zaman tüneli
alttaki yazara bir şarkı bırak
devamını gör...
özgür özel'in tutuklanması
hiç zannetmiyorum, zira özgür sarayın adamı.
devamını gör...
alttaki yazara bir şarkı bırak
devamını gör...
35 yaşına geleceğini hayal edememek
gerçekten nasıl olacak acaba o yaşa geldiğimde neler yapmış olcam. hayatımda neler değişmiş olacak. bunu sanki üç dört ay önce düşünmüşüm gibi ama bir ay sonra 40 olmam dışında sorun yok.
devamını gör...
özgür özel'in tutuklanması
şimdi parçalar yerine oturdu. yıllarca semirdi haluk, kemal geri getirildi, özgür tekrar belki seçilir diye yıllardır hunharca milleti dolandıran haluk yakalandı, özgürle ilişkilendirildi. yine tek kişi kazandı.
adam seçimle kazanamadığı belediyeleri yolsuzluklarını kapatma garantisiyle partisine çekip toprak kazanıyor şu kurguyu mu yapamayacak allah aşkına.
adam seçimle kazanamadığı belediyeleri yolsuzluklarını kapatma garantisiyle partisine çekip toprak kazanıyor şu kurguyu mu yapamayacak allah aşkına.
devamını gör...
evde bira yapmak
tarifini yazsın biri.
devamını gör...
sözlükte neden mod yok
en baştan anlatmak zor olur. yoldaşın beyanı yada bilgi açıklamalı başlığı var bence sözlükte olanları bilmeyenler okuyabilir. :)
devamını gör...
üstteki yazara 1 ile 10 arası puan ver
10. tanımadığım herkesi 10 puandan başlatırım ben. sonra tanıdıkça düşüyor puanlar.
devamını gör...
özgür özel'in tutuklanması
e tabi şimdi bir o kaldı. nasıl olur öyle? hayır böyle dışarıda olursa o da tuhaf kaçar, kim kiminle ne oluyor. acaba mı? şu yaşanılanlar dizi olsa izlesek hadi oradan be senaristler de abartmış reyting için, diye söyleniriz. artık o noktadayız. sürprizler, ihanetler, hainler, satılmışlar… bitmiyor bitmiyor sezon finali ne zaman olacak izleyici yoruldu artık.
devamını gör...
ceza almak
kimse yok sözlükte ama ceza verecek biri olması ilginç.
devamını gör...
bridgerton
gösterişli salonlar, ihtişamlı balolar ve aristokrat ünvanlarının altında regency dönemini gözler önüne seren bir yapıt olmuş.. rastgele açtığım ve sonrasında hareket eden bir tablo izliyormuşum hissine kapıldığım ve izlemekten oldukça keyif aldığım bir dizi.. bridgerton'ın konusu aslında çok tanıdık.. dünyada insanlar var olduğundan bu yana devam eden aşk, güç, aile, sınıf farkı ve toplumsal baskıyı kendi döneminde anlatmış..
karakterlerin hemen hepsi birbirinden farklı renklere sahip.. kimisi hırsıyla, kimisi kibarlığıyla, kimisi de kusurlarını saklamaya çalışırken daha çok ortaya çıkarmasıyla akılda kalıyor.. kostümler ise dizinin başlı başına bir karakteri.. elbiseler, eldivenler, korseler, fraklar, saç modelleri.. her sahnede "bir sonraki baloda acaba ne giyecekler?" diye merak etmekten alamadım kendimi..

şimdi dizimiz de bir lady whistledown var.. tüm sosyeteyi yazan kimliği gizli yazar..
bana göre bugünün "elalem ne der?" anlayışının vücut bulmuş hali.. çünkü dizi boyunca fark ediyorsunuz ki koca koca aristokrat aileler balolarda eğlenmekten çok, ertesi sabah lady whistledown'ın onlar hakkında ne yazacağını düşünüyor.. bir baloda yapılan en küçük hata, yanlış bir bakış ya da beklenmedik bir dans, ertesi gün bütün şehrin diline düşebiliyor..
diğer keyif aldığım karakter ise kraliçe charlotte..
bir tarafta koskoca britanya imparatorluğu'nun kraliçesi, diğer tarafta ise lady whistledown'ın bir sonraki yazısını bekleyen meraklı bir okur.. sanırım tarihte dedikoduyu devlet meselesine dönüştürebilecek tek hükümdar o gibi görünüyor.. lady whistledown'ın bir sonraki yazısını okurken aldığı keyif kadar krallığı yönetirken almamıştır diye düşünüyorum..

tüm karakterler kendilerine özgü kişilikleriyle diziye renk katmışlar.. izlerken bir de şu dikkatinizi çekiyor.. toplumsal olarak bir sınıf ayırımı olmasına rağmen beyazlar ve zenciler olarak bir ayırım yapmamışlar.. zenci asilzade olabiliyorken, beyaz bir hizmetçi de olabilir vurgusunu yapmışlar.. yüzyıllar boyunca süren köle-efendi savaşını görmeden izleyebilmekte ayrıca güzeldi..
ama itiraf etmeliyim ki ben diziyi izlerken aşk hikayelerine değil, arka plana odaklandım.. baloların düzenlenişi, salonların mimarisi, at arabalarının sokaklardan geçişi, görgü kuralları, insanların birbirine hitap ediş biçimi, bir eldivenin bile anlam taşıdığı o zarafet.. sanki hikayenin arkasında ikinci bir dünya kurulmuş ve bu farkındalıkla izlediğinizde daha çok keyif alıyorsunuz..

ve son olarak lady whistledown'un kalemi gibi bitirmek isterim..
dearest gentle reader.. *
diye başlayan her gazete yazısına, londra sosyetesinin en taze dedikodularını yazdıktan sonra şu cümleyle bitirir..
yours truly, lady whistledown.. *
karakterlerin hemen hepsi birbirinden farklı renklere sahip.. kimisi hırsıyla, kimisi kibarlığıyla, kimisi de kusurlarını saklamaya çalışırken daha çok ortaya çıkarmasıyla akılda kalıyor.. kostümler ise dizinin başlı başına bir karakteri.. elbiseler, eldivenler, korseler, fraklar, saç modelleri.. her sahnede "bir sonraki baloda acaba ne giyecekler?" diye merak etmekten alamadım kendimi..

şimdi dizimiz de bir lady whistledown var.. tüm sosyeteyi yazan kimliği gizli yazar..
bana göre bugünün "elalem ne der?" anlayışının vücut bulmuş hali.. çünkü dizi boyunca fark ediyorsunuz ki koca koca aristokrat aileler balolarda eğlenmekten çok, ertesi sabah lady whistledown'ın onlar hakkında ne yazacağını düşünüyor.. bir baloda yapılan en küçük hata, yanlış bir bakış ya da beklenmedik bir dans, ertesi gün bütün şehrin diline düşebiliyor..
diğer keyif aldığım karakter ise kraliçe charlotte..
bir tarafta koskoca britanya imparatorluğu'nun kraliçesi, diğer tarafta ise lady whistledown'ın bir sonraki yazısını bekleyen meraklı bir okur.. sanırım tarihte dedikoduyu devlet meselesine dönüştürebilecek tek hükümdar o gibi görünüyor.. lady whistledown'ın bir sonraki yazısını okurken aldığı keyif kadar krallığı yönetirken almamıştır diye düşünüyorum..

tüm karakterler kendilerine özgü kişilikleriyle diziye renk katmışlar.. izlerken bir de şu dikkatinizi çekiyor.. toplumsal olarak bir sınıf ayırımı olmasına rağmen beyazlar ve zenciler olarak bir ayırım yapmamışlar.. zenci asilzade olabiliyorken, beyaz bir hizmetçi de olabilir vurgusunu yapmışlar.. yüzyıllar boyunca süren köle-efendi savaşını görmeden izleyebilmekte ayrıca güzeldi..
ama itiraf etmeliyim ki ben diziyi izlerken aşk hikayelerine değil, arka plana odaklandım.. baloların düzenlenişi, salonların mimarisi, at arabalarının sokaklardan geçişi, görgü kuralları, insanların birbirine hitap ediş biçimi, bir eldivenin bile anlam taşıdığı o zarafet.. sanki hikayenin arkasında ikinci bir dünya kurulmuş ve bu farkındalıkla izlediğinizde daha çok keyif alıyorsunuz..

ve son olarak lady whistledown'un kalemi gibi bitirmek isterim..
dearest gentle reader.. *
diye başlayan her gazete yazısına, londra sosyetesinin en taze dedikodularını yazdıktan sonra şu cümleyle bitirir..
yours truly, lady whistledown.. *
devamını gör...
3 bin liraya döner satan işletmeye ceza verilmesi
istanbul kapalıçarşı'da bir dönerci sırf sosyal medyada şov yapmak için elinde duran ekmek arası dönerin 3 bin tl'cik olduğu söylüyor. dönerin 500 gram olduğunu söylüyorum.
bakanlık da haksız fiyat artışı diye cezayı yapıştırıyor.
hatta yetmiyor, bakan sanki uluslararası organize suç çetesini çökertmiş gibi tweet atıyor.
komediye gel
işletmede normal porsiyon kaç para?
100 gram 600 lira.
o zaman 5 tane alsam 500 gram döner için 3 bin lira vericem. o zaman burada fiyat artışı nerde?
hadi onu geçtim piyasada bunun kat kat üstüne satan çok yer bulursun. fine dining ve değil bir sürü işletme var absürt fiyatlara satan.
ben bu dükkana ne gittim ne yedim. zaten istanbul'da oturmuyorum ama bu ceza aşırı aptalca değil mi.
www.haberler.com/izle/6d6bb...
bakanlık da haksız fiyat artışı diye cezayı yapıştırıyor.
hatta yetmiyor, bakan sanki uluslararası organize suç çetesini çökertmiş gibi tweet atıyor.
komediye gel
işletmede normal porsiyon kaç para?
100 gram 600 lira.
o zaman 5 tane alsam 500 gram döner için 3 bin lira vericem. o zaman burada fiyat artışı nerde?
hadi onu geçtim piyasada bunun kat kat üstüne satan çok yer bulursun. fine dining ve değil bir sürü işletme var absürt fiyatlara satan.
ben bu dükkana ne gittim ne yedim. zaten istanbul'da oturmuyorum ama bu ceza aşırı aptalca değil mi.
www.haberler.com/izle/6d6bb...
devamını gör...
letgo'da hala satılık mı diye sorup sonra sessiz kalan tip
piyasada tanesi 300 lira olan şeyin 20 tanesini 2500 tl'ye satayım diye ilana koydum.
amaç da boş yer kaplamasın dergiler diye.
1500 olur mu dedi.
hayır dedim.
1600 dedi.
hayır dedim.
2000 dedi hayır dedim.
2500 tamam dedi.
satıldı dedim.
dalga mı geçiyorsun dedi.
evet dedim.
çünkü tek tıkla 6000 tl'ye alacağın ürünü sana yine tek tıkla 2500 liraya veriyorum ama sen 1500 ölücülüğü yaptığın için dedim.
yarım saat sonra 2500'e başka birine elden verdim.
ölücü insana gelemiyorum ben ya...
ikinci el pazarlarında da çok var bunlardan.
adam bir ürün soruyor, 20 tl diyor satıcı.
10 olmaz mı diyor...
20 lira ve 10 lira arasında hala bir fark olduğunu sanan insanlarla yaşıyoruz.
he 1 tane sakız fazla alırsın artık, mutlu olursun*
amaç da boş yer kaplamasın dergiler diye.
1500 olur mu dedi.
hayır dedim.
1600 dedi.
hayır dedim.
2000 dedi hayır dedim.
2500 tamam dedi.
satıldı dedim.
dalga mı geçiyorsun dedi.
evet dedim.
çünkü tek tıkla 6000 tl'ye alacağın ürünü sana yine tek tıkla 2500 liraya veriyorum ama sen 1500 ölücülüğü yaptığın için dedim.
yarım saat sonra 2500'e başka birine elden verdim.
ölücü insana gelemiyorum ben ya...
ikinci el pazarlarında da çok var bunlardan.
adam bir ürün soruyor, 20 tl diyor satıcı.
10 olmaz mı diyor...
20 lira ve 10 lira arasında hala bir fark olduğunu sanan insanlarla yaşıyoruz.
he 1 tane sakız fazla alırsın artık, mutlu olursun*
devamını gör...
dünyanın en güzel kokusu
şu aralar kedi patisi kokusu. burnum alışmıyor hep güzel geliyor
devamını gör...
uzun boylu birinin buraya dokunabiliyor musun diye sorması
saçmalıktır ama daha saçması sonrasında soru sorulan kısa kişinin zıplayarak dokunma denemesine şahit oluruz.
devamını gör...
mutluluğu maddiyatta aramak
mutluluk basit bir his olduğu için kolayca bulunabilecek aramadır. yani bana şimdi biri o kadar susamasam bir bardak soğuk su getirse mutlu olurum bu kadar basittir. kavramları karıştırmamak lazım. evvela huzur başka şeydir mutluluk başka şeydir. cebimde tek kuruş para olmasa huzurlu olabilirim milyonlarım olsa huzursuz olabilirim huzur insanın dünyayı koyduğu yer ile alakalıdır ancak mutluluk dediğimiz şey abartılmış balon bir duygudur peşinden koşturmaya değmez. peşinden koşturursanız zaten mutluluk için yaptığınız her şey sizi huzursuz eder bu huzursuzluk o kadar büyür ki en nihayetinde basit mutluluklar bile yaşayamaz olursunuz. neyse bugünlük sizi kişisel olarak bu kadar geliştiriyorum beni özleyin canözlerim.
devamını gör...
letgo'da hala satılık mı diye sorup sonra sessiz kalan tip
letgonun bi ölücüsünden bi bu tiplerinden gına geldi artık. ne bu npc gibi hareketler.
devamını gör...
mutluluğu maddiyatta aramak
hayat sizi en çok korktuğunuz şeyle sınar. maddiyat maddiyat diye debelenirsiniz zengin birini bulursunuz sonra bir bakmışsınız hepsi bitmiş gitmiş. ne para kalmış ne pul.gençliğiniz de gitmiş, enerjiniz de sağlığınız da. sonra vahlarla tühlerle ne maddiyatı önemli olan huzur mutluluk sağlık dersiniz.
devamını gör...
uzun boylu birinin buraya dokunabiliyor musun diye sorması
uzun boylu erkeklerin var bu tarz şaka anlayışları biz kadınlar olarak onları bilerek hoş görüyoruz.
utanıp içlerine çekilmesinler diyee.*
utanıp içlerine çekilmesinler diyee.*
devamını gör...
