zaman tüneli
kalp atışları ve çelenk
bir şiir! ve mahfuz şarkısıdır. tüm beat boyunca duyduğunuz bir kalp atış sesi var tahmin edebileceğiniz üzere ve tam bitiyor gibi oluyor ama bitmiyor şarkı. garip bir tınısı var. bazı şarkılar beni rahatsız ediyor bu da onlardan biri diyebilirim. yani bu rahatsızlık hissini seviyorum. güzeldir, dinleyiniz.
sözleri şu şekildedir;
umudum kalp atışları doğmamış bir bebeğin
yalnızca gülümseyip dinlemeyin, irdeleyin
neden bu dünyaya gözlerini açmak hep
karanlık bir deneyim, aydınlık bi zirve değil?
isyanım kalp atışları küçük bir çocuğun pek yaramaz
yalnız olmak ister bu cehennemde tek kalamaz
oyunlar oynar fakat zevk alamaz
peşindedir büyümek denen gözü pek canavar
korkum kalp atışları sınavda terleyen bi talebenin
kan ve gözyaşıyla uyudu üstünde bir kanepenin
ikinci bir şansı yok; tek atışta aşmalı
surlarını önüne dizdikleri kalelerin
ölüm kalp atışları yorgun bir bedenin son anları
ayakların yorulsa dahi ruhun yol almalı
ve zihninde yalnız tek bi soru
tanrı nasıl serinkanlılıkla izliyor bu olanları?
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
uykudayken dahi dinlediğin bir haykırış
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
ayakta kalmak için güzel olan ne varsa durma ona dayan
mesela hala çocuklar var uçurtmalar kovalayan
küfret! bu korkularını yenmek ekseninde ilk adım
neşeyle dans ediyor sekseninde bir kadın
hayat dakikada yüz defa yolculuk
daima tependen bakan şu gri feza korkutur
şehir dudaklarına birkaç ani veda kondurur
sokak lambalarına nasıl ödersin vefa borcunu?
söyle!
mezarda son bulan
bi melodidir bu susmasından korkulan
fotoğraflar "bu gülüş nasıl gider tanrım?" diye sorgular
güçlü kadınlar ayakta zor duran
güneş terk eder er ya da geç karla kış kalır
geniş sokaklarda insanların dar bakışları
ellerindeki kan zar atarken uğruna dua ettiğin şansa sıçradı
ve şimdi tek servetin
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
uykudayken dahi dinlediğin bir haykırış
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
bana kinimin üstünden bakmak kolay
mesele nerde durmak istediğini bilmektir, güdün verir onay
ancak yalnızlar iletişirler, bilirler
tehlikeli fikirler tasmasız boyunlar ister
mantığın zehri bulandırdı zihnimi
iç dünyamız yerle birken mutlu olma devinimi
bilincim kayıp ada, suskun olmak ilelebet
birkaç saat geçirerek bir ömürlük hüzüne denk
hangi asır? hangi tarih? hangi gündü? unuttum
tavanım gökyüzü, tabanım yer yuvar bu kuruntum
bu anlamsızlık anlamımdır artık "ne manası var?"
kinimi bir küfür gibi rüzgarlara savurdum
sorunsa buymuş; bu uyumsuzluk huyummuş
kuyumda uyurken duyulmuş bundan emir buyurdum
gururum ayağa paspas, huzursuzluk ağrıtır
bu ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi sıkıntıdır
kalp atışları
evrenin sinem ile bağlantısı durulmalı
kalp atışları
ne yaptımsa hep ben yaptım, hiç bir anda utanmadım
kalp atışları
hayatı tepetaklak olan ruhlar ölümün adını denge koyar
iki delirmiş adam bir karanlık evde doyar
birisi sevgilisini zevkle soyar
birisi duvarlarını kör bi kedinin en sevdiği renge boyar
düzensiz her akşamda üzen bir telaş
şehre bağırarak küfretmek için güzel bir teras
bir sabah ayazının en zor anında buldum seni
kendimi yok etmek yollarındayım, durdur beni
aksi halde dizlerim çok kanayacak bu dik yokuşta
ellerim fail-i meçhuller kadar pis sonuçta
teselliler hayata devam etmek için inanıyormuşcasına
sarıldığımız yalanlardır, hiç konuşma
bırak öpeyim çirkin dudaklarını gerçekliğin
nasılsa insanım iki yüzlülüğün her şekliyim
silinişi seyrederken nice rengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
silinişi seyrederken nice rengin
başında bekliyorum bi çelengin
sözleri şu şekildedir;
umudum kalp atışları doğmamış bir bebeğin
yalnızca gülümseyip dinlemeyin, irdeleyin
neden bu dünyaya gözlerini açmak hep
karanlık bir deneyim, aydınlık bi zirve değil?
isyanım kalp atışları küçük bir çocuğun pek yaramaz
yalnız olmak ister bu cehennemde tek kalamaz
oyunlar oynar fakat zevk alamaz
peşindedir büyümek denen gözü pek canavar
korkum kalp atışları sınavda terleyen bi talebenin
kan ve gözyaşıyla uyudu üstünde bir kanepenin
ikinci bir şansı yok; tek atışta aşmalı
surlarını önüne dizdikleri kalelerin
ölüm kalp atışları yorgun bir bedenin son anları
ayakların yorulsa dahi ruhun yol almalı
ve zihninde yalnız tek bi soru
tanrı nasıl serinkanlılıkla izliyor bu olanları?
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
uykudayken dahi dinlediğin bir haykırış
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
ayakta kalmak için güzel olan ne varsa durma ona dayan
mesela hala çocuklar var uçurtmalar kovalayan
küfret! bu korkularını yenmek ekseninde ilk adım
neşeyle dans ediyor sekseninde bir kadın
hayat dakikada yüz defa yolculuk
daima tependen bakan şu gri feza korkutur
şehir dudaklarına birkaç ani veda kondurur
sokak lambalarına nasıl ödersin vefa borcunu?
söyle!
mezarda son bulan
bi melodidir bu susmasından korkulan
fotoğraflar "bu gülüş nasıl gider tanrım?" diye sorgular
güçlü kadınlar ayakta zor duran
güneş terk eder er ya da geç karla kış kalır
geniş sokaklarda insanların dar bakışları
ellerindeki kan zar atarken uğruna dua ettiğin şansa sıçradı
ve şimdi tek servetin
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
uykudayken dahi dinlediğin bir haykırış
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
bana kinimin üstünden bakmak kolay
mesele nerde durmak istediğini bilmektir, güdün verir onay
ancak yalnızlar iletişirler, bilirler
tehlikeli fikirler tasmasız boyunlar ister
mantığın zehri bulandırdı zihnimi
iç dünyamız yerle birken mutlu olma devinimi
bilincim kayıp ada, suskun olmak ilelebet
birkaç saat geçirerek bir ömürlük hüzüne denk
hangi asır? hangi tarih? hangi gündü? unuttum
tavanım gökyüzü, tabanım yer yuvar bu kuruntum
bu anlamsızlık anlamımdır artık "ne manası var?"
kinimi bir küfür gibi rüzgarlara savurdum
sorunsa buymuş; bu uyumsuzluk huyummuş
kuyumda uyurken duyulmuş bundan emir buyurdum
gururum ayağa paspas, huzursuzluk ağrıtır
bu ne zaman biteceğini bilmediğin bi şarkıdır
kalp atışları
ne zaman biteceğini bilmediğin bi sıkıntıdır
kalp atışları
evrenin sinem ile bağlantısı durulmalı
kalp atışları
ne yaptımsa hep ben yaptım, hiç bir anda utanmadım
kalp atışları
hayatı tepetaklak olan ruhlar ölümün adını denge koyar
iki delirmiş adam bir karanlık evde doyar
birisi sevgilisini zevkle soyar
birisi duvarlarını kör bi kedinin en sevdiği renge boyar
düzensiz her akşamda üzen bir telaş
şehre bağırarak küfretmek için güzel bir teras
bir sabah ayazının en zor anında buldum seni
kendimi yok etmek yollarındayım, durdur beni
aksi halde dizlerim çok kanayacak bu dik yokuşta
ellerim fail-i meçhuller kadar pis sonuçta
teselliler hayata devam etmek için inanıyormuşcasına
sarıldığımız yalanlardır, hiç konuşma
bırak öpeyim çirkin dudaklarını gerçekliğin
nasılsa insanım iki yüzlülüğün her şekliyim
silinişi seyrederken nice rengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
başında bekliyorum bi çelengin
silinişi seyrederken nice rengin
başında bekliyorum bi çelengin
devamını gör...
saçma sapan soruları kabul ettirmek için meblağ yükseltmek
bir video izlerken doksanların ünlülerinden olan ama bugün dökülmüş, kırışmış o yaşlı ünlüye denk gelirsiniz. önce arkadaşlarınız ''bu adamın gençliği neymiş böyle, bir de şimdiki haline bak...'' diyerek konuyu ısıtmaya başlar, aniden insan iradesinin ne kadar satılık olduğu aklına gelir ve o kutsal hamleyi yaparsın.
''bu adamın şu anki haliyle çıkar mıydın?'' sorusunu sorarsın önce cevabı bildiğin halde, arkadaşının hayır diyeceği tonlamayı bile kestirmişsindir, aslında alacağın cevap seni asıl noktaya götürecektir... tok bir ''hayır...'' sonrası asıl mevzu başlar.
''peki 500 bin verseler on gün çıkar mısın?'' diye yüzünde pis bir gülümsemeyle sorarsın, gelecek cevaplara göre meblağ yükselir, kabul edileceklere göre de iğrençlik seviyesi artar... konu sevgili olmaktan sevişmeye, fantezilerden bok yemeye kadar ilerler.
''bu adamın şu anki haliyle çıkar mıydın?'' sorusunu sorarsın önce cevabı bildiğin halde, arkadaşının hayır diyeceği tonlamayı bile kestirmişsindir, aslında alacağın cevap seni asıl noktaya götürecektir... tok bir ''hayır...'' sonrası asıl mevzu başlar.
''peki 500 bin verseler on gün çıkar mısın?'' diye yüzünde pis bir gülümsemeyle sorarsın, gelecek cevaplara göre meblağ yükselir, kabul edileceklere göre de iğrençlik seviyesi artar... konu sevgili olmaktan sevişmeye, fantezilerden bok yemeye kadar ilerler.
devamını gör...
banyodan sonra giderde biriken saç yumağından canlı üretmek
saç yumağı ex machina
devamını gör...
uçması muhtemel yazarlar veri tabanı
inş (bkz: poine)
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
(bkz: mimitbeeykasaa)
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
neyse o.
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
nicki, vize sorusunun cevabıymış.
devamını gör...
bülent ersoy'un bebek emzirmesi
saplı sultanlara özel ilgisi olan müteveffa sanatçımız fikret hakan'la oynadığı 1984 tarihli acı ekmek filminde diva bülent ersoy rol icabı bebek emzirmiştir. zaten diva bu filmde bir süt anneyi canlandırmıştır. diva'nın haşmetli memelerinden kana kana içen bebeğin adı serkan olup seneler sonra şarkıcılığa başlamıştır. (diva effect ). işte o dehşetengiz ve tarihi an,
devamını gör...
boğazdan gemiler usulca geçerken
devamını gör...
üstteki yazarın kişisel iletisini yorumlama
muhtemelen apartman yöneticisi
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
bim'in çıkaracağı enerji içeceğine isim önerileri.
devamını gör...
uçması muhtemel yazarlar veri tabanı
o kendini biliyor.
devamını gör...
eski şeyler
dönen salıncak vardı para verirdik onun sahibine onun sahibide döndürürdü bizi sonra başımız dönünce korkardık haha
devamını gör...
banyodan sonra giderde biriken saç yumağından canlı üretmek
banyodan çıkarsın, keyfin yerindedir, tertemiz olmuşsundur... sonra gözün duş giderine çarpar. orada biriken saçlardan oluşan tuhaf bir yumak vardır... adım adım çılgın bir nazi bilim insanına dönüşmeye başlarsın... kendi dna'ndan ve dökülen saçlarından oluşan o tuhaf şeye can vermek adına biraz şampuan, az biraz saç kremi ve bilimum kimyasal atığı iksir niyetine o giderin üzerine boca edersin.
artık banyonun seramikleri birer laboratuvar, duş başlığı da frankenstein'ın elektrik şebekesidir. eline aldığın duş jeli şişesini bir tüp gibi kavrar, "yaşayacaksın kızım! can bulacaksın!" fısıltılarıyla o kıl kitlesinin üzerine tanrısal bir ihtişamla damlatırsın.
işte o saniye her şey bir bilim kurgu filmine döner, yeni bir canlı ortaya çıkar. o canlı tıpkı senin gibidir ama sen değildir aynı zamanda; bir anda evinde hak iddia etmeye başlar. artık bir süper güçtür, durdurulamaz bir canavarı yaratmışsındır.
artık banyonun seramikleri birer laboratuvar, duş başlığı da frankenstein'ın elektrik şebekesidir. eline aldığın duş jeli şişesini bir tüp gibi kavrar, "yaşayacaksın kızım! can bulacaksın!" fısıltılarıyla o kıl kitlesinin üzerine tanrısal bir ihtişamla damlatırsın.
işte o saniye her şey bir bilim kurgu filmine döner, yeni bir canlı ortaya çıkar. o canlı tıpkı senin gibidir ama sen değildir aynı zamanda; bir anda evinde hak iddia etmeye başlar. artık bir süper güçtür, durdurulamaz bir canavarı yaratmışsındır.
devamını gör...
en iyi forum sitesi
devamını gör...
katı sadakat bekleyen erkek
ok. nema problema.
ama benim anlamadıgım gidiyorlar, takılıyorlar, donuyorlar.
bizim butun sureclerde sadık olmamızı bekliyorlar. en ufak hafif flört gibi olayımızda cıngar cıkarıyorlar.
ilgim olan bi cocuk vardı. bana geceleri bara gidip takıldıgını anlattı. ben de anladım olmayacagını. bi cocukla yakınlasmam oldu. o donem sana degmez filan dedi bana.
bu erkeklerin kafa ultra adaletsiz calısıyor;)
net ol, net olim.
adını koymazlar, sonra senin bi cocukla kahve icmenden bile buyuk olay cıkartırlar mesela;)
seni terk ederler, baska biriyle hukuk kurdugunda seni dusman bellerler;)
kafaları cok guzel bu erkek cinsinin;)
sana bpynuz ustune boynuz takarlar gıkın cıkmaz, sen hafif flortoz bir diyalogun icin gunlerce ozur dilersin;)
amaaan. erkek dunyasında yasıyoruz işte;)
ama benim anlamadıgım gidiyorlar, takılıyorlar, donuyorlar.
bizim butun sureclerde sadık olmamızı bekliyorlar. en ufak hafif flört gibi olayımızda cıngar cıkarıyorlar.
ilgim olan bi cocuk vardı. bana geceleri bara gidip takıldıgını anlattı. ben de anladım olmayacagını. bi cocukla yakınlasmam oldu. o donem sana degmez filan dedi bana.
bu erkeklerin kafa ultra adaletsiz calısıyor;)
net ol, net olim.
adını koymazlar, sonra senin bi cocukla kahve icmenden bile buyuk olay cıkartırlar mesela;)
seni terk ederler, baska biriyle hukuk kurdugunda seni dusman bellerler;)
kafaları cok guzel bu erkek cinsinin;)
sana bpynuz ustune boynuz takarlar gıkın cıkmaz, sen hafif flortoz bir diyalogun icin gunlerce ozur dilersin;)
amaaan. erkek dunyasında yasıyoruz işte;)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sınıflarındırması
kendimi hiçbir kategoriye sokamadım, olmadı.
delilerin, rahatsızların, ipsiz sapsızların olduğu bir ek kontenjan açılırsa oradan dahil olmak isterim.
delilerin, rahatsızların, ipsiz sapsızların olduğu bir ek kontenjan açılırsa oradan dahil olmak isterim.
devamını gör...
goodgame farmer
bir zamanlar forumunda çok vakit geçirdiğim ve sözlüklerden önce topluluk kültürünü ilk defa tatmamı sağlayan efsane çiftlik oyunu. forumun asıl amacı oyunla ilgili konularda yardım almak olsa da daha çok oyun dışı konular için kullanılırdı ve tamamı goodgame farmer oyuncularından oluşan unutulmaz ve samimi bir ortamı vardı. ne yazık ki 2013'te oyun kaldırılıp yerine yeni sürümü olan goodgame bigfarm gelince bir süre sonra forum da kapatıldı ve o ortamdan kopmak zorunda kaldım..
devamını gör...


