zaman tüneli
okan buruk’un askeri (yazar)
sudokum kadınlarla atışmamdan hoşlanmıyor. git ötede havla.
devamını gör...
erkeklerin yaşlandıkça nahifleşmesi
böyle bi çıtkırıldımlık, bi nazlılık, bi jelibonluk oluyor 45+ dan sonra bu erkeklerde.
testosteron azalışı ile birlikte gelen bu nahifliğe bakınca insan diyor ki gençliğinde millete kan kuşturmuş adam ile bu adam aynı kişi olamaz. o masum yüzlerine kanmamalı. yemezler.
testosteron azalışı ile birlikte gelen bu nahifliğe bakınca insan diyor ki gençliğinde millete kan kuşturmuş adam ile bu adam aynı kişi olamaz. o masum yüzlerine kanmamalı. yemezler.
devamını gör...
acarabi
yakında itüsözlükten(insteladan) nickleri göreceğiz gibi geliyor.
devamını gör...
fotoğrafını çekmek için sokakta kedi kovalamak
çok ayıp.
devamını gör...
kızıl saç
bitmiş kömürün son çırpınışları gibi gezmeye gerek olduğunu düşünmüyorum. oldum olası bu saç rengine anlam verememişimdir. gingerlığa saygım sonsuz ama burası da irlanda değil. o da sınırlı yani.
devamını gör...
beyaz saçı kopartma daha çok çıkar
yaklaşık 8 yaşımdan beri duyduğum, gerçek olsa şimdiye yirmi-otuz kez bembeyaz saçlı olmamı gerektiren iddia. halbuki hala yarı yarıya beyazşınım.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
iş yerinde börek çörek yapan bi arkadaşım var. geçenlerde denk geldi, bana da ikram etti. ben de yedim ve çok beğendiğimi söyledim. arkadaş da sağolsun bugün yine yapmış ve iş yerine getirmiş. beni aradı, müsait olunca benim oraya gelir misin? dedi. ben de olur dedim ve bi ara boşlukta gittim. gittiğimde odasında yoktu ve ben çıkarken masanın üzerinde duran plastik kaseye yanlışlıkla değdim ve yere düştü. düşmesiyle kapağı açıldı ve içindeki börek dilimleri savaş uçağı fırlatma koltuğu gibi fırladı. tam topladım derken arkadaşım içeri girdi ve kabı elimde gördü. heh, hemen bulmuşsun ben de seni bunun için çağırdım. bunları sana getirdim. dedi. ben de ben bunları az önce yere serdim, kahrı perişan eyledim diyemedim. teşekkür ederek aldım çıktım. buraya kadar sorun yok ancak 1 saat sonra kabını almaya geldi ve börekleri olduğu gibi görünce aaa yememişsin ama diye bozuldu. ben de yiyeceğim merak etme, şimdi karnım tok falan diyip geçiştirdim ama bayağı ayıp oldu. hala da tehlike geçmiş değil. sanırım börekleri çöpe atıp ımmm harika olmuş, eline sağlık diyerek şerefsizlik yapacağım. bu da hiç içime sinmiyor, ya çöpte görürse?
devamını gör...
telefonun kamerasıyla pokemon avlamış yazarlar
geçmiş olsun beleşe yapay zekaya harita verisi sağlamıştır.
devamını gör...
telefonun kamerasıyla pokemon avlamış yazarlar
sanmıyorum yoktur ya sözlükte öyle saçmalıklar ile uğraşanlar.
devamını gör...
beyaz saçı kopartma daha çok çıkar
#4067637 doğum günüm geçeli epey gün oluyor, bizim öyle boş ilgiye merağımız yok eko. ama çorabı gönder. adres --> dm'den iletildi.
devamını gör...
bulbasaur
#001 pokédex numarasıyla arz-ı endam eden, kanto bölgesinin starter pokémonları arasında yetiştirilmesi en kolay olan, üçü de birbirinden şekil bir evrim çizgisine sahip olan; gel gelelim fizyolojisi sebebiyle hayvan veya bitki olarak sınıflandırılamayan, düşündükçe rahatsız eden sevimli pokémon. sırtındaki bitki soğanı ile simbiyotik bir ilişki içerisinde olduğu söylense de aslında tam olarak öyle değildir, aşağıda düşüncelerimi aktarıyorum.
bu pokémonun sınıflandırması bitki veya hayvan değildir zira canlılığı hangisinin sürdürdüğü belirsizdir. bu bitkinin tohumları bulbasaur doğduğunda annesi tarafından sırtına ekilir ve tohum vücudu içerisine kök salarak bulbasaur ile birlikte büyür. kökleri zamanla bulbasaur'un iç organlarını, iskeletini, sinir sistemini ve beynini sarar. bulbasaur bu sayede fotosentez yapabilir ve besinlerini güneş ışığından alabilir. ayrıca bu bitkiyi kendi vücudunun bir parçası olarak kullanabilir. sarmaşıklarını hareket ettirebilir*, yaprak fırlatabilir*, güneş enerjisini yansıtabilir* ve tohum saçabilir*. bu ne demek? bitkinin asıl canlılığı sağlayan kısım olması demek. yani bizim sevdiğimiz, gönül verdiğimiz o yeşil tombiş köpecik aslında bulbasaur değil, sırtındaki bitki bulbasaur. zaten üstte de söylendiği gibi adı hayvan olan kısmından değil bitkiden geliyor*. mantıken yavru bulbasaurlar büyük venusaurlar tarafından doğurulurlar. anneleri bu sebeple tohumu yavrularının sırtına eker, asıl karar verici mekanizma bitkinin beyni ve iradesidir. venusaur ise tamamen içini kaplayan bitki tarafından yönetilen bir vücuttur. bulbasaur türleri bitkisini kullanabilen bir hayvan değil, hayvan vücudunu kullanan bir bitkidir.
yani aslında hayvan ve bitki arasındaki ilişki simbiyotik değil, parazitiktir.
ash'in bulbasar'unun bulbasaur garden'de evrim geçirmek istememesinin sebebi budur. onun ivysaur'a dönüşmesi demek bitkinin kontrolünü artırması demektir. bitki tamamen kendisini ele geçirdiğindeyse artık ash'in bulbasaur'unun beyin ölümü gerçekleşecek, tüm kişiliğini ve anılarını kaybedecek*, tüm kontrol bitkide olacaktır. diğer venusaurlar gibi donuk bakışlı, gün boyu güneşin altında yatıp fotosentez yapan bir kabuğa dönüşmek istememektedir. yaşamak istemektedir. zaten evrim sahnesine baktığınızda göreceğiniz şey şudur: bitki parlar, evrim geçirmeye başlar ve bulbasaur, ivysaur'a dönüşür. ash'in bulbasaur'u ise açık bir şekilde kendisiyle değil, sırtında parlayan ve evrim geçirmeye hazırlanan bitkiyle mücadele etmektedir.
bulbasaur'un sırtındaki bitki soğanı, onu yavaş yavaş ele geçirerek öldüren bir parazittir.
benzer bir pokemon için (bkz: paras).
bu pokémonun sınıflandırması bitki veya hayvan değildir zira canlılığı hangisinin sürdürdüğü belirsizdir. bu bitkinin tohumları bulbasaur doğduğunda annesi tarafından sırtına ekilir ve tohum vücudu içerisine kök salarak bulbasaur ile birlikte büyür. kökleri zamanla bulbasaur'un iç organlarını, iskeletini, sinir sistemini ve beynini sarar. bulbasaur bu sayede fotosentez yapabilir ve besinlerini güneş ışığından alabilir. ayrıca bu bitkiyi kendi vücudunun bir parçası olarak kullanabilir. sarmaşıklarını hareket ettirebilir*, yaprak fırlatabilir*, güneş enerjisini yansıtabilir* ve tohum saçabilir*. bu ne demek? bitkinin asıl canlılığı sağlayan kısım olması demek. yani bizim sevdiğimiz, gönül verdiğimiz o yeşil tombiş köpecik aslında bulbasaur değil, sırtındaki bitki bulbasaur. zaten üstte de söylendiği gibi adı hayvan olan kısmından değil bitkiden geliyor*. mantıken yavru bulbasaurlar büyük venusaurlar tarafından doğurulurlar. anneleri bu sebeple tohumu yavrularının sırtına eker, asıl karar verici mekanizma bitkinin beyni ve iradesidir. venusaur ise tamamen içini kaplayan bitki tarafından yönetilen bir vücuttur. bulbasaur türleri bitkisini kullanabilen bir hayvan değil, hayvan vücudunu kullanan bir bitkidir.
yani aslında hayvan ve bitki arasındaki ilişki simbiyotik değil, parazitiktir.
ash'in bulbasar'unun bulbasaur garden'de evrim geçirmek istememesinin sebebi budur. onun ivysaur'a dönüşmesi demek bitkinin kontrolünü artırması demektir. bitki tamamen kendisini ele geçirdiğindeyse artık ash'in bulbasaur'unun beyin ölümü gerçekleşecek, tüm kişiliğini ve anılarını kaybedecek*, tüm kontrol bitkide olacaktır. diğer venusaurlar gibi donuk bakışlı, gün boyu güneşin altında yatıp fotosentez yapan bir kabuğa dönüşmek istememektedir. yaşamak istemektedir. zaten evrim sahnesine baktığınızda göreceğiniz şey şudur: bitki parlar, evrim geçirmeye başlar ve bulbasaur, ivysaur'a dönüşür. ash'in bulbasaur'u ise açık bir şekilde kendisiyle değil, sırtında parlayan ve evrim geçirmeye hazırlanan bitkiyle mücadele etmektedir.
bulbasaur'un sırtındaki bitki soğanı, onu yavaş yavaş ele geçirerek öldüren bir parazittir.
benzer bir pokemon için (bkz: paras).
devamını gör...
acarabi
aynen he böyle biri vardı hatırladım şimdi, sözlüğün ikonuydu adam.
devamını gör...
beyaz saçı kopartma daha çok çıkar
zırvadan başka bişi değildir.
27. yaşıma girişimle birlikte gözlemlediğim kadarıyla beyaz tel sayım bi 6-7 civarına çıktı. geçenlerde dedim ben bunları kopartayım geçeyim hiç boya püsür işine girmeyeyim. hemen yan taraftan ilahi bir çağrı geldi "kopparma sakın çoğalır caanığm". hadi ya, öyle mi dersin... yok böyle bir şey kardeşim beyazlayan telin kökünde pigment üretimi durmuş, diğer kökler ile ne ilgisi var bunun. koparttık geçtik tabii ki de.
#bunebilimsizliktir
27. yaşıma girişimle birlikte gözlemlediğim kadarıyla beyaz tel sayım bi 6-7 civarına çıktı. geçenlerde dedim ben bunları kopartayım geçeyim hiç boya püsür işine girmeyeyim. hemen yan taraftan ilahi bir çağrı geldi "kopparma sakın çoğalır caanığm". hadi ya, öyle mi dersin... yok böyle bir şey kardeşim beyazlayan telin kökünde pigment üretimi durmuş, diğer kökler ile ne ilgisi var bunun. koparttık geçtik tabii ki de.
#bunebilimsizliktir
devamını gör...
dostlarınan bozuk gitti aramız
evvel selam:
bağdel kelam:
dostlarınan bozuk gitti aramız
düşmana yeke yek varma sıramız
biz düşmana sardırmayız yaremiz
hazır ol bahtına diyenlerdeniz
bineydim de kıratımın üstüne
alaydım da martinimi destime
gafil varmayız da biz düşmanın üstüne
hazır ol bahtına diyenlerdeniz.
bağdel kelam:
dostlarınan bozuk gitti aramız
düşmana yeke yek varma sıramız
biz düşmana sardırmayız yaremiz
hazır ol bahtına diyenlerdeniz
bineydim de kıratımın üstüne
alaydım da martinimi destime
gafil varmayız da biz düşmanın üstüne
hazır ol bahtına diyenlerdeniz.
devamını gör...
polat alemdar'ın fetullahçı olması
f.g israilin itiydi, cemaatının pek çoğu da öyle.
k.v. ekibinin tamamına yakını da fetocuydu.
bazı oyuncuları ve geçmişlerini gösterip aşağıya
embesil embesil cevaplar yazmayın.
onun adı üstünde oyuncu, bir rol olur gelir oynar gider
belki geçmişi kızıl komünist idi, onun o dizinin rotasını belirleme şansı yok
ya kendine verilen rolü oynar, ya da sittirir gider,
bu kadar...................................
k.v. ekibinin tamamına yakını da fetocuydu.
bazı oyuncuları ve geçmişlerini gösterip aşağıya
embesil embesil cevaplar yazmayın.
onun adı üstünde oyuncu, bir rol olur gelir oynar gider
belki geçmişi kızıl komünist idi, onun o dizinin rotasını belirleme şansı yok
ya kendine verilen rolü oynar, ya da sittirir gider,
bu kadar...................................
devamını gör...
kızıl saç
“sözüm meclisten dışarı”,
genellikle şu hale:

dönüşen saç rengi.. mesela, bir erkek olarak ben anlamıyorum. kahverengi veya siyah saç bir biçimde düzgün görünmeyi başarırken kızılların önemli bir kısmı neden “allah’a isyan etmenin sonu” görüntüsüne kavuşur? haa, az bir kısmı da var, onlar güzel görünüyor. bir de kızıl, mor, vesaire.. biz sanırım çok anlamıyoruz ama erkek dünyasında genelinin adı “chucky”, onu söyleyebilirim.
genellikle şu hale:

dönüşen saç rengi.. mesela, bir erkek olarak ben anlamıyorum. kahverengi veya siyah saç bir biçimde düzgün görünmeyi başarırken kızılların önemli bir kısmı neden “allah’a isyan etmenin sonu” görüntüsüne kavuşur? haa, az bir kısmı da var, onlar güzel görünüyor. bir de kızıl, mor, vesaire.. biz sanırım çok anlamıyoruz ama erkek dünyasında genelinin adı “chucky”, onu söyleyebilirim.
devamını gör...


