zaman tüneli
sivrisineğe karnını doyursun diye müsaade etmek
bu fikir beni nedense çok rahatsız ediyor.
her ne kadar önemsenmese de, sinekler ciddi mikrop taşıyıcılardır. kan emmek için derinizin altına girdiklerinde, kendilerindeki mikrobu size geçirebilirler. evet, karasinekler veya sivrisinekler salmonella (mide mikrobu), e. coli, kan zehirlenmesi yapan bakteriler ile sıtma ve sarıhumma gibi ciddi hastalıklara neden olan virüs ve parazitleri insanlara geçirebilirler. ayrıca kan emiyor oldukları gerçeğini kabul edemiyorum. kendileri mini, mikrobik vampirler olarak hayat sürüyorlar. bu yüzden tür olarak sineklere genelde tahammül edemiyorum. beni ısırmalarına izin verme gibi huyum da yoktur. anatomik olarak sürecin nasıl yürüdüğünü bildiğim için, bir sineğin etrafımda gezmesinden dahi rahatsız olurum.
final cümlesi: kendimi herhangi bir öğünde tabağa konan yemek gibi sunmuyorum.
her ne kadar önemsenmese de, sinekler ciddi mikrop taşıyıcılardır. kan emmek için derinizin altına girdiklerinde, kendilerindeki mikrobu size geçirebilirler. evet, karasinekler veya sivrisinekler salmonella (mide mikrobu), e. coli, kan zehirlenmesi yapan bakteriler ile sıtma ve sarıhumma gibi ciddi hastalıklara neden olan virüs ve parazitleri insanlara geçirebilirler. ayrıca kan emiyor oldukları gerçeğini kabul edemiyorum. kendileri mini, mikrobik vampirler olarak hayat sürüyorlar. bu yüzden tür olarak sineklere genelde tahammül edemiyorum. beni ısırmalarına izin verme gibi huyum da yoktur. anatomik olarak sürecin nasıl yürüdüğünü bildiğim için, bir sineğin etrafımda gezmesinden dahi rahatsız olurum.
final cümlesi: kendimi herhangi bir öğünde tabağa konan yemek gibi sunmuyorum.
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
aileniz size bir takım şeyler sormaya başladığında ya da aile ile alakalı bir takım hassas görevler ister istemez üzerinize kaldığında, artık yetişkin bir insan olduğunuzu anlıyorsunuz.
türk aile sisteminde çocuk her zaman fikri olarak yok sayılır. çocugun sorumluluk algısının oturtulmasına değer verilse de, bu sorumluluklar sadece çocuğun kendi hayatını kapsayan, minimal düzeyde prensipleri veya değerleri kapsar. misal: ödevlerini zamanında yapmak, derslerine ve sınavlarına sıkı çalışmak, oyun oynamayı limitlendirebilmek, haylaz olmamak vb gibi.
yani cocuga sorumluluk verilse de, bu çocugu tamamen insani anlamda geliştirecek düzeyde olmaz. aslında çocugun yaşının üzerinde gelişebilmesini sağlayacak sorumluluklar ebeveynler tarafından çocuga asla verilmez. örnek vermek gerekirse: bir cocuk gitmek istediği okulu seçemez. bu konuda fikir beyan etse de, ailesi ciddiye almaz. sonunda yine ebeveynin dediği olur. cocugun şahit olduğu herhangi bir olay ciddiye alınmaz. çocuk sayısız kez hakkında konuşsa da, o durum kulak arkası edilir ( cünkü cocuktur ve cocuga güven olmaz diye düşünülür ki en büyük yanılgı burada başlar). cocugun aile içi bir konuda veya herhangi bir hususta verdiği öneri kabul edilmez( cocuk bir birey olarak görülmediği için dikkate alınmaz).
fakat... avrupa ve amerika'nın cocuk yetiştirme sistemine baktığınız zaman ise tam tersini görüyorsunuz. çocuklar en başından birey olarak konumlandırılıyorlar. küçük yaşlarda fikirlerinin ve aile içerisindeki varlıklarının önemli olduğu hususu aşılanıyor ve çocuklar ne istediklerini bilen, özgüveni tam insanlar olarak büyüyorlar. 16-17 yasında araba kullanıp, lisede okurken başka işlerde part time çalışıp, istedikleri üniversiteleri kazanıp bir de üstüne üniversite okurken evlenebiliyorlar. amerika'da sayısız 18-20'li yaşlarda olan bireylerin çocukları var..
sorumluluk algısına bakar mısınız? iyi bir üniversitede okumak? bir eve bakmak, aile kurmak ve baba/ anne olmak?
kısaca: türkiyede bir insanın 25'den sonra ancak yapabildiği her şeyi bizden çok çok önce yapmaya başlıyorlar. bu yetiştiriliş farkıdır. doğal olarakta bu insanlarla dünya görüşümüz ve entelektüel kapasitemiz bir olmuyor. onların 35 yaşındaki bireyleri, kafa olarak bizdeki 60-70'lere denk oluyor. bu yüzden kaybediyoruz.
işin özü: en başından beri yetişen bir birey olduğumuzun hissettirilmesi gerekiyordu. gerçekten koca koca insanlar olduğumuzda değil.
türk aile sisteminde çocuk her zaman fikri olarak yok sayılır. çocugun sorumluluk algısının oturtulmasına değer verilse de, bu sorumluluklar sadece çocuğun kendi hayatını kapsayan, minimal düzeyde prensipleri veya değerleri kapsar. misal: ödevlerini zamanında yapmak, derslerine ve sınavlarına sıkı çalışmak, oyun oynamayı limitlendirebilmek, haylaz olmamak vb gibi.
yani cocuga sorumluluk verilse de, bu çocugu tamamen insani anlamda geliştirecek düzeyde olmaz. aslında çocugun yaşının üzerinde gelişebilmesini sağlayacak sorumluluklar ebeveynler tarafından çocuga asla verilmez. örnek vermek gerekirse: bir cocuk gitmek istediği okulu seçemez. bu konuda fikir beyan etse de, ailesi ciddiye almaz. sonunda yine ebeveynin dediği olur. cocugun şahit olduğu herhangi bir olay ciddiye alınmaz. çocuk sayısız kez hakkında konuşsa da, o durum kulak arkası edilir ( cünkü cocuktur ve cocuga güven olmaz diye düşünülür ki en büyük yanılgı burada başlar). cocugun aile içi bir konuda veya herhangi bir hususta verdiği öneri kabul edilmez( cocuk bir birey olarak görülmediği için dikkate alınmaz).
fakat... avrupa ve amerika'nın cocuk yetiştirme sistemine baktığınız zaman ise tam tersini görüyorsunuz. çocuklar en başından birey olarak konumlandırılıyorlar. küçük yaşlarda fikirlerinin ve aile içerisindeki varlıklarının önemli olduğu hususu aşılanıyor ve çocuklar ne istediklerini bilen, özgüveni tam insanlar olarak büyüyorlar. 16-17 yasında araba kullanıp, lisede okurken başka işlerde part time çalışıp, istedikleri üniversiteleri kazanıp bir de üstüne üniversite okurken evlenebiliyorlar. amerika'da sayısız 18-20'li yaşlarda olan bireylerin çocukları var..
sorumluluk algısına bakar mısınız? iyi bir üniversitede okumak? bir eve bakmak, aile kurmak ve baba/ anne olmak?
kısaca: türkiyede bir insanın 25'den sonra ancak yapabildiği her şeyi bizden çok çok önce yapmaya başlıyorlar. bu yetiştiriliş farkıdır. doğal olarakta bu insanlarla dünya görüşümüz ve entelektüel kapasitemiz bir olmuyor. onların 35 yaşındaki bireyleri, kafa olarak bizdeki 60-70'lere denk oluyor. bu yüzden kaybediyoruz.
işin özü: en başından beri yetişen bir birey olduğumuzun hissettirilmesi gerekiyordu. gerçekten koca koca insanlar olduğumuzda değil.
devamını gör...
vay be (geri dönmek)
tuğla gibi veda entrysi yazmadığın için gidişin kimsenin umurunda olmamış
ustalarından ders al biraz fmfm
ustalarından ders al biraz fmfm
devamını gör...
eymen
sonradan görme müteahhit bebesi adı
herhangi bir espressolabde görebilirsiniz
herhangi bir espressolabde görebilirsiniz
devamını gör...
tonlamaya göre anlamı değişen kelimeler
hayırdır
devamını gör...
tonlamaya göre anlamı değişen kelimeler
canım.
devamını gör...
make normal sözlük great again
eylülü bekleyin size büyük sürprizlerim var
devamını gör...
eymen
gerçekten çok itici bir isimmiş gibi geliyor bana.
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
öpücükle veya ağlayınca istediğini elde edemiyorsun.
devamını gör...
hadi konuşalım
tg var mı
devamını gör...
kan
kan, sadece damarda akan sıvıyı ifade etmez. aynı zamanda türkçede "baba" anlamına gelir.
türk teŋrisi türk ıduk yiri subı ança itmiş türk bodun yok bolmazun tiyin bodun bolçun tiyin kaŋım ilteriş kaganıg ögüm ilbilge katunıg teŋri töpüsinde tutup yügerü kötürmiş.
(türk tanrısı, türk yer ve su ruhları türk milleti yok olmasın diye, millet olsunlar diye; babam ilteriş kağanı ve annem ilbilge hatunu tanrı tepelerinden tutup yukarı kaldırmış.)
ögüm: annem.
kanım: babam.
türk teŋrisi türk ıduk yiri subı ança itmiş türk bodun yok bolmazun tiyin bodun bolçun tiyin kaŋım ilteriş kaganıg ögüm ilbilge katunıg teŋri töpüsinde tutup yügerü kötürmiş.
(türk tanrısı, türk yer ve su ruhları türk milleti yok olmasın diye, millet olsunlar diye; babam ilteriş kağanı ve annem ilbilge hatunu tanrı tepelerinden tutup yukarı kaldırmış.)
ögüm: annem.
kanım: babam.
devamını gör...
geceye bir şarkı ada
devamını gör...
fark etmek
yalnızca bakan gözlerin görmeye başladığı andır,fark etmek
yalnızca duyan kulakların işittiği andır,fark etmek
yalnızca nefes alan bir burunun o kokuyu hissetmesidir,fark etmek
yalnızca temas eden bir bedenin,kendini ve etrafını hissedebilmesidir,fark etmek
yalnızca yemek yiyen bir insanın dilinde o tadı hissetmesidir,fark etmek
ve yine fark etmek yalnız duyu değil aynı zamanda hissetmek işidir
yalnızca duyan kulakların işittiği andır,fark etmek
yalnızca nefes alan bir burunun o kokuyu hissetmesidir,fark etmek
yalnızca temas eden bir bedenin,kendini ve etrafını hissedebilmesidir,fark etmek
yalnızca yemek yiyen bir insanın dilinde o tadı hissetmesidir,fark etmek
ve yine fark etmek yalnız duyu değil aynı zamanda hissetmek işidir
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
bugün bir devlet görevlisi kartını uzatıp, çocuklarınızla birlikte misafirliğe bekleriz dedi.....
insan bazen bazı şeyleri açıklama ve dile getirmekten aciz mi kalır yoksa utanır mı? veya kendi yaşam seçimleri başkasının hor görüşünden mi saklar?
bence insan, cevabını yutkunduğu soruları sindirirken büyüdüğünü fark eder ve anlar.
insan bazen bazı şeyleri açıklama ve dile getirmekten aciz mi kalır yoksa utanır mı? veya kendi yaşam seçimleri başkasının hor görüşünden mi saklar?
bence insan, cevabını yutkunduğu soruları sindirirken büyüdüğünü fark eder ve anlar.
devamını gör...
ög
devamını gör...
tonyukuk yazıtı
orhun yazıtları'nın bir parçasıdır. alıntıladığım bu kısımda, hıyanetin ilahi cezası anlatılır.
türk boyları bir zamanlar çin'e bağlıydı. çin'den ayrıldılar, başlarına bir kağan geçti, ama kağanı koyup (ihanet edip) çin'e yine döndüler.
tanrı gerçekten demiş ki:
"baş verdim, başını koyup döndün."
döndükleri için tanrı öldürmüş gerçek. türk boyları öldü, eridi, yok oldu. onlardan sadece 700 tane kaldı.
türk boyları bir zamanlar çin'e bağlıydı. çin'den ayrıldılar, başlarına bir kağan geçti, ama kağanı koyup (ihanet edip) çin'e yine döndüler.
tanrı gerçekten demiş ki:
"baş verdim, başını koyup döndün."
döndükleri için tanrı öldürmüş gerçek. türk boyları öldü, eridi, yok oldu. onlardan sadece 700 tane kaldı.
devamını gör...
eymen
bunu duyana kadar hayatımda bir isimden nefret edeceğimi düşünmezdim. yeni jenerasyon varoş isimlerinden. daha sahibini görmeden tokatlama isteği geliyor insanın.
sokaktan geçerken "eymeeen" diye seslenen kadınları duyduğumda istemsiz küfrediyorum.
bu eymenler henüz küçükler. büyüyecek ve bizlere ızdırap olacaklar.
bunun kız versiyonu ecrin ve esila ise daha çok arazlı gibi göfünen isimler olmasıyla beraber eymen kadar kötülük barındırmıyorlar doğasında.
sokaktan geçerken "eymeeen" diye seslenen kadınları duyduğumda istemsiz küfrediyorum.
bu eymenler henüz küçükler. büyüyecek ve bizlere ızdırap olacaklar.
bunun kız versiyonu ecrin ve esila ise daha çok arazlı gibi göfünen isimler olmasıyla beraber eymen kadar kötülük barındırmıyorlar doğasında.
devamını gör...
ispanya vs arjantin
nazi serpilmiş müstemlekeden doğmayla atası. "ben sana kaymakam olamazsın demedim, adam olamazsın dedim" karşılaşması. baba mı kazanacak oğul mu?
devamını gör...
geri dönmek
#4019116 gerçekten de yalnızca geri dönmekle alakalı bir başlık yokmuş,ee olsun madem.
geri dönmek,daha önce bulunduğun bir yere yeniden gitmek
geri dönmek,daha önce bulunduğun bir yere yeniden gitmek
devamını gör...