41.
hatirlamayi unutmaktir.
devamını gör...
42.
öyle acayip ki anlatamam.
hasta açısından değerlendirmek olası değil elbet ama gün be gün bu süreci yaşayan bir hasta yakınıysanız allah evlerden uzak etsin derim.
hayat boyu en kıymetlisi olduğunuz insan önceleri alışık olmadığımız şekilde davranmaya başlıyor, ilerledikçe siz bazen tanıyor, bazen tanımıyor. sona doğru artık hayatına hiç girmemişcesine tamamen unutuyor.
60 sene önceki kapı komşunun adını hatırlıyor mesela ama koynunda büyüttüğü göz bebeğim dediğini bilmiyor.
insanın tahammül etmesi çok zor bir süreç.
hasta açısından değerlendirmek olası değil elbet ama gün be gün bu süreci yaşayan bir hasta yakınıysanız allah evlerden uzak etsin derim.
hayat boyu en kıymetlisi olduğunuz insan önceleri alışık olmadığımız şekilde davranmaya başlıyor, ilerledikçe siz bazen tanıyor, bazen tanımıyor. sona doğru artık hayatına hiç girmemişcesine tamamen unutuyor.
60 sene önceki kapı komşunun adını hatırlıyor mesela ama koynunda büyüttüğü göz bebeğim dediğini bilmiyor.
insanın tahammül etmesi çok zor bir süreç.
devamını gör...
43.
az evvel bir arkadaşım, anneannesi bulaşık makinesi bozuk diye bulaşık tabak çanağı üç sokak ötedeki kızına bu soğukta getirdiğini söyledi.
arkadaşıma "acaba anneannen alzheimer olabilir mi?" diye sorunca donup kaldı. bu lanet hastalık böyle saçma şeyler yaptırıyor.
çevrenizdeki bir yaşlı, hayatı boyunca yapmadığı saçmalıkları birden yapmaya başladıysa, kızıp bağırmadan evvel durup bir de bu seçeneği düşünün.
arkadaşıma "acaba anneannen alzheimer olabilir mi?" diye sorunca donup kaldı. bu lanet hastalık böyle saçma şeyler yaptırıyor.
çevrenizdeki bir yaşlı, hayatı boyunca yapmadığı saçmalıkları birden yapmaya başladıysa, kızıp bağırmadan evvel durup bir de bu seçeneği düşünün.
devamını gör...
44.
bilim insanları, hindistan cevizi özünün koklanmasının, alzheimer gibi hafızayı bozan yıkıcı hastalığın erken belirtilerini tespit etmek için potansiyel bir yöntem olabileceğini öne sürüyor. buradan
devamını gör...
45.
mitokondriyal proteinin keşfi, gerçek ve olgusal bilime olan desteğimizi geri kazanırsak kalp ve alzheimer hastalığı için terapötik ilerlemelere giden bir yol açıyor..buradan
devamını gör...
46.
genellikle yaşlı insanlarda ortaya çıkan ve hastanın yavaş yavaş her şeyi unutmasını sağlayan lanet bir hastalıktır. ve bilinenin aksine bu hastalığın bir ilacı yoktur, tedavisi yoktur. ilerlemesini engelleyici bir ilaç var, o da kişiden kişiye değişir. hee eğer çok zenginseniz amerika'da kutusu 25.000$'a deneysel ilaçlardan alabilirsiniz.
babama ilk 4-5 sene demans teşhisi konuldu. o zamanlar yine iyiydi geziyorduk, eğleniyorduk, konuşuyorduk falan. ondan sonra biraz ilerlemeye başladı ve doktorumuz "eşiniz için daha iyi olduğunu düşündüğüm için söylüyorum, biraz daha küçük, az kalabalık olan bir şehire taşınma ihtimaliniz varsa taşınmanızı isterim" dedi ve biz de dediğini yaptık. istanbul'dan şu an bulunduğum ile taşındık. fakat taşınma işleri, kafa karışıklığı, ailedeki sürekli yorgunluk ve stres babamı da kötü etkiledi. biraz daha ilerlemeye başladı. geceleri kalkıp dolaşmalar, sabahları tuvalet yerine balkona küçük tuvaletini yapmalar falan...
o taşındığımız evdeki ev sahibimiz sağolsun ilk sene %50 ikinci sene %125 zam yapınca oradan da taşınmak zorunda kaldık. bu sefer babamı daha da etkiledi. artık çok fazla yürüyemeyen, cümle kuramayan, yatağa işeyen bir adam haline geldi. annem yatakları ayırdı, ikili yatak vardı onu sattık, 2 tane tekli yatak aldık. her gün özel çarşaf, su geçirmez bir şeyler falan sermeye başladık, çünkü her gece oluyordu bu olay. bu olaylar yaşandığında dayımı kaybettik. o da babamı çok etkiledi, 40'ına gittiğimizin ertesi günü ayaklarının üzerine basamadı. 15 gün yatalak kaldı. ona özel yataklar alındı, yatak yanığı için kremler alındı, yatalak insanların yattığı yerde temizlenmesi için üretilen bezler alındı, tekerlekli sandalye alındı vs... neyse ki geçici bir durumdu ve yine ayaklandı. fakat bu sefer de eskisi gibi yemek yiyemiyordu, çok fazla çiğniyordu ve yutamıyordu, sürekli yere paralel oturuyordu (yani kafası sürekli yerdeydi), o şekilde yemek yedirmeye çalışıyorduk.
bunlardan sonra sindirim sistemi de durmaya başladı. büyük tuvaletine çıkarabilmek için 2 gecede bir özel ilaç veriyorduk, o da yetmiyordu lavman yapıyorduk. her gece bezliyorduk falan. evde tekerlekli sandalyeyle sağa sola götürüyordum, oradan düşüyordu. koltuğa oturtuyordum oradan yere düşüyordu. artık dik oturamıyordu yani anlayacağınız.
en sonunda da 26 mart 2026'da kahvaltıdan sonra kollarımda vefat etti.
yani demem o ki; çok lanet bir hastalık. hastaya zor, bakana daha da zor. eğer tanıdığınız varsa lütfen sabırlı olsunlar. tekrardan allah kimseye böyle bir hastalık vermesin...
babama ilk 4-5 sene demans teşhisi konuldu. o zamanlar yine iyiydi geziyorduk, eğleniyorduk, konuşuyorduk falan. ondan sonra biraz ilerlemeye başladı ve doktorumuz "eşiniz için daha iyi olduğunu düşündüğüm için söylüyorum, biraz daha küçük, az kalabalık olan bir şehire taşınma ihtimaliniz varsa taşınmanızı isterim" dedi ve biz de dediğini yaptık. istanbul'dan şu an bulunduğum ile taşındık. fakat taşınma işleri, kafa karışıklığı, ailedeki sürekli yorgunluk ve stres babamı da kötü etkiledi. biraz daha ilerlemeye başladı. geceleri kalkıp dolaşmalar, sabahları tuvalet yerine balkona küçük tuvaletini yapmalar falan...
o taşındığımız evdeki ev sahibimiz sağolsun ilk sene %50 ikinci sene %125 zam yapınca oradan da taşınmak zorunda kaldık. bu sefer babamı daha da etkiledi. artık çok fazla yürüyemeyen, cümle kuramayan, yatağa işeyen bir adam haline geldi. annem yatakları ayırdı, ikili yatak vardı onu sattık, 2 tane tekli yatak aldık. her gün özel çarşaf, su geçirmez bir şeyler falan sermeye başladık, çünkü her gece oluyordu bu olay. bu olaylar yaşandığında dayımı kaybettik. o da babamı çok etkiledi, 40'ına gittiğimizin ertesi günü ayaklarının üzerine basamadı. 15 gün yatalak kaldı. ona özel yataklar alındı, yatak yanığı için kremler alındı, yatalak insanların yattığı yerde temizlenmesi için üretilen bezler alındı, tekerlekli sandalye alındı vs... neyse ki geçici bir durumdu ve yine ayaklandı. fakat bu sefer de eskisi gibi yemek yiyemiyordu, çok fazla çiğniyordu ve yutamıyordu, sürekli yere paralel oturuyordu (yani kafası sürekli yerdeydi), o şekilde yemek yedirmeye çalışıyorduk.
bunlardan sonra sindirim sistemi de durmaya başladı. büyük tuvaletine çıkarabilmek için 2 gecede bir özel ilaç veriyorduk, o da yetmiyordu lavman yapıyorduk. her gece bezliyorduk falan. evde tekerlekli sandalyeyle sağa sola götürüyordum, oradan düşüyordu. koltuğa oturtuyordum oradan yere düşüyordu. artık dik oturamıyordu yani anlayacağınız.
en sonunda da 26 mart 2026'da kahvaltıdan sonra kollarımda vefat etti.
yani demem o ki; çok lanet bir hastalık. hastaya zor, bakana daha da zor. eğer tanıdığınız varsa lütfen sabırlı olsunlar. tekrardan allah kimseye böyle bir hastalık vermesin...
devamını gör...
47.
yaygınlaşması ortalama yaşam süresinin uzaması kaynaklı. beyin yetmiyor bazı kimselerde o yaşa kadar, oysa diğer organlar çalışıyor aksi gib. sevgili kalp görse de dursa güzel olmaz mıydı." kalbin gözü kördür" derler. doğru.
muhtemelen "ötanazi hakkı" vererek bir çözüm üretecek homo sapiens toplulukları.
muhtemelen "ötanazi hakkı" vererek bir çözüm üretecek homo sapiens toplulukları.
devamını gör...
48.
#4065202
ötenazi için sağlıklı bir beyin istiyorlar. alzheimer hastaları maalesef karar verecek durumda olmuyorlar. ayrıca ilk tanıdan sonra kaç sene sonra kötü olacakları belli de olmuyor. o yüzden bence ötenazi bu hastalıkta olmaz.
ötenazi için sağlıklı bir beyin istiyorlar. alzheimer hastaları maalesef karar verecek durumda olmuyorlar. ayrıca ilk tanıdan sonra kaç sene sonra kötü olacakları belli de olmuyor. o yüzden bence ötenazi bu hastalıkta olmaz.
devamını gör...