
devamını gör...
kızı ya da oğlanı almamak
babayı aldığına delalet olabilir.
devamını gör...
türkmenistan'dan türkiye'ye göç dalgası
kol gücüyle yapılan işlerde zaten yıllardır türkmenler çalıştırılıyor. bir eşya taşıma işiniz olsun. bakın tüm işçiler türkmen mesela.
devamını gör...
mesnevi'nin ilk 18 beyti
buradan
tek bir duyma biçimi, tek bir görme, tek bir anlama ve düşünme biçimine, tamamen faşistçe ve sadistçe tüm insanlığın maruz bırakıldığı şu zamanda her insan evladının sindire sindire okuması gereken beyitler.
modern çağın dayattığı körleşmeleri biraz olsun aşmak için böyle güçlü metinlere ihtiyacı var zamane evlatlarının.
tek bir duyma biçimi, tek bir görme, tek bir anlama ve düşünme biçimine, tamamen faşistçe ve sadistçe tüm insanlığın maruz bırakıldığı şu zamanda her insan evladının sindire sindire okuması gereken beyitler.
modern çağın dayattığı körleşmeleri biraz olsun aşmak için böyle güçlü metinlere ihtiyacı var zamane evlatlarının.
devamını gör...
sayın cumhurbaşkanımızın desteği ile
eğer dünya kupasında başarılı olsaydık tüm yalakalar sözlerine sayın cumhurbaşkanımızın desteği ile başlayacaktı.
devamını gör...
türkmenistan'dan türkiye'ye göç dalgası
sözde herşey çok kolay ama o işler öyle göründüğü gibi olmuyor çünkü çalışma ve sosyal yardım bakanlığı belki de en doğrusunu yapıp rekabeti önlemek amacıyla önce kendi vatandaşını çalıştırmak zorundasın diyor.eğer aranılan vasıflarda yerli işçin yoksa yabancı çalıştırabilirsin.
ücret belirlemesini de, brüt asgari ücretin katları baz alınarak olur diyor.
işverenlerin, yabancı çalışanlara işin niteliğine göre mevzuatta öngörülen bu taban ücretlerin altında ödeme yapması halinde cezai işlem uygulanıyor.
mesela 2026 yılı itibarıyla uygulanması gereken asgari ücret katsayıları
uzmanlık ve ustalık gerektiren işler için asgari ücretin 2 katı (66.060,00 tl brüt) olarak belirlenmiş..
tabi bir de şunu yapıyor devlet.. kendi vatandaşın hasta olup gelmediğinde yada rapor aldığında 30 iş günü üzerinden gelmediği günleri eksik gün olarak kesinti yaparken, yabancı işçi de gelmese bile tam göstermek zorundasın diyor işverene..
ne garip değil mi?
ücret belirlemesini de, brüt asgari ücretin katları baz alınarak olur diyor.
işverenlerin, yabancı çalışanlara işin niteliğine göre mevzuatta öngörülen bu taban ücretlerin altında ödeme yapması halinde cezai işlem uygulanıyor.
mesela 2026 yılı itibarıyla uygulanması gereken asgari ücret katsayıları
uzmanlık ve ustalık gerektiren işler için asgari ücretin 2 katı (66.060,00 tl brüt) olarak belirlenmiş..
tabi bir de şunu yapıyor devlet.. kendi vatandaşın hasta olup gelmediğinde yada rapor aldığında 30 iş günü üzerinden gelmediği günleri eksik gün olarak kesinti yaparken, yabancı işçi de gelmese bile tam göstermek zorundasın diyor işverene..
ne garip değil mi?
devamını gör...
ilginç bilgiler
-) resmi olarak almanca dilindeki en uzun kelime " kraftfahrzeughaftpflichtsversicherung" dur, almanca sözlüklerdeki en uzun kelime budur. gayriresmi olarak başka kelimeler de üretmek mümkündür ancak onlar resmen tanınmaz.
kelimenin türkçesi --> motorlu araçlar mecburi trafik sigortası.
kelimenin türkçesi --> motorlu araçlar mecburi trafik sigortası.
devamını gör...
biliyorum
21. yüzyıl'ın en saçma kelimelerinden biri.
aga bildiğimiz bir şey yok aslında. çoğu avam, bi defa gördüğü şeyi bildiği şey zannediyor. bu tamamen osuruktan tayyare bi defa. bir şeyi bilmek nedir? o şeyi nasıl bilebilirim? hangi yöntemle bilebilirim? neyi bilebilirim? kim bilebilir? ben mi bilirim? ben bilirsem peki bu ben'in mahiyeti nedir? bilgi nedir? bu bildiğim şeyle nesneler arasındaki ilişki nedir?
bilen bir ben var, bilgi var ve o bilginin nasıl bilindiği var.
akıl, kavramlar, sistemler, ekoller bilme biçimimizi etkiliyor mu? bu yöntemler olgu ve olaylara nasıl baktığımızı etkiliyor mu?
peki en fazla neyi bilebilirsin? doğa, insan, tanrı, tarih, kültür, şehir, insan, bitki, makine v.s. peki biz bunları nasıl biliyoruz?
mesela sırf dünyayı bilmek için bile dünya kadar açıklama modeli var. bir açıklama modeli oluşturup ya da ne bileyim gözlemleyerek, eleştirerek, sorgulayarak, aklı da yöntem içine katarak bildiğimizi iddia ediyoruz.
peki bu duyu verileri ile elde ettiğimiz şeyin garantörü ne? baktığımızda görüp kavramsallaştırdığımız şey ve üzerine bir anlam inşa ettiğimiz şeyin ve adına kesin dediğimiz şeyin kesinlik kriteri ne?
gördüğün ve üzerine konuştuğun şeyi gerçekten biliyor musun? kullandığın alet edavatlar çerçevesinde görme derinliğin artıyor ama yarın daha başka bir dil oluşmayacağının garantisi nerede?
aga bildiğimiz bir şey yok aslında. çoğu avam, bi defa gördüğü şeyi bildiği şey zannediyor. bu tamamen osuruktan tayyare bi defa. bir şeyi bilmek nedir? o şeyi nasıl bilebilirim? hangi yöntemle bilebilirim? neyi bilebilirim? kim bilebilir? ben mi bilirim? ben bilirsem peki bu ben'in mahiyeti nedir? bilgi nedir? bu bildiğim şeyle nesneler arasındaki ilişki nedir?
bilen bir ben var, bilgi var ve o bilginin nasıl bilindiği var.
akıl, kavramlar, sistemler, ekoller bilme biçimimizi etkiliyor mu? bu yöntemler olgu ve olaylara nasıl baktığımızı etkiliyor mu?
peki en fazla neyi bilebilirsin? doğa, insan, tanrı, tarih, kültür, şehir, insan, bitki, makine v.s. peki biz bunları nasıl biliyoruz?
mesela sırf dünyayı bilmek için bile dünya kadar açıklama modeli var. bir açıklama modeli oluşturup ya da ne bileyim gözlemleyerek, eleştirerek, sorgulayarak, aklı da yöntem içine katarak bildiğimizi iddia ediyoruz.
peki bu duyu verileri ile elde ettiğimiz şeyin garantörü ne? baktığımızda görüp kavramsallaştırdığımız şey ve üzerine bir anlam inşa ettiğimiz şeyin ve adına kesin dediğimiz şeyin kesinlik kriteri ne?
gördüğün ve üzerine konuştuğun şeyi gerçekten biliyor musun? kullandığın alet edavatlar çerçevesinde görme derinliğin artıyor ama yarın daha başka bir dil oluşmayacağının garantisi nerede?
devamını gör...
