zaman tüneli
the odyssey
karolin fişekçi'nin de farklı açılardan analiz ettiği mitolojik karakter.
x.com/i/status/208201530314...
x.com/i/status/208201530314...
devamını gör...
sigara
#4024933 fare’ye selam, haklı. ben de o bağımlıların arasındayım. hem nikotin, hem koffein bağımlısıyım. ikisini alamadığımda aşırı gergin oluyorum. kategori olarak uyuşturucuya girsin veya girmesin, zavallı gibi bağımlısıyım.
bu arada uyuşturucu da denedim, hemde kalitelisinden fakat tadı benlik değil. onunda kölesi olmayı kendime yakıştıramam. kullanan insanlara karşı önyargım kırılır belki diye denemiştim, kırılmayacak. kullanan zevksiz, zavallı köpeklerden uzak durmaya devam edeceğim.
bu arada uyuşturucu da denedim, hemde kalitelisinden fakat tadı benlik değil. onunda kölesi olmayı kendime yakıştıramam. kullanan insanlara karşı önyargım kırılır belki diye denemiştim, kırılmayacak. kullanan zevksiz, zavallı köpeklerden uzak durmaya devam edeceğim.
devamını gör...
normak sözlük bacılar konseyi
kadı pervane tarafından kaldırılmak istenecektir.
devamını gör...
date
datelerinize başarılar diliyorum date si olmayanlara da sabırlar diliyorum. herkes bir gün date çıkacak merak etmeyin.
date ingilizce buluşma görüşme demektir ayrıca hurma anlamı da var. yani date ingilizler için de çok kutsal bir müessese..
date ingilizce buluşma görüşme demektir ayrıca hurma anlamı da var. yani date ingilizler için de çok kutsal bir müessese..
devamını gör...
hiçbir insana güvenmemek
biz güvenmeyi anamız bizi daha 9 aylıkken yerimizden yurdumuzdan edince bıraktık kardeş.
devamını gör...
abazalar intikam tugayı
seks ne lan hayvann
31 diye saldırıyorduk.
31 diye saldırıyorduk.
devamını gör...
normak sözlük bacılar konseyi
dayılar konseyi bu konseyi beğendi.
devamını gör...
sehpadaki midi klavye (yazar)
tatlı ve komik birisi, ben yazdıklarına gülüyorum sizisi bilememsi.
devamını gör...
sigara
#4024933
veeee yüzde yüzzz haklı olan gardaşcağzım kedi yiyen fare * doğruları bir bir ifade etmiştir. aynı mantığa dayanarak ailecek sigarayı bırakmış, cigerlerimize merhamet etmişizdir.
veeee yüzde yüzzz haklı olan gardaşcağzım kedi yiyen fare * doğruları bir bir ifade etmiştir. aynı mantığa dayanarak ailecek sigarayı bırakmış, cigerlerimize merhamet etmişizdir.
devamını gör...
vietnam
hep hayalini kurduğum, bu yaz gitmemin nasip olduğu asya ülkesidir. haritalarda küçük görünmesine rağmen oldukça büyük bir ülkedir. kuzeyinden güneyine kadar gezmek nasip oldu ve toplam 7 şehir gezdik bir ay içinde: hanoi-sapa-ninh binh-hue-hoi an-da nang ve ho chi minh.
ülkenin kuzeyi, ortası ve güneyi bizdeki gibi farklı iklimler var dense de ülkenin geneli (sapa hariç) çok çok sıcak. şöyle söyleyeyim sıcaklığı: göz kapaklarımdan bile şapır şapır terledim. ülkenin nüfusu 100 milyon; toplam kayıtlı motorsiklet sayısı 75 milyon. trafikte kaos hakim, motorsikletlerin nereden geleceği belli değil. ama ilginç bir şekilde kaosta müthiş bir düzen var. trafikte kavga yok; trafik kazalarının çoğunu motor kiralayan turistler yapıyor. inanılmaz sıcak insanları var. gözlerinin içi gülüyor. halkın çoğu fakir ama zorlukla kazanılmış özgürlüklerinden olsa gerek pozitifler. vietnam çok ucuz söylemleri kesinlikle yalan. yemek ile içecekler aynı fiyat neredeyse. bir de isterseniz çok popüler lüks ve michelin yıldızlı restorana gidin, isterseniz orta halli bir yere içecek ve yiyecek fiyatları neredeyse aynı. 10 bin dong 17 küsür tl’ye denk geliyor. kahve 40-60 bin dong, dıyurucu pho çorbaları 50-80 bin dong. zehirlenme korkusuyla sokak tezgahlarından yemediğimizden bilmiyorum ama sanırım sokakta 20-30 bin donga pho çorbası içilebiliyor.
şehirlerarası yolculukları yataklı otobüslerle yaptık. bildiğiniz yataklı, masajlı, single kabin otobüsler var ve en uzun 900 kmlik mesafede dahi yolun nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. sapa şehrinde en çok aktivite yapabileceğiniz bölge. ama küçücük kız çocukları sırtlarında bebelerle aileleri tarafından dilendirilmek için sokağa salınıyor. akşamları da kız çocukları sokakta dans ettiriliyor. korkunç bir durum aslında. sapa cennet gibi bir yer ama bu nedenlerle sevemedim ve sadece 2 gün kaldık ve hue’ye geçtik. hue ımperial city, nguyen hanedanlığına ev sahipliği yapmış, 10 km uzunluğunda bir saha. savaşta ve zamanla ciddi hasar görmüş ve ciddi bir restorasyon sürecinden geçmiş. gidildiğinde mutlaka görülmesi gereken bir yer. hoi an ise en sevdiğimiz ve kalma süremizi 2 kere uzattığımız bir yer. unesco dünya mirası listesinde olan, sarı evleri, rengarenk fenerleriyle tadı damağımızda kaldı.
anlatılacak çok şey var aslında. ayrılırken gözlerim doldu. sanırım insan yerine konmayı, etrafta gülümseyen insanları görmeyi özlemişim. konaklamalarda homestay tercih edince, yerel halkla daha da kaynaştık ve bağlandım sanırım. halkın çoğu ingilizce bilmiyor; translate uygulamasını 7’den 70’e herkes biliyor ama:) meyvelerine hiç girmiyorum bile, hala özlüyoruö ve tabi ki kahvelerini de: salt coffee, coconut coffee ve egg coffee.
ülke içinde toplam 2420 km yol katettik. kaldığımız şehirlerde her gün min 13 km yol yürüdük. kah yürüdük, kah bisiklet kiraladık. ama yine de yetmedi bize. umarım tekrar gider ve göremediğimiz yerleri görürüz.
ülkenin kuzeyi, ortası ve güneyi bizdeki gibi farklı iklimler var dense de ülkenin geneli (sapa hariç) çok çok sıcak. şöyle söyleyeyim sıcaklığı: göz kapaklarımdan bile şapır şapır terledim. ülkenin nüfusu 100 milyon; toplam kayıtlı motorsiklet sayısı 75 milyon. trafikte kaos hakim, motorsikletlerin nereden geleceği belli değil. ama ilginç bir şekilde kaosta müthiş bir düzen var. trafikte kavga yok; trafik kazalarının çoğunu motor kiralayan turistler yapıyor. inanılmaz sıcak insanları var. gözlerinin içi gülüyor. halkın çoğu fakir ama zorlukla kazanılmış özgürlüklerinden olsa gerek pozitifler. vietnam çok ucuz söylemleri kesinlikle yalan. yemek ile içecekler aynı fiyat neredeyse. bir de isterseniz çok popüler lüks ve michelin yıldızlı restorana gidin, isterseniz orta halli bir yere içecek ve yiyecek fiyatları neredeyse aynı. 10 bin dong 17 küsür tl’ye denk geliyor. kahve 40-60 bin dong, dıyurucu pho çorbaları 50-80 bin dong. zehirlenme korkusuyla sokak tezgahlarından yemediğimizden bilmiyorum ama sanırım sokakta 20-30 bin donga pho çorbası içilebiliyor.
şehirlerarası yolculukları yataklı otobüslerle yaptık. bildiğiniz yataklı, masajlı, single kabin otobüsler var ve en uzun 900 kmlik mesafede dahi yolun nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. sapa şehrinde en çok aktivite yapabileceğiniz bölge. ama küçücük kız çocukları sırtlarında bebelerle aileleri tarafından dilendirilmek için sokağa salınıyor. akşamları da kız çocukları sokakta dans ettiriliyor. korkunç bir durum aslında. sapa cennet gibi bir yer ama bu nedenlerle sevemedim ve sadece 2 gün kaldık ve hue’ye geçtik. hue ımperial city, nguyen hanedanlığına ev sahipliği yapmış, 10 km uzunluğunda bir saha. savaşta ve zamanla ciddi hasar görmüş ve ciddi bir restorasyon sürecinden geçmiş. gidildiğinde mutlaka görülmesi gereken bir yer. hoi an ise en sevdiğimiz ve kalma süremizi 2 kere uzattığımız bir yer. unesco dünya mirası listesinde olan, sarı evleri, rengarenk fenerleriyle tadı damağımızda kaldı.
anlatılacak çok şey var aslında. ayrılırken gözlerim doldu. sanırım insan yerine konmayı, etrafta gülümseyen insanları görmeyi özlemişim. konaklamalarda homestay tercih edince, yerel halkla daha da kaynaştık ve bağlandım sanırım. halkın çoğu ingilizce bilmiyor; translate uygulamasını 7’den 70’e herkes biliyor ama:) meyvelerine hiç girmiyorum bile, hala özlüyoruö ve tabi ki kahvelerini de: salt coffee, coconut coffee ve egg coffee.
ülke içinde toplam 2420 km yol katettik. kaldığımız şehirlerde her gün min 13 km yol yürüdük. kah yürüdük, kah bisiklet kiraladık. ama yine de yetmedi bize. umarım tekrar gider ve göremediğimiz yerleri görürüz.
devamını gör...
abazalar intikam tugayı
olası bir saldırı anında ''allah-u ekber!'' nidası yerine ''allah'ım seks ver!'' diye bağırıyor olmalılar.
devamını gör...
normak sözlük bacılar konseyi
bacıyan-ı normal sözlük. 10.madde beni dahil eder.
devamını gör...
abazalar intikam tugayı
ait
yıllar yıllar önce
bir internet mecrasında kurulmuş bir oluşum.
bir çok operasyon
sayısız faili meçhul troll
bıraktı ardında.
şimdilerde üyeleri kimisi çoluk çocuğa karıştı
kimisi kayıp
kimisi orda burda
yıllar yıllar önce
bir internet mecrasında kurulmuş bir oluşum.
bir çok operasyon
sayısız faili meçhul troll
bıraktı ardında.
şimdilerde üyeleri kimisi çoluk çocuğa karıştı
kimisi kayıp
kimisi orda burda
devamını gör...
hiçbir insana güvenmemek
bana da mı güvenmeyeyim.
insan en çok kendini aldatır
abbooooooğğğ
insan en çok kendini aldatır
abbooooooğğğ
devamını gör...
the odyssey
yayınlandıktan sonra sinemada izledim. güzeldi bence sadece fazla gürültülü geldi belki salondan kaynaklıdır.
ek olarak sinemada izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
ek olarak sinemada izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
date
akşama çayınızı çorbanızı hazır edin date’im var. durumu olmayan okumasın, imkanı olan da şans dilesin.
bu vatandaş bazı kriterlerimi karşılıyor, sesi de güzelse tamamız gibi.
edit:
iki buçuk saat sürmüş, zamanın yeni farkına vardım. tamda üstte belirttiğim konudan vuruldum. ses abi.
bu adamın kaç saat konuşmasına dayanabilirim? bilmiyorum, zor. sanki birilerini azarlamış, bas, bas bağırmışta yanıma gelirken kısılmış gibi.
komikli, esprili geçti. güzeldi aslında. laaaaaaaaaakin;
oturduğumuz mekanın bir objesindeki çıplak kadın figürüne takıldı bu. çok detaylı yapmışlar. göze çarpıyor. çok gerçekçi duruyor. millet alıp eve götürmese bari. alla allaaaaa, çok değişik. üstünü örtseler iyi olur hahahaha. şuna bak ya. baya oraya koymuşlar öylece
olum hayırdır yükseliyon mu lan? hayatında kadın görmemiş aç köpekler gibi, sen hayırdır??? al sen evine götür mal. uyuz oldum. uyuz oldum yineeeeeeee. hasta mısın olum sigara içerken yok çakmağımda bikini sembolü varmış, yeni fark ettim, böyle satmasınlar bunları sudoku. yok objede çıplak kadın var sudoku. eeeeeeeeeh!!! ne çeşit bi bireysin olum sen? normal mi bu ya? objelere mi yükseliyosun? *
neyse başka şeylerden de konuşuldu, havadan sudan da ve kendisi benle aynı burç. ne olduğunu söylemiyim beni bilen bilir, üşenmeyen araştırır.
mekanı kapatıyorlardı, dedim dağılalım. hesabı ödedi, kalktık, yürüyoruz. elini omzuma attı, yan yan giderek uzaklaştırdım, kazara oldu sandı heralde ki bidaha attı bu sefer elimle indirdim. elimi tutmaya bahane arıyosun diyor. bitch what?? neyse…
bir üşüdüm ama ne biçim esiyor. bunda tık yok. ben bırakcam seni dedi. benimde işime geldi ne yalan söyliyim, dondum çünkü.
normalde izin vermem ama hayır diyemeyeceğim dedim onada aynı şekil. arabasına isim koymuş, kafayı yersin. bir an absürt geldi kahkahalarla güldüm o isme. arabadan dolayı. araba çok tatlıydı yakıştırdım ismini shdhdjdj
yarın ki buluşmamızı planlamış kendince, onu anlatıyor mahalleme park ettiğinde. ee ıı, kem, küm yok, özgüvenli şekilde anlatıyor. geleceğim şu saatte, şuraya park edip, seni alıp, şuraya gideceğiz, şunu yapacağız… ilkin karşı çıktım çünkü neden iki gün üstüste buluşuyoruz?
haberleşiriz ya dedim. işlemedi adama!! direkt fark etti savuşturduğumu. eleman deneyimli herhalde diye bi tık uyuz oldum yine.
- hayır haberleşiriz deme bana.
- neden?
- planımızı yaptım sudoku, yok deme işte.
- iyi de net bi cevap vermedim ki.
- ben belirsizlik sevmiyorum. *
- bende hiç sevmem.
olur dedim. bi kaç espri daha… yeter da, gidiyim artık. öpmeye çalıştı, öptürmem abicim. kafa tokuştursaydın askerlik arkadaşı gibi dedi, aynen de öyle eğdim kafamı buna, çenemi kaldırmak istedi kafamı çevirdim. yine öpmeye çalıştı, kapımı açtım, yanağından öptüm, indim, yürüyorum.
- yarın şarap bardaklarını almayı unutmaaaa!
- hatırlaaaat! (saçımı savurdum)
- havalara bak ya uffff…
buraya kadar iyiydi. yarın yine buluşuyormuşuz beyefendiyle. ben, yönetici, lider ruhum, bir eril tarafından yönetilmeye mi başladı? neler oluyor? bi hoşuma gitti.
bu vatandaş bazı kriterlerimi karşılıyor, sesi de güzelse tamamız gibi.
edit:
iki buçuk saat sürmüş, zamanın yeni farkına vardım. tamda üstte belirttiğim konudan vuruldum. ses abi.
bu adamın kaç saat konuşmasına dayanabilirim? bilmiyorum, zor. sanki birilerini azarlamış, bas, bas bağırmışta yanıma gelirken kısılmış gibi.
komikli, esprili geçti. güzeldi aslında. laaaaaaaaaakin;
oturduğumuz mekanın bir objesindeki çıplak kadın figürüne takıldı bu. çok detaylı yapmışlar. göze çarpıyor. çok gerçekçi duruyor. millet alıp eve götürmese bari. alla allaaaaa, çok değişik. üstünü örtseler iyi olur hahahaha. şuna bak ya. baya oraya koymuşlar öylece
olum hayırdır yükseliyon mu lan? hayatında kadın görmemiş aç köpekler gibi, sen hayırdır??? al sen evine götür mal. uyuz oldum. uyuz oldum yineeeeeeee. hasta mısın olum sigara içerken yok çakmağımda bikini sembolü varmış, yeni fark ettim, böyle satmasınlar bunları sudoku. yok objede çıplak kadın var sudoku. eeeeeeeeeh!!! ne çeşit bi bireysin olum sen? normal mi bu ya? objelere mi yükseliyosun? *
neyse başka şeylerden de konuşuldu, havadan sudan da ve kendisi benle aynı burç. ne olduğunu söylemiyim beni bilen bilir, üşenmeyen araştırır.
mekanı kapatıyorlardı, dedim dağılalım. hesabı ödedi, kalktık, yürüyoruz. elini omzuma attı, yan yan giderek uzaklaştırdım, kazara oldu sandı heralde ki bidaha attı bu sefer elimle indirdim. elimi tutmaya bahane arıyosun diyor. bitch what?? neyse…
bir üşüdüm ama ne biçim esiyor. bunda tık yok. ben bırakcam seni dedi. benimde işime geldi ne yalan söyliyim, dondum çünkü.
normalde izin vermem ama hayır diyemeyeceğim dedim onada aynı şekil. arabasına isim koymuş, kafayı yersin. bir an absürt geldi kahkahalarla güldüm o isme. arabadan dolayı. araba çok tatlıydı yakıştırdım ismini shdhdjdj
yarın ki buluşmamızı planlamış kendince, onu anlatıyor mahalleme park ettiğinde. ee ıı, kem, küm yok, özgüvenli şekilde anlatıyor. geleceğim şu saatte, şuraya park edip, seni alıp, şuraya gideceğiz, şunu yapacağız… ilkin karşı çıktım çünkü neden iki gün üstüste buluşuyoruz?
haberleşiriz ya dedim. işlemedi adama!! direkt fark etti savuşturduğumu. eleman deneyimli herhalde diye bi tık uyuz oldum yine.
- hayır haberleşiriz deme bana.
- neden?
- planımızı yaptım sudoku, yok deme işte.
- iyi de net bi cevap vermedim ki.
- ben belirsizlik sevmiyorum. *
- bende hiç sevmem.
olur dedim. bi kaç espri daha… yeter da, gidiyim artık. öpmeye çalıştı, öptürmem abicim. kafa tokuştursaydın askerlik arkadaşı gibi dedi, aynen de öyle eğdim kafamı buna, çenemi kaldırmak istedi kafamı çevirdim. yine öpmeye çalıştı, kapımı açtım, yanağından öptüm, indim, yürüyorum.
- yarın şarap bardaklarını almayı unutmaaaa!
- hatırlaaaat! (saçımı savurdum)
- havalara bak ya uffff…
buraya kadar iyiydi. yarın yine buluşuyormuşuz beyefendiyle. ben, yönetici, lider ruhum, bir eril tarafından yönetilmeye mi başladı? neler oluyor? bi hoşuma gitti.
devamını gör...
normak sözlük bacılar konseyi
yav bacım seni seviyorum derken size yavşayan sözlük erkeklerini(exlerim) görürüm falan kahrolurum yapmayalım bu konseyi yanarız. *
devamını gör...
sözlükte flört etmek
burada çok yoğun bir çift hesap ve fake kullanımı mevcut. sözlükteki ilk haftam olmasına rağmen ben bile görebiliyorum bunu. özellikle erkek taklidi yapan çok fazla kadın yazar var, işin sonu x kişisine yürümeye çalışırken aslında bacılarıma yürümeye kadar gidiyor... çok dikkat etmek lazım.
devamını gör...

