zaman tüneli

4 kedim var; üzüm, kavun, fırfır ve gofret.
kavun, gofret ve fırfır'ın annesi

sırasıyla;
üzüm
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kavun
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gofret
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
fırfır
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

burası benim için çok eğlenceli bi yer, çok büyük bi gözlem alanı, buram buram psikoloji 101 kokuyo... tam olarak sıcak aile ortamı nedir çok iyi görüyorum...

hani başka yerlerde psikolojik rahatsızlıklara sahip insanlar görüyorum, okuyorum ama burası farklı, burada direkt rahatsızlıklar ete kemiğe bürünmüş gibi... burada çok komik bi karanlık üçlü hayranlığı var... hayranlık öyle uç seviyede ki, manipüle olmaya yer arıyo yazarların çoğu... grup içi körlük desen allah-u ekber dağlarında, bizden biri olduğu sürece ne olduğu önemsiz...

dahası da var, nostalji körlüğü öyle büyük bi yerde ki sosyal kimliğin en ufak bi önemi yok... ''eskiler...'' diye bir şey var, orayı anımsatacak, hatırlatacak insanlar gelsin de neden zamanında gittiklerinin en ufak önemi yok... bu gözlem bana ufak bi türkiye simülasyonu gibi hissettiriyo sanırım o yüzden kendimi yakın buluyorum yazarlara... sıcak aile ortamı bu yüzden değerli benim için...

işin en leziz tarafı da ne biliyo musunuz? bu aile ortamında herkes kendini aşırı uyanık ve analitik sanıyo... tıpkı bi aile ortamındaki her an sıkıntı çıkartacak ebeveyn gibi sınır kişilik bozukluğu dolu burası... herkes birbirine haset güdüyo ama kimse kimseyi kıskanmıyo gibi bir izlenim...

ama asıl unutulmaması gereken şey sıcak ve samimi aile ortamı kinsizliğine sahip olması... muazzam balık hafızası yani.... burada toplumsal infiallerin ömrü tamı tamına 48 saat... 48 saatin sonunda amigdala sıfırlanıyo asjdkmdfgdfg...
devamını gör...

kedim kayıp, eşşoğlu eşek buldu güzelim yeri eğlencek tabii hergele.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(12.bölüm)
(bölüm adı: gereksiz psikoz)

kötülere bir şey olmaz, iyileri de allah korur felsefesinin derinlerine usta bir dalgıç gibi dalmıştı ve yavaş yavaş paniklemekteydi. vurgun yiyip yorgun düşmesi an meselesiydi. farkındaydı, bir parça kötüydü. bununla birlikte ufak tefek iyilik ve cömertlikleri de kötülüklerini hamle stoperinin denge stoperini tamamladığı gibi tamamlıyordu. hayatın imbiğinden damılmış bir hata-telafi karışımıydı varlığı. bunalmıştı. sorun şu ki psikoloğunu da bunaltmaktaydı. e üzüm üzüme baka baka kararır, normal :)

- akif bey, ben şimdi bana bir şey olmayacak kadar kötü değilim. iyileri allah korur, derler. ama cümlenin belirtili nesnesindeki iyi de ben değilim. peki ne olacak sonum?

- efendim siz delirmişsiniz, en acilinden bir psikoloğa gitmeniz lâzım.

- e geldim işte?

- ha pardon, herhâlde ben de ufaktan deliriyorum. en uzmanından bir psikoloğa gitmeliyim. ya da bir ufak rakı açayım da şanımız yürüsün :)

- efendim ufak ufak konuya mı geçsek?

hafızasına ne gelirse anlatıyordu psikolog görünümlü apayrı numunesine. apartmanın beşinci katından atılan saksının tam önündeki adama düşüp şıngırt sesiyle adamı bayıltmasından tut 5 saniye önce geçtiği dar sokağa düşen şiddetli yıldırıma, ufak çaplı kalp krizinden sağ salim kurtulmaktan gece rüyasında uçurumdan düştüğünü görmeye hepsini sayıp döküyordu çetin bey. bu uzun uzadıya konuşmalar karşısında yorgun düşüp uyuyayazan psikoloğunu bir parmak şıklatıp uyandırıyor mu hipnotize mi ediyor ayırdına varılamazdı.

- ufak atın da civcivler yesin efendim. anlattıklarınızdan sabit hızlı doğrusal hareketle siz bensiniz, ben de sizim, e o zaman biz kimiz?

- akif bey yine kısa devre yaptınız, sigortaya bir bakın isterseniz.

- yahu diyorum ki, bunları ben de yaşıyorum. ben de istikrarlı ve periyodik biçimde ölüm tehlikesi atlatıyorum. acaba birine gizliden bolca sadaka mı verdim? peki kendimden nasıl gizledim? hatırlamıyorum da o açıdan. acaba ben de mi iyiyle kötü arası arafta sarkaç misali gidip geliyorum?

- belki de hepimizin ortak özelliği akif bey bu hatalara ve doğrulara özgüvenli yönelişlerimiz. belki de hepimiz herkes kadar kötü, herkes kadar iyiyiz.

- hadi el ele tutuşalım, yeni bir psikoloğa gidelim. siz bana bir psikoloğun da ruhsal zaafları, iç manyaklaşmaları olabileceğini öğrettiniz. size minnettarım çetin bey.

- ne demek efendim, alt tarafı bir ikili delilik yaşadık :) gelin bu saçmalıkları yeni psikoloğumuza da anlatalım.

yaşadıkları benzer hikâyeler onları birer dosta dönüştürmüştü. bu iki kafadarın kendilerine ayarladıkları psikoloğa inançları tamdı. öyle ki yaşadıkları ölüm tehlikeleri bir anda kesilecekti ve kendilerini iyi veya kötü insan olarak net biçimde konumlandıracaklardı. randevu saatinde garip bir şekilde ikisi de herhangi bir aksiliğe uğramamış hâlde kliniğin içindeydi. gelin görün ki, ya da hiç o kadar yolu gelmeye zahmet etmeyin ki, roller değişmişti. bu anî rol değişikliğini klinik sekreteri şaşı bakıp şaşırarak iletecekti:

- ünlü ve pek bir saygıdeğer klinik psikolog serhan murat kesinçözer'e mi bakmıştınız efendim?

- kesinlikle sekreter hanım.

- o maalesef sabah saatlerinde bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi'ne yatırıldı. sizinle ilgilenemeyecek.

- sebep?

- rüyasında ejderha saldırısına uğradı, rüyasını sabah korku ve dehşet içinde çevresine anlattı. yaşlıca bir teyze de "kötüye bir şey olmaz, iyiyi de allah korur" deyince bizimki kendisinin iyi mi kötü mü olduğunu anlayamayıp başladı delirmeye. zor tuttuk.

- eyvah, desenize bizim delilik islâmiyetten hızlı yayıldı?
devamını gör...

buradan bakınca zaten pek parlak görünmüyor yaşıyorum zaten
devamını gör...

ahır da lazım içine de eşek.
devamını gör...

geleceği bilmek iyi midirden çok bilmek yaşamayı değiştirir mi sorusu düşündürüyor.
eğer geleceği kesin olarak bilseydim, yine yaşardım çünkü hayatıma son vermek daha korkutucu geliyor. ama muhtemelen aynı şekilde yaşamazdım. çünkü iki ihtimal var:
1. gelecek değiştirilebiliyorsa, onu bilmek bir sorumluluğa dönüşür.
2. gelecek değiştirilemiyorsa, onu bilmek bir mahkûmiyete dönüşebilir.
bir filmin sonunu bilmek filmi anlamsızlaştırmaz. bazen tam tersine, küçük sahnelerin değerini artırır.
devamını gör...

artık tamam buraya kadar ne olacaksa olsun bitsin diyen insanin kendisir bu .hiç bir söz hiç bir durum hiç bir inanç teselli etmez kendisini .
devamını gör...

heyecanla sözlük okuyorum .
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kime göre neye göre
devamını gör...

4 tane dersim var şimdi onlara gidiyorum.
biri zengin sitesi havuz başında oturup kahve içecem.
atarım bi tane foto.

bays.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kahvaltı.
devamını gör...

ciddi bir devlet olsak asılmadan önce köpek kulübesinden fazlası reva görülmezdi.

şu haberleri gördüğümde duvarında sıvasız şehit evlerini hatırladıkça kahroluyorum.
devamını gör...

ahır da gerekli .
devamını gör...

terörist başı abdullah öcalan yeni yaptığı açılmada yapılan villa internet gibi hizmetlerin yetmediğini yakınlarının imralı adası çevresine yerleştirmesini istemiş.
devamını gör...

bu tipsiz hangi kategoriye giriyor. sadece dost mu?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

#4061651
çok yaşayınız…
devamını gör...

asıl tehlike gerçekliği icat etmek değil, icat ettiğini gerçekliğin kendisi sanmak.
dünyayı anlamak için kavramlar yarattık ; para, başarı, ahlak, devlet, aşk, zaman vs. bunlar dünyayı düzenlememize yardım eden olgular. fakat zamanla bu tanımlar hayatın kendisiymiş gibi algılanabiliyor.
örneğin insan önce “başarılı olmak” diye bir kavram yaratıyor. sonra o kavram için yıllarca çalışıyor, kaygılanıyor, kendini başkalarıyla kıyaslıyor. bir noktada şunu unutabiliyor, bu kuralların içinde yaşıyorum ama bu kuralları da insanlar yarattı.
burada bir paradoks ortaya çıkıyor:insan gerçekliği yaratıyor, yarattığı gerçeklik insanın davranışlarını belirliyor, insan da kendi yarattığı sistemin içinde kendini özgür sanarak yaşamaya devam ediyor.
insan bilincinin kurduğu persona ile o kadar özdeşleşebilir ki, onun arkasındaki gerçek benliğini unutabilir.
ama tamamen kaybolmak zorunda değiliz.
belki özgürlük, yarattığımız gerçekliklerden kaçmak değil; onların icat edilmiş olduğunu zaman zaman hatırlayabilmek.
devamını gör...

mutlaka yapılması gereken uygulamadır, ne bu canım böyle, ortalığı 56'ya çevirdiler, biz normal sözlük yazarları böyle insanlarla aynı çatı altında yazmayı bile hakaret olarak görüyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
böyle güzel üzümleri olan dünya hiç sevilmez mi...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim