zaman tüneli
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uyandığımda odadaki herkes uyanmıştı. uzun zaman sonra kesintisiz, uyanma kaygısı olmadan uyumuş ve geç kaldığım herhangi bir şeye küfretmeden açmıştım gözlerimi. bir süre yatağımın tavanıyla bakıştım. dışarıdan gelen yağmur sesleri melankoliye batmış bir güne uyandığımı bas bas bağırıyordu. yağmur sesini bastırması için herhangi bir şarkı açtım.
içimdeki büyük sıkıntının beni kemirdiğini anlayan yatak komşularımın bakışlarını üzerimde hissetmem uzun sürmedi. bir şey söylememi bekliyorlardı. boş bakışlarımı betimleyecek tek bir kelime. eğer söyleseydim içlerindeki merak orgazma ulaşacak ve herkes hayatına kaldığı yerden devam edecekti ama benim söyleyecek hiçbir şeyim yoktu. canım sıkkındı ve deli gibi karnım ağrıyordu. o kadar.
bu ay da yaptığı beşiğin boş kaldığının farkına varan rahmim, büyük bir öfkeyle içimi sökerek bana işkence ediyordu. aylardır süren insafı tükenmişti sonunda. ağrı kesici almayı reddederek rafta duran herhangi bir kitabı okumaya başladım. beynimi susturacak tek şey buydu çünkü.
“ağlamak istiyor musun?”
“hayır”
“yalan söyleme ihtimalin?
“sıfır!”
bütün gün boyunca kurduğum tek diyalog buydu. doğruyu söylediğimi bilmese peşimi bırakmazdı. ama sorularının cevabı çok net, basit ve doğruydu. odada yaydığım sessiz gerginliğe dayanamamış olacaklar ki ikisi de sırayla odayı terk etti. bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındalardı ve korkuyorlardı. benden korkuyorlardı. içimdekileri kusmamı beklemiş, benim kayıtsızlığıma öfkelenerek gitmişlerdi.
söyleyeceğim şey benim için bile anlam ifade etmediği için susuyordum. yıllar sonra ilk defa bu kadar korktuğum için kendimi cezalandırmam onların beynindeki hiçbir kıvrama yerleşmeyecekti. her sorunun ardından başka soru soracak ve sessizlikle karşılaşacaklardı.
kapının kapanma sesini duyduktan sonra kalkıp camı sonuna kadar açtım, soyundum ve yatağıma oturup bir sigara yaktım. yangın sensörüne doğru ilerleyen dumanları göz ucuyla seyrettim. yemek saati olmasa şikayet edilmem ve odamın basılması beş dakika sürmezdi. neyse ki farklı yemekler çıkmasına karşın her gün aynı mide bulandırıcı kokunun koridorları kapladığı saatlerde olduğumuz için istediğim kadar tüttürebilirdim.
çıplak vücudumu yorganın altına hapsettim. nevresimlerin her yerimi çevrelemesi hep hoşuma gitmişti. bir an telefonuma gelmiş olma ihtimali olan bildirimleri ve kendi kendini yitirmiş çağrıları düşündüm. sonra onları da boş verdim. uzun zaman sonra yalnız ve ari biçimde kalmanın keyfini çıkardım. konforsuz olan konfor alanımdan çıkıp, bilinmezliğin kollarına attım kendimi. bir duble rakı olsaydı keşke diye düşündüm, titreyen bedenim uykuya teslim olmadan hemen önce.
içimdeki büyük sıkıntının beni kemirdiğini anlayan yatak komşularımın bakışlarını üzerimde hissetmem uzun sürmedi. bir şey söylememi bekliyorlardı. boş bakışlarımı betimleyecek tek bir kelime. eğer söyleseydim içlerindeki merak orgazma ulaşacak ve herkes hayatına kaldığı yerden devam edecekti ama benim söyleyecek hiçbir şeyim yoktu. canım sıkkındı ve deli gibi karnım ağrıyordu. o kadar.
bu ay da yaptığı beşiğin boş kaldığının farkına varan rahmim, büyük bir öfkeyle içimi sökerek bana işkence ediyordu. aylardır süren insafı tükenmişti sonunda. ağrı kesici almayı reddederek rafta duran herhangi bir kitabı okumaya başladım. beynimi susturacak tek şey buydu çünkü.
“ağlamak istiyor musun?”
“hayır”
“yalan söyleme ihtimalin?
“sıfır!”
bütün gün boyunca kurduğum tek diyalog buydu. doğruyu söylediğimi bilmese peşimi bırakmazdı. ama sorularının cevabı çok net, basit ve doğruydu. odada yaydığım sessiz gerginliğe dayanamamış olacaklar ki ikisi de sırayla odayı terk etti. bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındalardı ve korkuyorlardı. benden korkuyorlardı. içimdekileri kusmamı beklemiş, benim kayıtsızlığıma öfkelenerek gitmişlerdi.
söyleyeceğim şey benim için bile anlam ifade etmediği için susuyordum. yıllar sonra ilk defa bu kadar korktuğum için kendimi cezalandırmam onların beynindeki hiçbir kıvrama yerleşmeyecekti. her sorunun ardından başka soru soracak ve sessizlikle karşılaşacaklardı.
kapının kapanma sesini duyduktan sonra kalkıp camı sonuna kadar açtım, soyundum ve yatağıma oturup bir sigara yaktım. yangın sensörüne doğru ilerleyen dumanları göz ucuyla seyrettim. yemek saati olmasa şikayet edilmem ve odamın basılması beş dakika sürmezdi. neyse ki farklı yemekler çıkmasına karşın her gün aynı mide bulandırıcı kokunun koridorları kapladığı saatlerde olduğumuz için istediğim kadar tüttürebilirdim.
çıplak vücudumu yorganın altına hapsettim. nevresimlerin her yerimi çevrelemesi hep hoşuma gitmişti. bir an telefonuma gelmiş olma ihtimali olan bildirimleri ve kendi kendini yitirmiş çağrıları düşündüm. sonra onları da boş verdim. uzun zaman sonra yalnız ve ari biçimde kalmanın keyfini çıkardım. konforsuz olan konfor alanımdan çıkıp, bilinmezliğin kollarına attım kendimi. bir duble rakı olsaydı keşke diye düşündüm, titreyen bedenim uykuya teslim olmadan hemen önce.
devamını gör...
benim için fazla mükemmelsin ayrılmak istiyorum diyen kadın
ayrılmak istiyorsa bacaklarından tutup ikiye ayırmalı, ewd.
devamını gör...
tercan elleri
yıkılırım...
devamını gör...
obezite ile savaşmanın önemi
sigarayı ben de içiyorum ama kilo verme konusunda ne yalan söyleyeyim moncirink bacımı örnek aldım, yöntemlerim farklıydı ama en azından bir 5-6 sene öncesine döndüm birkaç ayda. karaciğer dinlenme fazından çıkarsa sonraki hedefim 10 sene önceki halime dönmek, iyi giderse belki daha fazlası 15-16 sene önceki halime dönmeyi hedefliyorum. herhalde bu gidişle toplamda bir 50-60 kg vermiş olacağım, yarısını verdim, sıra diğer yarısında. obezite mücadele edilmesi gereken bir şey gerçekten ve genetik bir hastalık.
devamını gör...
ankara
dün kardeşimle bir hafta kalıp ayrıldık bu şehirden. yokuşları çok canım, masum malatyalılar olarak menisküslerimiz acıdı. konumla yürüyerek bir yerlere gitmek çok zor geldi hele de aşti etrafı çok kafamızı karıştırdı, gezmek için vaktimiz kısaydı ulaşım için taksi kullanmak zorunda kaldık.
şehir dışına yaptığımız yolculuklarda ankarayı hep şöyle bir uzaktan görüp beğensek de ııh kendisinde yaşayamazmışız, trafiği fena bir şehir olmuş...
şehir dışına yaptığımız yolculuklarda ankarayı hep şöyle bir uzaktan görüp beğensek de ııh kendisinde yaşayamazmışız, trafiği fena bir şehir olmuş...
devamını gör...
benim için fazla mükemmelsin ayrılmak istiyorum diyen kadın
hayallerime ulaştım ve bu hoşuma gitmedi, hayallerimi yıktın diyor olabilir.
devamını gör...
scaremongeringin victoria secret modelliğine başvurması
silver hanım boydan bi foto paylaşsın derim ben. sısıs
devamını gör...
felsefede her şeyin özü
felsefede özcülük hareketi diye bir şey duymadım. thales ve ya herakleitos gibi filozofların bahsettiği şey ise öz değil arkhedir. yani ilk ilke kavramı. bu kavram da genelde arkhe, evren ve insan ile beraber bir bütünlük içinde kullanılır ve bu üçü arasındaki ilişkiyi yorumlar.ha kastedilmek istenen töz ise o da başka bir şey.
devamını gör...
benim için fazla mükemmelsin ayrılmak istiyorum diyen kadın
götüm gibisin aslında ama seni üzmek istemiyorumun türkçesi.
devamını gör...
scaremongeringin victoria secret modelliğine başvurması
scare gerçekten çok hoş, çok çekici bir hemcinsimiz, hayatta başarılar *
devamını gör...
kızların uzun boylu erkek merakı
yüreğimize bakan yok.. olmaz tabi. kimsede bendeki masumiyeti göremiyorum... kim n'apsın masum şeytanı.
boy da boy.. savaşacak gücüm kalmadı artık.
insanlıktan çıkmış külotlu çorap giymekten çekinmeyen bir azgın kalabalık görüyorum. bedenist olmuşlar.
dalga boyunu soranlar oluyor arada. türkiye'yi terk etmenin tam zamanı diye düşünüyorum artık...
insanlığımı unuttum. sısıs
boy da boy.. savaşacak gücüm kalmadı artık.
insanlıktan çıkmış külotlu çorap giymekten çekinmeyen bir azgın kalabalık görüyorum. bedenist olmuşlar.
dalga boyunu soranlar oluyor arada. türkiye'yi terk etmenin tam zamanı diye düşünüyorum artık...
insanlığımı unuttum. sısıs
devamını gör...
scaremongeringin victoria secret modelliğine başvurması
okan divadan daha güzel gacı lan eccük eppek yemiş hiç olmazsa..
devamını gör...
ankara
ömrümü tüketen şehir.
üniversiteyi burada okudum. adana'da bile üşüyebilen biriydim. ankara mahvetti beni. angara ayazı ruhumu kesti cidden.
okulum 9 yılda bittiği için :d 8 harika sene geçirdim orada. bir o kadar da kaotik. ne idüğü belirsiz rüyalar gibi idi, rüya mı kâbus mu belli olmayan cinsten. vallahi yaşanacak yer değil.
üniversiteyi burada okudum. adana'da bile üşüyebilen biriydim. ankara mahvetti beni. angara ayazı ruhumu kesti cidden.
okulum 9 yılda bittiği için :d 8 harika sene geçirdim orada. bir o kadar da kaotik. ne idüğü belirsiz rüyalar gibi idi, rüya mı kâbus mu belli olmayan cinsten. vallahi yaşanacak yer değil.
devamını gör...
benim için fazla mükemmelsin ayrılmak istiyorum diyen kadın
#4093130
o anda brad pitt in "sakın yüzüme vurma! onunla para kazanıyorum." dediği rivayetleri var.
o anda brad pitt in "sakın yüzüme vurma! onunla para kazanıyorum." dediği rivayetleri var.
devamını gör...
okan götü bok kokan
tuvalete bile gitmeye bile erinen ev erkekleri için kullanılır.
devamını gör...
kızların uzun boylu erkek merakı
boyu uzun aklı kısa olsun diye. misal daltonlardaki avarel.
devamını gör...
sözlüğün en güzel kadın yazarı
silver çok yalakasın. şaka şaka, ewd.
devamını gör...
kızların uzun boylu erkek merakı
sarılınca çenesinin altına girmek diye bir olay var hocam. en son 18 yaşında yaşayabildim bunu. o zamanki enişteniz 1.80 vardı. yıllar içinde bütün uzun adamları kapmışlar, bize hiç kalmamış. biz de anca bastıbacak heriflerin peşinde sürünelim. meh.
devamını gör...
kaç yaşıma gelirsem geleyim
hepinize katılıyorum, toplamı diyorum, bu kadar ortak özelliğimizin olduğunu düşünmüyordum, vvay canına..
devamını gör...
kaç yaşıma gelirsem geleyim
anneme ihtiyacım azalmıyor.. 45 de olsam böyle hissedicem.
devamını gör...