her şey bu türkü ile başladı...o incecik beli.

devamını gör...
güzel sanatlarda okuyan ev arkadaşımın üstüne güzel yorumlayan olmadı. keşke bu cumartesi akşamında canlı dinleme imkanı olsa o güzel sesi ile.
devamını gör...
ne vakit dinlesem, ağlatan türküdür.

hüseyin turan'dan dinlenmesi* elzemdir. siz türküyü dinlerken, ben de bir yandan türküye konu olan efsaneyi aktarayım:



türkü, bir ovalı ile bir obalının, ölümle sonuçlanan acı öyküsünü anlatır. hasan kibar, nazik bir ova delikanlısıdır, emine ise tuttuğunu koparan, dağın zor koşullarına alışkın bir yörük kızıdır. iki genç, edremit çarşamba pazarında tanışıp aşık olur ve evliliğe karar verirler. fakat aileler bilhassa da emine'nin ailesi, delikanlının, kızlarına layık olmadığını, pek bi kibar yaratılışlı zarif şehir genci olmasından mütevellit evliliğe karşı çıkarlar. hatta emine için, obalarından yörük bir delikanlıyla evlenmesini uygun görürler. fakat gençler karşı çıkar. emine'nin ailesi, bir şartla evliliğe onay verir: eğer hasan 40 okkalık yükü, tek başına, sırtında emine'nin obasına kadar taşıyabilirse, bu evlilik gerçekleşecektir.

evlilik için seçilen zaman ise, anadolu'da sıkça bilinen harman zamanıdır. yani güz mevsimi.. . belirlenen zaman diliminde, emine ve hasan, yaklaşık 4 saatlik yoldan 40 okka (60 kilogram kadarlık) tuz yüküyle yola koyulur.. fakat bir saat, iki saat derken hasan, daha sonra kendi adıyla da anılacak olan, hasanboğuldu mevkiinde halsiz düşer. bu bölge, hem sarp, kayalık hem de aşılması gereken bir nehirden oluşmaktadır bu zorlu yolculuk ile, nehrin üzerinden bir yandan taşlara basarak ilerleyen, bir yandan ağırlığı düşürüp ıslatmamaya çalışan * hasan, sonunda bitap düşer. akşam da çökmek üzeredir. deniz seviyesinden yüksek yerlerde, bilindiği gibi gün, daha geç batar. güneş daha geç uzaklaşır. hasan da bu sebeple emine'ye: artık ne ileri gidebilirim, ne de geri dönebilirim. beni burada bırakma. der. fakat dağ yiğidi emine, kendisinin bile kolaylıkla taşıyabildiği bir yükü, hasan'ın nasıl olup da taşıyamadığına şaşırıp, hayıflanarak bir yandan da onu, teselli etmeye çalışır hatta yüreklendirir. bu gayretle bir süre daha yola devam ederler. fakat hasan bu işin içinde bir iş olduğundan şüphelenip emine'ye, kaçıp, çok uzaklarda yaşamayı teklif eder. ancak emine bu öneriyi de kabul etmez. aklı sadece sevdiği erkeğin, obasına ve obasındaki erkeklere, kendisini kanıtlamasındadır. bir bakıma ye'se kapılan emine, yola devam etmesi için hasan'a bir hayli dil döker. ancak hasan artık, iyice bitap düşmüştür. bunun üzerine emine, yükü sırtladığı gibi obasının yolunu tutar. hasan'sa, orada öylece kalır. emine'ye son sözü sadece: beni bırakma olur.
emine akşam üzeri obaya varır. yükü kendisi getirmiş, sevdiğine de hayli kızgın ve kırgındır. ancak içi de içini yer ve bu pişmanlık vicdan azabına dönüşür. geri dönüp hasan'ı oradan almaya çalışır fakat ailesi izin vermez, çünkü yağmur ve fırtına başlamıştır. dağda iklim şartları, o mevsimde, bir obalının rahatlıkla hayatta kalabileceği bir durumda iken, ailesinin ve emine'nin gözden kaçırdığı şey, hasan'ın, iklim şartları daha sakin olan ova çocuğu olmasıdır. ertesi gün, hasan'ı bıraktığı yere dönen emine, onu, orada bulamaz. köyüne gidip annesine sorar ancak orada da yoktur. çaresiz hasan'ı aramaya koyulan emine, hasan'ın ancak yırtılmış gömleğine ulaşır ve onun öldüğünü anlar.

hasan'ın eceliyle mi öldüğü yoksa intihar mı ettiği hala tam olarak bilinmez lakin bir gerçek vardır ki o da yüzyıllardır bitip tükenmek bilmeyen dağlı-ovalı ayrımının, yine talihsiz gençlerin, canlarını yaktığı ve zalim ailelerinin, ocaklarını söndürüp intikam aldığıdır. emine'nin, vicdan azabından ve sevdiğini kaybetmenin yükünden olsa gerek aklını yitirip, intihar ettiği rivayet edilir.
bugün ovalı hasan'ın boğulduğu mevkiye hasan boğuldu büveti emine'nin öldüğü mevkiye de emine çınarı denmektedir.

efsane gerçek midir değil midir bilinmez lakin tarihin her döneminde, hasanlar ve emineler olmuş, olmakta ve ilerleyen zamanlarda da olacaktır.
nitekim sabahattin ali, söz konusu efsaneden ilham alarak hasanboğuldu öyküsünü, iki açılı bir zaman sarmalı kullanarak, iki ağızdan yani kendisi ve hacer adında bir yörük kızı ile hasan ve emine bağlamında aktarır. sabahattin ali, söz konusu öyküde geçen olayı, emine ve hasan'dan yaklaşık 50 yıllık bir zaman dilimi sonrasına tarihlendirir. sabahattin ali, bu zamanda dahi, köylere, köy yollarına yatırım yapmayan devleti kendi üslubunda eleştirir... dönemin, gerçekten ileri görüşlü aydını olan sabahattin ali'nin bu öyküsü de, devletle arasının açılmasına yol açan eserlerinden biri olarak karşımızda durmaktadır.

türkünün sözlerine gelecek olursak:

edremit'in gelini, kınalamış elini
edremit'in gelini kınalamış elini
sarmaya doyamadım o incecik belini
hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi

sarmaya doyamadım, o incecik belini,
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi.

edremit'in bağına, duman çökmüş dağına
edremit'in bağına, duman çökmüş dağına
huriler çadır kurmuş, cennetin ayağına,
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi

huriler çadır kurmuş, cennetin ayağına
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi
hoştur cilvesi cilvesi, elmaslı fesi.




türkünün sözlerinden anlaşıldığı üzere edremit'in gelini kınalamış elini sözünden, emine'nin ailesinin, bu evliliğe bir şartla da olsa izin vermesine sevinip ellerini kınaladığı, düğünün çok yakın olduğu, başındaki festen, yörük kızlarının giyim kuşam bilgisine, ince beli ve cilvesindense; efsanedeki kızımızın güzelliğini anlayabilmekteyiz.

ikinci mısrada geçen:edremit'in bağına, duman çökmüş dağına sözünden olayın gerçekleşip bağlı* olan hasan'ın yaşadığı semte atıfta bulunulur ve dağda gece olup dumanın, yani fırtına ve yağmurun bastırdığı*, bir anda işin tersine döndüğü anlaşılmaktadır.

huriler çadır kurmuş, cennetin ayağına sözünden ise ne yazıkki, hasan'ın öldüğünü anlamaktayız.
yörenin inancı gereği, islam inancında boğularak can veren kişinin şehit mertebesine ulaştığı bilgisi de, türküye, bu son kısmında karşımıza çıkmaktadır. türkü, bu anlamda da yörenin ve dönemin sosyolojik ve kültürel boyutu hakkında fikir vermesi bakımından* bir kaynak niteliğinde olup oldukça önemlidir.
.
devamını gör...
kıvırcığımdan sıcak sıcak...

devamını gör...
şimdi bu küçümen eren yavuz, olağan üstü bir yetenek. sazı, gırtlağı, lezzeti... uğur abisinin kanatlarında, musa dedesinin dizleri dibinde kim bilir neler yapacak.

edremitin gelini'ni bir çalıp söyleyişleri var eşsiz. uğur önür'ün geriden yaptığı ikinci sesin melodisine de kulak verin, o da eşsiz.

edremitin gelini, kınalamış elini
devamını gör...
zeytinli beldesindeki olayı anlatan türküdür.
devamını gör...
ben...bu türküyü bir hatundan öğrendim...bennnn, bennnn... hüseyin turan dan yollamıştı linki...nasıl olur lan ben bunu bilmiyorummm...
demedim tabi...

devamını gör...
emre oral burç / edremit gelini
.
devamını gör...
hasan boğuldu...

devamını gör...
böyle bir türkü var...
yolla gelsin...
çarpılllll... 2015

devamını gör...
biraz sevap kazanalım...
dip: bok gibi okumuş...
devamını gör...
hüseyin turan'dan daha iyi söyleyenine denk gelmediğim türküdür. hüseyin turan'ı zaten çok seviyorum ama bu şarkının altyapısında tuhaf bir huzur var benim için... altyapı çok tatlı... bağlamadan gelen tiz ama temiz tonlar... öf yaaaa...
devamını gör...
bir yörük kızına aşık olmuş hasan... yaz günü, sırtında 50 kg lik tuz çuvalını yörük obasına çıkarması söylenmiş şart olarak...yolun yarısına kadar sırtı kavlamış, yapamamış...acısını dindirmek için girdiği suda boğulmuş...
hasan boğuldu
devamını gör...
bu kızın gırtlağında bezelyeler var, sesi ondan kıvrımlı. buğusu kendinden.

aysel yakupoğlu'dan...

edremit'in gelini kınalamış elini
sarmaya doyamadım o incecik belini
hoştur cilvesi cilvesi elmaslı fesi
devamını gör...
masadalar.
emre oral burç yeniden okumuş. bu kez masa başında, kalabalıklar. çakırından bir keyif sezdim ben, nameler uzamış filan. çok güzel olmuş bu düzenleme. yepyeni.

5 quartet - edremitin gelini | masadayız
devamını gör...
egede, sahilde, bir kıyı masasında rakıdaysanız.. er ya da geç.. biri mutlak sevdalı bir erkek sesiyle girer bu türküye, ayın şavkı vururken dalgalara.. ve derinlerindeki efe bir ötekinin..zeybeğe durur..
hep bir kadeh daha fazla içilir.. bir kadeh daha..
resimdeki herkes sıyrılırlar gerçekliğinden.. hep birlikte ege olur.. akdeniz olur..
devamını gör...
sol frame üzerinde başlığı görünce biraz anlatmak istedim. adı dolayısıyla balıkesir yöresinde özellikle düğünlerde muhakkak çalınan şarkıdır. balıkesir merkezde pek rastlanmaz. (düğünlerde) bandırma, edremit, havran’da özellikle çalınır. muhakkak düğünlerde dinlersiniz. kına gecelerinde bazen erkek otururken gelin, elindeki testiyi bu şarkı eşliğinde kırar. erkeğin etrafında zeybek oynayarak şarkıyı bitirir. bir de kına yakıldığı sırada çalınır bu şarkı. gelin ağlar, duygulanır. ardından eğlenceli havalara geçilir.

(bkz: noir ile yöresel eğlenceler)
devamını gör...
bayılırım bu türküye. her versiyonunu ayrı keyifle dinlerim ama muhlis bir başka alemde.
devamını gör...
van-edremit mi, balıkesir-edremit mi ? *
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"edremit'in gelini" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim