81.
şşt, lan kız. evlenek mi?
***
.
***
.
devamını gör...
82.
lan 3 ay önce bunu düşünürken ayrıldık yaşta 28 evde mi kaldık acaba ahahaha
devamını gör...
83.
vakti zamanında inciden aklıma gelen ama çok ayıp olan teklif biçimi.
devamını gör...
84.
direkt yatırın teklif edin.
devamını gör...
85.
açık ara en iyi evlilik teklifi sahnesi delibalda olmuştur.
devamını gör...
86.
-evlensek mi biz? bak yüzüğü de almışım ne tesadüf?
-- e madem almışsın boşa gitmesin, tak parmağıma.
t: kişiye özgü olması gereken tekliftir.
-- e madem almışsın boşa gitmesin, tak parmağıma.
t: kişiye özgü olması gereken tekliftir.
devamını gör...
87.
ee düğünümüz ne zaman?
devamını gör...
88.
bence bir balkonda mumlarla evde kişiye özel hazırlanan yemekle hafif klasik müzikle bir nazım hikmet şiiri olur bir şiirle yazilan, kişinin yazdığı şekilde edilmeli şahsen ben böyle edeceğim ileride bunu hak edecek erkek olursa;)
devamını gör...
89.
sade olsun yeter. bir kafede yerlere gül serpip arkadaşlarıyla havai fişek patlatmalı bir teklif gelirse sinirden kudururum.
devamını gör...
90.
iki kişi evlenme aşamasına gelmişse bunu zaten bilmezler mi? teklife gerek var mı?
devamını gör...
91.
şimdi size 3 yaşından beri hayalini kurduğum ve planladığım teklifi anlatayım.
bir esas oğlan, bir esas kız var. esas oğlanın hanzo arkadaşları, oğlu evlensin diye sürekli baskı yapan ama sonra iş ciddiye binince geline tavır alan klasik bir türk annesi ve konudan büyük ihtimalle kızı istemeye gittiği gün haberi olacak da bir türk babası mevcut. bacanağı, baldızı, eniştesinin torunun ilkokuldaki sıra arkadaşı bunları geçiyorum ki laf uzamasın. heyecanlandınız biliyorum.
önce uzun süreli bir ilişki düşünün. siz diyin 3 ay ben diyim 13 yıl. ne fark eder ki. evlenme düşüncesiyle başlayan bu ilişkide (çünkü malumunuz hiç tanımadığın adamla daha adını öğrendiğin andan itibaren düğün hayali kurmak gibi bir geleneği vardır türk kızının) esas kız esas oğlanın adını öğrendiği dakikadan itibaren çeyiz hazırlamaya başlıyor. uzun süren bu ilişki boyunca ıvır zıvır her şeyi alıyor. sonra buluşmaları mobilyacılarda yapmayı teklif ediyor. bir gün enza diğer gün lazzoni "aşkım kahvesi çok güzelmiş çünkü"." oturduk ya bu koltuğa bak nasıl rahat, aa bu masada ne güzel misafir ağırlanır sence de öyle değil mi patatesim." derken derken mobilyalar alınıyor. bitmiyor beyaz eşya turuna çıkılıyor. "kurutma makinesinin rengi pembe sınırlı üretimmiş hem %2 indirim de var hadi al bak kurutma makinesinin ne zaman lazım olacağı belli mi olur ki pırasam." gibi cümlelerle beyaz(!) eşyalar da alınıyor. en son "ya şuranın manzarası çok güzel burnum küçük çenem yuvarlak kaşım kalkık çıkıyor, beni şu pencerede bir çek." derken daireyi de kiraladık mı oh mis.
ortada yüzük yok, teklif yok, isteme yok, karşılıklı irade beyanı yok. yok da yok. ama zaten bunlara ne gerek var.
sonra sudan bakın sudan bir sebeple kavga çıkarıyor esas kız, mesela "gece 2'de halı saha da neymiş?" "hayır erkek erkeğe ukraynaya mı gidilirmiş?" ya da en sevdiğim olan "nazan kim ya gece 3'te konuşuluyor?" ayrılıyor sonra. çekiyor kervan'dan aldığı berjeri 5 kilo zayıf gösteren pencerenin önüne misler gibi yaşıyor.
evlilik gibi bir yola girebileceğiniz birini bulmuş bir de sevmişsiniz. teklifin, yüzüğün değeri mi kalır bundan sonra.
bir esas oğlan, bir esas kız var. esas oğlanın hanzo arkadaşları, oğlu evlensin diye sürekli baskı yapan ama sonra iş ciddiye binince geline tavır alan klasik bir türk annesi ve konudan büyük ihtimalle kızı istemeye gittiği gün haberi olacak da bir türk babası mevcut. bacanağı, baldızı, eniştesinin torunun ilkokuldaki sıra arkadaşı bunları geçiyorum ki laf uzamasın. heyecanlandınız biliyorum.
önce uzun süreli bir ilişki düşünün. siz diyin 3 ay ben diyim 13 yıl. ne fark eder ki. evlenme düşüncesiyle başlayan bu ilişkide (çünkü malumunuz hiç tanımadığın adamla daha adını öğrendiğin andan itibaren düğün hayali kurmak gibi bir geleneği vardır türk kızının) esas kız esas oğlanın adını öğrendiği dakikadan itibaren çeyiz hazırlamaya başlıyor. uzun süren bu ilişki boyunca ıvır zıvır her şeyi alıyor. sonra buluşmaları mobilyacılarda yapmayı teklif ediyor. bir gün enza diğer gün lazzoni "aşkım kahvesi çok güzelmiş çünkü"." oturduk ya bu koltuğa bak nasıl rahat, aa bu masada ne güzel misafir ağırlanır sence de öyle değil mi patatesim." derken derken mobilyalar alınıyor. bitmiyor beyaz eşya turuna çıkılıyor. "kurutma makinesinin rengi pembe sınırlı üretimmiş hem %2 indirim de var hadi al bak kurutma makinesinin ne zaman lazım olacağı belli mi olur ki pırasam." gibi cümlelerle beyaz(!) eşyalar da alınıyor. en son "ya şuranın manzarası çok güzel burnum küçük çenem yuvarlak kaşım kalkık çıkıyor, beni şu pencerede bir çek." derken daireyi de kiraladık mı oh mis.
ortada yüzük yok, teklif yok, isteme yok, karşılıklı irade beyanı yok. yok da yok. ama zaten bunlara ne gerek var.
sonra sudan bakın sudan bir sebeple kavga çıkarıyor esas kız, mesela "gece 2'de halı saha da neymiş?" "hayır erkek erkeğe ukraynaya mı gidilirmiş?" ya da en sevdiğim olan "nazan kim ya gece 3'te konuşuluyor?" ayrılıyor sonra. çekiyor kervan'dan aldığı berjeri 5 kilo zayıf gösteren pencerenin önüne misler gibi yaşıyor.
evlilik gibi bir yola girebileceğiniz birini bulmuş bir de sevmişsiniz. teklifin, yüzüğün değeri mi kalır bundan sonra.
devamını gör...
92.
allah affetsin yine çok güldüm dediğim başlıktır.*
banane laaaaaan.*
devamını gör...
93.
lütfen ama lütfen sevgilinizi hayatınız boyunca şık bir akşam yemeğine çıkarmadıysanız veya bir gün olsun onun için giyiminize dikkat etmediyseniz bu teklifi bu ikisini içeren bir akşam yemeğinde yapmayın. kadın zaten anlıyor ortada birşeyler döndüğünü.
ama hep tavuk dürüm yediğiniz yerde şak diye çıkart o yüzüğü bak o zaman nasıl şok oluyor!
ama hep tavuk dürüm yediğiniz yerde şak diye çıkart o yüzüğü bak o zaman nasıl şok oluyor!
devamını gör...
94.
yüzüğü veririm, pazartesi gel işe başla derim.
devamını gör...
95.
onu ilk ben gördüm onunlaa ben evlencemm diyebilirsiniz mesela. *
devamını gör...
96.
97.
sene bilmem kaç bir reklamda gördüm. birlikte uyurken sevgilisini uyandırmadan barmağına ip bağlıyor. sonra ipin makarasını karşı çatıya atıyor. peşine karşı çatıdan ipi çekip sevgilisini uyandırıyor ve yüzüğü ipten kaydırarak sevgilisine gönderiyor. pije bak yahu.)
devamını gör...
98.
şimdi biz neyiz de? sen beni oyaliyormusun? sen benimle evlenmicekmisin de?.şakka şakka ,hic gerek yok böyle suni şeylere,annene babana sor ne zaman müsaitler biz gelicez de ,bu kadar işte,samimi içten sonra ailecek cevabini alirsiniz*.
devamını gör...
99.
sahra çölünün ortasına gidin sonra kıza eğer teklifimi kabul etmezsen seni burada bırakırım deyin. mutlaka kabul eder.
edit.
yatırım tavsiyesi değildir. lütfen evde denemeyin.
edit.
yatırım tavsiyesi değildir. lütfen evde denemeyin.
devamını gör...
100.
bir arkadaşımın yaptığı evlilik teklifini yazıyorum.
çocuk gitmiş bir matbaaya. 1 adet düğün davetiyesi bastırmış. kızın adı kendi adı ailesinin adı vs yazıyor. tarih ve yer boş. çocuk kıza davetiyeyi verirken şunları söylemiş;
'hayatımdaki bütün boşlukları seninle doldurdum. burda da boşluklar var onları yine sen doldurur musun?' demiş.
yüzük yok, telaş yok, gürültü yok. tertemiz evlilik teklif etti çocuk. kız da 'evet' dedi. konu kapandı.
olayın tüm masrafı 5 tl felandı.
çocuk gitmiş bir matbaaya. 1 adet düğün davetiyesi bastırmış. kızın adı kendi adı ailesinin adı vs yazıyor. tarih ve yer boş. çocuk kıza davetiyeyi verirken şunları söylemiş;
'hayatımdaki bütün boşlukları seninle doldurdum. burda da boşluklar var onları yine sen doldurur musun?' demiş.
yüzük yok, telaş yok, gürültü yok. tertemiz evlilik teklif etti çocuk. kız da 'evet' dedi. konu kapandı.
olayın tüm masrafı 5 tl felandı.
devamını gör...
