zaman tüneli
hayatın insanı burzum'a dönüştürmesi
sabah metrobüsüne bindiğin an başlayan, fatura öderken derinleşen ve en sonunda insan içine çıkmak yerine evde kartondan kalkan yapmaya kadar varan bir dönüşüm süreci bu... kimse bir sabah uyanıp “ortalığın da adını koymazsam!” diyerek güne başlamıyor. insanın içindeki küçük hayal kırıklıkları birikiyor, birikiyor, en sonunda seni yavaş yavaş ormana doğru itiyor.
önce yalnız kalmak istiyorsun. arkadaşlarını daha az arıyorsun, kalabalıktan sıkılıyorsun. sonra şehir gözüne anlamsız gelmeye başlıyor. metrobüste herkes telefona bakıyor, kafede herkes kahve içiyor, sözlükte herkes “günaydın arkadaşlarrr” diye birbirine enerji saçıyor... sen de bunları izleyip “bunlar neden bu kadar mutlu?” diye düşünmeye başlıyorsun. işte dönüşüm burada başlıyor.
bir noktadan sonra normal müzik de yetmemeye başlıyor. artık sadece dungeon synth dinliyorsun. çünkü gitar, davul, vokal gibi şeyler fazla dünyevi gelmeye başlıyor. insan sesine ihtiyaç duymuyorsun, şarkının melodisini duyamıyorsun... melodi yok. davul yok. nakarat nerede, o da yok. on iki dakika boyunca kalede pusuyormuşsun gibi gibi bir ses var ortada ve sen buna “inanılmaz atmosferik” diyorsun.
derken insanın içindeki o her insan özünde iyidir” diyen genç ölüyor. yerine daha şüpheci biri geliyor. mahalledeki a101'in tabelasına bakıyorsun, ziraat atmsine bakıyorsun, sabah sekizde elinde kahvesiyle “günaydıın” diyerek ofise giren plaza çalışanını görüyorsun... işte burada burzum nasıl kilise yakmaya başladıysa, sen de kendi anarşinle destek veriyorsun... reyondaki ürünleri çok amaçsızca yan yana koyuyorsun... head&shoulders şampuanı domatesin yanına, ketçapın yanına gliss saç kremi, en son kolonyaların yanında çekirdekler beliriyor... açık baklagil kısımlarında bulgurun içine nohut, nohutun içine bulgur yerleştiriyorsun...
finalde bir gün evde kartondan kalkan yaparken yakalanıyorsun. arka planda 24 bit kalitesinde kaydedilmiş rüzgar sesi, uzaklardan gelen bir kapı gıcırtısı ve kapatıcı tüpünün kapağını şaklatarak tutulmuş tutulmuş ritim var. “ben antik çağların koruyucusuyum.” diye fısıldıyorsun.
işte hayat seni böylece burzuma çeviriyor.
önce yalnız kalmak istiyorsun. arkadaşlarını daha az arıyorsun, kalabalıktan sıkılıyorsun. sonra şehir gözüne anlamsız gelmeye başlıyor. metrobüste herkes telefona bakıyor, kafede herkes kahve içiyor, sözlükte herkes “günaydın arkadaşlarrr” diye birbirine enerji saçıyor... sen de bunları izleyip “bunlar neden bu kadar mutlu?” diye düşünmeye başlıyorsun. işte dönüşüm burada başlıyor.
bir noktadan sonra normal müzik de yetmemeye başlıyor. artık sadece dungeon synth dinliyorsun. çünkü gitar, davul, vokal gibi şeyler fazla dünyevi gelmeye başlıyor. insan sesine ihtiyaç duymuyorsun, şarkının melodisini duyamıyorsun... melodi yok. davul yok. nakarat nerede, o da yok. on iki dakika boyunca kalede pusuyormuşsun gibi gibi bir ses var ortada ve sen buna “inanılmaz atmosferik” diyorsun.
derken insanın içindeki o her insan özünde iyidir” diyen genç ölüyor. yerine daha şüpheci biri geliyor. mahalledeki a101'in tabelasına bakıyorsun, ziraat atmsine bakıyorsun, sabah sekizde elinde kahvesiyle “günaydıın” diyerek ofise giren plaza çalışanını görüyorsun... işte burada burzum nasıl kilise yakmaya başladıysa, sen de kendi anarşinle destek veriyorsun... reyondaki ürünleri çok amaçsızca yan yana koyuyorsun... head&shoulders şampuanı domatesin yanına, ketçapın yanına gliss saç kremi, en son kolonyaların yanında çekirdekler beliriyor... açık baklagil kısımlarında bulgurun içine nohut, nohutun içine bulgur yerleştiriyorsun...
finalde bir gün evde kartondan kalkan yaparken yakalanıyorsun. arka planda 24 bit kalitesinde kaydedilmiş rüzgar sesi, uzaklardan gelen bir kapı gıcırtısı ve kapatıcı tüpünün kapağını şaklatarak tutulmuş tutulmuş ritim var. “ben antik çağların koruyucusuyum.” diye fısıldıyorsun.
işte hayat seni böylece burzuma çeviriyor.
devamını gör...
süleymancılar
çağrıştırdığı (bkz: süleymancık).
devamını gör...
süleymancılar
bir çeşit terör örgütü.
yazılarımda daha önce devletin bütün cemaatlere karşı cephe alma eğiliminde olduğunu yazmıştım, okuyanlar bilirler. fetö, mevcut hükümet partisini "ya aslında kemalistler haklıymış sanki" çizgisine getirdi. 2013'ten beri bu böyledir.
sütö'nün de fetö'den bir farkı yok. aynı cumhuriyet düşmanlığı, aynı devlet düşmanlığı, aynı hainlik, aynı irticacılık. birebir aynı ritüeller, aile zoruyla getirilen çocukları köleleştirmek.
zaten türkiyenin her yerinde ve başka başka ülkelerde de yurt açacak kadar güçlü bir yapıyı, israil desteği olmadan finanse etmeleri imkansızdı. bugün de israil ve almanya tarafından fonlandıkları ortaya çıktı.
devletimizin, savcılarımızın, hakimlerimizin bileğine kuvvet. tanrıdan dileğim işte budur.
yıkın şer yuvalarını,
kurutun soylarını,
sapkın inançlarını yok edin,
gün yüzü göstermeyin bu teröristlere.
yazılarımda daha önce devletin bütün cemaatlere karşı cephe alma eğiliminde olduğunu yazmıştım, okuyanlar bilirler. fetö, mevcut hükümet partisini "ya aslında kemalistler haklıymış sanki" çizgisine getirdi. 2013'ten beri bu böyledir.
sütö'nün de fetö'den bir farkı yok. aynı cumhuriyet düşmanlığı, aynı devlet düşmanlığı, aynı hainlik, aynı irticacılık. birebir aynı ritüeller, aile zoruyla getirilen çocukları köleleştirmek.
zaten türkiyenin her yerinde ve başka başka ülkelerde de yurt açacak kadar güçlü bir yapıyı, israil desteği olmadan finanse etmeleri imkansızdı. bugün de israil ve almanya tarafından fonlandıkları ortaya çıktı.
devletimizin, savcılarımızın, hakimlerimizin bileğine kuvvet. tanrıdan dileğim işte budur.
yıkın şer yuvalarını,
kurutun soylarını,
sapkın inançlarını yok edin,
gün yüzü göstermeyin bu teröristlere.
devamını gör...
eski sevgilinin götü göbeği salması
göt göbek değilde saçı beyazlamış ve dökülmüş. allah sahibine bağışlasın.
devamını gör...
ruh eşini arayan yazarlar veri tabanı
ruh bu olm ele avuca sığmaz, ewed.
devamını gör...
ruh eşini arayan yazarlar veri tabanı
ben bir noktaysam... şu anda odanın köşegenlerinin kesim noktasında bulunuyorum. bütün köşelere sesleniyorum: içinizden birinde kalmış bir tutunamayan var mı?
-oğuz atay.
-oğuz atay.
devamını gör...
dünya solaklar günü
bu yıl da kimse kutlamadı.. insan kahroluyor. biz de isterdik bir yaş pasta bir hediye bir yakınımızdan mesaj, canları sağ olsun.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
the man who sold the world.
david bowie versiyonu ama. bırakalım o mükemmel overdrive intro kurt'ün sesine karışsın. bir hayli dinledik zaten bu parçayı nirvana'dan. biraz o "kalitesiz" kaydı dinleyelim bugün. başka bir deyişle bırakalım dostoyevski'yi cin ali'ye dönelim. o eski günleri hatırlayalım.
david bowie versiyonu ama. bırakalım o mükemmel overdrive intro kurt'ün sesine karışsın. bir hayli dinledik zaten bu parçayı nirvana'dan. biraz o "kalitesiz" kaydı dinleyelim bugün. başka bir deyişle bırakalım dostoyevski'yi cin ali'ye dönelim. o eski günleri hatırlayalım.
devamını gör...
hayatın gerçekleri
kimseye fazla değer verilmemeli karşılığı mutlaka nankörlük olur ve hiçbir şey için kendini yıpratmaya değmiyor kendi rahatını düşünen kazanır bu hayatta
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
rüyada vegan bowl yiyen black metalci görmek
allah'a dua etmelik rüyaymış.
devamını gör...
halka tatlısı (yazar)
sözlüğü basan sevgilisinden sonra bu yazarı bi stalkladım. bakalım neler demiş "tanrının eli" nickli kullanıcı hakkında diye düşünürken elle tutulur neredeyse hiçbir şey göremedim. (belki de sildi bilemem) bahsettiği olay ve hikayelerdeki kadın/kadınların o yazar olduğunu kendi çıkıp söylemese hiçbirimiz bilemezdik. buna rağmen hakkında yazılanlar çizilenler yüklenen sıfatlar baya karalama kampanyasına dönmüş durumda. burnuma kötü kokular geliyor sayın seyirciler. burada henüz çözemediğim bir çeşit imâ, gözdağı, şizofrenik bi durum olabilir diye düşünüp bu yazar hakkında peşin hükümlü olmayı doğru bulmuyorum.
öte yandan bu yazarın bahsettiği kişi tanrının eli olduğunu kabul edersek yakşalık 10 gün önce girdiği bir entryde o yazarım "biz ayrıldık. aynı evin içinde ev arkadaşıyız. ben başkalarıyla da tanışabilir ve sevişebilirim" tarzı bi söylemi olduğunu da görürüz. yani bazı yazdıkları yalan bazıları doğru diye aralarından seçmece yapmak olası adaletli bakışı zedeleyeceğinden ve hangileri doğru hangileri yalan iki tarafı da dinlemeden anlayamayacağımızdan kendisini sözlüğe davet ediyor, açıklama yapması için şans verilmesi gerektiğini savunuyorum.
bir diğer bakış açıma göre o kadar kör gözüne parmak ki bu olay hani sanki bu yazar üzerinden başka birine ültimatom verilmek isteniyor gibi. "çember daralıyor yiğidim, bugün halka tatlısı yarın sıra sende" gibi bi alt metin çarpıyor gözüme. yine de tüm bu anlatılanlar doğru ise geçmiş olsun bro, gerçekten kimle sevgili olacağını iyi seç bundan sonra. gördüğün üzere baya seni rezil etmeye and içmiş kişiler hayatındakiler.
öte yandan bu yazarın bahsettiği kişi tanrının eli olduğunu kabul edersek yakşalık 10 gün önce girdiği bir entryde o yazarım "biz ayrıldık. aynı evin içinde ev arkadaşıyız. ben başkalarıyla da tanışabilir ve sevişebilirim" tarzı bi söylemi olduğunu da görürüz. yani bazı yazdıkları yalan bazıları doğru diye aralarından seçmece yapmak olası adaletli bakışı zedeleyeceğinden ve hangileri doğru hangileri yalan iki tarafı da dinlemeden anlayamayacağımızdan kendisini sözlüğe davet ediyor, açıklama yapması için şans verilmesi gerektiğini savunuyorum.
bir diğer bakış açıma göre o kadar kör gözüne parmak ki bu olay hani sanki bu yazar üzerinden başka birine ültimatom verilmek isteniyor gibi. "çember daralıyor yiğidim, bugün halka tatlısı yarın sıra sende" gibi bi alt metin çarpıyor gözüme. yine de tüm bu anlatılanlar doğru ise geçmiş olsun bro, gerçekten kimle sevgili olacağını iyi seç bundan sonra. gördüğün üzere baya seni rezil etmeye and içmiş kişiler hayatındakiler.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
gün olur
gün olur, alır başımı giderim,
denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
şu ada senin, bu ada benim,
yelkovan kuşlarının peşi sıra.
dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
çiçekler gürültüyle açar;
gürültüyle çıkar duman topraktan.
hele martılar, hele martılar,
her bir tüylerinde ayrı telaş!...
gün olur, başıma kadar mavi;
gün olur başıma kadar güneş;
gün olur, deli gibi...
orhan veli.
devamını gör...
rüyada vegan bowl yiyen black metalci görmek
geçenlerde rüyamda bir black metalci gördüm. kendisiyle ilgili hiçbir gariplik yoktu aslında. uzun saçlar, siyah ved buens ende tişörtü,karanlık ve kibirli bakışlar... gayet standart.
garip olan elindeki vegan bowldu. adam bir ağacın altında oturmuş, önündeki kinoayı çatalla karıştırıyordu... daha onu gördüğüm en beynim bunda bi yanlışlık olduğunu kestirmeye başladı zaten... bir süre uzaktan izledim.
yanına gidip ne yediğini sordum, vegal bowl dediğini duyar duymaz etli bir şeyler yok mu diye düşündüm. işte o an aklımdan geçen şeyi de duydu bu adam... ''hayvansal gıdalar tüketmiyorum.'' dedi. sonra uyandım ama tüm gün aklımda bu rüyanın anlamı vardı. kimi yerde black metalci görmek kısmetin kapanması demekti, vegan bowl ise allah korusun ileride beyaz yakalı olmak anlamına geliyordu. en son tarot bakan bi arkadaşıma bahsettim rüyamdan, bana dönüşüme gideceğimden bahsetti.
bugün vegan bowl. yarın şekersiz badem sütü... öbür gün pilates ve bir hafta sonra linkedinde yeni bir başlangıç paylaşımı... daha da korkuncu her hafta instagrama atılan monday motivation hikayeleri...
allah hayırlara çevirsin. ben değişmek istemiyorum. bir daha rüyamda vegan bowl yiyen black metalci görürsem burzuma dönüşeceğim.
garip olan elindeki vegan bowldu. adam bir ağacın altında oturmuş, önündeki kinoayı çatalla karıştırıyordu... daha onu gördüğüm en beynim bunda bi yanlışlık olduğunu kestirmeye başladı zaten... bir süre uzaktan izledim.
yanına gidip ne yediğini sordum, vegal bowl dediğini duyar duymaz etli bir şeyler yok mu diye düşündüm. işte o an aklımdan geçen şeyi de duydu bu adam... ''hayvansal gıdalar tüketmiyorum.'' dedi. sonra uyandım ama tüm gün aklımda bu rüyanın anlamı vardı. kimi yerde black metalci görmek kısmetin kapanması demekti, vegan bowl ise allah korusun ileride beyaz yakalı olmak anlamına geliyordu. en son tarot bakan bi arkadaşıma bahsettim rüyamdan, bana dönüşüme gideceğimden bahsetti.
bugün vegan bowl. yarın şekersiz badem sütü... öbür gün pilates ve bir hafta sonra linkedinde yeni bir başlangıç paylaşımı... daha da korkuncu her hafta instagrama atılan monday motivation hikayeleri...
allah hayırlara çevirsin. ben değişmek istemiyorum. bir daha rüyamda vegan bowl yiyen black metalci görürsem burzuma dönüşeceğim.
devamını gör...
eski sevgilinin götü göbeği salması
görünce biraz hüzünlendim doğrusu. şaka şaka beter olsun
devamını gör...
hayatın gerçekleri
hayatta bencil olmazsan mutlu olamazsın. fazla fedakarlık fazla empati fazla hassasiyet kendine zarar.
geçte olsa anladık şükür.
geçte olsa anladık şükür.
devamını gör...
eski sevgilinin evlenmesi
valla ne hissedeyim bilmiyorum. sevinilir mi üzülünür mü. koca bir boşluk oluyor insanın içinde yutkunmak dahil istemiyor insan. keşke sadece sigara içebilsem ve kimse karışmasa bana.
nişanlandığında aramak istemiştim. şimdi onu da yapmak istemiyorum. herkes kendi yolunda. ama bir tuhaf hissediyor insan.
ne anlatayım ne diyeyim. kime dinleteyim. bilmiyorum. koca bir boşluk ama gelen hava ciğerlerime doldukça boğuyor beni.
o başardı ben başaramadım.
nişanlandığında aramak istemiştim. şimdi onu da yapmak istemiyorum. herkes kendi yolunda. ama bir tuhaf hissediyor insan.
ne anlatayım ne diyeyim. kime dinleteyim. bilmiyorum. koca bir boşluk ama gelen hava ciğerlerime doldukça boğuyor beni.
o başardı ben başaramadım.
devamını gör...
ruh eşini arayan yazarlar veri tabanı
ben ruh eşimi hiç bulamadım. bu saatten sonra da aramıyorum hatta ruh eş diye bir şeyin varlığıda çok saçma geliyor. bulanlar varsa şanslı beşerler, vesselam.
devamını gör...
kahvaltıda çeşit sevmeyen insan
kahvaltıda kekikli/ zeytinyağlı domates, yeşil kırma zeytin ve tam yağlı beyaz peynir yeterli benim için. yanında kızarmış tahıllı ekmek.
kahvaltı yapmayı sevmiyorum yaparsam da bu kadar.
kahvaltı yapmayı sevmiyorum yaparsam da bu kadar.
devamını gör...
