zaman tüneli
günümüz ilişkilerinin özeti
2000'ler yakınlarında ve sonrasında doğan nesilde laçkalaşmış bir ilişki mantığı vardır. herkes birini düzmek ya da biri tarafından düzülmek istiyor ama günün sonunda eli yüzü düzgün birini arıyor. sabır yok bir de bizim nesilde. daha kaslı, daha güzel, daha zengin vb. birisi mi var? ötekini boş ver sürünsün köpek daha iyisi benim olmalı.
arkadaşlarım ben üniversiteye geçtiğimde "yok mu lan manita falan?" diye sordu. yok kardeşim. benim nesil vefa nedir bilmiyor, sevmek nedir bilmiyor. bu yüzden tribün kovalıyorum işte. fenerbahçe ihanet etmiyor çünkü.
arkadaşlarım ben üniversiteye geçtiğimde "yok mu lan manita falan?" diye sordu. yok kardeşim. benim nesil vefa nedir bilmiyor, sevmek nedir bilmiyor. bu yüzden tribün kovalıyorum işte. fenerbahçe ihanet etmiyor çünkü.
devamını gör...
her fırsatta gençleri yeren soğan ekmekçiler
maalesef büyükler hatalı olabileceklerini kabul etmekte zorlaniyorlar. katı bir zihin yapısına sahip yetenekli birer makine gibiler gözümde, üzgünüm.
hepsi değil elbette. ben de bir böyüünüz olarak ben de makine değilim kabul etmiyorum ne münasebethajzha.
şaka bir yana, hatalı olabileceğime dair esnek bir zihne ve kalbe sahip olmaya ant içerim. zaten hata yapmak iyidir inan.* denediğini gösterir. mutlaka gelişmiş olmalisin hatalarinin sonucunda. elbette hatalari idrak edebildiysek.
uzatmayayım,
küçüklerim,
hakikaten duymayın. burnunuzun dikine gidin. asi desinler yanlışsın desinler begenmesinler ne diyor olurlarsa olsunlar pes etmeyin, şüphe etmeyin kendinizden.
ya en kötü ne olabilir?
ama onları dinlerseniz,
en kötüsü olabilir.
ağır konuştuysam, af dilemiyorum.
bir oturun düşünün.
hepsi değil elbette. ben de bir böyüünüz olarak ben de makine değilim kabul etmiyorum ne münasebethajzha.
şaka bir yana, hatalı olabileceğime dair esnek bir zihne ve kalbe sahip olmaya ant içerim. zaten hata yapmak iyidir inan.* denediğini gösterir. mutlaka gelişmiş olmalisin hatalarinin sonucunda. elbette hatalari idrak edebildiysek.
uzatmayayım,
küçüklerim,
hakikaten duymayın. burnunuzun dikine gidin. asi desinler yanlışsın desinler begenmesinler ne diyor olurlarsa olsunlar pes etmeyin, şüphe etmeyin kendinizden.
ya en kötü ne olabilir?
ama onları dinlerseniz,
en kötüsü olabilir.
ağır konuştuysam, af dilemiyorum.
bir oturun düşünün.
devamını gör...
entel bir yazar olmaya karar vermek
niye ya çirkin misiniz?*
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
alem yörük görsün....
devamını gör...
dışarıda koca bir evren varken odayı mesken tutan sinek
bu sineklerin sizden çektiği nedir ya*
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
#4025889 ekran parlaklığı arttı birden, gözlerim kamaştı.
devamını gör...
dışarıda koca bir evren varken odayı mesken tutan sinek
biraz sakin olsa açık olacak pencereyi bulacak da panik yaptığı için eve kısılıp kalıyor.
devamını gör...
her fırsatta gençleri yeren soğan ekmekçiler
öncelikle bir genç olarak gençlerin bazılarının şımarık yetiştirildiğini, bir kısmının gelecek hakkında plan sahibi olmadığını kabul ettiğimi belirtiyorum.
karşı olduğum konu gençlerin "tamamının" bakınız "tamamının" yani bütün genç nüfusun böyle olduğu noktası.
evet teknoloji gelişmiş olabilir, cebimizde telefon olabilir. evimizde bilgisayar, internet olabilir. bu lüks değil ihtiyaçtır. dünya gelişmekte, iletişim biçimleri değişmektedir. bu bakış açısıyla bir dönemler televizyon hatta radyo da lükstü.
önceden yağ sırası vardı, ekmek sırası vardı, hastane sırası vardı diyeceksen hiç deme. o zamanlar sıra vardı çünkü alım gücü vardı, pazar çeşitliliği azdı. günümüzde hangi kasabın önünde 5 kişi aynı anda alışveriş yapıyor? et alabiliyor musun sayın yaşlı?
teknoloji gelişti artık mhrs'den alıyoruz diyorsan randevuyu yine yanılıyorsun. fiziksel olarak değil dijital olarak sıra bekliyorsun. nasıl mı? 9 ay sonrasına randevu alarak.
ikincisi sizin ananız babanız size it muamelesi yapmış, insanlık dışı uygulamaları üstünüzde denemiş olabilir. yaşıtlarım arasında halen böyle uygulamalara maruz kalanlar var. ama biz nispeten daha insancıl yöntemlerle büyümüş olmamız bizim şımarık olduğumuz anlamına gelmez. evet aramızda şımarık olan bir güruh var. ancak bütün bir nesli bu güruha mal edemezsiniz.
üçüncüsü, gençler iş beğenmiyor. şımarıklığından çalışmayanları bir kenara koyacağım. siz, 60-70-80-90-00 sigorta girişliler evet siz, zamanında insanlık dışı şartlara "yauv ne yabalım herkes böyle çalışıyor. ekmeh parası yauv." diyip patronların her dediğine evet dediğiniz için mesem'lerde onlarca çocuk işçinin emeği sömürülüyor ve hatta ölüyor. benim gibi üniversite okuyanlar ve mezunlar da evet iş beğenmiyor. ama neyi beğenmiyoruz biliyor musunuz? iş tanımımıza girmeyen şeyleri yapmayı beğenmiyoruz. son dakikada mesai haberi almayı beğenmiyoruz. geciktirilen sigortaları ve güya deneme sürecini beğenmiyoruz. iş saatleri dışında iş için rahatsız edilmeyi beğenmiyoruz. 9-5 mesainin zamanla 9-6 mesai olup da ücretini alamamayı beğenmiyoruz. ve evet sayın büyüğüm(!) bunlar sana tanıdık geliyor çünkü sen de aynı şeyleri yaşadın ama ses çıkarmak yerine sürüdeki o koyun olmayı tercih ettin ve artık çok geç. belki senden öncekiler bu hale getirdi işi ama ses çıkaramadığın için sen de suçlusun ve bana senin gelecek kaygın yok, şımarıksın, iş beğenmiyorsun deme lüksün yok.
dördüncüsü. sen bana diyorsun ya gelecek sen misin? sen mi vatana faydalı olacaksın? e amcacığım elindeki soğanı bırak da geçmişine bak. ben senin icraatlerin sonucunda bu noktaya gelmiş bir ülkedeyim. bu ülkede kadın ve çocuk cinayetleri bu kadar fazlaysa bu senin suçun. hırsızlık fazlaysa senin suçun. doktorlar dövülüyor, istihdam sağlanamıyorsa senin suçun. çocuklar okula aç gidiyor, beslenme götüremiyorsa senin suçun. bir aile yazın çocuğunu tatile götüremiyor, ben ihtiyaçlarımdan kıstığım halde ayda 1000 liralık harçlığım bittiğinde utanıp ailemden isteyemiyorsam yine senin suçun.
durum buyken hâlâ beni suçlu buluyorsan vay haline. biraz protein, biraz ilim, biraz da spor yazıyorum reçetene.
karşı olduğum konu gençlerin "tamamının" bakınız "tamamının" yani bütün genç nüfusun böyle olduğu noktası.
evet teknoloji gelişmiş olabilir, cebimizde telefon olabilir. evimizde bilgisayar, internet olabilir. bu lüks değil ihtiyaçtır. dünya gelişmekte, iletişim biçimleri değişmektedir. bu bakış açısıyla bir dönemler televizyon hatta radyo da lükstü.
önceden yağ sırası vardı, ekmek sırası vardı, hastane sırası vardı diyeceksen hiç deme. o zamanlar sıra vardı çünkü alım gücü vardı, pazar çeşitliliği azdı. günümüzde hangi kasabın önünde 5 kişi aynı anda alışveriş yapıyor? et alabiliyor musun sayın yaşlı?
teknoloji gelişti artık mhrs'den alıyoruz diyorsan randevuyu yine yanılıyorsun. fiziksel olarak değil dijital olarak sıra bekliyorsun. nasıl mı? 9 ay sonrasına randevu alarak.
ikincisi sizin ananız babanız size it muamelesi yapmış, insanlık dışı uygulamaları üstünüzde denemiş olabilir. yaşıtlarım arasında halen böyle uygulamalara maruz kalanlar var. ama biz nispeten daha insancıl yöntemlerle büyümüş olmamız bizim şımarık olduğumuz anlamına gelmez. evet aramızda şımarık olan bir güruh var. ancak bütün bir nesli bu güruha mal edemezsiniz.
üçüncüsü, gençler iş beğenmiyor. şımarıklığından çalışmayanları bir kenara koyacağım. siz, 60-70-80-90-00 sigorta girişliler evet siz, zamanında insanlık dışı şartlara "yauv ne yabalım herkes böyle çalışıyor. ekmeh parası yauv." diyip patronların her dediğine evet dediğiniz için mesem'lerde onlarca çocuk işçinin emeği sömürülüyor ve hatta ölüyor. benim gibi üniversite okuyanlar ve mezunlar da evet iş beğenmiyor. ama neyi beğenmiyoruz biliyor musunuz? iş tanımımıza girmeyen şeyleri yapmayı beğenmiyoruz. son dakikada mesai haberi almayı beğenmiyoruz. geciktirilen sigortaları ve güya deneme sürecini beğenmiyoruz. iş saatleri dışında iş için rahatsız edilmeyi beğenmiyoruz. 9-5 mesainin zamanla 9-6 mesai olup da ücretini alamamayı beğenmiyoruz. ve evet sayın büyüğüm(!) bunlar sana tanıdık geliyor çünkü sen de aynı şeyleri yaşadın ama ses çıkarmak yerine sürüdeki o koyun olmayı tercih ettin ve artık çok geç. belki senden öncekiler bu hale getirdi işi ama ses çıkaramadığın için sen de suçlusun ve bana senin gelecek kaygın yok, şımarıksın, iş beğenmiyorsun deme lüksün yok.
dördüncüsü. sen bana diyorsun ya gelecek sen misin? sen mi vatana faydalı olacaksın? e amcacığım elindeki soğanı bırak da geçmişine bak. ben senin icraatlerin sonucunda bu noktaya gelmiş bir ülkedeyim. bu ülkede kadın ve çocuk cinayetleri bu kadar fazlaysa bu senin suçun. hırsızlık fazlaysa senin suçun. doktorlar dövülüyor, istihdam sağlanamıyorsa senin suçun. çocuklar okula aç gidiyor, beslenme götüremiyorsa senin suçun. bir aile yazın çocuğunu tatile götüremiyor, ben ihtiyaçlarımdan kıstığım halde ayda 1000 liralık harçlığım bittiğinde utanıp ailemden isteyemiyorsam yine senin suçun.
durum buyken hâlâ beni suçlu buluyorsan vay haline. biraz protein, biraz ilim, biraz da spor yazıyorum reçetene.
devamını gör...
türkiye’de tarımın bitmesinin nedenleri
şehirleşmenin artması.
devamını gör...
entel bir yazar olmaya karar vermek
nolacak madalya mı verecekler.
evet.
bak bu sorunun cevabı evet çıkmaz çıktıysa bi itlik vardir iyi bir sey olsaydı zaten sana bana kadar ulaşmazdi bu kelime.
ben daha butik bir yazar olacam herkeşin bilmedigi bilip de sevmedigi biz konfor alanimiza ihanet etmeyiz topram.
evet.
bak bu sorunun cevabı evet çıkmaz çıktıysa bi itlik vardir iyi bir sey olsaydı zaten sana bana kadar ulaşmazdi bu kelime.
ben daha butik bir yazar olacam herkeşin bilmedigi bilip de sevmedigi biz konfor alanimiza ihanet etmeyiz topram.
devamını gör...
yavuzicicy
tarihi olayları ai destekli bir sunumla anlatan youtube kanalı.
tiryaki hasan paşa’nın kanije müdafaası güldürürken hüzünlendirdi.
tiryaki hasan paşa’nın kanije müdafaası güldürürken hüzünlendirdi.
devamını gör...
entel bir yazar olmaya karar vermek
allah çarpsın yarım saat önce bi entellik geldi bana ve 0 irade. kendiliğinden oldu ben karar vermedim yaradana sığındım kurtuldum şansa yaşıyoruz gerçekten anam beni kaderi gecesi doğurmuş. altıncı katta hataylı bi abla var kuru patlıcan dolması biberli ekmek ve adını bilmediğim bi tatlı yapmış rabbim şifa verdi thnx
devamını gör...
entel bir yazar olmaya karar vermek
entellik kapısından girilir ve artık entel birisindir. aynı ergenliğe girmek gibi...
devamını gör...
avrupa mandacısı liboşların atatürkçülük taslaması
sakallı nurettin paşa avrupa mandasını savunan ingiliz kemali meydanda taşlayarak öldürttüğünde atatürk yabancı elçilerin önünde yapmasına kızmıştı.
avrupa birliği demek alman fransız mandasına girmekten başka bişey değil. şayet türkiye'yi alsalar bile, bütün hristiyanlar birlik olacak bizse onların mandası olacağız.
mesela birliğe katılsak ilk işleri kürtleri irana iteleyip türkiyeden tehcir olacak.
çünki roma imparatorluğunun sınırları malatyada bitiyor ötesi geçmiştede bugünde kültürel olarak iranla, arabistan.
bunun olacağını herkes öngörebilir.
türklerin kaderi belirsizdir. a) asimile edip hristiyanlaştırabileceklerini düşünürlerse bu yönde çalışabilirler.
b) isveç kendi ülkesinin esmer aşiretlerini kısırlaştırarak yok etmişti.
c) almanlarda kendi ülkesinin esmer insanlarını fırınlarda yakıp sabun yapıp yıkandı.
bunun gelecekte türklerin başına gelmeyeceğini kim garanti edebilir?
yüce ulu önder atatürk'ün zamanında bunlar görülüp mandacılar taşlanıyordu. bugün avrupa birliği yanlısı mandacı liboşlar sol partileri işgal etmiş durumda. utanmadan mandacıları yunanistana süren yüce atatürk'ün yolundan gittiklerini iddia eden bile var.
atatürk ülkeyi natoya sokmadı, ab mandası da yapmadı. sadabad paktı kurarak pakistan afganistan ve iranla müttefik olmuştu.
gerçek bir atatürkçünün savunacağı şey budur. iranla afganistanla, pakistanla, suudi arabistan ve ırakla müttefik olup avrupa ve amerikaya karşı korunmak.
not: millet trolluk ediyosun falan diyecek ama bu da başka bir açı, mantıksız da değildir.
avrupa birliği demek alman fransız mandasına girmekten başka bişey değil. şayet türkiye'yi alsalar bile, bütün hristiyanlar birlik olacak bizse onların mandası olacağız.
mesela birliğe katılsak ilk işleri kürtleri irana iteleyip türkiyeden tehcir olacak.
çünki roma imparatorluğunun sınırları malatyada bitiyor ötesi geçmiştede bugünde kültürel olarak iranla, arabistan.
bunun olacağını herkes öngörebilir.
türklerin kaderi belirsizdir. a) asimile edip hristiyanlaştırabileceklerini düşünürlerse bu yönde çalışabilirler.
b) isveç kendi ülkesinin esmer aşiretlerini kısırlaştırarak yok etmişti.
c) almanlarda kendi ülkesinin esmer insanlarını fırınlarda yakıp sabun yapıp yıkandı.
bunun gelecekte türklerin başına gelmeyeceğini kim garanti edebilir?
yüce ulu önder atatürk'ün zamanında bunlar görülüp mandacılar taşlanıyordu. bugün avrupa birliği yanlısı mandacı liboşlar sol partileri işgal etmiş durumda. utanmadan mandacıları yunanistana süren yüce atatürk'ün yolundan gittiklerini iddia eden bile var.
atatürk ülkeyi natoya sokmadı, ab mandası da yapmadı. sadabad paktı kurarak pakistan afganistan ve iranla müttefik olmuştu.
gerçek bir atatürkçünün savunacağı şey budur. iranla afganistanla, pakistanla, suudi arabistan ve ırakla müttefik olup avrupa ve amerikaya karşı korunmak.
not: millet trolluk ediyosun falan diyecek ama bu da başka bir açı, mantıksız da değildir.
devamını gör...
normal sözlük’ün artık bitmiş olması
iki gıdıklıyoruz belki hayattadır
devamını gör...
filmlerden öğrenilen güzel şarkılar
(bkz: senede bir gün)
devamını gör...
türkiye’de tarımın bitmesinin nedenleri
bu başlıkta kayda değer gördüğüm tek entry #4025839.
bilinçli ve modern tarım kesinlikle yok. ovadan fotoğraf atsam içiniz acır. tek kullanımlık damla sulama hortumları geri toplanmadan sürülmüş her yer plastik çöp dolu. tarla sınırlarında kullanılmış boş ilaç şişeleri ve kutuları var. hal böyleyken toprağın zehirlenmesi ve verimin düşmesi kaçınılmaz.
sezonuna göre ürün yetiştirme zaten yok. bu sene soğan çok para etse diğer sene herkes soğan ekiyor bu sefer bolluktan dolayı kimse para kazanamıyor. 20 dönüm soğanın ekimden toplama sürecine kadar hasat sonrası hep eksi yazıyor.
bir de miras olaylarından dolayı koca koca araziler 5 dönüme 10 dönüme parselleniyor. 10 dönüm işleyen adam zaten bir şey kazanamaz bu durumda arsasını satıp şehire yerleşiyor ve fabrikada çalışıyor. toprak bölünmesi mevzusunun bence kanunen şartları olmalı.
bir tarafimiz çiftçi olduğu için ben işin icinden biri olarak yazayım. 12 dönüm zeytinlikten 30-35 dönümün verimini alıyoruz. neden ? mevsimine göre damla sulama çekiliyor, mevsimine göre toprağın havalanması için sürülüyor, mevsimine göre hayvan gübresi kullanılıyor*, mevsimine göre böcek haşerat için ağaç diplerine meşe külü dökeriz. akabinde tüm bu zahmete karşın geçen yıl litresi 200-220 bandında olan yağı biz 450'den sattık. bu yaglar da antalya'da otellere gidiyor asit oranı düşük olduğu için.
tarımdan kazanılmıyor diyen de yalan söylüyor ya da işi bilmiyor bence. bu ülkede en güzel para kesinlikle tarım ve hayvancılıkta.
tabi küçük başlayacak olmanıza rağmen hemen bağkur vs işine girerseniz vergilerle devlet sizi öttürür, acımaz. o yüzden imkanlarınızı doğru yönde kullanmanız lazım.
bilinçli ve modern tarım kesinlikle yok. ovadan fotoğraf atsam içiniz acır. tek kullanımlık damla sulama hortumları geri toplanmadan sürülmüş her yer plastik çöp dolu. tarla sınırlarında kullanılmış boş ilaç şişeleri ve kutuları var. hal böyleyken toprağın zehirlenmesi ve verimin düşmesi kaçınılmaz.
sezonuna göre ürün yetiştirme zaten yok. bu sene soğan çok para etse diğer sene herkes soğan ekiyor bu sefer bolluktan dolayı kimse para kazanamıyor. 20 dönüm soğanın ekimden toplama sürecine kadar hasat sonrası hep eksi yazıyor.
bir de miras olaylarından dolayı koca koca araziler 5 dönüme 10 dönüme parselleniyor. 10 dönüm işleyen adam zaten bir şey kazanamaz bu durumda arsasını satıp şehire yerleşiyor ve fabrikada çalışıyor. toprak bölünmesi mevzusunun bence kanunen şartları olmalı.
bir tarafimiz çiftçi olduğu için ben işin icinden biri olarak yazayım. 12 dönüm zeytinlikten 30-35 dönümün verimini alıyoruz. neden ? mevsimine göre damla sulama çekiliyor, mevsimine göre toprağın havalanması için sürülüyor, mevsimine göre hayvan gübresi kullanılıyor*, mevsimine göre böcek haşerat için ağaç diplerine meşe külü dökeriz. akabinde tüm bu zahmete karşın geçen yıl litresi 200-220 bandında olan yağı biz 450'den sattık. bu yaglar da antalya'da otellere gidiyor asit oranı düşük olduğu için.
tarımdan kazanılmıyor diyen de yalan söylüyor ya da işi bilmiyor bence. bu ülkede en güzel para kesinlikle tarım ve hayvancılıkta.
tabi küçük başlayacak olmanıza rağmen hemen bağkur vs işine girerseniz vergilerle devlet sizi öttürür, acımaz. o yüzden imkanlarınızı doğru yönde kullanmanız lazım.
devamını gör...
sinirden ne yapacağını şaşırmak
omuzlarını düşürüyosun. derin bir iki nefes alıyosun. elini yüzünü yıkıyosun ve duruyosun.
devamını gör...
diyetisyenlerin inanılnaz klişe tipler olması
tıbbi gerekçelerle kilo almak/verememek dışında mesleğin özeti şu: ağzını tutarsan zayıflarsın.
tek cümle üzerine dönen bir meslek, kuş konduracak halleri yok. sen öğle yemeğinde bir buçuk kebap sipariş edip yanına coca cola zero sipariş ediyorsan, diyetisyenin de “yarım kilo kıyma yiyip, şekersiz kola içmeye utanmıyor musun” diye seni dövmesine izin vermiyorsan, mecburen o da içinden selamün kavlen okuyup (beddua edip), “tiroidinize bir baktıralım ekrem bey” diyecek. zira o dükkanın bir biçimde dönmesi lazım; elektriği var, muhtasarı var, han aidatı var.. var oğlu var. sen vizit ücretini verdikten sonra ne zıkkımlanırsan zıkkımlan, neticede elin adamı bu kadar umursar.
tek cümle üzerine dönen bir meslek, kuş konduracak halleri yok. sen öğle yemeğinde bir buçuk kebap sipariş edip yanına coca cola zero sipariş ediyorsan, diyetisyenin de “yarım kilo kıyma yiyip, şekersiz kola içmeye utanmıyor musun” diye seni dövmesine izin vermiyorsan, mecburen o da içinden selamün kavlen okuyup (beddua edip), “tiroidinize bir baktıralım ekrem bey” diyecek. zira o dükkanın bir biçimde dönmesi lazım; elektriği var, muhtasarı var, han aidatı var.. var oğlu var. sen vizit ücretini verdikten sonra ne zıkkımlanırsan zıkkımlan, neticede elin adamı bu kadar umursar.
devamını gör...
