zaman tüneli

“anne lütfen, beni yeniden ve mümkünse hiç doğurma. yani keşke doğurmasaydın. malum yolun ucu b.mbog bir yere çıktı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"eriyen kar gibi, kendini kendinle yika"
devamını gör...

senin niye derdin yok, sen ölsene diye darlamayın.

22 yasında paris te akıl hastanesine kapatıldım ask acısından. hayatım kaydı. sorbonne hukuku bırakıp turkiye ye dondum. yıllarca kolum kadar igneler oldum, kutu kutu ilaclar içtim. dış dunya asırı uyaranla beni cıldırtıyordu. talihsiz ozel hayat olayları yasadım ard arda. cesitli tacizler de oldu. evlendim. kocam en hasta zamanımda beni terk etti. 17 yasından beri hep calıstım. işssiz zamanlarımda aç yattıgım nice gunum oldu. bosandıktan dort sene sonra ilk sevgilim oldu. bir senenin sonunda aynı evde yasamayı teklif ettim. evden cıktı, her yerden engelledi. intihar denemem oldu. iki sene sonra yeni sevgilim beni dovdu. 1,5 sene tedavi gordum. işyerlerinde simdiye kadar onlarca ahlaksız teklif aldım. bircok kız arkadasım sevgilimi elimden almaya kalktı, dost da bulamadık hayatta. birkac defa trafikte sıkıstırıldım, olumden dondum. spor hocam beni sakatladı, altı ay yuruyemedim. seyahat engelim var, sıkıstım kaldım istanbul da. bes tane canımdan ote vefat yasadım.

ilk aklıma gelenler.

ne vicdansızsınız ya. sen niye ölmedin diyor dert anlatmıyoruz diye. bi de ölsek gobek atacak.
devamını gör...

netflix friends isimli diziyi tekrar yayına mı soktu dedirten...
ayrıca başlık sahibi mağaradan yeni çıktığı belli olduğu için pek de yüklenmeyelim. ayıptır...
tokyo şakasına ise güldüm bak yalan yok; buralarda hala takıldığını bildiğim eski kankacılar iyi bilir meseleyi.
devamını gör...

vokalistlerini kaybetmisiz. essiz bir grup. bu saatten sonra yollari ne olur bilmiyorum.
devamını gör...

dikkat edin sonrasinda tokyo'ya gitmesin, isler farkli bir renk alabilir.
devamını gör...

merhaba boreklerim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dunyanin en kotu maci falan herhalde. les gibiydi. tum dunya bi anda pepsi'ye nefret kusmaya basladi. neymis efendim, pepsi israili destekliyomus. bak bak. sanirsin penaldo veya peymar en on saflarinda mescidi aksa'nin.

ama pepsi'nin balonu da patladi tabii. iyi tiyatro cevirdiniz finale kadar. gercek pepsi, penaldo'dan daha kotu. hele pele, paradona falan, onlardan bahsetmeme gerek bile yok. onlar da balon. tek gercek papri parioglu. evet.
devamını gör...

vegan s.çmığıdır. keşke biraz regl yiyip beyinleri çalıştırsalar. arkadaş sen yemiyorsan yeme bize ne? ama sen yediğimiz şeyleri b.kluyorsan saygı duymuyorsan ben de senin veganlığınla dalga geçerim. git tavuk ye tancık. et ye, yumurta ye balık ye yoğurt ye süt iç. böyle saçma aneliz şelaleleri sunma.

harbiden veganların kafa yanık ya. biri de "inek senin için değil yavrusu için süt yapıyor sen içiyorsun" demişti.
cevap olarak "hangi ineğe sordun da bu cevabı verdi" dedim apışıp kaldı.
iyice sinir bozuyorlar ya.
devamını gör...

yaş 15 16 kardeşimle bir kıyafet ya da eşya için kavga ediyoruz ve nihayetinde yırtılıp kimseye yar olmuyor
devamını gör...

benimkisi mor ihihi
devamını gör...

belirli aralıklarla anneme sorduğum ve her defasında "hayır" cevabı aldığım o can sıkıcı soru.

bence uğraşmak istemiyor.
devamını gör...

huzurun sesidir.
devamını gör...

anne nerdesin çocukların evde seni özledi anne. vakti miydi şimdi budist olmanın. en azından dağa çıkmasan da düzlükte olsan olmaz mıydı anne.

çok zor çok...
devamını gör...

alın hadi başlığı upladım lanet olsun. illa bunu mu yapalım.

edit: siz atın belki ben de atarım (utanan maymunişko emojisi)
devamını gör...

desteklemesi gerekir. belki gençliğinde olmak istedi, nasip olmadı. hem iyi parası var diyorlar.

ev ekonominiz şahlanabilir & belki anneniz de.
devamını gör...

komik mi trajikomik mi bilmiyorum ama bir anda aklıma geldi kendi kendime güldüm..

lisenin ilk günü kendime opsiyonladığım bir arkadaşım vardı sürekli görüşüyorduk* ama öyle böyle bir görüşme değil.
okula beraber gidip geliyoruz, okuldan sonra görüşüyoruz yetmiyor bir de wpden fıtı fıtı yazışıyoruz. aramızdan su sızmıyor yani.
onun annesi biraz pimpirikli ve temizlik hastasıydı evlerine hiç misafir almazlardı o yüzden kızım kendisi bile kendi evinde rahat olmadığı için hep bizde görüşürdük.

çok nadir de olsa ben de onlara giderdim. ama şöyle, tek koltukta otururduk çünkü diğer koltukların örtüsü kaymasın ve göçmesin diye.
mutfakta yemek yapmazdık mutfak kirlenmesin diye.
arkadaşımın yatağında oturmazdık örtü kaymasın diye.
yatağının örtüsünü iğneyle tuttururdu hatta..

neyse bu ayrıntılar gereksiz ama yeterli.
yine bir gün okuldan çıkışta bir şeyler yapalım dedik. bacım, “bu sefer bize gidelim” dedi, geçenlerde annesi izin vermiş ve salçalı yumurta yapmış bize de ondan yapacakmış.
zaten kurt gibi açız, salçalı yumurta bize iskender pideli köfte falan.

dedim ama “bak annen sonra bizi şişlemesin yok orası pis burası şöyle diye”
“yok kız kendi izin verdi hatta elzemle de yapar yersiniz sonra dedi” dedi. besmele çektik ve şaşkınlıkla gittik eve.

mutfakta da yumurta, salça, tava ve yağ dışında hiçbir şeye elimizi dâhi sürmeden yemeğimizi yiyip ortalığı topladık pakladık sonra da dağıldık.

akşam yine wp konuşmalar devam tabi.
şimdi düşünüyorum da bu kadar sohbet edecek konuyu nerden buluyorduk bilmiyorum..

muhabbetin arasında arkadaşım şöyle bir mesaj attı,
“elzem sen bizim buzdolabını öpmüş olabilir misin?

pardon?

hayatımda aldığım en garip soru ve en garip mesajdı.

“hayır, ne alaka?” dedim.
bu sefer aradı.

“ya elzem bizim buzdolabında bi öpücük izi var da annem fark etti şimdi, bulamadık kimin yaptığını o yüzden sordum.”

“tek şüpheli ben miyim?”

“suçlamak için sormadım sadece bizim eve senden başka kimse girmiyor ya bir de dolabın alt kısımlarında, biri oturup dolabı öpmüş. sen de hep yerde bağdaş kuruyorsun diye annem sor dedi”

“oturup dolabı mı öptüm yani?” öptüm mü acaba ya..

“ya yok bi soralım dedik, kim öptü sence?”

“öpmedim ben dolabı falan niye öpeyim..”

“bir baksana allah aşkına bildiğin öpücük izi, kim öpmüş olabilir bu dolabı?”
diyip fotoğraf attı. harbiden biri dolabı öpmüş.

baya muah diye öpülmüş hatta. ve dedikleri gibi birinin yere oturup öpmesi lazım.

babası uzun boylu otursa bile o kısma gelmez, annesi böyle bir şey yapmaz,
arkadaşım da yapmaz derken cidden tek şüpheli ben kalıyorum.

zihnimi o kadar zorladım ki acaba ben mi öptüm diye, size anlatamam..
bir ara dedim belki de öpmüşümdür ya, benden beklenir çünkü. zaten beklenir diye sordular.

ama yok ben öpmedim dolabı, hatırlarım. bir de buzdolabı yani, öpsem kesin hatırlarım.

neyse bu olay böyle kaldı. kimin öptüğünü bulamadık. yakın zamanda çocuklu birini ağırladılar mı onu da hatırlayamadılar, bir çocuğun öpmüş olması çok mantıklı bir seçenekti çünkü. ama yok faili meçhul olarak kaldı.

bacım hâlâ arada beni yoklar,
“elzem bak kaç sene geçti doğru söyle sen mi öpmüştün bizim buzdolabını?
devamını gör...

ben işten kaytarmak için giriyorum. köyde ne arar la sıkılmak?
yoldaş izin verirse, sıkılanlar köye gelsin.
bi işin ucundan tutarsınız sıkıntınız geçer.
devamını gör...

başkanlık sistemi ya da ülkemizdeki adıyla cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, türkiye'nin son 10 yılını incelediğimizde rüştünü birden çok kez ispatlamış bir sistem.

eski türkiye hükümetin kurulamadığı ve abuk subuk koalisyonlara mecbur kalındığı dengesiz ve istikrarsız iktidarlara mahkumdu. bakınız, 70'lerde bülent ecevit ülkedeki her 2 insandan 1'inin oyunu almasına rağmen başbakan olamamıştı. 2015'te yine ilk seçimde hükümet kurulamamış, bu istikrarsız dönemden istifade eden örgüt doğuyu terörize ettikten sonra ikinci seçimlerde birçok kişi istemeye istemeye adalet ve kalkınma partisi'ne oyunu kullanmıştı. demokratik açıdan da sınıfta kalıyordu eski sistem. bunun ne kadar dengesiz ve manipüle edilmeye açık bir şey olduğunu anlatmaya gerek bile yok. parlamenter sistem türkiye gibi savaşın sınırında yaşayan bir ülkeye uygun olmadığı gibi, türk milletinin karakterine de uygun değil.

biz türkler asker-millet ekolünden geldiğimiz için ülke liderinin de "komutan" ruhlu olmasını istiyoruz. ülkemizin kurucusu ve ulu önderimiz mustafa kemal atatürk tam da böyle bir liderdi. kendi partisinin kurduğu hükümete bile tamamen ipleri salmaz, sık sık talimatlar verir ve yönetime bizzat müdahale ederdi. sorumluluk alan bir lider, halkının omzundaki yükü hafifletir. atatürk bu şekilde çok başarılı oldu. atatürk çok uç bir örnek zaten lakin burada başka bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum.

mevcut cumhurbaşkanı atatürk kadar kabiliyetli olmasa bile, yürütmenin halkın seçtiği cumhurbaşkanında toplanması ve meclis çoğunluğu gibi kaygıların yürütme için geçerli olmaması istikrarlı rejimler kurmak açısından çok önemli. meclis çoğunluğu, sadece "yasama" organını çalıştırabilmek için gerekli olmalı. yürütmeyi de meclise bağlayıp sistemi hantallaştırmak abes bir durum. cumhurbaşkanlığı sisteminde halkın yürütme ve yasamayı yapacak olan organları ayrı ayrı seçme şansı oluşuyor. ben yasamada "a" partisine daha çok güveniyorumdur ama "b" partisinin başkan adayı daha olumludur. bu ayrımı yapıp ikisine farklı oy atabilirim. mecliste "a", başkanlık seçiminde "b" adayına tercih yapabilirim.

ben bu olaylara parti nezdinde değil, sistem ve sürdürülebilirlik açısından bakıyorum. başkanlık sistemi, türkiye'de parlementer sisteme kıyasla daha başarılı gözüküyor.

vesselam.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim