zaman tüneli
“are you ıran”
kendi başına toplanmak marifet değil ki.
marifet nato dışı ülkelerle buluşmak.
marifet nato dışı ülkelerle buluşmak.
devamını gör...
“are you ıran”
e ne var ki anlaşılıyor işte
devamını gör...
sergei prokofiev
montaguelerle kapuletlere hastayımdir. 1 piyano eserini de çok seviyorum ama adı yok şu an bende.
devamını gör...
salat namaz değildir
(bkz: salad bar)
devamını gör...
denizde yüzmek vs havuzda yüzmek
ikisi de soğuk. en güzeli havuz kenarında gölgede rüzgarda bira yudumlamak.
devamını gör...
insanoglunun besin zincirinin tepesinde olmadigi teorisi
bir komplo teorisidir.
her yıl binlerce kişi geleneksel açıklamalara uymayan koşullar altında kaybolur; bazıları güpegündüz, bazıları ise geride yalnızca tuhaf ipuçları bırakarak. bazıları kaza veya suç faaliyetiyle açıklanabilir; ancak belirli vakalarda mantıksal açıklamanın çöktüğü bir örüntü ortaya çıkar.
raporlar, kayıp kişilerin bazen tanıkların gözü önünde birkaç saniye içinde ortadan kaybolduğunu, daha sonra kilometrelerce uzakta ve ne olduğuna dair hiçbir hatıra olmadan yeniden ortaya çıktığını anlatır. bazıları ise asla bulunamaz; geride takip edilemeyen ayak izleri, arızalanmış elektronik cihazlar veya hiçbir anlam ifade etmeyen şekilde bırakılmış kıyafetler kalır. missing 411 serisi, özellikle yüzyıllardır garip olguların bildirildiği millî parklar gibi uzak bölgelerdeki ürpertici kaybolma kümelerini belgelemiştir.
bu vakalar, ufo karşılaşmalarında ve sızma teorilerinde anlatılan aynı gizli zekâlarla bağlantılı olabilir mi? eğer bazı insan dışı varlıklar, bazı iddialarda belirtildiği gibi dünya’nın ekosistemlerine ve altyapısına çoktan yerleşmişse, bireylerin sessizce ortadan kaldırılması da onların gündeminin başka bir yönü olabilir.
gelişmiş bir türün kendisini aldatma yoluyla gizlemesi teması, 2002de crabwooddaki ekin tarlasina cizilmis uyarıları da çağrıştırır. bu ekinlerde, bir grey uzaylısına benzeyen bir görüntü ve kodlanmış ikili bir mesaj yer alır. mesaj ürpertici şekilde şunu söyler: “sahte hediyeler getirenlerden ve bozuk vaatlerinden sakının. çok acı var ama hâlâ zaman var.” bu aktarım kelime anlamıyla alınırsa, insanlığı ilerleme vaat eden fakat gizli amaçlarla hareket eden aldatıcı varlıklara karşı uyaran dışsal bir zekâya işaret eder.
gelişmiş, insan dışı bir tür çoktan insan kurumlarına sızmışsa; normal görünüm perdesinin arkasında, insan aklının kavrayamayacağı bir gündemle faaliyet gösteriyorsa dünya nasıl tepki verirdi? insanlığın baskın tür değil de av olduğu fikri, hükümetler icin varoluşsal bir korkudur. dünya dışı varlıkların varlığını açıklamak bir şeydir; onların zaten burada, aramızda yaşıyor olabileceğini ve daha kötüsü, bizim onların besin kaynağı olduğumuzu açıklamak bambaşka bir şeydir. v filmi, bu kâbus senaryosunu onlarca yıl önce sundu ve mirası yalnızca kurgu olarak değil, bir uyarı olarak da yaşamaya devam ediyor.
her yıl binlerce kişi geleneksel açıklamalara uymayan koşullar altında kaybolur; bazıları güpegündüz, bazıları ise geride yalnızca tuhaf ipuçları bırakarak. bazıları kaza veya suç faaliyetiyle açıklanabilir; ancak belirli vakalarda mantıksal açıklamanın çöktüğü bir örüntü ortaya çıkar.
raporlar, kayıp kişilerin bazen tanıkların gözü önünde birkaç saniye içinde ortadan kaybolduğunu, daha sonra kilometrelerce uzakta ve ne olduğuna dair hiçbir hatıra olmadan yeniden ortaya çıktığını anlatır. bazıları ise asla bulunamaz; geride takip edilemeyen ayak izleri, arızalanmış elektronik cihazlar veya hiçbir anlam ifade etmeyen şekilde bırakılmış kıyafetler kalır. missing 411 serisi, özellikle yüzyıllardır garip olguların bildirildiği millî parklar gibi uzak bölgelerdeki ürpertici kaybolma kümelerini belgelemiştir.
bu vakalar, ufo karşılaşmalarında ve sızma teorilerinde anlatılan aynı gizli zekâlarla bağlantılı olabilir mi? eğer bazı insan dışı varlıklar, bazı iddialarda belirtildiği gibi dünya’nın ekosistemlerine ve altyapısına çoktan yerleşmişse, bireylerin sessizce ortadan kaldırılması da onların gündeminin başka bir yönü olabilir.
gelişmiş bir türün kendisini aldatma yoluyla gizlemesi teması, 2002de crabwooddaki ekin tarlasina cizilmis uyarıları da çağrıştırır. bu ekinlerde, bir grey uzaylısına benzeyen bir görüntü ve kodlanmış ikili bir mesaj yer alır. mesaj ürpertici şekilde şunu söyler: “sahte hediyeler getirenlerden ve bozuk vaatlerinden sakının. çok acı var ama hâlâ zaman var.” bu aktarım kelime anlamıyla alınırsa, insanlığı ilerleme vaat eden fakat gizli amaçlarla hareket eden aldatıcı varlıklara karşı uyaran dışsal bir zekâya işaret eder.
gelişmiş, insan dışı bir tür çoktan insan kurumlarına sızmışsa; normal görünüm perdesinin arkasında, insan aklının kavrayamayacağı bir gündemle faaliyet gösteriyorsa dünya nasıl tepki verirdi? insanlığın baskın tür değil de av olduğu fikri, hükümetler icin varoluşsal bir korkudur. dünya dışı varlıkların varlığını açıklamak bir şeydir; onların zaten burada, aramızda yaşıyor olabileceğini ve daha kötüsü, bizim onların besin kaynağı olduğumuzu açıklamak bambaşka bir şeydir. v filmi, bu kâbus senaryosunu onlarca yıl önce sundu ve mirası yalnızca kurgu olarak değil, bir uyarı olarak da yaşamaya devam ediyor.
devamını gör...
salat namaz değildir
aynı namasteci iddialar tekrarlanarak çürütülemeyecek gerçek. maide 6-7 ve nisa 102'de ayet öğrenildiğini ortaya koyduktan sonra namaz iddiası çöker.
allah bize salat ederek ayetlerini indirdi
resul, salat vakitlerinde ayetleri öğreterek o salatı ayakta tuttu.
rekat zaten yok. rekatlara kadar çok anlamlılık dümeni çekerek sadece kur'an taklidiyle namastenin "varlığından" şüphe etmemeniz sağlanıyor. secde, kıble vb kur'an'dan öğrenildiğinde bir ritüel olmadığı es-salatın tamamen ayetlerin yayılması, öğrenilmesi ve takibiyle ilgili olduğu anlaşılacaktır.
allah bize salat ederek ayetlerini indirdi
resul, salat vakitlerinde ayetleri öğreterek o salatı ayakta tuttu.
rekat zaten yok. rekatlara kadar çok anlamlılık dümeni çekerek sadece kur'an taklidiyle namastenin "varlığından" şüphe etmemeniz sağlanıyor. secde, kıble vb kur'an'dan öğrenildiğinde bir ritüel olmadığı es-salatın tamamen ayetlerin yayılması, öğrenilmesi ve takibiyle ilgili olduğu anlaşılacaktır.
devamını gör...
denizde yüzmek vs havuzda yüzmek
deniz var, deniz var...türkiye'de yaşayan kişi deniz deyince ege denizini anlıyordur. türkiye'de yüzülebilecek deniz...ege denizi. akdeniz, karadeniz çok kere hiç de tekin denizler değildirler. yüksek dalgalar çok görülür.
ben işim gereği portekiz ' e, fransa' ya çok gittim. oralarda atlantik denilen "şeyi" gördüm...atlantik karşısında akdeniz bile " su birikintisi" gibi oluyo...yazın bile, çok nadiren sakin olduğu görülüyor. oralardaki denize sıfır evlerin bile havuzları var.
havuza, her zaman girebilirsin.
ben işim gereği portekiz ' e, fransa' ya çok gittim. oralarda atlantik denilen "şeyi" gördüm...atlantik karşısında akdeniz bile " su birikintisi" gibi oluyo...yazın bile, çok nadiren sakin olduğu görülüyor. oralardaki denize sıfır evlerin bile havuzları var.
havuza, her zaman girebilirsin.
devamını gör...
salat namaz değildir
tekrar belirtelim, namazın tüm ayrıntısı kuran'da var. tıpkı diğer tüm ibadetlerin de olduğu gibi:
www.kurandakidin.com/2011/1...
www.kurandakidin.com/2011/1...
devamını gör...
oğuz
kuranda geçen euzu dan dolayı oğuz isminin koyulabileceğine değil inanmak, ihtimal vermek dahi başlı başına bir ezik türk komedisidir. adeta bir sümela nın şifresi. keziban yada kezban ismini ise insanlar kuran da bulmadı, o yalanı kim attıysa ismi yok ettiler. o da farsça.
belki de aşağılamaya çalıştığın halkın o kadar da cahil değildir, sen halkını tanımayacak kadar cahil olabilirsin.
belki de aşağılamaya çalıştığın halkın o kadar da cahil değildir, sen halkını tanımayacak kadar cahil olabilirsin.
devamını gör...
sergei prokofiev
büyük rus bestecisidir. modern çağ senfoni bestecilerindendir. oturup ciddi ciddi incelenmesi gereken 7 senfoni yazmıştır.
çalınması çok güç piyano eserleri arasında 5 adet piyano konçertosu mevcuttur. bunların her biri birbirlerinden kazıktır. eğer günün birinde bi konser ilanında bir kimsenin bir prokofiev piyano konçertosu çalacağını okursanız o konsere mutlaka gidin. ıyi ya da kötü çalması bir yana, o konçertolardan birini çalmaya "kalkışmak" bile büyük bir cesarettir.
çalınması çok güç piyano eserleri arasında 5 adet piyano konçertosu mevcuttur. bunların her biri birbirlerinden kazıktır. eğer günün birinde bi konser ilanında bir kimsenin bir prokofiev piyano konçertosu çalacağını okursanız o konsere mutlaka gidin. ıyi ya da kötü çalması bir yana, o konçertolardan birini çalmaya "kalkışmak" bile büyük bir cesarettir.
devamını gör...
“are you ıran”
reis etkilendi. reis flört etmek istedi ama basaramadi ingilizcesi yetmedi sanirim
(bkz: are you disco)
(bkz: are you disco)
devamını gör...
oğuz
sözcüğün kökü oktur arkadaşlar.
eski türklerde hakan kurultayda savaşa karar verdiği zaman tüm obalara asker göndermesi için ulak yollardı. beyler de kendi aralarında istişaresini edip savaşa yollayacağı asker kadar ok gönderirdi. buna okuntu denirdi. bugün bile anadolu’da ve doğuda türkmen kültürünün hüküm sürdüğü yerlerde düğün davetiyeleri köyde bu şekilde dağıtılıyor.
başta da söylediğim gibi sözcüğün kökü ok, devamındaki -uz ise müştereken hem 1. çoğul şahıs iyelik eki hem de çift varlıklara getirlen -z çoğul eki. evet eski türkçede -z eki var ve çift varlıklara geliyor. vücutta göz, diz gibi 2 tane bulunan organlar bu eki almış. hatta ikiz derken bile bunun örneğini görüyoruz. evet eski türklerden günümüze miras askeri bir alışkanlık var, tüm hat düzenlerimiz ikişerli şekilde ve herkesin bir badisi var. kadim türk devlet geleneğindeki çift başlı kartal* devlet yönetimini bile doğu ve batı olarak ikiye ayırıyordu. bugün dahi en yakın arkadaşımıza kanka deriz.
burada ayrıca bir ad aktarması da var. şöyle düşünün ordu muhtemelen 30.000 askeriz 50.000 askeriz diye değil, 30.000 okuz 50.000 okuz gibi söyleniyordu. tabi bu günümüz türkçesiyle böyle. muhtemelen o çağlarda ohğuz gibi söyleniyordu. çünkü ok eski türk savaşçısının temel silahıydı. yani oğuz aslında belli bir türk boyu değil bir savaş meydanındaki farklı yerlerden gelen ancak türkçe konuşan tüm herkesi kapsıyordu.
bu nedenle oğuz bir boy adı değil, doğuda çin sınırından batıda avrupa’nın içine kadar uzanan bütün türk milletinin ortak adıdır.
eski türklerde hakan kurultayda savaşa karar verdiği zaman tüm obalara asker göndermesi için ulak yollardı. beyler de kendi aralarında istişaresini edip savaşa yollayacağı asker kadar ok gönderirdi. buna okuntu denirdi. bugün bile anadolu’da ve doğuda türkmen kültürünün hüküm sürdüğü yerlerde düğün davetiyeleri köyde bu şekilde dağıtılıyor.
başta da söylediğim gibi sözcüğün kökü ok, devamındaki -uz ise müştereken hem 1. çoğul şahıs iyelik eki hem de çift varlıklara getirlen -z çoğul eki. evet eski türkçede -z eki var ve çift varlıklara geliyor. vücutta göz, diz gibi 2 tane bulunan organlar bu eki almış. hatta ikiz derken bile bunun örneğini görüyoruz. evet eski türklerden günümüze miras askeri bir alışkanlık var, tüm hat düzenlerimiz ikişerli şekilde ve herkesin bir badisi var. kadim türk devlet geleneğindeki çift başlı kartal* devlet yönetimini bile doğu ve batı olarak ikiye ayırıyordu. bugün dahi en yakın arkadaşımıza kanka deriz.
burada ayrıca bir ad aktarması da var. şöyle düşünün ordu muhtemelen 30.000 askeriz 50.000 askeriz diye değil, 30.000 okuz 50.000 okuz gibi söyleniyordu. tabi bu günümüz türkçesiyle böyle. muhtemelen o çağlarda ohğuz gibi söyleniyordu. çünkü ok eski türk savaşçısının temel silahıydı. yani oğuz aslında belli bir türk boyu değil bir savaş meydanındaki farklı yerlerden gelen ancak türkçe konuşan tüm herkesi kapsıyordu.
bu nedenle oğuz bir boy adı değil, doğuda çin sınırından batıda avrupa’nın içine kadar uzanan bütün türk milletinin ortak adıdır.
devamını gör...
salat namaz değildir
#4017161
günümüzde kılınan namazın kuran'da tüm detayları yoktur ki zaten yukarıdaki yorumdaki bağlantıda da "kuran'da her detay vardır" dedikten sonra her paragrafta "hadiste vardır" diye eklemeler yapılmıştır. hadislerin çıkışı ise emevi devleti dönemine denk gelmektedir. emevi devleti, muhammed'in tüm torunlarını öldürerek iktidara gelmiş bir hanedandır ve hadis yazımını, muhammed'i görme imkanı olmamış, ondan en erken 100 yıl sonra yaşamış kişilerden istemiştir.
sünnilerin en favori hadis yazarı olan buhari'nin frenleri patlayınca, kuran'ın bazı ayetlerini keçinin yediğini ve bu yüzden de kuran'ın aslında eksik olduğunu iddia eden hadis bile yazmıştır ama sünniler o hasisi ciddiye almazlar.
şiilerin sahih hadisleri ile sünnilerin sahih hadisleri farkılıdır ve yanlış hatırlamıyorsam, her tarikatin, mezhebin kendine ve dönemine göre yazdığı hadislerin sayısı 3 milyonun üzerindedir. hadislerin en önemli özelliği ki asıl çıkış nedeni de budur; iktidarı, şeyhi, şıhı her zaman haklı çıkarmaktır.
özetle; kuran'da "tek doğru yol gösterici benim" ve "biz sana her şeyi kitapta eksiksiz olarak anlattık" sözleri yer almazdı. bu sözlere rağmen hadisleri dikkate alan adamın müslümanlığı, en fazla benimki kadar geçerlidir.
günümüzde kılınan namazın kuran'da tüm detayları yoktur ki zaten yukarıdaki yorumdaki bağlantıda da "kuran'da her detay vardır" dedikten sonra her paragrafta "hadiste vardır" diye eklemeler yapılmıştır. hadislerin çıkışı ise emevi devleti dönemine denk gelmektedir. emevi devleti, muhammed'in tüm torunlarını öldürerek iktidara gelmiş bir hanedandır ve hadis yazımını, muhammed'i görme imkanı olmamış, ondan en erken 100 yıl sonra yaşamış kişilerden istemiştir.
sünnilerin en favori hadis yazarı olan buhari'nin frenleri patlayınca, kuran'ın bazı ayetlerini keçinin yediğini ve bu yüzden de kuran'ın aslında eksik olduğunu iddia eden hadis bile yazmıştır ama sünniler o hasisi ciddiye almazlar.
şiilerin sahih hadisleri ile sünnilerin sahih hadisleri farkılıdır ve yanlış hatırlamıyorsam, her tarikatin, mezhebin kendine ve dönemine göre yazdığı hadislerin sayısı 3 milyonun üzerindedir. hadislerin en önemli özelliği ki asıl çıkış nedeni de budur; iktidarı, şeyhi, şıhı her zaman haklı çıkarmaktır.
özetle; kuran'da "tek doğru yol gösterici benim" ve "biz sana her şeyi kitapta eksiksiz olarak anlattık" sözleri yer almazdı. bu sözlere rağmen hadisleri dikkate alan adamın müslümanlığı, en fazla benimki kadar geçerlidir.
devamını gör...
“are you ıran”
are you cola, millet gülsün diye yapılmış bir espriydi. diğeri ise uluslararası platformda dünyanın her yerinden gelmiş gazetecilerin olduğu bir ortamda, gerçek bir devlet başkanı tarafından söylendi.
yani biri şaka, diğeri gerçek.
ama bana ne, ben zaten almanya'dayım, popomu kurtarmışım, türkler çok memnunlar ki 25 senedir kendilerini ona temsil ettiriyorlar.
ne diyelim ----> allah mesut etsin !!;;))
yani biri şaka, diğeri gerçek.
ama bana ne, ben zaten almanya'dayım, popomu kurtarmışım, türkler çok memnunlar ki 25 senedir kendilerini ona temsil ettiriyorlar.
ne diyelim ----> allah mesut etsin !!;;))
devamını gör...
salat namaz değildir
namaz kelimesi hintçe'den türetildi diye biliyorum. "namaste" sözcüğünden.
devamını gör...
dış güçlerin hepsi ankarada
#4017145
karlofça 1699 , orada boyun eğdin sen , 100 yıl ney şekerim?!...osmanlı, milletine ihanet edip 270 yıl matbaayı getirmedi, milleti uyanmasın diye.
100 yıl önce bi kısmı uyandı. ama uyanmamakta direnenler hala uyuyo.
karlofça 1699 , orada boyun eğdin sen , 100 yıl ney şekerim?!...osmanlı, milletine ihanet edip 270 yıl matbaayı getirmedi, milleti uyanmasın diye.
100 yıl önce bi kısmı uyandı. ama uyanmamakta direnenler hala uyuyo.
devamını gör...


