insanın kendisini terbiye etmesi
başlık "all tiny beautiful things" tarafından 02.11.2025 21:51 tarihinde açılmıştır.
1.
bugün emin çapa'nın bir röportajında o kadar güzel bir tanımını/metaforunu dinledim ki, anlatmasam olmazdı.
çiçeklerin, bitkilerin insanı terbiye etmesini anlattı ve şöyle açtı bunu. kelimesi kelimesine yazmayacağım ama benzetmelerin emin çapa'ya ait olduğunu söyleyeyim.
"sen çiçeklerine/bitkilerine gözün gibi bakıyorsun ama sonra o sene birdenbire bir lodos esiyor ve o sene çiçek açmıyor. sen çiçek ne isterse sen onu yapmak zorundasın, o senin istediğini yapmaz. çok su isteyen çiçeğe çok su, az su isteyen çiçeğe az su vereceksin; çok güneş isteyeni çok güneşe, az güneş isteyeni az çiçeğe koyacaksın. türkiye'de çiçeklerin çoğunun ölme sebebi susuzluk değil, çok su.
bana şunu öğretiyor; sen ne kadar istersen iste, fizik kanunları var, doğa kanunları var ve bu kanunlarla barışacaksın, onunla huzur içinde olacaksın, onunla yoldaşlık edeceksin ki o sana güzel çiçekler versin.
benim çiçeklerim güzel açıyor çünkü ben onlara arzularımı dayatmıyorum, onlara istediklerini veriyorum."
mükemmel bir metafor, mükemmel bir öğreti... "çiçek ne isterse onu veriyorum", al bu cümleyi hayatın hangi ilişkisine koyarsan koy işler.
art niyetli, toksik ilişkileri bir kenara koyuyorum, onlar özelinde söylemiyorum bunu ama biz genelde çocuğumuzun/kardeşimizin/arkadaşımızın istediklerine kulak kapatıp onlar için iyi olduğunu düşündüğümüz şey neyse ona boğuyoruz bu insanları. onların isteklerine kulak kapatıyoruz çoğu zaman çünkü kendi doğrumuzdan başkası doğru gelmiyor.
kendi "en iyi" bildiklerimiz neyse onu dayatıyoruz sevdiklerimize ama bu bazen az su isteyen çiçeğe çok su vermek gibi oluyor.
ben çok sevdim bu öğretiyi, kulağıma da küpe yapmak isterim. sizlerle de paylaşmak istedim. umarım kendimizi terbiye yönünde bize de bir faydası olur.
çiçeklerin, bitkilerin insanı terbiye etmesini anlattı ve şöyle açtı bunu. kelimesi kelimesine yazmayacağım ama benzetmelerin emin çapa'ya ait olduğunu söyleyeyim.
"sen çiçeklerine/bitkilerine gözün gibi bakıyorsun ama sonra o sene birdenbire bir lodos esiyor ve o sene çiçek açmıyor. sen çiçek ne isterse sen onu yapmak zorundasın, o senin istediğini yapmaz. çok su isteyen çiçeğe çok su, az su isteyen çiçeğe az su vereceksin; çok güneş isteyeni çok güneşe, az güneş isteyeni az çiçeğe koyacaksın. türkiye'de çiçeklerin çoğunun ölme sebebi susuzluk değil, çok su.
bana şunu öğretiyor; sen ne kadar istersen iste, fizik kanunları var, doğa kanunları var ve bu kanunlarla barışacaksın, onunla huzur içinde olacaksın, onunla yoldaşlık edeceksin ki o sana güzel çiçekler versin.
benim çiçeklerim güzel açıyor çünkü ben onlara arzularımı dayatmıyorum, onlara istediklerini veriyorum."
mükemmel bir metafor, mükemmel bir öğreti... "çiçek ne isterse onu veriyorum", al bu cümleyi hayatın hangi ilişkisine koyarsan koy işler.
art niyetli, toksik ilişkileri bir kenara koyuyorum, onlar özelinde söylemiyorum bunu ama biz genelde çocuğumuzun/kardeşimizin/arkadaşımızın istediklerine kulak kapatıp onlar için iyi olduğunu düşündüğümüz şey neyse ona boğuyoruz bu insanları. onların isteklerine kulak kapatıyoruz çoğu zaman çünkü kendi doğrumuzdan başkası doğru gelmiyor.
kendi "en iyi" bildiklerimiz neyse onu dayatıyoruz sevdiklerimize ama bu bazen az su isteyen çiçeğe çok su vermek gibi oluyor.
ben çok sevdim bu öğretiyi, kulağıma da küpe yapmak isterim. sizlerle de paylaşmak istedim. umarım kendimizi terbiye yönünde bize de bir faydası olur.
devamını gör...
"insanın kendisini terbiye etmesi" ile benzer başlıklar
terbiye
13