zaman tüneli
her şeyi ciddiye alıp laf sokmadan tanım giremeyen yazar
işin en ironik tarafı, her şeyi ciddiye alıp laf sokan yazarın bunu sanki hiç ciddiye almıyormuş gibi yapmasıdır. sözlükte neredeyse kimseyi tanımıyorum, buna rağmen bana bile laf sokmaya çalışan kezbanlarımız oldu.
arkadaşım, ben kendimi bu kadar ciddiye almıyorum, sen beni niye bu kadar ciddiye aldın? hayatımda bu kadar önemli bir yerin olduğunu bilmiyordum. *
arkadaşım, ben kendimi bu kadar ciddiye almıyorum, sen beni niye bu kadar ciddiye aldın? hayatımda bu kadar önemli bir yerin olduğunu bilmiyordum. *
devamını gör...
imalat-ı harbiye
kurtuluş savaşını lojistik yönden kazandıran isimsiz kahramanlarımızın mekanı.
1909 yılında harbiye nezaretine bağlı bir fabrika olarak istanbul’da kuruldu. 1918’te mondros hükümleri uyarınca ingilizler istanbul’u işgal etti, fabrikayı kullanmak istemiş iseler de işçilerin direnişi sonucu başaramadılar.
1920 yılına gelindiğinde fabrikanın malzeme ve tezgahları topçu birlikleri tarafından ankaraya kaçırıldı ve o zamanki süvari kışlasının ahırlarında silah ve mühimmat üretmeye başladılar.

fabrikada çalışanların çoğusu cephede şehit düşmüş askerlerimizin eşleri ve çocukları ile kimsesiz kadınlardı. burada savaş boyu tam mesai ile top tüfek mermileri yaptılar.

atatürk imalat-ı harbiye’de üretilen bir tüfeği denerken.
ayrıca bu fabrikada çok hoş bir gelenek de vardı, üretilen top mermilerinin üzerine ustanın ismi yazılıyor, mermi sandıklanıp cepheye gönderilirken yanına pirinç bir kalem iliştiriliyor ve cephede mermiyi kullanan asker de kendi adını yazıp boş kovanı tekrar imalat-ı harbiye’ye gönderilmek üzere sandıklıyordu.

bir mermi bu şekilde tam 8 kez cepheden fabrikaya gidip gelmişti, bu kovana imalat-ı harbiye’de gazi kovan deniyor, cepheden her boş sandık fabrikaya geldiğinde tüm mühendisler ve işçiler sandıklar içinde gazi kovanı bulmayı ümit ediyor, cephemiz her seferinde daha batıya taşındıkça imalat-ı harbiye’de bayram havası esiyordu.
nihayet türk ordusu izmir’e girdiği gün gazi kovan tekrar imalat-ı harbiye’ye geldi. üzerinde karahisarlı seyfi çavuş yazıyordu, ancak bu sefer yanında bir mektup da vardı.
imalat-ı harbiye ustalarından kamil usta mektubu açıp heyecanla okumaya başladı, yüzbaşı talat imzalı mektupta seyfi çavuş’un şehit düştüğü yazıyordu, künyesi emaneten imalatı harbiye’ye gönderilmişti.
imalat-ı harbiye’de herkes ağlıyordu. artık savaş kazanılmış gazi kovan son kez sandıklanıp rafa kaldırılmıştı.
ta ki 29 ekim 1923 gününe dek!
29 ekim 1923 günü ankara kalesinde 101 pare top atışıyla cumhuriyetin ilanı kutlanıyordu.
sıra 101. mermiye geldiğinde teğmen hamdi vasıf, kurtuluş savaşının 4 yılına her cephesinde tanıklık eden, şehit karahisarlı seyfi çavuş’un emaneti gazi kovan’ı kundağa sürdü. bu şerefi en çok o hak ediyordu.
1909 yılında harbiye nezaretine bağlı bir fabrika olarak istanbul’da kuruldu. 1918’te mondros hükümleri uyarınca ingilizler istanbul’u işgal etti, fabrikayı kullanmak istemiş iseler de işçilerin direnişi sonucu başaramadılar.
1920 yılına gelindiğinde fabrikanın malzeme ve tezgahları topçu birlikleri tarafından ankaraya kaçırıldı ve o zamanki süvari kışlasının ahırlarında silah ve mühimmat üretmeye başladılar.

fabrikada çalışanların çoğusu cephede şehit düşmüş askerlerimizin eşleri ve çocukları ile kimsesiz kadınlardı. burada savaş boyu tam mesai ile top tüfek mermileri yaptılar.

atatürk imalat-ı harbiye’de üretilen bir tüfeği denerken.
ayrıca bu fabrikada çok hoş bir gelenek de vardı, üretilen top mermilerinin üzerine ustanın ismi yazılıyor, mermi sandıklanıp cepheye gönderilirken yanına pirinç bir kalem iliştiriliyor ve cephede mermiyi kullanan asker de kendi adını yazıp boş kovanı tekrar imalat-ı harbiye’ye gönderilmek üzere sandıklıyordu.

bir mermi bu şekilde tam 8 kez cepheden fabrikaya gidip gelmişti, bu kovana imalat-ı harbiye’de gazi kovan deniyor, cepheden her boş sandık fabrikaya geldiğinde tüm mühendisler ve işçiler sandıklar içinde gazi kovanı bulmayı ümit ediyor, cephemiz her seferinde daha batıya taşındıkça imalat-ı harbiye’de bayram havası esiyordu.
nihayet türk ordusu izmir’e girdiği gün gazi kovan tekrar imalat-ı harbiye’ye geldi. üzerinde karahisarlı seyfi çavuş yazıyordu, ancak bu sefer yanında bir mektup da vardı.
imalat-ı harbiye ustalarından kamil usta mektubu açıp heyecanla okumaya başladı, yüzbaşı talat imzalı mektupta seyfi çavuş’un şehit düştüğü yazıyordu, künyesi emaneten imalatı harbiye’ye gönderilmişti.
imalat-ı harbiye’de herkes ağlıyordu. artık savaş kazanılmış gazi kovan son kez sandıklanıp rafa kaldırılmıştı.
ta ki 29 ekim 1923 gününe dek!
29 ekim 1923 günü ankara kalesinde 101 pare top atışıyla cumhuriyetin ilanı kutlanıyordu.
sıra 101. mermiye geldiğinde teğmen hamdi vasıf, kurtuluş savaşının 4 yılına her cephesinde tanıklık eden, şehit karahisarlı seyfi çavuş’un emaneti gazi kovan’ı kundağa sürdü. bu şerefi en çok o hak ediyordu.
devamını gör...
kızların uzun boylu erkek merakı
o merak değil. doğal seçilim. en uç değerle birleşme ve üreme arzusu. göz rengi de böyle. nüfusun %2 si 190.cm ve üzeri. mavi göz %4-5 yeşil göz %2-3 oranında ortalama.
devamını gör...
sokak kedisi
ben bu şiiri sokak kedilerine yazmışım sanırım:
eyy kedi, kedicik,
bilir misin seni hiç evime almadım ama,
seni evinde krallar gibi yaşatanlar var.
ve yine bilir misin,
mamanı kuş tüyü yataklarda yerken sen,
çöp kutusunda bir kemik parçası arayan,
kediler var.
ve yine bilir misin ki,
bizde de durumlar hiç farklı değil.
eyy kedi, kedicik,
bilir misin seni hiç evime almadım ama,
seni evinde krallar gibi yaşatanlar var.
ve yine bilir misin,
mamanı kuş tüyü yataklarda yerken sen,
çöp kutusunda bir kemik parçası arayan,
kediler var.
ve yine bilir misin ki,
bizde de durumlar hiç farklı değil.
devamını gör...
büşra kübra nazlı aynur tuğba
aynur'ları ayrı tutun lan. ilk eşimin adı aynur'du ve ateistti, babası da atanamamış stalin'di. iyi kızdı. mutlu mesut olsun. benden uzak tabii. benimle olabilseydi, benimle olurdu zaten. değil mi? sonra bir de aynur aydın var mesela. aynurlar iyidir.
devamını gör...
paranın önemli olmasının nedenleri
temel ihtiyaçları için para gerekli. daha fazla param olması için hayatımı sağlığımı veremem.
devamını gör...
ali sunal'ın güldür güldür'deki samimiyetsiz abartılı gülüşü
yeni sezonun ilk bölümüne sadece ali sunal güldü sanırım, çok kötüydü.
devamını gör...
bir insandan soğumanıza neden olacak şeyler
duygusal olarak beni sömürmeye çalışması. duygu sömürü ile kendini acındırmaya ve bir şey yaptırmaya çalışması.
devamını gör...
kadınlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanır
zencilerin hepsinin komik insanlar oluşuyla beni ikna eden tespit. chris tucker, william wallace, tupac, will smith, martin lawrence, malcolm x, arabistanlı lawrence, martin luther king falan, hepsi de çok komik insanlar. daha adını yazamadığım bir sürü zenci var. biggie var mesela, snoop dogg, dr. dre... hepsi çok komik.
devamını gör...
büşra kübra nazlı aynur tuğba
bu kadar güzel bir kombinasyonun içinde büşra ne alaka mk?
devamını gör...
alkole para bulup fakirlikten bahseden insan
kendisi kabul etmese de bu bağımlı olduğunu gösterir.
devamını gör...
kadınlar kendilerini güldüren erkeklerden hoşlanır
bir kız sizden hoşlandıysa kötü esprilerinize de gülüyor.
devamını gör...
çalıp çalıp benim utandırılmama hakkım var demek
için akapeli olmaya karar verdim. sanıyorum iyi bir karar olacak, yarın sabah rize akape ocaklarına başvuracam. bakalım ne olacak ? girişte namaz nasıl kılınır falan diye sormazlar umarım.
devamını gör...
memeye kimsenin saygısının kalmamış olması
dekoltesi olduğu için oraya buraya alınmayan kadınların gündeme gelmesi ile tespit ettiğim durum.
insanlardaki bu hadsizlik çok can sıkıcı. bugün mesela, merak ediyor insan, ne olursan ol gel diyen mevlana ne derdi bu hadsizlere? hoş karşılamazdı sanırım. bence hoş karşılanmayacak tek şey yobazlık olmalı.
bir zamanlar emmek için ağladığını unutuyor bu nankör insanlar. besleyen el hani ısırılmazdı? köpek bile daha haysiyetlidir. halbuki hiçbir memeye saygıda kusur edilmemelidir. eğer ceketliysek hemen ön iliklenmelidir. iliklemeyen toplumdan dışlanmalı, cezai yaptırıma uğramalıdır.
bu kadın düşmanlığı bile değil. başka türden, anlaşılması zor bir şey. biz ne ara meme düşmanı olduk? nasıl bu hale düştük? incelenmesi gereken bir husus.
insanlardaki bu hadsizlik çok can sıkıcı. bugün mesela, merak ediyor insan, ne olursan ol gel diyen mevlana ne derdi bu hadsizlere? hoş karşılamazdı sanırım. bence hoş karşılanmayacak tek şey yobazlık olmalı.
bir zamanlar emmek için ağladığını unutuyor bu nankör insanlar. besleyen el hani ısırılmazdı? köpek bile daha haysiyetlidir. halbuki hiçbir memeye saygıda kusur edilmemelidir. eğer ceketliysek hemen ön iliklenmelidir. iliklemeyen toplumdan dışlanmalı, cezai yaptırıma uğramalıdır.
bu kadın düşmanlığı bile değil. başka türden, anlaşılması zor bir şey. biz ne ara meme düşmanı olduk? nasıl bu hale düştük? incelenmesi gereken bir husus.
devamını gör...
ali sunal'ın güldür güldür'deki samimiyetsiz abartılı gülüşü
kırk yıl uğraşsam öyle yalandan gülmeyi başaramam. adam oynuyor. ama çoğumuza geçmiyor tabii.
devamını gör...



