bütün ayazların ortasında yazar profili

bütün ayazların ortasında kapak fotoğrafı
bütün ayazların ortasında profil fotoğrafı
rozet
karma: 16316 tanım: 3164 başlık: 1215 apolet: 2 takipçi: 118
Yaşa.

son tanımları | başucu eserleri


çocukken yazın daha büyük bir mevsim olması

yazın geleceği neşesiyle ilkbahar bitsin diye günler sayıldığı zamanlardı. yaz gelmeye yakın o çiçekli elbiseler, renkli kokulu tokalar çıkarılırdı. yumurta bayramı vardı yazdan hemen önce. yumurtalar boyanırdı. her gün illa ki yüzülürdü benim yazlarımda. yüzdükten sonra hep kalabalık sofralar kurulur, rakılar içilirdi. biz kola içebildiysek sevinirdik. kahvaltıda incir olurdu annemin hemen sabah bahçemizden topladığı. çekirgeler vardı. benim bir çekirgem vardı, biri üstüne oturunca gömmüştüm bahçemize. cennet hurmasının çekirdeğinin içinden çatal ve kaşık çıkardı. mahallemizde dut ağacına tırmanabilen tek çocuktum. beyaz dutlar her zaman en tatlı olanlardı. bütün çocukları toplayıp ormana götürürdüm keşif zamanı diye. yaptığım listedekileri bulmadan eve dönmeme kararımız vardı. yaz daha büyük bir mevsimdi çünkü güneş geç batardı ve bu sokakta daha fazla oyun oynayabilmem demekti. en sevdiğim sebzeler bu büyük yazda olurdu. meyveleri çok severdim, en çok yazın meyve verirdi bana. kirazı çekirdeğiyle yerdim çünkü dayım bana "çekirdeğiyle yersen karnında ağacı çıkar, yeme" demişti. karnımda kiraz ağacı çıkacağı düşüncesi de çok büyüktü. bezelyeleri topladıktan sonra annem pişiremezdi. çünkü ayıklarken bitirirdik. o yaz son kez adını bilmediğim bir ağacın verdiği yuvarlak meyvesiyle savaş yaptık. çocuktum ve yaz çok daha güzel bir mevsimdi.
devamını gör...

yazar nicklerinden cümle kurmak

şu hayatta mutlu olmayı bir bilen varsa bana da öğretebilir mi? iade edilmiş içli mektup gibi hissediyorum, inceduygu larla yazılmış fakat önemsenmemiş gibi. bir insanevladı da bunları görüp sormaz ki içmeye gidelim mi diye.
devamını gör...

yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan

“-lâkin tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanımadan.- hayat tecrübelerimle şu yargıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anladım, elden geldiğince susmam gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım. ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni, kendimi gölgeme tanıtma isteğidir.”
diye devam eder.
 sadık hidayet'in 1936 yılında yayımladığı "kör baykuş" (bkz: bûf-i kûr) adlı romanındandır. aynı zamanda başyapıtı olarak kabul edilir.
sadık hidayet'in kendi hazırladığı kapaklar şöyledir;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(bkz: ahterbin) ukdesi*
devamını gör...

geceye bir şiir bırak

bugün oturdum ölümü düşündüm
kirli, acı bir su gibi yürüdü içimde
dokunduğum, gördüğüm her şeye sindi
ürperdim, korktum ve biraz şaşırdım
bugün oturdum ölümü düşündüm
yirmi yaşında ve hayat bu kadar güzelken
devamını gör...

sevilince çocuklaşmak

"insan sevildiği zaman çocuklaşır çünkü sevgi bizi onunla ilk tanıştığımız yere götürür."
devamını gör...

ruhuma bir hayat yakıştıramadım

murat uyurkulak'ın tol isimli romanından can acıtan cümle.
öncesi şöyledir;
hep yarım kaldım, hiç tam doymadım, tam bağırmadım, tam dokunmadım. bıçak ruhumda dehşet bir fısıltı gibi ilerledi ve ben tam ortamdan yarıldım.
ruhuma bir hayat yakıştıramadım.
devamını gör...

kıştan kalan konserve

biliyorum başlık biraz anlamsız ama depremden sonraki 11. ayda çekilen fotoğrafı gördüğünüzde kafanızda anlam kazanacak.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tezer özlü

"en korktuğu, en tiksindiği şey baskıydı.
her tür baskı.
her tür baskının insanın özünü yok ettiğine inanmıştı.
bir döneminde yaşadığı elektroşoklar da bir baskıydı.
tüm baskıcıları faşist olarak niteliyor.
bu nedenle,
elektroşokları uygulayanlar dahil.
haksız mı?
-baskıya başkaldıran her zaman haklıdır."
tezer özlü- kalanlar, s11.
devamını gör...

kitap alıntıları

yanılmazlığın da yanılabileceğini, sistemin işleyişinde de hatalar olabileceğini, yasa konuştuğunda her şeyin söylenmediğini, toplumun mükemmel olmadığını, otoritenin de tereddüde düşebileceğini, değişmezliğin değişebileceğini, yargıçların da insan olduklarını, göğün devasa mavi camında bir çatlak olduğunu fark etmek katlanılmazdı
devamını gör...

anılar defterinde gül yaprağı

bir cahit zarifoğlu şiiri.
anılar defterinde gül yaprağı
gibi unutuldum kurudum
başıma düşmüş sevda ağı
bir başıma tenhalarda kahroldum
sen kimbilir, rüzgârlı eteklerinle
kimbilir hangi iklimdesin, ben
sensiz bu sessizlikle
deli gibiyim sensiz
bu sessizlikle

ayrılıkla başım belada
gözlerini çevir gözlerime
yoksa sensiz bu sessizlikle
deliler gibiyim
sensiz bu sessizlikle

bir uzunihsanefendininyesilsurubu ukdesi.*
devamını gör...

3 haziran 1963

koskocaman saygı ve sevgiyle.
"yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
- öyle gibi de görünüyor -
anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani..."
devamını gör...

şiir alıntıları

ciğerleri küçük, elleri büyük
nefesleri yetmez avuçlarına
-ilkokul çağında hepsi-
kenar çocukları,
kar altındadır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim