yönetmenliğini nuri bilge ceylan'ın yaptığı 2018 yapımı türk filmi. tek hayali yazar olmak olan ve kitabını bastırmak için gerekli parayı bulmak için doğduğu köye dönen bir adamın babasının borçlarının başına dert olmasını, bu sırada yaşadığı olayları anlatan dram türünde bir yapıt.
yönetmen
(bkz: nuri bilge ceylan)
oyuncular
(bkz: aydın doğu demirkol)
(bkz: murat cemcir)
(bkz: bennu yıldırımlar)
(bkz: hazar ergüçlü)
(bkz: serkan keskin)
(bkz: tamer levent)
(bkz: nuri bilge ceylan)
oyuncular
(bkz: aydın doğu demirkol)
(bkz: murat cemcir)
(bkz: bennu yıldırımlar)
(bkz: hazar ergüçlü)
(bkz: serkan keskin)
(bkz: tamer levent)
sinema yazarları derneği (2018)
en iyi film
en iyi yönetmen
en iyi senaryo
en iyi erkek oyuncu
en iyi yardımcı kadın oyuncu
en iyi yardımcı erkek oyuncu
en iyi film
en iyi yönetmen
en iyi senaryo
en iyi erkek oyuncu
en iyi yardımcı kadın oyuncu
en iyi yardımcı erkek oyuncu
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "raskolnikov" tarafından 10.11.2020 00:56 tarihinde açılmıştır.
21.
aynı sinan gibi hissediyorum ya, o köylülük, o kendini büyük görme, o salaklık. izleyeli üç yıl falan olmuştu şunu bu akşam bir rewatch çakacağım belki biraz kafamı toparlamama yardım eder.
devamını gör...
22.
filmin en kritik karakteri hazar ergüçlü'nün canlandırdığı haticedir bana göre. sinan'ın gerçek değişimini, karanlık tarafa geçmesini sağlayan da odur.
sinan, varoluşsal sancıları ve aile hayatı nedeniyle asi biridir. potansiyelini ortaya koyamadığını ve de bu kırsal kesimin ona dar geldiğini düşünür. duygusuz ve kibirli bir profil ortaya koyar. fakat yine de yazdığı kitap onun için bir kurtuluş olacaktır. kitabını bastırmak için de normal yollardan bir formül aramaya çalışır.
hatice ile karşılaştığı sahne ise sinan'da yaşanacak değişimin başlangıcıdır. belli ki hatice'ye aşık olanlardan biri de sinan'dı. arkadaşının sevgilisi olduğu için de ona hiçbir zaman açılamamıştı. hatta karşılaştıklarında hatice ile üst perdeden konuşması da içinde bastırdığı duyguları ortaya çıkarmamak adına, yaşadığı aşağılık kompleksinin dışa vurumudur.
sahnenin sonunda hatice'nin sinan'ı öpmesi hatta sinan'a acı vermek için dudağını ısırması sinan'da büyük bir değişme yol açar. sinan'a göre, hatice de sinan'dan hoşlanıyordu ve sinan, isteseydi hatice'yi elde edebilirdi.
bu, sinan'ın kibrini daha da yükseltir. bir şeyleri elde etmek için ahlaklı olması gerekmediğini, büründüğü karakterin istediği her şeyi elde edehilecek potansiyele sahip olduğunu düşündürür.
dedesinin eski el yazmalarını çalıp satması, babasının çok değer verdiği köpeği satması, hatice'nin eski sevgilisine hatice ile birlikte oldığunu ima etmesi de ahlak değerlerini artık hiçe saymasının ve bir şeyi elde etmek için her şeyi göze alabilecek ve bunu başarabilecek potansiyele sahip olduğu kibrini ortaya çıkarmasını gösteriyor bize. aynı şekilde köydeki imamlar ile diyaloglarında da onların din ile olan ilişkilerini sorgular ve aslında bu konuda bile onlardan daha bilgili olduğunu göstermeye çalışır.
tüm bunlara rağmen sinan yine de sorgulamaya devam etmeye çalışır. serkan keskin'in canlandırdığı yazar ile olan sahnede, dedesinin el yazmalarını çalıp satmasının ahlaksızlık olmadığı konusunda kendini inandırmaya çalışır.
kendi doğruları ahlaki değerlerin üstüne çıktığını anladığında ise babasının çok değer verdiği köpeği satarak kendine bir kaynak yaratır ve amacına ulaşır. hala o kadar kibirlidir ki kitabı bastırdığı ilk gün, kitabı annesine imzalarken, kitabın belki de toplumda bir kargaşa yaratacağını düşündüğünü söyler.
sinan'ı rüyasından uyandıran ise her türlü ahlaksızlık ile bastırdığı kitabını hiç satmaması ve ailesi tarafından bile okunmadığınu öğrenmesidir. kibrine yenik düşerek yaptığı tüm çabalara rağmen başarılı olamamıştır.
arrık hayatına kaldığı yerden devam etmek için tüm amaçsızlığı ile aynı şeyleri tekrar yapmak ister. sinan'a yeniden bir amaç kazandıran ise hiçbir şekilde ciddiye almadığı babasının ona verdiği değeri görmesidir. sinan, bu hayatta birinin ona saygı gösterdiğini ilk o zaman anlar.
oha ne kadar yazmışım lan!
(bkz: o yazıyı kim okuyacak)
sinan, varoluşsal sancıları ve aile hayatı nedeniyle asi biridir. potansiyelini ortaya koyamadığını ve de bu kırsal kesimin ona dar geldiğini düşünür. duygusuz ve kibirli bir profil ortaya koyar. fakat yine de yazdığı kitap onun için bir kurtuluş olacaktır. kitabını bastırmak için de normal yollardan bir formül aramaya çalışır.
hatice ile karşılaştığı sahne ise sinan'da yaşanacak değişimin başlangıcıdır. belli ki hatice'ye aşık olanlardan biri de sinan'dı. arkadaşının sevgilisi olduğu için de ona hiçbir zaman açılamamıştı. hatta karşılaştıklarında hatice ile üst perdeden konuşması da içinde bastırdığı duyguları ortaya çıkarmamak adına, yaşadığı aşağılık kompleksinin dışa vurumudur.
sahnenin sonunda hatice'nin sinan'ı öpmesi hatta sinan'a acı vermek için dudağını ısırması sinan'da büyük bir değişme yol açar. sinan'a göre, hatice de sinan'dan hoşlanıyordu ve sinan, isteseydi hatice'yi elde edebilirdi.
bu, sinan'ın kibrini daha da yükseltir. bir şeyleri elde etmek için ahlaklı olması gerekmediğini, büründüğü karakterin istediği her şeyi elde edehilecek potansiyele sahip olduğunu düşündürür.
dedesinin eski el yazmalarını çalıp satması, babasının çok değer verdiği köpeği satması, hatice'nin eski sevgilisine hatice ile birlikte oldığunu ima etmesi de ahlak değerlerini artık hiçe saymasının ve bir şeyi elde etmek için her şeyi göze alabilecek ve bunu başarabilecek potansiyele sahip olduğu kibrini ortaya çıkarmasını gösteriyor bize. aynı şekilde köydeki imamlar ile diyaloglarında da onların din ile olan ilişkilerini sorgular ve aslında bu konuda bile onlardan daha bilgili olduğunu göstermeye çalışır.
tüm bunlara rağmen sinan yine de sorgulamaya devam etmeye çalışır. serkan keskin'in canlandırdığı yazar ile olan sahnede, dedesinin el yazmalarını çalıp satmasının ahlaksızlık olmadığı konusunda kendini inandırmaya çalışır.
kendi doğruları ahlaki değerlerin üstüne çıktığını anladığında ise babasının çok değer verdiği köpeği satarak kendine bir kaynak yaratır ve amacına ulaşır. hala o kadar kibirlidir ki kitabı bastırdığı ilk gün, kitabı annesine imzalarken, kitabın belki de toplumda bir kargaşa yaratacağını düşündüğünü söyler.
sinan'ı rüyasından uyandıran ise her türlü ahlaksızlık ile bastırdığı kitabını hiç satmaması ve ailesi tarafından bile okunmadığınu öğrenmesidir. kibrine yenik düşerek yaptığı tüm çabalara rağmen başarılı olamamıştır.
arrık hayatına kaldığı yerden devam etmek için tüm amaçsızlığı ile aynı şeyleri tekrar yapmak ister. sinan'a yeniden bir amaç kazandıran ise hiçbir şekilde ciddiye almadığı babasının ona verdiği değeri görmesidir. sinan, bu hayatta birinin ona saygı gösterdiğini ilk o zaman anlar.
oha ne kadar yazmışım lan!
(bkz: o yazıyı kim okuyacak)
devamını gör...
"ahlat ağacı" ile benzer başlıklar
ahlat
7
