zaman tüneli
graveworm (yazar)
iyi bir insan. ardından 40 köpek havlamayan kurta bozkurt denmez.
devamını gör...
good luck babe (yazar)
#4086198 kedisi için hüsooom diye ağlayan bir zoofili için tuğla gibi entry döşeyen koca yürekli bir yazar. zoofili ne zamandan beri bu kadar ilgi çekici oldu tuhaf.
devamını gör...
galiba bu sözlüğü seviyorum
galiba ben de sevmeye başladım
devamını gör...
bir kadının güzelliğinin farkında olması
farkında olması değil de güzelliğiyle herkesi etkileyebileceğini sanması ve herkesin güzelliği için onun yanındaymış yanılgısına kapılması bir miktar antipatik hareketler sergilemesine sebebiyet veriyor. he çevresindekilerin 10'da 9'u güzelliği için yanındadır o ayrı ama hanımabla kişisinin her hareketini diğer insanlara lütufmuş gibi göstermesi, yapılan her hareketin onu etkilemek için yapıldığını sanması beni çok itiyor.
devamını gör...
sudoku mu döver poine mi sorusu
sudoku'da yürek var. onu seviyorum. aferin kız.
hiçbir şekilde geri adım atmıyor.
kolpa erkek yazarların, artı oy bağımlılıkları yok.
bugün neşeliler, yarın ebemizi öpüyorlar. canları ne istiyorsa.
ben, karakteri olan her kadına saygı duyuyorum.
ruh hallerine kurban olduklarım sısııs
hiçbir şekilde geri adım atmıyor.
kolpa erkek yazarların, artı oy bağımlılıkları yok.
bugün neşeliler, yarın ebemizi öpüyorlar. canları ne istiyorsa.
ben, karakteri olan her kadına saygı duyuyorum.
ruh hallerine kurban olduklarım sısııs
devamını gör...
şup şup ve lucifer'in birbirine terapi niyetine yaklaşması
#4086214 geldi tipini bile şeyapmayacağım. iğrenç herif. senden ailecek tissssskiniyoruz mesela. git. buralarda rol arama kendine.
devamını gör...
sözlüğün en itici yazarı
cephe yeniden mi kuruluyor ben anlamadım bütün bu olanlarla parti cephe'nin alakası nedir?
devamını gör...
şup şup ve lucifer'in birbirine terapi niyetine yaklaşması
lucifer, aşkoletto ağlayacaksan oynamayalım ya, hikaye diyo bi de, aşko sen yazdın bana ahudahsdansas, ben de ''ne ince yazar ya, çocuk gibi...'' demiştim içimden ama sana okundu attım, seninle oynanmıyo ben gidiyom ya... çocuk gibi ağlıyorlar bu ne arkadaş .s poine gel bari biz kavga edelim en azından bunlar gibi ağlamıyoruz .s
devamını gör...
bir kadının en tatlı olduğu an
bugün markette bi kadın dibi delik poşete 2-3 tane mandalina attı. herhalde dördüncüde falan fark etti gidip ağzını yüzünü ovcalayasım geldi mıncırdak bir erkeğim dün forkliftçiyi alnından öptüm geçen de salih abiyi parmakladım temas bağımlısıyım galiba :)
neyse kadın çok tatlı geldi birden sonra aynı hızla gitti tatlılığı. nerde bu devlet nerde bu kabzımal nerde bu güvenlik yıktı ortalığı abooo benle evli olduğunu düşünsenize bi haftada doğrardı beni.
neyse kadın çok tatlı geldi birden sonra aynı hızla gitti tatlılığı. nerde bu devlet nerde bu kabzımal nerde bu güvenlik yıktı ortalığı abooo benle evli olduğunu düşünsenize bi haftada doğrardı beni.
devamını gör...
sudoku mu döver poine mi sorusu
#4086209 utanacak mıydım pardon? yıldız tilbe gibi sesim olsa şurada iki dakika durur muydum hımını? seviyorum ben o kadını. bana bu şekil gelmeyin.
devamını gör...
sözlüğün en itici yazarı
midi, silver, devotus kim ya. sısıısıs
tiplere bak. köpek gibi nasıl da saldırıyorlar s
kimsiniz len siz.
tiplere bak. köpek gibi nasıl da saldırıyorlar s
kimsiniz len siz.
devamını gör...
sözlüğün en güzel kadın yazarı olduğunu düşünen kadın yazarı
abi her şeyi geçtim, konudan alakasız ama, büyük ihtimalle sözlük aleminin en iyi rumuzu sendedir ya...
devamını gör...
sudoku mu döver poine mi sorusu
sudokuda nedense yıldız tilbe vibe i var djdhjdjd
kafes dövüşüne çıksınlar bence.
kafes dövüşüne çıksınlar bence.
devamını gör...
sözlüğün en itici yazarı
iyi iyi. senin gibi bir kadının beni sevmesini istemezdim açıkçası. nedenini de bilmiyorum ama isabet olmuş. teşekkürler.
devamını gör...
şup şup ve lucifer'in birbirine terapi niyetine yaklaşması
bağcılar civarı pasif var mı ?
devamını gör...
geç kalmışlık hissi
zaman zaman bünyeme sinsice zuhur eden his. göğsümün tam ortasına oturan ağır ve fazlasıyla sinir bozucu derecede tanıdık olan bu hissi tarif etmek zor ama deneyeceğim.
sanki herkesin çoktan bindiği o son treni, peronda nefes nefese koşmama rağmen sadece birkaç saniyeyle kaçırmışım gibi bir duygu bu.
trenin uzaklaşan arka ışıklarına bakarken hissettiğim o çaresizlik ve "şimdi ne yapacağım?" paniği...
sanki bütün dünya benim dışımda bir ritim tutturmuş, kendi senfonisini çalıyor da ben o sahneye çıkmayı unutmuşum, kuliste öylece sıramı bekliyormuşum gibi hissediyorum.
etrafıma bakıyorum; herkes bir yerlere varıyor, bir şeyleri tamamlıyor, kendi hikayelerinin son taslağını temize çekiyor.
kimi kariyerinde koşuyor, kimi hayatını birleştiriyor, kimi dünyayı geziyor.
bense sanki hala giriş bölümünde kalemimin ucunu açmaya çalışıyorum.
onlar hayatın o büyük, görünmez sınavını çoktan bitirip kağıtlarını teslim etmişken, ben daha adımı soyadımı yazmayı yeni bitirmişim hissinden kurtulamıyorum.
zaman benden bağımsız, acımasız bir hızla akıyor. takvim yaprakları ben fark etmeden dökülürken, sanki bir yerlerde bir dönemeçte yanlış yola saptım ve asıl yola, olmam gereken o yere dönmek için artık çok geç.
bu sadece bir şeyleri başaramamak veya bir yerlere gelememek değil; kendi hayatıma, kendi potansiyelime, hatta kendi yaşıma bile yetişememek..
aynaya baktığımda gördüğüm yüzle, içimde bir yerlerde hâlâ hazırlık yapan o insanın takvimi bir türlü uyuşmuyor.
bazen geceleri sessizlik çöktüğünde bu his daha da büyüyor. zihnimde sürekli bir saat tıkırtısı yankılanıyor ki bu tıkırtı beni delirtiyor; bana bir şeyleri kaçırdığımı, sürenin dolduğunu fısıldıyor.
kendi kendime "neden daha önce başlamadım? neden daha cesur olmadım?" diye sorup duruyorum.
keşkelerden kocaman bir duvar örüyorum kendi önüme. ya da bir yorgan örüp atıyorum üstüme.
ama sonra, o nefes kesen paniğin ortasında çok cılız bir ses duyuyorum içimden.
belki de gerçekten geç kalmamışımdır.
belki de herkesin aynı güzergahta, aynı bitiş çizgisine doğru koştuğu o görünmez, anlamsız yarışta kendi adımlarımı, kendi hızımı bulmaya çalışıyorumdur.
belki de benim trenim henüz o perona hiç yanaşmamıştır.
mümkün müdür böyle bir şey gerçekten? yoksa kendimi mi kandırıyorum böyle, bilemiyorum..
lakin bildiğim çok net bir şey var ki o da bu dünyadan ne zaman olursa olsun en az herkes kadar buruk ayrılacağım. hiçbir zaman hiçbir başarım beni tatmin etmeyecek.
sanki herkesin çoktan bindiği o son treni, peronda nefes nefese koşmama rağmen sadece birkaç saniyeyle kaçırmışım gibi bir duygu bu.
trenin uzaklaşan arka ışıklarına bakarken hissettiğim o çaresizlik ve "şimdi ne yapacağım?" paniği...
sanki bütün dünya benim dışımda bir ritim tutturmuş, kendi senfonisini çalıyor da ben o sahneye çıkmayı unutmuşum, kuliste öylece sıramı bekliyormuşum gibi hissediyorum.
etrafıma bakıyorum; herkes bir yerlere varıyor, bir şeyleri tamamlıyor, kendi hikayelerinin son taslağını temize çekiyor.
kimi kariyerinde koşuyor, kimi hayatını birleştiriyor, kimi dünyayı geziyor.
bense sanki hala giriş bölümünde kalemimin ucunu açmaya çalışıyorum.
onlar hayatın o büyük, görünmez sınavını çoktan bitirip kağıtlarını teslim etmişken, ben daha adımı soyadımı yazmayı yeni bitirmişim hissinden kurtulamıyorum.
zaman benden bağımsız, acımasız bir hızla akıyor. takvim yaprakları ben fark etmeden dökülürken, sanki bir yerlerde bir dönemeçte yanlış yola saptım ve asıl yola, olmam gereken o yere dönmek için artık çok geç.
bu sadece bir şeyleri başaramamak veya bir yerlere gelememek değil; kendi hayatıma, kendi potansiyelime, hatta kendi yaşıma bile yetişememek..
aynaya baktığımda gördüğüm yüzle, içimde bir yerlerde hâlâ hazırlık yapan o insanın takvimi bir türlü uyuşmuyor.
bazen geceleri sessizlik çöktüğünde bu his daha da büyüyor. zihnimde sürekli bir saat tıkırtısı yankılanıyor ki bu tıkırtı beni delirtiyor; bana bir şeyleri kaçırdığımı, sürenin dolduğunu fısıldıyor.
kendi kendime "neden daha önce başlamadım? neden daha cesur olmadım?" diye sorup duruyorum.
keşkelerden kocaman bir duvar örüyorum kendi önüme. ya da bir yorgan örüp atıyorum üstüme.
ama sonra, o nefes kesen paniğin ortasında çok cılız bir ses duyuyorum içimden.
belki de gerçekten geç kalmamışımdır.
belki de herkesin aynı güzergahta, aynı bitiş çizgisine doğru koştuğu o görünmez, anlamsız yarışta kendi adımlarımı, kendi hızımı bulmaya çalışıyorumdur.
belki de benim trenim henüz o perona hiç yanaşmamıştır.
mümkün müdür böyle bir şey gerçekten? yoksa kendimi mi kandırıyorum böyle, bilemiyorum..
lakin bildiğim çok net bir şey var ki o da bu dünyadan ne zaman olursa olsun en az herkes kadar buruk ayrılacağım. hiçbir zaman hiçbir başarım beni tatmin etmeyecek.
devamını gör...
good luck babe (yazar)
dünyanın en iyi anlaşabilecek iki kadın yazarı, kavga ediyor.
çok acayip.
çok acayip.
devamını gör...


