zaman tüneli
bacıdown 1.hafta etkinliği
bu erkek değilse bile özene özene sonunda erkek olmuş. ameliyatı yakındır. hormon takviyesine gerek yok zaten, benden fazla testeron salgıladığına eminim. aramıza hoşgeldin bro. feminizm bir kadını daha katletti. mutlu musunuz feminikler?
devamını gör...
yaza veda ediyoruz soyunmaları
noldu totoşlar, arlandınız mı yine gece gece.
erkek kim.. siz kim amk. sıısıs
a. koyayım hayatınız olmuş anonim. yarım erkekler sizi. s
götü yiyen çıksın hadi karşıma. adresler havada uçuşuyor. adım soy adım.
hadi çık aslanım karşıma. orospuluk yapmayın, icraat lazım.
var mı o göt herhangi birinizde?
soktuğumun dandikleri sizi. götü yiyen var mı lan aranızda?
erkek kim.. siz kim amk. sıısıs
a. koyayım hayatınız olmuş anonim. yarım erkekler sizi. s
götü yiyen çıksın hadi karşıma. adresler havada uçuşuyor. adım soy adım.
hadi çık aslanım karşıma. orospuluk yapmayın, icraat lazım.
var mı o göt herhangi birinizde?
soktuğumun dandikleri sizi. götü yiyen var mı lan aranızda?
devamını gör...
25 eylül 2026 türkiye fransa maçı
bizimkiler atakları nasıl hiç ederiz derdiyle şut çekiyor. aman kale nerede bakmayın.
devamını gör...
bacıdown 1.hafta etkinliği
biletler yoldaş bakkaldan mı alınıyordu..
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
bana bunları o ellerle mi yazdın.
devamını gör...
sen bir bulut huzmesi
adını söylemek istemiyorum
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
kışın kartopudur adını anmak
döner döner yüreğimde, dağ olur
yazın güneş yanığıdır düşlerim
sonbahar ruhumu bekleyen oba ִֶָ
anla ki, senin için yürüyor kelimeler
kışın kartopudur adını anmak
döner döner yüreğimde, dağ olur
yazın güneş yanığıdır düşlerim
sonbahar ruhumu bekleyen oba ִֶָ
devamını gör...
yaza veda ediyoruz soyunmaları
buna kral/kardeş çeken erkek yazarlar neredesiniz lan?
erken, viva, sadrazam, son tarihçi…
erken, viva, sadrazam, son tarihçi…
devamını gör...
bacıdown 1.hafta etkinliği
bacıdown adını verdiğimiz, smackdown tadında, kadın yazarlar olarak kavgalar edip birbirmizi dövdüğümüz, bunun karşılığında kemerler kazandığımız müthiş programa hoş geldiniz!
her hafta cuma günü bu saatler arasında yayımlanacak olan programın ilk günü şerefine bacıların divası kemeri için üç kadın yazarımız birbiriyle dövüşecek... bildiğimiz üzere opelina'da bacıların divası kemeri mevcut, iki bacımız dövüşerek opelina bacısının karşısına çıkacak.
ilk dövüşümüz başlıyor, ışıklar kapanıyor...
opeth'in harvest'ıyla müthiş bir bağırış, çağırış, heyecan başlıyor! aman allahım! aman yarappim! bir isim beliriyor ekranda! o geliyor! poine geliyor! pulp fiction'ın mia wallace karakteri gibi giyinmiş ve sigarasını tıpkı onun gibi tüttüre tüttüre ringe yürüyor! ortalık yıkılıyor! attığı her adımda erkek yazarların merak duygusu yüzünden bacıdown salonunun kapılarının zorladığı haberini alıyoruz, güvenlikler kapılara koşturuyor, onları buraya sokmamakta kararlıyız.

ışıklar tekrar kapanıyor, dream theater'ın a rite of passage şarkısının o ikonik gitar girişi beliriyor, aman allahım, midi klavye ringe korkunç bir hızla koşarak geliyor, belli oldu bu gece çok büyük bir kavga olacak!

evet şartların eşit olması amacıyla picker wheel açarak iki ismi yazıyoruz ve kim kazanırsa dövüşü onun kazandığını varsayacağız.

evet, picker wheel sonucuna göre poine, midi klavye'yi ölümcül başdöndürücü bacı tokadıyla dövüyor, midi klavye yere düşüyor, poine ringin köşesine koşarak cebinden sigarasını çıkarıp yakıyor ve tüm seyircilere üfleyerek ''tonight's the night...'' diyor... dövüş bitiyor! birazdan opelina bacı gelecek ve kemerini savunup savunamayacağına bakacağız.
ışıklar kararıyor, tüm nefesler tutuluyor... ceza'nın fark var şarkısı her yeri inletmeye başlıyor, aman allahım, o geliyor! o geliyor! herkes ayağa kalkıyor, herkes ağzını açarak onun geleceği yerdeki dumanları seyrediyor! ortalık yangın yeri gibi yanıyor, aman allahım!

opelina ringe doğru koşuyor, ellerini havaya kaldırmış bir elinde kemerini tutarken diğer eliyle kaslarını göstere göstere koşuyor! poine vs opelina mücadelesi için erkek yazarlar bacıdown'a giriş yapmaya çalışıyor ama yakalananları döverek gönderiyor güvenliklerimiz. sızmaya hayır.
nefesler tutuluyor, dövüş başlıyor, ben de picker wheel'i açıyorum, iki ismi yazıyorum, acaba poine kemeri alabilecek mi? opelina kemeri koruyabilecek mi? ama hayır! bir şeyler oluyor, tüm ışıklar kararıyor... dumanlar her yeri sarıyor!!!!!!!!
aman allahım bir şeyler oluyor,bir şarkı çalmaya başlıyor! sana alkış yok anca fingersnap diye bir ses duyuluyor! dövüşe bir müdahale olacağı belli! biri geliyor, bu dövüşü bozacak ve ortalığın karışacağı birisi geliyor! neler oluyor? ekranda bir yazı beliriyor...

haftaya neler olacağını göreceğiz...
her hafta cuma günü bu saatler arasında yayımlanacak olan programın ilk günü şerefine bacıların divası kemeri için üç kadın yazarımız birbiriyle dövüşecek... bildiğimiz üzere opelina'da bacıların divası kemeri mevcut, iki bacımız dövüşerek opelina bacısının karşısına çıkacak.
ilk dövüşümüz başlıyor, ışıklar kapanıyor...
opeth'in harvest'ıyla müthiş bir bağırış, çağırış, heyecan başlıyor! aman allahım! aman yarappim! bir isim beliriyor ekranda! o geliyor! poine geliyor! pulp fiction'ın mia wallace karakteri gibi giyinmiş ve sigarasını tıpkı onun gibi tüttüre tüttüre ringe yürüyor! ortalık yıkılıyor! attığı her adımda erkek yazarların merak duygusu yüzünden bacıdown salonunun kapılarının zorladığı haberini alıyoruz, güvenlikler kapılara koşturuyor, onları buraya sokmamakta kararlıyız.

ışıklar tekrar kapanıyor, dream theater'ın a rite of passage şarkısının o ikonik gitar girişi beliriyor, aman allahım, midi klavye ringe korkunç bir hızla koşarak geliyor, belli oldu bu gece çok büyük bir kavga olacak!

evet şartların eşit olması amacıyla picker wheel açarak iki ismi yazıyoruz ve kim kazanırsa dövüşü onun kazandığını varsayacağız.

evet, picker wheel sonucuna göre poine, midi klavye'yi ölümcül başdöndürücü bacı tokadıyla dövüyor, midi klavye yere düşüyor, poine ringin köşesine koşarak cebinden sigarasını çıkarıp yakıyor ve tüm seyircilere üfleyerek ''tonight's the night...'' diyor... dövüş bitiyor! birazdan opelina bacı gelecek ve kemerini savunup savunamayacağına bakacağız.
ışıklar kararıyor, tüm nefesler tutuluyor... ceza'nın fark var şarkısı her yeri inletmeye başlıyor, aman allahım, o geliyor! o geliyor! herkes ayağa kalkıyor, herkes ağzını açarak onun geleceği yerdeki dumanları seyrediyor! ortalık yangın yeri gibi yanıyor, aman allahım!

opelina ringe doğru koşuyor, ellerini havaya kaldırmış bir elinde kemerini tutarken diğer eliyle kaslarını göstere göstere koşuyor! poine vs opelina mücadelesi için erkek yazarlar bacıdown'a giriş yapmaya çalışıyor ama yakalananları döverek gönderiyor güvenliklerimiz. sızmaya hayır.
nefesler tutuluyor, dövüş başlıyor, ben de picker wheel'i açıyorum, iki ismi yazıyorum, acaba poine kemeri alabilecek mi? opelina kemeri koruyabilecek mi? ama hayır! bir şeyler oluyor, tüm ışıklar kararıyor... dumanlar her yeri sarıyor!!!!!!!!
aman allahım bir şeyler oluyor,bir şarkı çalmaya başlıyor! sana alkış yok anca fingersnap diye bir ses duyuluyor! dövüşe bir müdahale olacağı belli! biri geliyor, bu dövüşü bozacak ve ortalığın karışacağı birisi geliyor! neler oluyor? ekranda bir yazı beliriyor...

haftaya neler olacağını göreceğiz...
devamını gör...
lilithli yazarlar
tıpkı erkeklerin çalışmayan çüklerinin ağza vurması gibi, vajinusmus ya da örümcek ağı bağlamış kadınların da gösterişine vuruyor. ben çok sevişgenim tavırlarına düşmemekte fayda var. aterkine hayır dedikten sonra gelip beni babamdan iste diyen feminik dolu ortalık. hayatları gösteriş zaten bunların.
tecrübe ile sabit ki, mesela kapalı kadınlar bunlardan daha sevişgen. istisnalar elbette var ama kim uğraşacak istisna ayıklamakla? votka içmek varken hem de. eyh.
tecrübe ile sabit ki, mesela kapalı kadınlar bunlardan daha sevişgen. istisnalar elbette var ama kim uğraşacak istisna ayıklamakla? votka içmek varken hem de. eyh.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
yaza veda ediyoruz soyunmaları
#4070995 tertemiz kafayı sıyırmışsın işte. hala anlamayan varsa, belki de anlamak istemiyordur. neden olmasın? herkes seni anlamak zorunda mı? varoluşsal sancılarını kusa kusa bitiremedin. eyh.
devamını gör...
lilithli yazarlar
onlardan biriydik.
vay be.
nickaltıma yazan ikinci kişide sendin.
hayat.
vay be.
nickaltıma yazan ikinci kişide sendin.
hayat.
devamını gör...
barış alper yılmaz
verdiği topuk pasının gittiği yerde 4 tane fransalı var ahahajhahaa
devamını gör...
25 eylül 2026 türkiye fransa maçı
spiker dalga geçer gibi "bizim de barış alper'imiz var diyor."
devamını gör...
barış alper yılmaz
çöp.
devamını gör...
yaza veda ediyoruz soyunmaları
kas sevmiyorum ya. zaten şu ara yine zayıfladım. çok sıkılıyorum saçma sapak vücudumsal işlerden. aptalca geliyor. ne kadar dandik işler.
ne bileyim. okan bayulgen memnuniyetsizliği, teoman bıkkınlığı var üstümde. sokayım tipime, vücuduma. nejat işlerin kesilen parmaklarıyımfsdfsdf
ölüyorum. ölmeden önce öksürüklerim falan artıyor bir süredir. saçma. her şey bok gibi. hayat, bayat amk.
aşırı memnuniyetsiz ve normal sözlük yazarı olarak yaşamak zaten başlıbaşına kabusfsdfsd
saçmalıyorum işte. geçmiyor yoksa.
idare edin. nedir yani.
ne bileyim. okan bayulgen memnuniyetsizliği, teoman bıkkınlığı var üstümde. sokayım tipime, vücuduma. nejat işlerin kesilen parmaklarıyımfsdfsdf
ölüyorum. ölmeden önce öksürüklerim falan artıyor bir süredir. saçma. her şey bok gibi. hayat, bayat amk.
aşırı memnuniyetsiz ve normal sözlük yazarı olarak yaşamak zaten başlıbaşına kabusfsdfsd
saçmalıyorum işte. geçmiyor yoksa.
idare edin. nedir yani.
devamını gör...
kova burcu
böyle burç mu olur amk? farklıyım diye geziyor ama neye benzediğine kendisi de karar verememiş. silik karakteriyle kimlik savaşı verip her gün yeni bi kimlik deniyor ruh hastası. beynini bi kenara bırakıp bir tarikata falan bağlanmadan nasıl yaşıyor bunlar, hayret. ben niye yükseldiysem birden. sanane oğlum...
devamını gör...
nerede ve nasıl yaşıyorsan , öyle düşünürsün
biz ne ara zengin gibi ya da fakir gibi düşünmeye başlıyoruz? doğduğumuz andan itibaren. marx aslında şunu diyor, kimse durup dururken ben kapitalist olayım ya da ben devrimci olayım demez. cüzdanın durumu, oturduğun mahalle, her gün uğraştığın dertler neyse kafan da ona göre çalışır. yani önce ben bir düşüneyim, sonra hayatımı ona göre kurayım demiyoruz; tam tersi, hayat bizi nasıl yaşatıyorsa kafamızın içi de öyle şekilleniyor. aslında bilincimiz, yaşadığımız maddi gerçekliğin bir yan ürünü. bir insanın asgari ücretle geçinirken savunduğu adalet fikriyle, holding yönetirken savunduğu adalet fikri asla aynı olamaz.
devamını gör...
her temas bir iz bırakır
ukdemi doldurduğu için sevgili (bkz: mümü_psikoloji) yazara teşekkür ediyorum. bu cümleyi bir yerde duydum ya da okudum tam hatırlamıyorum ama kulağa korkutucu derecede doğru geldiği için üstüne düşünmek istemiştim.
lakin bu cümleyi sadece kriminal bir kural veya fiziksel bir yasa olarak değil, insan ruhunun ve ilişkilerinin en temel gerçeği olarak görüyorum biraz da.
geriye dönüp baktığımda, hayatıma giren hiç kimsenin beni "eski ben" olarak bırakmadığını fark ettim. bazen bir otobüs durağında ayaküstü sohbet ettiğim bir yabancı, bazen yıllarımı verdiğim ama artık hayatımda olmayan bir dost, bazen de sadece bir bakışıyla içimden geçenleri anlayan biri...
ruhuma dokunan her insan, kendi parmak izini bırakıp öyle devam etti yoluna.
bunun çift taraflı bir alışveriş olduğuna inanıyorum. birine şefkatle yaklaştığımda, acısını paylaştığımda ya da bilmeden de olsa ihtiyaç duyduğu bir anda sadece “nasılsın?" dediğimde, benim de onlarda bir iz bıraktığımı düşünüyorum.
bazen bu izler incecik bir hatıra olarak kalıyor; bazen de derin, kabuk bağlaması zaman alan bir yara olarak taşıyoruz onları. ama iyi ya da kötü, hepsi beni ben yapan hikayenin satır aralarına dönüşüyor.
eskiden -ki bu eski bayağı zaman öncesine dayanıyor- insanların hayatımdan öylece, hiçbir şey değiştirmeden geçip gidebileceğini sanırdım. zaman sonra aydınlandım ki; göz göze geldiğimiz, kalbimizi açtığımız, kelimelerimizi ve sessizliğimizi paylaştığımız her an aslında şeffaf bir mürekkeple birbirimizin ruhuna bir şeyler yazıyoruz. görünmediği için de okunmaz sanıyoruz ama zihne yazı gerekmiyor.
hiçbir karşılaşma tesadüf değil, hiçbir veda tamamen kopuş değil. o ruhsal temas bir kere yaşandı mı, o insan artık bir parçan oluyor. minik de olsa senin bir parçan.
bu yüzden, artık sadece kimlerin benim ruhuma dokunmasına izin verdiğime değil, benim başkalarının hikayesinde nasıl bir iz bıraktığıma da çok daha fazla dikkat ediyorum.
velhasılıkelam madem her temas bir iz bırakıyor; istiyorum ki birinin kalbine dokunduğumda bıraktığım iz, -küçük ya da büyük fark etmez- bir yara değil, şifa olsun.
lakin bu cümleyi sadece kriminal bir kural veya fiziksel bir yasa olarak değil, insan ruhunun ve ilişkilerinin en temel gerçeği olarak görüyorum biraz da.
geriye dönüp baktığımda, hayatıma giren hiç kimsenin beni "eski ben" olarak bırakmadığını fark ettim. bazen bir otobüs durağında ayaküstü sohbet ettiğim bir yabancı, bazen yıllarımı verdiğim ama artık hayatımda olmayan bir dost, bazen de sadece bir bakışıyla içimden geçenleri anlayan biri...
ruhuma dokunan her insan, kendi parmak izini bırakıp öyle devam etti yoluna.
bunun çift taraflı bir alışveriş olduğuna inanıyorum. birine şefkatle yaklaştığımda, acısını paylaştığımda ya da bilmeden de olsa ihtiyaç duyduğu bir anda sadece “nasılsın?" dediğimde, benim de onlarda bir iz bıraktığımı düşünüyorum.
bazen bu izler incecik bir hatıra olarak kalıyor; bazen de derin, kabuk bağlaması zaman alan bir yara olarak taşıyoruz onları. ama iyi ya da kötü, hepsi beni ben yapan hikayenin satır aralarına dönüşüyor.
eskiden -ki bu eski bayağı zaman öncesine dayanıyor- insanların hayatımdan öylece, hiçbir şey değiştirmeden geçip gidebileceğini sanırdım. zaman sonra aydınlandım ki; göz göze geldiğimiz, kalbimizi açtığımız, kelimelerimizi ve sessizliğimizi paylaştığımız her an aslında şeffaf bir mürekkeple birbirimizin ruhuna bir şeyler yazıyoruz. görünmediği için de okunmaz sanıyoruz ama zihne yazı gerekmiyor.
hiçbir karşılaşma tesadüf değil, hiçbir veda tamamen kopuş değil. o ruhsal temas bir kere yaşandı mı, o insan artık bir parçan oluyor. minik de olsa senin bir parçan.
bu yüzden, artık sadece kimlerin benim ruhuma dokunmasına izin verdiğime değil, benim başkalarının hikayesinde nasıl bir iz bıraktığıma da çok daha fazla dikkat ediyorum.
velhasılıkelam madem her temas bir iz bırakıyor; istiyorum ki birinin kalbine dokunduğumda bıraktığım iz, -küçük ya da büyük fark etmez- bir yara değil, şifa olsun.
devamını gör...
