zaman tüneli
hain kardeşe verilecek en iyi ders
gentleman adlı dizide gördüm bugün. adam ihaneti birlikte planladığı adamı, kardeşine testere ile zorla kestiriyor. adam ölüyor, kardeş deliriyor. muazzam bir ders, ewd, 10/10.
devamını gör...
sadrazam ikarus'un sol kanadı
like verdiğinde titretiyo.
neyse sır küpü bir adam.
ağzından laf çıkmaz.
ama siz yine zorlamayın.
ben özelim.
neyse sır küpü bir adam.
ağzından laf çıkmaz.
ama siz yine zorlamayın.
ben özelim.
devamını gör...
erkeklerin yüzde 96,5'nin aynı anda üç kızı idare etmesi
kadınlar isterse aynı anda kaç erkeği idare edebiliyor bilseniz donunuz kanar.
devamını gör...
insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders
duygulara tercüman olmuş ibrahim tenekeci;
“burası dünyadır. insan sözünü tutamamış olandır. yapmam diyen yapar, söylemem diyen söyler, gitmem diyen gider. kalanlara selam olsun.”
“burası dünyadır. insan sözünü tutamamış olandır. yapmam diyen yapar, söylemem diyen söyler, gitmem diyen gider. kalanlara selam olsun.”
devamını gör...
birden fazla kez izlenebilecek filmler
worst person in the world...
çoğu insan ''öff ne istediğini bilmeyen bi kadının hayatı işte...'' diye kesip atıyo aslında filmi... çünkü insanın ne istediğini bilmemesi dışarıdan çok basit bi problem gibi görünüyo... sanki bir sabah kalkıp "ben aslında ne istiyorum?" diye düşününce cevabı geliyor gibi hissettiriyo di mi? gelmiyo işte...
bazen ne istediğini bilmediğin gibi, istediğin şeyi isteyip istemediğini de bilmiyorsun. bir şeyi elde edince bu sefer onu neden istediğini sorgulamaya başlıyorsun... julie'nin yaptığı her şeyi doğru bulduğum için değil, tam tersine bazılarını izlerken "abla bunu niye yaptın şimdi" dediğim için seviyorum filmi. çünkü ben de benzer şeyleri yaptım.... hayatımda istikrar adına yalnızca kararsızlığım var...
filmin bence en acı tarafı da bu... julie'nin kötü bir insan olması değil. ne yaparsa yapsın bir tarafının hep başka bir ihtimali düşünmesi... kafamada her zaman başka ihtimallerin olması...
bu film ne istediğini bilmediği halde hayatına devam etmek zorunda olan insanların filmi ve maalesef ben de o insanlardan biriyim.
çoğu insan ''öff ne istediğini bilmeyen bi kadının hayatı işte...'' diye kesip atıyo aslında filmi... çünkü insanın ne istediğini bilmemesi dışarıdan çok basit bi problem gibi görünüyo... sanki bir sabah kalkıp "ben aslında ne istiyorum?" diye düşününce cevabı geliyor gibi hissettiriyo di mi? gelmiyo işte...
bazen ne istediğini bilmediğin gibi, istediğin şeyi isteyip istemediğini de bilmiyorsun. bir şeyi elde edince bu sefer onu neden istediğini sorgulamaya başlıyorsun... julie'nin yaptığı her şeyi doğru bulduğum için değil, tam tersine bazılarını izlerken "abla bunu niye yaptın şimdi" dediğim için seviyorum filmi. çünkü ben de benzer şeyleri yaptım.... hayatımda istikrar adına yalnızca kararsızlığım var...
filmin bence en acı tarafı da bu... julie'nin kötü bir insan olması değil. ne yaparsa yapsın bir tarafının hep başka bir ihtimali düşünmesi... kafamada her zaman başka ihtimallerin olması...
bu film ne istediğini bilmediği halde hayatına devam etmek zorunda olan insanların filmi ve maalesef ben de o insanlardan biriyim.
devamını gör...
ayçiçeği
az önce kendime rozet olarak aldım.
çok güzel bir teorisi var çok hoşuma gider.
derler ki, birine ayçiçeği verirken her zaman iki tane vermelisin.
çünkü ayçiçekleri, güneş parladığında ışığa döner; ama gece çöktüğünde birbirlerine dönerler. karanlıkta bile birbirlerinde ışığı bulurlar. yani birine ayçiçeği verdiğinde aslında şunu söylermişsin: “karanlıkta bile benim ışığım sensin.”
ne güzel, değil mi?
gökyüzü karardığında bile solmayan bir sevgi bu. büyümek için sürekli güneş ışığına ihtiyaç duymayan bir sevgi…
sessiz odalarda, sıradan sabahlarda, bitmek bilmeyen fırtınaların ortasında bile birbirini seçmeye devam eden bir sevgi.
dünya soğuk hissettirdiğinde, onun gözlerinde sıcaklığı bulacağını bilmek…
hayat ağırlaştığında bile yine onun eline uzanacağını bilmek…
çünkü gerçek aşk, ışığın peşinden koşmak değildir; birbirine ışık olabilmektir.
en uzun gecelerde bile, aşka doğru usulca dönen iki ayçiçeği gibi…
çok güzel bir teorisi var çok hoşuma gider.
derler ki, birine ayçiçeği verirken her zaman iki tane vermelisin.
çünkü ayçiçekleri, güneş parladığında ışığa döner; ama gece çöktüğünde birbirlerine dönerler. karanlıkta bile birbirlerinde ışığı bulurlar. yani birine ayçiçeği verdiğinde aslında şunu söylermişsin: “karanlıkta bile benim ışığım sensin.”
ne güzel, değil mi?
gökyüzü karardığında bile solmayan bir sevgi bu. büyümek için sürekli güneş ışığına ihtiyaç duymayan bir sevgi…
sessiz odalarda, sıradan sabahlarda, bitmek bilmeyen fırtınaların ortasında bile birbirini seçmeye devam eden bir sevgi.
dünya soğuk hissettirdiğinde, onun gözlerinde sıcaklığı bulacağını bilmek…
hayat ağırlaştığında bile yine onun eline uzanacağını bilmek…
çünkü gerçek aşk, ışığın peşinden koşmak değildir; birbirine ışık olabilmektir.
en uzun gecelerde bile, aşka doğru usulca dönen iki ayçiçeği gibi…
devamını gör...
erkeklerin yüzde 96,5'nin aynı anda üç kızı idare etmesi
bir realite. aksini iddia eden, ispatlasın da görelim.
devamını gör...
insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders
bugün senin yanında başkasının arkasından konuşan, yarın başkasının yanında senin arkandan konuşur. bu hiç değişmez
devamını gör...
anıyı daha yaşarken özlemek
(bkz: hasret anı)
devamını gör...
anıyı daha yaşarken özlemek
bazı anlar vardır daha içindeyken özleyeceğini bilirsin. yaşarken eksilmeye başlarlar.
çünkü gideceklerini bilmek onları şimdiden özlemeye yetmiştir hep.
insan henüz ayrılmamışken özleyebildiği şeylerden öğrenir her güzel şeyin içinde bir veda olduğunu.
benim için öyleydi, başkası için güzel bile olmayan şeyler bana hep güzel gelirdi.
yetmezmiş gibi bir süre sonra biteceğini de bilirdim. biterdi de
o yüzden güzel şeyler olduğu zaman hala sorguluyorum gerçek olup olmadığını.
çünkü gideceklerini bilmek onları şimdiden özlemeye yetmiştir hep.
insan henüz ayrılmamışken özleyebildiği şeylerden öğrenir her güzel şeyin içinde bir veda olduğunu.
benim için öyleydi, başkası için güzel bile olmayan şeyler bana hep güzel gelirdi.
yetmezmiş gibi bir süre sonra biteceğini de bilirdim. biterdi de
o yüzden güzel şeyler olduğu zaman hala sorguluyorum gerçek olup olmadığını.
devamını gör...
yalnızlık
fırlatırdım bir taş, gücüm olsaydı.yıkmaya yalnızlığın duvarını...
devamını gör...
sigur ros'un insanı gereksiz yere iyi bir insan yapması
ne yazık ki insanların dile getirmeye çekindiği korkunç bi gerçek bu... sigur ros insanı gereksiz yere çok iyi bi insana dönüştürüyo...
öncelikle belirtmeliyim ki sigur ros dinlerken kızmak mümkün değil. von'dan atta'ya kadar tüm albümleri tek tek dinlemeye kalkın, bir kez bile sinirlenmek, kaşların çatılması ya da dudak ısırılması münkün olmuyo... sinir baba bile sinirlenemez öyle bir büyüsü var grubun...
hatta dahası da var, bugüne kadar ne kadar iyilik yaptıysam kulaklıklarımda hep sigur ros çalıyordu... yaşlı bir teyzeyi koluna girip karşıya geçirirken takk albümü vardı kulaklarımda, apartman sahibinin salak saçma mesajına sinirlenmeden gülümsediğim gün parantezli albüm vardı... hatta market sıramı bile birine verdiğim o korkunç gün kveikur'dan bir şey dinliyordum...
mesela geçen dolmuşta biri ayağıma bastı ama ne basmak... hani parmağım kırıldı sandım.. normalde içimde küçük çaplı bir nürnberg mahkemesi kuruyorum ama o gün sigur ros dinliyordum, adama dönüp önemli değil dedim, gülümsedim... kesin ondan hoşlandığımı düşünmüştür...
bu grubun toplum için ciddi bi tehdit olduğunu düşünüyorum.
öncelikle belirtmeliyim ki sigur ros dinlerken kızmak mümkün değil. von'dan atta'ya kadar tüm albümleri tek tek dinlemeye kalkın, bir kez bile sinirlenmek, kaşların çatılması ya da dudak ısırılması münkün olmuyo... sinir baba bile sinirlenemez öyle bir büyüsü var grubun...
hatta dahası da var, bugüne kadar ne kadar iyilik yaptıysam kulaklıklarımda hep sigur ros çalıyordu... yaşlı bir teyzeyi koluna girip karşıya geçirirken takk albümü vardı kulaklarımda, apartman sahibinin salak saçma mesajına sinirlenmeden gülümsediğim gün parantezli albüm vardı... hatta market sıramı bile birine verdiğim o korkunç gün kveikur'dan bir şey dinliyordum...
mesela geçen dolmuşta biri ayağıma bastı ama ne basmak... hani parmağım kırıldı sandım.. normalde içimde küçük çaplı bir nürnberg mahkemesi kuruyorum ama o gün sigur ros dinliyordum, adama dönüp önemli değil dedim, gülümsedim... kesin ondan hoşlandığımı düşünmüştür...
bu grubun toplum için ciddi bi tehdit olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
queens of the stone age'in müzikal olarak deri ceket olması
2 şarkısı hariç ben de pek hoşlanmam kendilerinden.
devamını gör...
türk erkeğinin sekste berbat olması
eşlerinde baş ağrısına neden olan bu durum, türk erkeklerinde çeneye vurur. yıllardır karısının bile yüz vermeyip, sevişmediği adamlar olur sana brazzers'taki kel adamın, ne bileyim rocco'nun türkiye şubesi.
devamını gör...
birden fazla kez izlenebilecek filmler
lord of the rings.
devamını gör...
şehirlerarası görüşme için saatlerce beklemiş efsane nesil
yetmişli ve seksenli yılları yaşamış efsanevi nesildir. başka bir şehirdeki kişinin telefonunu bağlamaları saatler hatta bazen günler sürerdi.
şehirlerarası veya ülkelerarası amaçlı telefon açan kişi önce yerel santrale, yani ptt’ye bağlanırdı. ve sonrasında, şehirlerarası görüşme yapmak isteyen kişi, santraldeki memura aramak istediği şehrin adını, karşı tarafın telefon numarasını ve görüşmenin türünü (normal, acele, yıldırım) yazdırarak kayıt bırakırdı. sonra telefonun bağlanması beklenir ki bu bazen saatler, bazen bir gün sürerdi.
şehirlerarası veya ülkelerarası amaçlı telefon açan kişi önce yerel santrale, yani ptt’ye bağlanırdı. ve sonrasında, şehirlerarası görüşme yapmak isteyen kişi, santraldeki memura aramak istediği şehrin adını, karşı tarafın telefon numarasını ve görüşmenin türünü (normal, acele, yıldırım) yazdırarak kayıt bırakırdı. sonra telefonun bağlanması beklenir ki bu bazen saatler, bazen bir gün sürerdi.
devamını gör...
türk erkeklerinin az okuması
size ne kadar okuyan lazımdı mesela? belirtseniz, belki bir arkadaş yardımcı olabilirdi.
bana bakma. ben allahsız, kitapsız, dinsiz, imansızım.
herkesin bir kitabı var, yol gösteriyor falan. kuran, incil, anayasa, komünist manifesto, kişisel gelişim, zart zurt. ben yolsuzum. karanlıklarda, ışıksız gezmeyi seviyorum.
bütün insanlar kağıtlara köle olmuş bir vaziyette. ne yapılması gerektiğine dair bilgi edinmek üzerine kitaplara, yaşamak için paralara, sahip olmak için tapulara, adam olmak için diplomalara ihtiyaçları var. ben hiçbir bok olmak istemiyorum izninizle. votka şişesinde balık olabilir miyim mesela? yok. daha ne?
bana bakma. ben allahsız, kitapsız, dinsiz, imansızım.
herkesin bir kitabı var, yol gösteriyor falan. kuran, incil, anayasa, komünist manifesto, kişisel gelişim, zart zurt. ben yolsuzum. karanlıklarda, ışıksız gezmeyi seviyorum.
bütün insanlar kağıtlara köle olmuş bir vaziyette. ne yapılması gerektiğine dair bilgi edinmek üzerine kitaplara, yaşamak için paralara, sahip olmak için tapulara, adam olmak için diplomalara ihtiyaçları var. ben hiçbir bok olmak istemiyorum izninizle. votka şişesinde balık olabilir miyim mesela? yok. daha ne?
devamını gör...
birden fazla kez izlenebilecek filmler
incir reçeli
allah belamı verdikçe izliyorum. izlemeyeli uzun zaman oldu, bir ara izleyeyim
allah belamı verdikçe izliyorum. izlemeyeli uzun zaman oldu, bir ara izleyeyim
devamını gör...
türk erkeklerinin az okuması
ne az okuması, hiç okumayan var. az okuyan yine okuyor. hiç okumayanlar asıl sorun. ayrıca aynı problem kadınlarda da var.
devamını gör...
