yönetmenliğini nuri bilge ceylan'ın yaptığı 2018 yapımı türk filmi. tek hayali yazar olmak olan ve kitabını bastırmak için gerekli parayı bulmak için doğduğu köye dönen bir adamın babasının borçlarının başına dert olmasını, bu sırada yaşadığı olayları anlatan dram türünde bir yapıt.
yönetmen
(bkz: nuri bilge ceylan)
oyuncular
(bkz: aydın doğu demirkol)
(bkz: murat cemcir)
(bkz: bennu yıldırımlar)
(bkz: hazar ergüçlü)
(bkz: serkan keskin)
(bkz: tamer levent)
(bkz: nuri bilge ceylan)
oyuncular
(bkz: aydın doğu demirkol)
(bkz: murat cemcir)
(bkz: bennu yıldırımlar)
(bkz: hazar ergüçlü)
(bkz: serkan keskin)
(bkz: tamer levent)
sinema yazarları derneği (2018)
en iyi film
en iyi yönetmen
en iyi senaryo
en iyi erkek oyuncu
en iyi yardımcı kadın oyuncu
en iyi yardımcı erkek oyuncu
en iyi film
en iyi yönetmen
en iyi senaryo
en iyi erkek oyuncu
en iyi yardımcı kadın oyuncu
en iyi yardımcı erkek oyuncu
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "raskolnikov" tarafından 10.11.2020 00:56 tarihinde açılmıştır.
21.
ahlat ağacı nbc'nin taşra-merkez eleştirisi yaptığı filmlerinden biri. taşra nerede başlar nerede biter sorusunu akla getiren bir yapıt. kapitalist sistemde dünya sistemi denilen bir model var. bu modele göre merkezde yer alan ülkelerin dış ticaret açıkları da daha düşüktür. taşrada (çevrede) yer alan ülkelerde ise durum tam tersidir ve dış ticaret açığı vardır. böylece merkez taşraya yani çevreye göre daha bağımsız hareket eder. şerif mardin de bu görüşü türk siyasetine uyarlamış. mardin, osmanlı kalsik döneminde meydana gelen saray çevresi ve göçebe halk arasındaki farkın (siyasal, sosyal, dini, ekonomik) cumhuriyet sonrası döneme de sirayet ettiğini vurgular. halk, eğitim imkanlarından yoksun, taşraya hapsolmuş, kendi içinde kapalı bir sistem oluşturmaktadır. eğitim ve ekonomideki bu farklılığa nazaran dini kurumlar merkez ile çevre arasında çevreye daha yakın bir konumdadır. halk dini anlamda kendini daha rahat ifade eder. filimde bu durum öğretmen-imam diyaloglarıyla devam eder. imam veysel, sinan'ın dedesinden aldığı borcu ödememesi buna örnek gösterilebilir. yazarın ve sinan'ın tartışması da aydın-halk çatışmasına diğer örnektir.
osmanlı'nın daha sonraki dönemlerinde ise sosyal, ekonomik ve dini kurumlarda çeşitli çürümeler meydana gelir ve imparatorluk yıkılır. ahlat ağacı filmindeki ipin kopması da bu çürümeye yapılan bir göndermedir. sinan ise taşralı olup da taşrayı; öğretmen olup da öğretmen olan babasını, beğenmeyen bir gençtir. ancak babası, onun kitabını okuyan tek kişidir. burdan da günümüz türkiyesi'nin cumhuriyet'in devamı olduğunu ancak fikir çatışmalarının da sürmekte olduğunu anlıyoruz. sinan günümüz türkiyesini temsil etmektedir. babası cumhuriyet dönemini; dedesi ise osmanlı dönemini temsil etmektedir.
diğer yandan ülkemizin siyasi arenadaki yalnızlığına, dış politikanın güvensiz ortamına vurgu yapan 2 nokta var:
1.si filmin ismi de çeşitli anlamlar barındırmaktadır. ahlat ağacı, armut cinsi yabani ve yalnız yetişen bir ağaçtır. bu da ülkemizin siyasi arenadaki yalnızlığına vurgu yapmaktadır.
2. nokta da sinan'ın parasının ev halkı tarafından çalınmış olması yani güvensizliğe yapılan vurgu oldu. sinan'ın annesinin anlattığı köpek anısını da güvensizliğin karşıtı olabilecek sadakate vurgu yaptığı görüşündeyim.
sinan'ın kuyuya bakarak kendisinin intihar ettiği izleniminin verilmesi de içinde bulunduğu çıkmazı vurgular. sinan taşra üniversitesinde öğretmenlik okumuştur ancak işsizdir. yazar olmak istemektedir ancak kitabını babası dışında okuyan olmamıştır. *kendi içinde bir bunalımdayken ve intihara vurgu yapılırken iş gerçeğe biner ve bir anda sinan'ın babası ağacın altında ölmüş vaziyette tasvir edilir. bu da her ne kadar cumhuriyet olarak buhranlı günlerden geçmiş olsak da refaha erdiğimiz anlamına gelebilir.
uzun ama sürükleyici, merak uyandırıcıydı. izleyin, izlettirin :)
edit: bu yazıyı bir makaleden derleyerek oluşturdum.
osmanlı'nın daha sonraki dönemlerinde ise sosyal, ekonomik ve dini kurumlarda çeşitli çürümeler meydana gelir ve imparatorluk yıkılır. ahlat ağacı filmindeki ipin kopması da bu çürümeye yapılan bir göndermedir. sinan ise taşralı olup da taşrayı; öğretmen olup da öğretmen olan babasını, beğenmeyen bir gençtir. ancak babası, onun kitabını okuyan tek kişidir. burdan da günümüz türkiyesi'nin cumhuriyet'in devamı olduğunu ancak fikir çatışmalarının da sürmekte olduğunu anlıyoruz. sinan günümüz türkiyesini temsil etmektedir. babası cumhuriyet dönemini; dedesi ise osmanlı dönemini temsil etmektedir.
diğer yandan ülkemizin siyasi arenadaki yalnızlığına, dış politikanın güvensiz ortamına vurgu yapan 2 nokta var:
1.si filmin ismi de çeşitli anlamlar barındırmaktadır. ahlat ağacı, armut cinsi yabani ve yalnız yetişen bir ağaçtır. bu da ülkemizin siyasi arenadaki yalnızlığına vurgu yapmaktadır.
2. nokta da sinan'ın parasının ev halkı tarafından çalınmış olması yani güvensizliğe yapılan vurgu oldu. sinan'ın annesinin anlattığı köpek anısını da güvensizliğin karşıtı olabilecek sadakate vurgu yaptığı görüşündeyim.
sinan'ın kuyuya bakarak kendisinin intihar ettiği izleniminin verilmesi de içinde bulunduğu çıkmazı vurgular. sinan taşra üniversitesinde öğretmenlik okumuştur ancak işsizdir. yazar olmak istemektedir ancak kitabını babası dışında okuyan olmamıştır. *kendi içinde bir bunalımdayken ve intihara vurgu yapılırken iş gerçeğe biner ve bir anda sinan'ın babası ağacın altında ölmüş vaziyette tasvir edilir. bu da her ne kadar cumhuriyet olarak buhranlı günlerden geçmiş olsak da refaha erdiğimiz anlamına gelebilir.
uzun ama sürükleyici, merak uyandırıcıydı. izleyin, izlettirin :)
edit: bu yazıyı bir makaleden derleyerek oluşturdum.
devamını gör...
"ahlat ağacı" ile benzer başlıklar
ahlat
7
