zaman tüneli
sözlük radyosunda susmalı modern sanat performansı
bu sanatsal zırvalardan acaip sıkılıyorum, sıtkım sıyrılıyor. bir çerçeveye muz bantlayıp “eriyen zamanın ontolojik izdüşümü” diye satan sanat anlayışından da bir bok anlamıştım. demek ki ben buyum arkadaş.. düşük sanatsal beğenilere sahip bir insanım, eyvallah. ben düz adam samiyim.
ama kardeşim, adı üstünde radyo performansı. ses performansı gerektiriyorsa ben radyodan ses duymak istiyorum. susmayı sanat diye paketleyip önüme koyunca, benim orada sanat eserinden ziyade sessizliğin pazarlamasını izlediğim hissine kapılmam gayet normal.
yok efendim sessizlik de bir sestir, yok efendim dinleyicinin kendi iç sesiyle karşılaşmasıymış. ben zaten kendi iç sesimi günün yirmi dört saati dinliyorum sözlük, ekstra performans satın almama gerek yok. düşünen adam heykeli gibi soyunup radyo başında oturup iç sesimi mi dinleyeceğim? ben radyo açmışım, yayın bekliyorum. bana yayın yap.
yani burada benim anladığım şey “biz hiçbir şey yapmayacağız, sen de buna derinlik atfedeceksin” gibi bi durum..
bütün bunlar beni düşük sanatsal beğenilere sahip, estetik kapasitesi sınırlı bir insan yapıyorsa tamam, kabulüm. ben düz adam sami, memnun oldum. radyoda ses, konserde müzik, tiyatroda oyun, sergide de mümkünse bir şey görmek istiyorum. çok mu şey istiyorum sözlük?
ama kardeşim, adı üstünde radyo performansı. ses performansı gerektiriyorsa ben radyodan ses duymak istiyorum. susmayı sanat diye paketleyip önüme koyunca, benim orada sanat eserinden ziyade sessizliğin pazarlamasını izlediğim hissine kapılmam gayet normal.
yok efendim sessizlik de bir sestir, yok efendim dinleyicinin kendi iç sesiyle karşılaşmasıymış. ben zaten kendi iç sesimi günün yirmi dört saati dinliyorum sözlük, ekstra performans satın almama gerek yok. düşünen adam heykeli gibi soyunup radyo başında oturup iç sesimi mi dinleyeceğim? ben radyo açmışım, yayın bekliyorum. bana yayın yap.
yani burada benim anladığım şey “biz hiçbir şey yapmayacağız, sen de buna derinlik atfedeceksin” gibi bi durum..
bütün bunlar beni düşük sanatsal beğenilere sahip, estetik kapasitesi sınırlı bir insan yapıyorsa tamam, kabulüm. ben düz adam sami, memnun oldum. radyoda ses, konserde müzik, tiyatroda oyun, sergide de mümkünse bir şey görmek istiyorum. çok mu şey istiyorum sözlük?
devamını gör...
otobüs/dolmuş gelmeyince sigara yakmak
biz türklere özgü davranış
devamını gör...
fatma betül sayan kaya
benim başörtülü bacım iki yatırım yaptı diye linç yiyor. çoğayıb.
ulan tüm çürümüşlüğün altından hep bunlar çıkıyor. turuncususu kırmızısı hepsi aynı.
ulan tüm çürümüşlüğün altından hep bunlar çıkıyor. turuncususu kırmızısı hepsi aynı.
devamını gör...
sözlük radyosunda susmalı modern sanat performansı
dinlerim.
dakikada 20 kere falan eeeee ıııııı aaaaaa ööööö diyen yayıncılardan iyidir*
dakikada 20 kere falan eeeee ıııııı aaaaaa ööööö diyen yayıncılardan iyidir*
devamını gör...
mutluluğu kim satıyor sorunsalı
illegal, legal torbacılar satıyor. millet boşuna koko müptelası değil. siz yine de uzak durun tabii.
devamını gör...
izmir
yağan yağmurun altında pazar kahvaltısı için (canım ekstra bir şey çekti de) alışverişe çıktığımda kaslarımın ve ahenkle dans eden saçlarımın ıslandığı şehir*
şaka bir yana, yağsın bol bol.
sadece sabah 06:00-09:00 ve 16:00-19:00 aralığında yağmasın.
onun dışında hiç yağmadığı kadar yağabilir, problem yok.
işe git gel esnasında çok trafik oluyor, bu şehirdekilerin yağmurda araba kullanma konusunda dümdüz mal oldukları gerçeği var.
şaka bir yana, yağsın bol bol.
sadece sabah 06:00-09:00 ve 16:00-19:00 aralığında yağmasın.
onun dışında hiç yağmadığı kadar yağabilir, problem yok.
işe git gel esnasında çok trafik oluyor, bu şehirdekilerin yağmurda araba kullanma konusunda dümdüz mal oldukları gerçeği var.
devamını gör...
babanızı ben öldürmedim
aklı başında insan bu cümleyi kurmaz zaten.
halen git babanın mezarına çiçek ek diyo bunun kafa öyle bir kafa.
gitmek istemeni anlarım ama gitmesen iyi olurdu be. yine sen bilirsin..
halen git babanın mezarına çiçek ek diyo bunun kafa öyle bir kafa.
gitmek istemeni anlarım ama gitmesen iyi olurdu be. yine sen bilirsin..
devamını gör...
babanızı ben öldürmedim
bugün buse varol ile gelinevi programı yok diye algıladım. çeyiz meraklıları seri üzgün. dünya hassas kalpler için cehennemdir demişti bir yazar. babasına aşkım diyen erkek hassasiyeti var üzerinde. kıyamam.
uğraşmayın olum şu hassas, bakire, namuslu kardeşimizle. tamam. bir dahakine ben de seninle gelin programı izleyeceğim kardeşim. çeyiz dizme fikirlerine de katkı sağlayacağım, fikirlerimi belirteceğim. hatta senin için blendır seti alacağım ilk maaşımla, çeyizin için. nolur küsme insanlara. tülay geri dön.
çeyiz fikirleri için lütfen kardeşimize dm atın. yalnız bırakmayalım. okan buruk'un askerini sahipleniyoruz.
uğraşmayın olum şu hassas, bakire, namuslu kardeşimizle. tamam. bir dahakine ben de seninle gelin programı izleyeceğim kardeşim. çeyiz dizme fikirlerine de katkı sağlayacağım, fikirlerimi belirteceğim. hatta senin için blendır seti alacağım ilk maaşımla, çeyizin için. nolur küsme insanlara. tülay geri dön.
çeyiz fikirleri için lütfen kardeşimize dm atın. yalnız bırakmayalım. okan buruk'un askerini sahipleniyoruz.
devamını gör...
babanızı ben öldürmedim
okan'ım buraya gireli 1 ay falan oldu. bunu dememin sebebi seni tanımamam, tartıştığın kişiyi de tanımamam. o da diyor benim de ölmüşlerime sövdü sen de diyorsun. hele öteki gereksizi banlayalı çok oldu, onun dediklerini bilemiyorum bile, ilk sen diyen olduğun için senin dediğini baz aldım her tartışmada. 13939 kez söyledim, bazıları söylenmesine karşı ya, yine söyleyeyim. ben de babamı tam 6 ay önce kaybettim 2 sene bize düşkün yaşadı ve çok ama çok uzun bir süreçti. o yüzden çok zayıf karnımdır bu baba ve ölmüş tanıdıklar konusu. ilk o mesajını okuduğumda beynimden vurulmuşa döndüm, gözüm karardı. o an bana kim bir şey dese kafa göz dalabilirdim. seni de metanetinden dolayı kutluyorum, hayatında başarılar diliyorum.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
hala ismindeki anlamı anlayamadım
devamını gör...
mutluluğu kim satıyor sorunsalı
(bkz: faruk eczanesi)
devamını gör...
sözlük radyosunda susmalı modern sanat performansı
uyanır uyanmaz aklıma gelen, kendimi en iyi yansıtabileceğimi düşündüğüm ve aynı zamanda sadece radyo yayını olarak kalmayacak, yıllar içinde kült bir esere dönüşecek, mubi çantalı gençlerin podcastlerinde kullanacağı, kadıköylü akademisyenlerin üzerine tezler yazacağı, rahmetli aytunç altındal bıyıklı bağımsız küratörlerin vazgeçilmezi olacak bir şey...
evet, amacım kavramsal sanata saygı gösterisi. john cage'in 4'33'ünü hatırlarsınız... kendisi 4 dakika 33 saniyelik bir beste yapmış, piyanonun başına oturmuş ve hiçbir şey çalmadan yaptığı eseri icra etmişti... aslında olay dinleyicinin çevreden aldığı seslerden ibaretti, her dinleyince değişen bi döngü, bi devinim... (içime şadan karadeniz kaçtı özür dilerim)
benim de aklıma bu geldi... bir saatlik hiçbir şey konuşmadığım, hiçbir şey çalmadığım radyo yayını...
ben size müzik vaat etmiyorum, ben size kendinizi, kendi odanızın varoluşsal gürültüsünü, sözlül kavgasında başlıklara tıklarken çıkan mouse takırtısını ve dördüncü duvarın yerle bir oluşunu vaat ediyorum...
bu ne biçim yayın diyecek sözlük yazarlarına şunu söylemek istiyorum... kavramsal sanata bayılan o entel kitle seneler sonra bu olayı türk radyo tarihinin en cesur, en sarsıcı ve en provokatif performansaydı diye öve öve bitiremeyecek... uyduruk podcastlerinde analizini kasacak... not alın, seneler sonra bu başlık hakkında bulusuruz...
evet, amacım kavramsal sanata saygı gösterisi. john cage'in 4'33'ünü hatırlarsınız... kendisi 4 dakika 33 saniyelik bir beste yapmış, piyanonun başına oturmuş ve hiçbir şey çalmadan yaptığı eseri icra etmişti... aslında olay dinleyicinin çevreden aldığı seslerden ibaretti, her dinleyince değişen bi döngü, bi devinim... (içime şadan karadeniz kaçtı özür dilerim)
benim de aklıma bu geldi... bir saatlik hiçbir şey konuşmadığım, hiçbir şey çalmadığım radyo yayını...
ben size müzik vaat etmiyorum, ben size kendinizi, kendi odanızın varoluşsal gürültüsünü, sözlül kavgasında başlıklara tıklarken çıkan mouse takırtısını ve dördüncü duvarın yerle bir oluşunu vaat ediyorum...
bu ne biçim yayın diyecek sözlük yazarlarına şunu söylemek istiyorum... kavramsal sanata bayılan o entel kitle seneler sonra bu olayı türk radyo tarihinin en cesur, en sarsıcı ve en provokatif performansaydı diye öve öve bitiremeyecek... uyduruk podcastlerinde analizini kasacak... not alın, seneler sonra bu başlık hakkında bulusuruz...
devamını gör...
izmir
çişeleyen yağmurun altında 1 saat yürüyüş yaptım.
seni seviyorum izmir.
seni seviyorum izmir.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
yaşam enerjisini sevdiğim, hayata bakış açısını örnek aldığım bir deyze hehe..
devamını gör...
okan buruk'un askeri geri dönsün kampanyası
gençlik ya burada eğleniyoz. niye kalbi kırıldı ki???
devamını gör...
okan buruk'un askeri geri dönsün kampanyası
kampanya sona ermiştir.
devamını gör...
babanızı ben öldürmedim
saçma bir kendini savunma refleksi..
insanların acıları ve ölmüşleriyle dalga geçtikten sonra gelen tepkiler üzerine kendini savunmak için kurulan saçma cümle.
ya da dalga geçmenin bir başka boyutu...
insanlar sevdikleri birilerini kaybettikten sonra veya o kişinin hastalık sürecinde yaşadıkları psikolojik yorgunluğu yazı yoluyla da paylaşmak, dertlerini açmak isteyebilirler. bu gayet insani bir davranıştır.
isteyen bir kaç kere bahseder, isteyen sık sık... bu da kişinin tercihine ve duygu durumuna bağlı bir şeydir. yargılamak kimseye düşmez.
kendimi savunmak için söylemiyorum, ben bu konulardan çok sık söz açan biri de olmadım...
yani bu mesele üzerinden ilgi çekmek ya da iddia edildiği gibi birinin ölümünü istismar edecek boyutlarda bir çaba içine girmedim.
öyle olsaydı zannederim herkes bunu fark ederdi burada...
ayrıca,
biz sizin babanızı ağzımıza dolamadık ki, alın işte, siz tanımlarınızda bibicim, bibicim... diye ağlamışsınız, babanızı kullanıyorsunuz, benim babam ölse elime telefon alıp internete bile giremem,
diyerek kendilerini haklı çıkarma çabalarını görüyoruz bu insanların.
kimse kimseye babamızı siz öldürdünüz, demedi zaten, acılarımızın sebebi olarak gösterilmediniz de,
size söylenen şey şu,
insanlarla tartışırken ölmüşlerini ağızlarına dolamayın, bu gibi hassas konularda dalga geçmemeyi bilin, az insan olun...
siz bunu bile başaramazsanız, size pek tabi ki, bayan pasaport da derler, bayan fırsatlar ülkesi de derler, bay oturum izni de derler...
çünkü insanları kışkırtıyorsunuz. tuzağa çekmek istiyorsunuz. yazıp yazıp silinenler de var moderatörlerce silinenler de.
tabii gösterilen tepkiler verilen karşılıklar, bu tarz iğrençliklerin yanında inanın çok hafif kalacak şeyler.
çoğu insan ana avrat düz gider.
ki, arzu edilen de muhtemelen bu idi. kendilerine küfrettirerek sözlükten göndermek.
yani iddia edildiği gibi,
kimse ölmüşlerini kullanarak mağduriyet kisvesine bürünmüyor. tam tersine insanların ölmüşleri kullanılarak insanlar kışkırtılmaya çalışılıyor. istediklerini alabilmiş olsaydılar çok güzel mağdurculuk oynayacaklardı.
neyse ki bu tuzağı tezgahlayan kişilerin planları suya düştü.
sınır tanımayan bu iğrençliğe gösterilen tepki için kendi adıma herkese bir kere daha teşekkür ederim.
sözlükte yazmama kararlılığımı da bu vesileyle bir kere daha tekrarlıyorum.
sevgiler, selamlar.
insanların acıları ve ölmüşleriyle dalga geçtikten sonra gelen tepkiler üzerine kendini savunmak için kurulan saçma cümle.
ya da dalga geçmenin bir başka boyutu...
insanlar sevdikleri birilerini kaybettikten sonra veya o kişinin hastalık sürecinde yaşadıkları psikolojik yorgunluğu yazı yoluyla da paylaşmak, dertlerini açmak isteyebilirler. bu gayet insani bir davranıştır.
isteyen bir kaç kere bahseder, isteyen sık sık... bu da kişinin tercihine ve duygu durumuna bağlı bir şeydir. yargılamak kimseye düşmez.
kendimi savunmak için söylemiyorum, ben bu konulardan çok sık söz açan biri de olmadım...
yani bu mesele üzerinden ilgi çekmek ya da iddia edildiği gibi birinin ölümünü istismar edecek boyutlarda bir çaba içine girmedim.
öyle olsaydı zannederim herkes bunu fark ederdi burada...
ayrıca,
biz sizin babanızı ağzımıza dolamadık ki, alın işte, siz tanımlarınızda bibicim, bibicim... diye ağlamışsınız, babanızı kullanıyorsunuz, benim babam ölse elime telefon alıp internete bile giremem,
diyerek kendilerini haklı çıkarma çabalarını görüyoruz bu insanların.
kimse kimseye babamızı siz öldürdünüz, demedi zaten, acılarımızın sebebi olarak gösterilmediniz de,
size söylenen şey şu,
insanlarla tartışırken ölmüşlerini ağızlarına dolamayın, bu gibi hassas konularda dalga geçmemeyi bilin, az insan olun...
siz bunu bile başaramazsanız, size pek tabi ki, bayan pasaport da derler, bayan fırsatlar ülkesi de derler, bay oturum izni de derler...
çünkü insanları kışkırtıyorsunuz. tuzağa çekmek istiyorsunuz. yazıp yazıp silinenler de var moderatörlerce silinenler de.
tabii gösterilen tepkiler verilen karşılıklar, bu tarz iğrençliklerin yanında inanın çok hafif kalacak şeyler.
çoğu insan ana avrat düz gider.
ki, arzu edilen de muhtemelen bu idi. kendilerine küfrettirerek sözlükten göndermek.
yani iddia edildiği gibi,
kimse ölmüşlerini kullanarak mağduriyet kisvesine bürünmüyor. tam tersine insanların ölmüşleri kullanılarak insanlar kışkırtılmaya çalışılıyor. istediklerini alabilmiş olsaydılar çok güzel mağdurculuk oynayacaklardı.
neyse ki bu tuzağı tezgahlayan kişilerin planları suya düştü.
sınır tanımayan bu iğrençliğe gösterilen tepki için kendi adıma herkese bir kere daha teşekkür ederim.
sözlükte yazmama kararlılığımı da bu vesileyle bir kere daha tekrarlıyorum.
sevgiler, selamlar.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
fırlama bir bacım. en sevdiklerimden.
devamını gör...
