1.
beat kuşağının en meşhuru. daha sonraları filmi de çekilen on the road (yolda) romanını neşretmiştir. alkolden gitmiştir eşek cennetine.
o da benim gibi louis ferdinand celine hayranıdır. aşağıda sarhoşken ustası celin'i nasıl övdüğünü göreceksiniz.
o da benim gibi louis ferdinand celine hayranıdır. aşağıda sarhoşken ustası celin'i nasıl övdüğünü göreceksiniz.
devamını gör...
2.
amerikan edebiyatının en özgün kalemi olarak bilinir. beat kuşağının temelini atmistir.
yaşamı ve kalemi insanı tepetaklak eden yazardır.
yaşamı ve kalemi insanı tepetaklak eden yazardır.
devamını gör...
3.
bir dönemin en hızlılarından. yazmış olduğu romanların neredeyse hepsinin otobiyografi olduğu söylenir. en bilineni on the road (yolda)'dır. beat kuşağının öncüsü ve beat kuşağı isminin de babası olarak kabul edilir. ingilizce "beat" kelimesi esasında yorgun, bitkin anlamı taşıyor iken, kendisi tarafından "mutlu eden" olarak yeniden anlamlandırılmıştır.
on the road romanı, 2012 yılında walter salles yönetmenliğinde yine aynı adla sinema filmine uyarlanmıştır. film, her ne kadar dönemi ekrana başarılı taşıyabilmiş olsa da, romanın yanında sönük kalmıştır.
on the road romanı, 2012 yılında walter salles yönetmenliğinde yine aynı adla sinema filmine uyarlanmıştır. film, her ne kadar dönemi ekrana başarılı taşıyabilmiş olsa da, romanın yanında sönük kalmıştır.
devamını gör...
4.
1922-1969 yılları arasında yaşamış amerikalı yazardır.
beat kuşağı'nın kurucusudur.
yolda ve zen kaçıkları en bilinen kitapları arasındadır.

''bazen hayat zordur. hayat acıdır, insanın umudu kırılır, yoluna devam edemez.''
beat kuşağı'nın kurucusudur.
yolda ve zen kaçıkları en bilinen kitapları arasındadır.

''bazen hayat zordur. hayat acıdır, insanın umudu kırılır, yoluna devam edemez.''
devamını gör...
5.
her şey çok güzel giderken , çok güzele odaklanıp her şeyin gittiğini farkedememiştik.*
devamını gör...
6.
1922-1969 yılları arasında yaşamış amerikalı yazardır.
beat kuşağı'nın kurucusudur.
yolda ve zen kaçıkları en bilinen kitapları olarak bilinir.
ne diyeceğimizi bilmeden oturduk. konuşacak bir şey kalmamıştı artık. yapılacak tek şey gitmekti
beat kuşağı'nın kurucusudur.
yolda ve zen kaçıkları en bilinen kitapları olarak bilinir.
ne diyeceğimizi bilmeden oturduk. konuşacak bir şey kalmamıştı artık. yapılacak tek şey gitmekti
devamını gör...
7.
kendisini ve hırs küpü hallerini (bkz: shakespeare)'e benzeten, minnoş kalbinde kadehler kıracak derecede hassas, alkolik ve utangaç bir edebiyat ünlüsü.
kerouac, amerika mitolojisine aşık bir mistikti ve 60'lı yılların karşı kültürü tarafından bir "peygamber" olarak kabul edildi.
yaşamı boyunca kendi özel isyanına sadık kalmaya çalıştı ancak yolun sonunda gideceği tek yer, başladığı yere geri dönmesini sağlayacak olan ucuz viski içtiği lowell'daki anne eviydi... .))
kerouac, amerika mitolojisine aşık bir mistikti ve 60'lı yılların karşı kültürü tarafından bir "peygamber" olarak kabul edildi.
yaşamı boyunca kendi özel isyanına sadık kalmaya çalıştı ancak yolun sonunda gideceği tek yer, başladığı yere geri dönmesini sağlayacak olan ucuz viski içtiği lowell'daki anne eviydi... .))
devamını gör...
8.
jack kerouac, amerikan yazınında daha önce walt whitman'ın şiirleri ve mark twain'in "huckleberry finn'in serüvenleri" ile ilk örneklerini ortaya koydukları ve "yol yazını" olarak tanımlanabilecek gelenek içinde yer alır.
kerouac'ın ilk romanı "kasaba ve kent" bir new england çocukluğunun yazınsal kaydıdır. çocukluk kavramı bu ilk romanında dahi, kerouac'ın kapanmasını istediği bir perde değil,tam aksine yeniden dönmek istediği bir dönemi temsil eder. o hep içindeki minnoş çocukla barışık yaşamıştır ve bu bakımdan "yolda"nın kahramanları birer hip-melek olmanın yanı sıra çocuk-adamdırlar aynı zamanda.)
yolda'nın karakterleri sal paradise ve dean moriartry, birbirlerini tamamlayan karakterlerdir. kerouac'ın öz yaşamsal karakteri sal paradise'ın adını "cennetin kurtarıcısı" anlamına gelen "savior of paradise" sözcüğünden türetmesi tesadüf değildir. budizmi seçtikten sonra bile katolik olarak kalabilen kerouac kendisine bu misyonu biçmiştir.
annesinin yüzünü dahi anımsamayan, ayyaş babasıyla denver sokaklarında dilenmiş ve çocukluğu ıslahhanede geçmiş olan kutsal serseri ve çılgın melek dean moriartry, kerouac'ın hayatı yaşama kılavuzudur.
kerouac'ın kendiliğinden düz yazısının kaynağı, cazdaki doğaçlama tekniği gibidir.o, daima sözlerden müzik yaratmaya çalışmış ve sözcüklerin anlamlarından çok, çıkardıkları seslere önem vermiştir. bu yüzden bazen anlamsız gelen fakat müzikal etki uyandıran sözcükleri peş peşe kullanır kerouac. ve bu müzik, new englandlı martin ailesinin ekonomik yıkılışını ve aile üyelerinin üzerine çöken hüznü duyurur.
onun hayatında da romanında da çelişkileri çözme çabası yoktur. tam aksine kendisiyle çatışma halinde kalmakta kararlıdır. tıpkı whitman gibi, çelişkilerini kucaklar.ancak önemli bir farkla: kerouac için çelişkileri karamsarlık kaynağıdır. iyimser whitman'ın aksine, kerouac hüzünlü bir açık yol şarkısı söyler. bu haliyle caz da, gerek motif olarak, gerekse kerauac'ın "kendiliğinden düzyazısının" oluşumunu etkileyen bir teknik olarak "amerikan düşü"nü görme törenine eşlik eder.
yolda, toplumun ve yasaların dışında yaşayanların dünyasında geçen pikaresk(bkz: picaresque) bir romandır. gerçekte beatler toplum dışına sürülmüşlere sempati duymanın ötesinde onlarla özdeşleşmişlerdi. outcastlerin, amerikan kültürünün ilginç karşıt kahramanları hoboların serüvenlerini anlatan ve romanlarında hobolara kapitalizmin çelişki ve yıkıcı etkilerini göstermek için yer vermişti.
kapitalizmin varlığını sürdürebilmek açısından bu "uçurum insanlarına" gereksinimi vardır. çünkü onları gerektiğinde yedek işgücü hatta grev kırıcılar olarak kullanır. fakat aynı zamanda bu aylak kitle, kapitalizmin mezar kazıcılarıdırlar.
ve bilinçlendiklerinde sistemin temellerini sarsabilirler.
london'ın hobolara bakışı, marksizm, darwinizm ve nietzche ile doludizgin bireycilik anlayışından oluşan politik görüşlerinin yansımasıdır.
kerouac'ın ilk romanı "kasaba ve kent" bir new england çocukluğunun yazınsal kaydıdır. çocukluk kavramı bu ilk romanında dahi, kerouac'ın kapanmasını istediği bir perde değil,tam aksine yeniden dönmek istediği bir dönemi temsil eder. o hep içindeki minnoş çocukla barışık yaşamıştır ve bu bakımdan "yolda"nın kahramanları birer hip-melek olmanın yanı sıra çocuk-adamdırlar aynı zamanda.)
yolda'nın karakterleri sal paradise ve dean moriartry, birbirlerini tamamlayan karakterlerdir. kerouac'ın öz yaşamsal karakteri sal paradise'ın adını "cennetin kurtarıcısı" anlamına gelen "savior of paradise" sözcüğünden türetmesi tesadüf değildir. budizmi seçtikten sonra bile katolik olarak kalabilen kerouac kendisine bu misyonu biçmiştir.
annesinin yüzünü dahi anımsamayan, ayyaş babasıyla denver sokaklarında dilenmiş ve çocukluğu ıslahhanede geçmiş olan kutsal serseri ve çılgın melek dean moriartry, kerouac'ın hayatı yaşama kılavuzudur.
kerouac'ın kendiliğinden düz yazısının kaynağı, cazdaki doğaçlama tekniği gibidir.o, daima sözlerden müzik yaratmaya çalışmış ve sözcüklerin anlamlarından çok, çıkardıkları seslere önem vermiştir. bu yüzden bazen anlamsız gelen fakat müzikal etki uyandıran sözcükleri peş peşe kullanır kerouac. ve bu müzik, new englandlı martin ailesinin ekonomik yıkılışını ve aile üyelerinin üzerine çöken hüznü duyurur.
onun hayatında da romanında da çelişkileri çözme çabası yoktur. tam aksine kendisiyle çatışma halinde kalmakta kararlıdır. tıpkı whitman gibi, çelişkilerini kucaklar.ancak önemli bir farkla: kerouac için çelişkileri karamsarlık kaynağıdır. iyimser whitman'ın aksine, kerouac hüzünlü bir açık yol şarkısı söyler. bu haliyle caz da, gerek motif olarak, gerekse kerauac'ın "kendiliğinden düzyazısının" oluşumunu etkileyen bir teknik olarak "amerikan düşü"nü görme törenine eşlik eder.
yolda, toplumun ve yasaların dışında yaşayanların dünyasında geçen pikaresk(bkz: picaresque) bir romandır. gerçekte beatler toplum dışına sürülmüşlere sempati duymanın ötesinde onlarla özdeşleşmişlerdi. outcastlerin, amerikan kültürünün ilginç karşıt kahramanları hoboların serüvenlerini anlatan ve romanlarında hobolara kapitalizmin çelişki ve yıkıcı etkilerini göstermek için yer vermişti.
kapitalizmin varlığını sürdürebilmek açısından bu "uçurum insanlarına" gereksinimi vardır. çünkü onları gerektiğinde yedek işgücü hatta grev kırıcılar olarak kullanır. fakat aynı zamanda bu aylak kitle, kapitalizmin mezar kazıcılarıdırlar.
ve bilinçlendiklerinde sistemin temellerini sarsabilirler.
london'ın hobolara bakışı, marksizm, darwinizm ve nietzche ile doludizgin bireycilik anlayışından oluşan politik görüşlerinin yansımasıdır.
devamını gör...
9.
ayyaş babasıyla denver sokaklarında dilenmiş dean moriartry'ye özenmesinin nedeni, babasının koyu bir katolik olmasıdır. babası onu sürekli kilise korosuna sokmak istermiş. haleluyah demeye zorlanırmış. serseriliğe, alkole özenmiş küçük yaşlarda...kilisede boğulur gibi olurmuş jack. çocukları çok sıkarsanız, tam tersi yola girerler arkadaşlar. benim rahmetli, dayılarıım falan hep alemciydi. paso içerdi bunlar. dağ bayır gezerdik. bu nedenle ben zıt bir yol olan ilim yolunu seçtim.
devamını gör...