''ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun''


mevzuat
devamını gör...
uygulanmayan kanun.
devamını gör...
2012 de anayasaya giren kadın beyanı esastır kanunu. o dönem kadın cinayetleri tab noktasına ulaşmıştı hükümet halkın gazını almak için böyle bir kanun attı ortaya.
bu kanundan sonra masum erkeklerden başı ağrıyan oldu mu? orası muamma.
devamını gör...
güle oynaya kaldırdıkları kanundur. gerçi yürürlükte olsa kadın cinayetlerinde zirveye oynayamazdık. *
anıt sayaç
devamını gör...
günü kurtarmak için ortaya atılmış bir yasa. kadının beyanı esastır hükmü kadının iftirası gerçek kabul edilebilir anlamına geleceğini kestiremeden ortaya atılmış bir buyruk.
devamını gör...
kadını erkeğin yaratacağı tüm zararlı davranışları engellemek ve kadını korumak amacıyla ortaya çıkan aile mahkemelerinde değişik iş adıyla numaralandırılmış kolluk kuvvetleri aracılığıyla taraflara tebliğ edilen başvurunun ardından 48 saat içinde taraflara tebliği sağlanması zorunlu olan kanun maddesidir.
devamını gör...
deli gibi uygulanan madde. ilk şikayette tedbir amaçlı denerek kanıta bakılmaz. ikinci, üçüncü kez uzaklaştırma istediğinizde hakim sizden kanıt ister. erkek olarak kadına uzaklaştırma kararı aldırmaniz için ilk şikayette de kanıt sunmaniz lazım. ayrıca iki taraf da saldırgansa karşılıklı uzaklaştırma kararı veriliyor.

cinsiyetler aynı olursa uzaklaştırma kararı almak çok zor, hakimler eski kafalı. mesela avukat başak b. lezbiyen olan bir kadın müvekkiline zamanla onu taciz ettiği için uzaklaştırma kararı aldırmak istedi, kanıtları da sundu ama daha 40 yaşlarında olmasına rağmen eski kafalı olan kadın hakim uzaklaştırma kararı vermedi. aile mahkemelerinde her 10 mahkemeye karşılık 1 tane 6284 mahkemesi kuruluyor. burada çalışan hakimin ve katiplerin işi diğer aile mahkemelerine göre daha zor çünkü mevzu insan canı. binde birlik durumlar dışında durusma olmadıgi için mübaşirlerin işi kolay.

uygulanmadığı palavra. halk bilinçli olmadığı için bir sürü kişi korumaya muhtaç olduğu hâlde başvurmuyor, bu şikayeti yapanların en az %20si de şikayeti dilekçeyle geri çekiyor. hatta şikayeti geri çekmiş birisi eşi tarafından vurulduğunda sahtekar gazeteciler haber gündem yaratsin diye kadının şikayeti geri çekmiş olduğunu yazmıyorlar. bakın mesela alttaki haberde kadının uzaklaştırma kararını geri çekmiş olduğunu hiç yazmamışlar. ayrıca kadın burada zaten onunla buluşmaya gidiyordu, onu da yazmamışlar. olayın içeriğini biliyorum ben.

www.google.com/amp/s/m.aksa...
devamını gör...
çok yanlış anlaşılan bir kanun.
yani öyle yanlış anlaşılıyor ki savunan da yanlış anlıyor, buna karşılık tepki veren de yanlış anlıyor.

hukuk temelim anayasal haklarımı bilmek düzeyindedir efenim öncelikle eğer bir yanlışım olursa hukukçu arkadaşlarım pek tabii düzeltsin. ben branşı hukuk olmayan bir vatandaş olarak, branşı hukuk olmayan bir vatandaşa anlatır gibi anlatayım bi kendimce.

şimdi bu kanunda direkt olarak “kadın beyanı esastır” gibi bir ibare yer almıyor. bu aslında sosyal medya üzerinde tartışmalar sırasında kullanılan bir terim oldu ve bu kanuna yapıştı.
bu kanunun uygulanmasındaki temel konu özellikle şiddet mağduru olduğunu dile getiren kişinin (kadın, çocuk, erkek fark etmez) korunması amacı ile ilk aşamada kesin delil aranmadan kişinin sözünün sadece yine ilk aşamada kabul edilmesi durumudur.

yani burada mağduriyetini dile getiren kişiye hadi sen bana bi kanıt getir demek yerine koruyucu önlemler alınır. neden ? eğer gerçekten burada beyan edilen mağduriyet gerçekse bu kişinin yaşam hakkı, kişinin hürriyetinden yoksun kalmaması gibi hakları korunması amaçlanır.

yani aslında burada tedbir kararı alınır. bu bizim ilk aşamamız burada kişinin beyanı esas kabul edilir. fakat suçu ispatlanmayan kişi de suçlu sayılmaz zaten bir cümleyle.

sonraki aşama olan ceza karar aşamasında ise; elbette kanıt aranır ve mahkemede varsa tanıklar dinlenir, deliller incelenir vs. vs. daha sonra mahkeme kararını açıklar ve suçlu ya da suçsuzluk durumu burada ortaya çıkar.

yani aslında kim olursa olsun özetle kişiyi koruma sürecine hızlıca girişmek için onu korumak için ilk söylenen ciddiye alınır.

maalesef kanunu savunanların da savunmayanların da anlamadığı en basit ayrım gözlemlediğim kadarıyla bu.
bazıları savunduğu için direkt “kadın beyanı esastır” diyerek olayın sonuçlandırılmasını beklemeden kendince yargı dağıtırken, bazıları da “iyi ya o zaman biri beni bi cümlesiyle içeri attırır” gibi anlıyor bu konuyu.

yok öyle bir şey güzel kardeşlerim lütfen biraz daha bilgi sahibi olup cümleler kuralım ki böyle yanlış anlaşılmalar olmasın aramızda^^
devamını gör...
açılın beyler, özellikle beyler dedim dikkat ettiyseniz zira nisa taifesi konuya vakıf.

bu kanun özetle hakim, mülki amir veya kolluk amirine yapılan müracaatlar neticesinde aile ve kadınlara yönelik bazı önleme ve koruma tedbirleri uygulamaktadır.

ancak bu tedbirler çok orantısızdır. ve ciddi deliller ile muhakeme edilerek karar verilmesi gerekirken sadece sözlü beyan ile hükmolunabilir tedbirlerdir. bu tedbirler anayasal güvence ile teminat altına alınan temel hak ve özgürlükleri dahi ciddi şekilde kısıtlayan tedbirlerdir.

şimdi bir kaç örnek vereceğim;

konut tapusuna satılamaz şerhi konulabilmesi. aile içinde kadın ile erkek arasında borçlar hukuku ile sınırları çizilmiş bir alacak verecek ilişkisi yoktur. peki neden tapuya şerh konuluyor? mantığını bilen bana da anlatsın! bu konut hakkına mülkiyet hakkına aykırı değil mi? henüz kesinleşmemiş bir alacak için kişinin mülkiyet hakkını nasıl hangi gerekçeyle kısıtlıyorsun.

kişinin görev silahları dahil silahlarına el konulması,
bak adam suriye’de asker, eşine bağırdığı için üzerine zimmetli görev tabancasını dahi almışlar. hadi aldın suriye’ye gönderirken geri ver. bir asker polis için tabanca köprüden önce son çıkıştır. ışidin en tantanalı zamanında suriye’de asker olduğunu düşün. elini beline atıyorsun anaaaaa tabanca yok. niye pelinsu’ya bağırdın diye. öldün lan öldünnnn!

zaten bu kanun bizim aile yapımıza da uygun değil.

işbu entryi okuyan yazar senin anan baban hiç tartışmadı mı? eve polis gelmesi ne demek! direkt boşanma sebebi.
devamını gör...
hocam halkımız okumayı sevmez
ben de sevmem
hap bilgi lazım bize şakkadanak kolay yoldan zengin olmalıyım
bana kanunu anlatma kim okuyacak tuğla gibi yazıyı
ben nerden istersem oradan anlarım
yargısız infaza bayılırım
linci salaş mekanlarda yemeyi tercih ederim
testi geçenler devam etsin
devamını gör...
üzgünüm ama taife-i nisa mevzuya o kadar hakim değil.
bence kadınlarda asker olmalı.
asker dediğin meslek mensupları evine makineli tüfekler, el bombaları ve roketatarla giden insanlar değil.
atış yapılacağı zaman silah odasından teslim alıyosun. işin bittiğinde götürüp geri veriyosun.
evinde ateşli silahı olan asker tanıdığım yok. varsa da nadir.

evlilik nedir?
evlilik iki kişi arasında yapılan bir sözleşmedir.
iki kişinin sözleşmesi olduğu için evlendikten sonraki edinimlerde eşte mal varlığından hak sahibi olur.
türk hukukunu bilmiyorum ama bill gatesin karısı onlarca milyar dolar boşanırken aldı. bunu da nafaka olduğu için almadı, evlilikten sonra meydana gelen zenginleşme de hak sahibi olduğunu iddia ederek aldı.
örneğin sen evlenmeden önce mal varlığınız yoktu. evlendikten sonra 4 tane daire satın aldın. boşandığınız zaman eşinin dairelerin iki tanesinin onun olduğunu iddia etmesi bence doğal bir hak.
dolayısıyla evlilikle kadınla erkek sadece yüzük takmıyor hukuki açıdan bir ortaklık kuruyor.
ortaklık bozulduğunda iki ortağın birlikte edindiği mallara şerh konulması gayet doğal birşey.
bir futbolcu karısıyla kavga edip boşanmıştı.
adam otelini kız kardeşinin üstüne yapmış karısına bişey ödememek için. bunun önüne geçme maksatlı muhtemelen.
devamını gör...
sakat bir kanun...

mesela uzaklaştırma kararı..

bugün boşanma aşamasına gelin, kadın tarafın avukatı saniyede uzaklaştırma kararı çıkarıyor.. ne kadar süreliğine? 6 ay.. ne kadar alabiliyor? yıllarca.. ya, bir insan davalı olduğu kadına zarar vermek için 5 sene bekler mi? bu kadar uzun süreli uzaklaştırma kararlarına ne gerek var?

ikinci husus: uzaklaştırma kararının tebliğ ediliş biçimi.. şimdilerde polis vesaire, elinde dosyalar dolusu uzaklaştırma birikince konuyu anlayıp insan gibi davranmaya başladılar.. eskiden telefonla "gel, kararı tebelluğ et" demek için aradıklarında ya da kağıdı imzalamak için gittiğinde erkeğe çok aşağılayıcı bir biçimde davranırdı.. sonradan o polislerden vesaire özür dileyen, helallik isteyenler oldu. "artık öte tarafta helalleşiriz, burada değil" dediğimi ben hatırlıyorum..

üçüncü konu: uzaklaştırmaya esas olan davranışların tespiti.. bunu otomatik veriyorlar. senin geçmişinde şiddet suçu var mı, eğitim düzeyin ne, kadın o güne kadar bir darp raporu almış mı, beyan edilen bir tehdit mesajı var mı, bakan yok.. ver uzaklaştırmayı.. erkek ceketini almadan evden atılsın, kadın kurulu bir düzene olduğu gibi çöksün.. herkesin bunu finanse edecek bir ekonomik seviyesi yok ama bunu düşünen de yok..

kadına karşı şiddetin tanımı.. erkek kendisine kumandayı vermediği için şiddet uygulamış sayıldı, alışveriş yapıp kartı patlatmasını istemediği için şiddet göstermiş sayıldı boşanma davalarında.. bu mahkemelere sadece kadın hakimler atanıyor, bu davalara bakan emniyet mensupları bile özellikle kadınlardan seçiliyor. boşanma sürecinde davalı olduğunuz "eski karınız" size mahkeme iddianamesinde bile iftira ya da hakaret ederse ne yapıyorsunuz? savcılığa suç duyurusunda bulunuyorsunuz.. gelen cevap şu oluyor: "büyük britanya'daki bilmem hangi mahkemenin kararına göre koca müşfik olmalı, davanın reddine".. kardeşim ben o kadının kocası olsam zaten evimde otururum, sen benim hakaret ve iftira suçumu cezalandırma ama kadına karşı şiddet de.. sen erkeğe karşı yapılan şiddeti baştan tasnif dışı olarak ayırıyorsun, istatistik bile oluşturmuyorsun ki..

ben mal paylaşım davası sırasında aracımın değerini tespit ettirmek için icra mahkemesine gittim ama bu mahkemeler aynı zamanda "icra yoluyla çocuğun alınması" davalarına da bakıyor.. gidin yarım saat dolanın oralarda.. feryat figan çocuklar, onları görünce polisler falan da ağlıyor.. yani izlenecek bir manzara değil, öyle açık yara falan izlemek gibi değil, insan boğulacak gibi oluyor.

peki, erkekler ne yapıyor? kibarcası, hiç evlenmiyor. evlense, dayıyor sözleşmeyi, eve eskisi gibi koca sorumlulukları alarak girmiyor. ilk beş yıl on yıl eşine boşanabilir şüphesiyle bakıyor..

aile ve sosyal politikalar bakanlığı kurulduğundan ve medeni kanunla bu kadar oynandığından beri,
- daha önce hayatımızda neredeyse var olmayan kadın cinayetleri patladı ve bu da çok rahatsız edici..
- evlenmeler azalıyor, boşanmalar artıyor,
- demografik yapımız hızla aleyhimize değişiyor,
- mimari yapımız bile değişti.. 40 metrekare evi "saray gibi" diye satmaya çalışıyorlar. hücrelerde yaşamaya başladık..

2010 öncesi medeni kanuna dönelim, kadın cinayetleri biter,
2010 öncesi ceza kanununa dönelim, suç biter..

demek ki, bir tek kadın öldüren 1000 caniye ağırlaştırılmış müebbet verip kalan bütün suçluları salmak ne boşanma konusuna ne de suçun önlenmesi konusuna hizmet etmiyormuş da, bu sadece bir göz boyama uygulamasıymış..

demografik yapımız bozuluyor dediğim şu:
doğum oranımız 1.42.. yani doğum oranı, nüfus artış oranı değil... ama bunlardan vatandaş olan suriyeliler'in doğum miktarını çıkart.. başka bir kesim var, onu da çıkart.. ölümleri de çıkart. şimdi nüfusumuzun ne kadar arttığını gerçekten ölç.. eksiye gidiyoruz..

işin bir de ekonomik boyutu var.. devlet maaş artışı yapmayı resmen "israf" gibi görüyor ama sadece iş adamlarının vergi borcunu affetmekle devran dönmüyor. insanlar mevcut maaşlarıyla yaşayamıyor.. yaşasalar ve bir delilik yapıp evlenseler ve hadi bir de boşanmasalar, çocuğu özellikle ilk okuldan sonra devlet okuluna göndermek istemiyorlar çünkü bütün okullarda teşekkür-takdirden geçilmiyor ama ne hikmetse üniversite sınavlarında başarı dilimlerindeki devlet ve özel okul dağılımını çıkart, devlet okulları neredeyse yok.. özel okullar ise inanılmaz pahalı, ki bu da devletin bir suçu.. ki, bahsettiğim 1 çocuk.. 1 çocuk mevcut nüfusu korumuyor ki.. doğum oranlarında 2.1 kritik seviyedir. 2.1'den sonra nüfus artmaya başlar..

devlet şunu görmeli ki, hiç kimse 20 sene sonrasını görmeden çocuk yapmaz.. daha açık konuşayım, o çocuğu kafasında evlendirmeden karısıyla aynı odada bile yatmaz..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"6284" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim