41.
çok farklı bir kafa, büyük bir deha idi. belli bir dönemden itibaren yaptığı filmleri psikanalitiğe hakim olmadan okumak mümkün değildir. yine de benim için the elephant man'in babası, twin peaks'in auteur'ü olarak kalacak. güle güle büyük adam.
devamını gör...
42.
tıpkı david bowie gibi, asla ölmüş olduğunu hissettirmeyecek... her daim yaptıklarıyla ilham perisi olması bir yana dursun, en keyifli zamanı yaşatacak insanlara... izlediğim en iyi işlerin yönetmeni, huzur içinde uyu...
devamını gör...
43.
ölüm nedeni henüz bilinmiyor diye bir haber gördüm demin. adamın bırak filmlerindeki anlatılarını, ölüm nedenini bile kimse anlayamıyor. değişik biriydi. sinema anlayışını hiç sevmesem de yetenek ve yeterlik yönünden eleştirilir yanı yok denecek kadar azdır.
devamını gör...
44.
"hakkında bu kadar entry girildiğine göre öldü sandım" diye şaka yapmaya gelmiştim, adam cidden ölmüş. ulan harbi çok üzüldüm. fırtına saçlım benim, yemin ederim zihnimin en açık olduğu andan tutun da en dumanlı anlarımda bile filmlerini anlamak benim için zor olmuştur. kendisi sayesinde hayatımın bir dönemini zihinsel engelli ya da otizmli sanmışlığım var. valla ruhu şad olsun.
devamını gör...
45.
amfizem, yani akciğerlerdeki hava keselerinin hasar görüp genişlediği ve bunun sonucunda nefes darlığı gibi solunum yetmezliği sebebiyle öldüğünü işittiğim ama teyite ihtiyaç duyan ölüm sebebinin mübessili.
devamını gör...
46.
gece çalışıyorum. 12'de iş başlıyor.
hayatımda başladığım en kötü mesai olabilir.
huzur içinde uyusun.
hayatımda başladığım en kötü mesai olabilir.
huzur içinde uyusun.
devamını gör...
47.
kedi beşiği oynayan çolak
sürrealist düzlemde başlayan sinema kariyerinde tribünlerin " muhteşemsin, hiçbir şey anlamıyoruz." nidalarına kanarak anlaşılmaz filmler çekme gafletine düşen bir yönetmen. her entel bir gün lynch'i övecektir.
sürrealist düzlemde başlayan sinema kariyerinde tribünlerin " muhteşemsin, hiçbir şey anlamıyoruz." nidalarına kanarak anlaşılmaz filmler çekme gafletine düşen bir yönetmen. her entel bir gün lynch'i övecektir.
devamını gör...
48.
açılın ! babayı savunmaya geldim. sen üç kuruşluk müktesebatınla lynch'i nasıl savunacaksın diyenlere, sütçü imam'ın da milletin harem-i izzetine el uzatanlara karşı tek piştovla zafer kazanılmayacağını bildiğini ama bunun onu tetiğe basmaktan alıkoymadığını hatırlatırım. zaten takriben 34 gündür kutsal sıvıyı vücudumda tutma iradesini gösterdiğimden kelli, menstrüasyon dönemindeki koç burcu dişisi gibi çemkirecek yer arıyordum. tuhaf mahlaslı bu yeni! yazar, bülent kayabaş'a imdat eden zerrin egeliler gibi imdadıma yetişti.
#3859184 sürrealist düzlemde başlayan kariyeri demiş. doğru ama eksik bir tespit. lynch esasen bir ressam olarak yetişti ve sinemayı resimlerin ve imgelerin hareket etmesine matuf bir amaçla yaptı. lynch'in sinemaya girdiği 60'larda zaten avangard sanat londra, new york, paris ve berlin'de geniş entelektüel kitleleri etkilemeye başlamıştı. rahmetli köylü ekrem'in de dediği gibi pencereyi dört kenarlı çizerseniz sanatçı olarak görevinizi yerine getirmemiş olursunuz.(bkz: john lennon) (bkz: karlheinz stockhausen)dinliyordu ve atonal müzikten etkilenerek (bkz: a day in the life) 'ı bestelemişti. mccartney londra ve abd'deki geniş entelektüel çevrelerle iletişim halindeydi. deneysel sinema ana akıma göz kırpıyor ve orada kendisine yer buluyordu. jim jarmusch, dennis hopper hem aynı iklimin 60'lar sonu asi yaratıcılarıdır.
david lynch dünyaca tanınırlığı elde ettiği erserhead' de endüstriyel kabus estetiğini, az diyalog çok hareketle izleyiciye rahatsızlık duygusu vererek aktarmıştır. lars von trier ve gaspar noe gibi lüzumsuzlar hem onun ekmeğini yemektedirler. hoş noe, tuhaf ruh halini yansıttığı eserlerine rağmen, lars von trier'e göre yönetmendir. ,
80'lerden itibaren birbirini izleyen blue velvet, twin peaks dizisi sürrealizmin gündelik hayata sızışıdır. olgunluk döneminde çektiği (bkz: lost highway) ve (bkz: mulholland drive) 'ın hiçbir sahnesi boş olmayıp, psikanalizde karşılığı olan unsurları içerisinde barındırır. senin onları anlamaman, genelde anlayacak müktesebata sahip olmadığını gösterir. hani şule gürbüz'ün hatırlamadığım bir eserinde isim vermeden kendi okuma serüvenini anlattığı bir kısım vardı. çocuk kitaplarından klasiklere geçtiği o erken ergenlik döneminde, eserleri zorla ve inatla okurken, o anlamayış, içerisinde bir fehamet kesbettiğinden bahsediyordu. işte o bir eşiğin aşılmasıdır. o eşiği aşmak için de önce niyet sonra da alt yapı gerekiyor.
#3859184 sürrealist düzlemde başlayan kariyeri demiş. doğru ama eksik bir tespit. lynch esasen bir ressam olarak yetişti ve sinemayı resimlerin ve imgelerin hareket etmesine matuf bir amaçla yaptı. lynch'in sinemaya girdiği 60'larda zaten avangard sanat londra, new york, paris ve berlin'de geniş entelektüel kitleleri etkilemeye başlamıştı. rahmetli köylü ekrem'in de dediği gibi pencereyi dört kenarlı çizerseniz sanatçı olarak görevinizi yerine getirmemiş olursunuz.(bkz: john lennon) (bkz: karlheinz stockhausen)dinliyordu ve atonal müzikten etkilenerek (bkz: a day in the life) 'ı bestelemişti. mccartney londra ve abd'deki geniş entelektüel çevrelerle iletişim halindeydi. deneysel sinema ana akıma göz kırpıyor ve orada kendisine yer buluyordu. jim jarmusch, dennis hopper hem aynı iklimin 60'lar sonu asi yaratıcılarıdır.
david lynch dünyaca tanınırlığı elde ettiği erserhead' de endüstriyel kabus estetiğini, az diyalog çok hareketle izleyiciye rahatsızlık duygusu vererek aktarmıştır. lars von trier ve gaspar noe gibi lüzumsuzlar hem onun ekmeğini yemektedirler. hoş noe, tuhaf ruh halini yansıttığı eserlerine rağmen, lars von trier'e göre yönetmendir. ,
80'lerden itibaren birbirini izleyen blue velvet, twin peaks dizisi sürrealizmin gündelik hayata sızışıdır. olgunluk döneminde çektiği (bkz: lost highway) ve (bkz: mulholland drive) 'ın hiçbir sahnesi boş olmayıp, psikanalizde karşılığı olan unsurları içerisinde barındırır. senin onları anlamaman, genelde anlayacak müktesebata sahip olmadığını gösterir. hani şule gürbüz'ün hatırlamadığım bir eserinde isim vermeden kendi okuma serüvenini anlattığı bir kısım vardı. çocuk kitaplarından klasiklere geçtiği o erken ergenlik döneminde, eserleri zorla ve inatla okurken, o anlamayış, içerisinde bir fehamet kesbettiğinden bahsediyordu. işte o bir eşiğin aşılmasıdır. o eşiği aşmak için de önce niyet sonra da alt yapı gerekiyor.
devamını gör...