1.
daha 16 yaşında gencecik bir kız kendisine aşık olduğunu iddia eden birine hayır dediği için kaçırıldı. 44 gün içerisinde junko’nun çekmediği işkence kalmadı. 44 gün boyunca çıplak bir şekilde bir odada hapsedildi su ve yemek verilmedi; hamam böceği, dışkı, idrar yemeye zorlandı. bir günde defalarca tecavüz edildi. vajinasına kızgın ampül, şişe, makas yerleştirildi. bunlar bile ağır kanamalara yol açmışken yine anüsüne havai fişek yerleştirildi ve ateşlendi. bundan dolayı anüsü parçalandı, tuvaletini tutamaz oldu. vücudunda, anüsünde defalarca sigara sönüdürüldü. defalarca çok ağır şekilde dövüldü, ellerinden tavana asılıp ağzından, burnundan kan gelene kadar dövüldü. yüzü betona yaslıyken defalarca üzerine zıplandı, burnu kanla doldu ve burnundan nefes alamaz hale geldi. karın bölgesine, yüzüne ağır objeler atıldı ve iç organları çok büyük zarar gördü. ağırlıklarla elleri ayakları kırıldı. bir ara kaçmayı denedi ancak içlerinden birisi onu yakaladı ve ceza olarak bacaklarıma benzin döküp yaktı. durumu o kadar kötüleşti ki tuvaletini yapmaya sürünerek bir saatte gidecek hale geldi. sol göğüs ucu penseyle kopartıldı.junko daha hayattayken baştan aşağıya benzin döküp yaktılar. junko ilk başta ateşi söndürmeye çalıştı ancak acı şekilde can verdi. daha sonra junko’num cesedini birkaç kat battaniyeye sarıp bir bavula koydular, bavulu da bir varile koydular. varilin içine bir de 208 litre beton döktüler. varili koto bölgesine bıraktılar ve polis tarafından bulundu. kaynak
devamını gör...
2.
öldürüldüğü tesadüf eseri bulunmuş. polisler, suça karışanları 19 yaşındaki başka bir kadını kaçırıp tecavüz ettikleri için sorgularken kayıp olan junko'nun da bağlantısı olabileceğini düşünüp sorguyu bu yönde yapınca her şey ortaya çıkmış.
100 küsür kişi rehin tutulduğunu biliyormuş. içlerinden sadece biri olayı dolaylı olarak polise aktarmış. kaçırılmasının 16. gününde kızı orada gören bu kişi, gördüklerini abisine anlatmış. abisi de polisi aramış. peki polisler ne yapmış? eve bakmışlar, " kız burada yok " deyip gitmişler. evi aramamışlar bile. o anda bulunsa ve kurtarılsa fiziksel açıdan sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebilme şansı varmış.
otopside hamile olduğu tespit edilmiş. olayın diğer iğrenç detayları internette ve bu sitede yazıldığı için oralara hiç girmek istemiyorum. tüm bu işkencelerin tek sebebi kendisine çıkma teklif eden hiroshi miyano'yu reddetmesiymiş. olaya karışanların yakuza ile bağlantıları varmış, aileleri de olayı bildiği halde susmuşlar. toplumdaki konumlarının bozulmasını istememişler ve oğullarından korkuyorlarmış.
suça karışan 3 kişi serbest, sadece 1 tanesi hapiste. yaşları o zaman döneminde 16-18 arasındaymış. bu suçtan dolayı hapisten çıktıktan sonra tekrar suça karışmışlar...
100 küsür kişi rehin tutulduğunu biliyormuş. içlerinden sadece biri olayı dolaylı olarak polise aktarmış. kaçırılmasının 16. gününde kızı orada gören bu kişi, gördüklerini abisine anlatmış. abisi de polisi aramış. peki polisler ne yapmış? eve bakmışlar, " kız burada yok " deyip gitmişler. evi aramamışlar bile. o anda bulunsa ve kurtarılsa fiziksel açıdan sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebilme şansı varmış.
otopside hamile olduğu tespit edilmiş. olayın diğer iğrenç detayları internette ve bu sitede yazıldığı için oralara hiç girmek istemiyorum. tüm bu işkencelerin tek sebebi kendisine çıkma teklif eden hiroshi miyano'yu reddetmesiymiş. olaya karışanların yakuza ile bağlantıları varmış, aileleri de olayı bildiği halde susmuşlar. toplumdaki konumlarının bozulmasını istememişler ve oğullarından korkuyorlarmış.
suça karışan 3 kişi serbest, sadece 1 tanesi hapiste. yaşları o zaman döneminde 16-18 arasındaymış. bu suçtan dolayı hapisten çıktıktan sonra tekrar suça karışmışlar...
devamını gör...
3.
beni dehşet içinde bırakan hikaye. nasıl iğrenç bir dünyada yaşadığımızın kanıtı.
devamını gör...
4.
plan yapıp kızı kaçırmışlar, defalarca tecavüz etmişler, dövmüşler, her türlü işkenceyi yapmışlar, organlarını parçalamışlar ve sonunda canlı canlı yakarak öldürüp, cesedini saklamışlar. olayı bilen, duyan birilerini tehdit etmişler.
ama 18 yaşından küçük oldukları için "çocuk" sayılıp, hafif cezalar almışlar.
ama 18 yaşından küçük oldukları için "çocuk" sayılıp, hafif cezalar almışlar.
devamını gör...
5.
dikkat!!! şiddet içerikli olay
hikaye son derece iğrenç. detaylarıyla yazacağım ama fazla hassas olanlar okumasın (ki böyle bir olay, hassas olmayanın bile sinirlerini ayağa kaldırır, o ayrı konu.)
bu tür durumlarda yazıp yazmamak konusunda çok kararsız kalıyorum. bu detayların hepsi internette de açık açık yazıyor. ben de buraya yazacağım ki kalbi, ruhu dayanabilen, okuyabilen herkes okusun ve çocuklarınızın böyle cani büyümemeleri için elinizden geleni yapın.
***
80'li yıllarda japonya'da işkence ve tecavüz sonucu öldürülen 17 yaşındaki liseli kız. tıpkı black dahlia olayındaki gibi kan dondurucu bir cinayete kurban gitmiş ne yazık ki.
***
junko iyi bir öğrenciydi. notları oldukça yüksekti. okuldan geriye kalan zamanlarda çalışarak para biriktiriyor ve mezuniyet sonrasında çıkacağı gezinin planlarını yapıyordu.
o korkunç olayların başladığı gün, junko'nun bisikletiyle geçtiği yolda, soygun ve tecavüz amacıyla oralarda dolanan 2 kişiden biri, kasıtlı olarak junko'nun bisikletine tekme atarak onu düşürdü ve kaçtı. diğer kişi sanki oradan geçerken olayı görmüş ve tesadüfen oradaymış gibi davranarak junko'ya yaklaştı ve korkmaması için ona evine kadar eşlik edebileceğini söyledi.
burada şunu eklemek gerekiyor; hikaye tam olarak bu şekilde mi gerçekleşti bilmiyorum ama, evine kadar eşlik etmeyi teklif eden kişinin, junko tarafından reddedilen bir öğrenci olduğu söyleniyor. junko belli ki derslerinden başka şeylerle pek ilgilenmeyen iyi bir öğrenciymiş ve diğeri de hayır cevabını kaldıramayan hödüğün tekiymiş.
bahsi geçen hödük (adı batasıcanın adı miyano), kızı yakınlardaki bir depoda içeriye sokarak ona depoda tecavüz etti. ardından kızı bir otele zorla götürerek ve onu öldürmekle tehdit ederek yeniden kıza tecavüz etti. sonrasında bazı arkadaşlarını arayıp yaptıklarını gururla anlattı onlara. onlar da "katılmak istediklerini" ve kızı bırakmamasını söylediler. zaten bu grubun daha önce de bir toplu tecavüz geçmişi vardı.
miyano, junko'yu arkadaşlarının yanına götürdü. kızın ev adresini de bu arada çantasındaki bir defterden öğrendikleri için, kızı ailesine zarar vermekle de tehdit ettiler. zira iddialarına göre yakuza ile bağlantıları vardı.
miyano ve diğerleri kızı, en başta kızın bisikletini tekmeleyen diğer hödüğün (bunun adı da minato) ailesinin evine götürdüler ve 4 kişi kıza burada tecavüz etti. minato'nun ailesinin yanında junko'yu, minato'nun sevgilisi gibi davranmaya zorladılar ki olay anlaşılmasın. bu arada kızın ailesi polise gitti ama tecavüzcüler aileyi arayarak kızlarının kendi isteğiyle kaçtığını, güvende olduğunu, polise gitmeyi bırakmalarını söylediler.
bu kısım tam rezillik. dayanamam diyen varsa burayı tamamen atlayabilir.
-----------------------------------------------------------------------
zavallı kız 40 gün boyunca bu evde tutuldu. 100'den fazla kişiyi de tecavüzlerine ortak ettikleri, kendilerinin de kıza 400 seferden fazla kez tecavüz ettikleri, mahkemedeki ifadelerinde ortaya çıktı. ayrıca kıza işkence de ettiler: tavana asıp kum torbası gibi dövmek, karnına halter bırakmak, önlerinde mastürbasyon yapmaya zorlamak, hamam böceği yemek zorunda bırakmak, vajina ve anüsüne havai fişek, ampul gibi nesneler sokmak, kendi idrarını içmeye zorlamak, göz kapaklarını mumla yakmak, meme ucunu koparmak ve daha fazlası...
bir ara junko polisi aramaya çalıştığı için miyano tarafından "cezalandırıldı" ve vücudunun bazı yerleri yakıldı. anüsüne büyük bir şişe sokularak iç kanamaya neden olundu. vücudu travmaya girdiğinde numara yaptığı zannedilerek yeniden yakıldı. junko kendisini öldürmeleri için defalarca yalvardı ancak işkence ve tecavüzler devam etti. vücudu artık çürüyordu ve kokusu nedeniyle ona tecavüz etmek bile istemediler. 19 yaşındaki bir başka kızı kaçırarak bu kez ona topluca tecavüz edip bıraktılar. zaten grubun tutuklanmasının nedeni olan olay aslında buydu çünkü kız şikâyetçi olmuştu hâliyle.
junko'nun cesedi bulunduğunda, tecavüzler nedeniyle hamile olduğu da anlaşılmıştı.
bu kadar hazin bir sonu kimse hak etmez. en son bir çimento varili içine atıldı zavallı kız ve ne yazık ki böyle bulundu junko
-----------------------------------------------------------------------
anlaşılan aile tarafından pek kullanılmayan bir evde tutuluyordu junko. zira minato 16 gün sonra o evden ayrıldı ve olayı da abisine anlattı. abisi de ailesine anlattı ve polisi aradılar. ancak ilginç bir şekilde polis içeriye girip evi aramadı ve kızın orada bulunmadığına dair rapor verildi. oysa junko bu olaydan sonraki 24 gün daha o evde işkenceye maruz kalmıştı. eğer polis işini düzgün yapsaydı junko büyük ihtimalle yaşayacak ve iyileşecekti. polisler sonradan kovuldu ancak giden de gitti ne yazık ki...
caniler tutuklandılar ve komik hapis cezaları aldılar. en yüksek ceza 20 yıl ile miyano'ya verildi ama o da cezası dolmadan şartlı tahliye ile bırakıldı. diğerleri 3-5 yıl hapis cezaları ile kurtuldular. çocuk hapishanesinde yattılar ve içlerinden birinin çıktığı zaman bu olaydaki rolüyle övündüğü bile görüldü.
içlerinden bazıları daha sonra başka suçlara karıştı vesaire... ama olan maalesef gencecik, masum junko'ya oldu ve ne yazık ki ismi, tarihin gördüğü belki de en vahşi cinayetle birlikte ölümsüzleşti.
hikaye son derece iğrenç. detaylarıyla yazacağım ama fazla hassas olanlar okumasın (ki böyle bir olay, hassas olmayanın bile sinirlerini ayağa kaldırır, o ayrı konu.)
bu tür durumlarda yazıp yazmamak konusunda çok kararsız kalıyorum. bu detayların hepsi internette de açık açık yazıyor. ben de buraya yazacağım ki kalbi, ruhu dayanabilen, okuyabilen herkes okusun ve çocuklarınızın böyle cani büyümemeleri için elinizden geleni yapın.
***
80'li yıllarda japonya'da işkence ve tecavüz sonucu öldürülen 17 yaşındaki liseli kız. tıpkı black dahlia olayındaki gibi kan dondurucu bir cinayete kurban gitmiş ne yazık ki.
***
junko iyi bir öğrenciydi. notları oldukça yüksekti. okuldan geriye kalan zamanlarda çalışarak para biriktiriyor ve mezuniyet sonrasında çıkacağı gezinin planlarını yapıyordu.
o korkunç olayların başladığı gün, junko'nun bisikletiyle geçtiği yolda, soygun ve tecavüz amacıyla oralarda dolanan 2 kişiden biri, kasıtlı olarak junko'nun bisikletine tekme atarak onu düşürdü ve kaçtı. diğer kişi sanki oradan geçerken olayı görmüş ve tesadüfen oradaymış gibi davranarak junko'ya yaklaştı ve korkmaması için ona evine kadar eşlik edebileceğini söyledi.
burada şunu eklemek gerekiyor; hikaye tam olarak bu şekilde mi gerçekleşti bilmiyorum ama, evine kadar eşlik etmeyi teklif eden kişinin, junko tarafından reddedilen bir öğrenci olduğu söyleniyor. junko belli ki derslerinden başka şeylerle pek ilgilenmeyen iyi bir öğrenciymiş ve diğeri de hayır cevabını kaldıramayan hödüğün tekiymiş.
bahsi geçen hödük (adı batasıcanın adı miyano), kızı yakınlardaki bir depoda içeriye sokarak ona depoda tecavüz etti. ardından kızı bir otele zorla götürerek ve onu öldürmekle tehdit ederek yeniden kıza tecavüz etti. sonrasında bazı arkadaşlarını arayıp yaptıklarını gururla anlattı onlara. onlar da "katılmak istediklerini" ve kızı bırakmamasını söylediler. zaten bu grubun daha önce de bir toplu tecavüz geçmişi vardı.
miyano, junko'yu arkadaşlarının yanına götürdü. kızın ev adresini de bu arada çantasındaki bir defterden öğrendikleri için, kızı ailesine zarar vermekle de tehdit ettiler. zira iddialarına göre yakuza ile bağlantıları vardı.
miyano ve diğerleri kızı, en başta kızın bisikletini tekmeleyen diğer hödüğün (bunun adı da minato) ailesinin evine götürdüler ve 4 kişi kıza burada tecavüz etti. minato'nun ailesinin yanında junko'yu, minato'nun sevgilisi gibi davranmaya zorladılar ki olay anlaşılmasın. bu arada kızın ailesi polise gitti ama tecavüzcüler aileyi arayarak kızlarının kendi isteğiyle kaçtığını, güvende olduğunu, polise gitmeyi bırakmalarını söylediler.
bu kısım tam rezillik. dayanamam diyen varsa burayı tamamen atlayabilir.
-----------------------------------------------------------------------
zavallı kız 40 gün boyunca bu evde tutuldu. 100'den fazla kişiyi de tecavüzlerine ortak ettikleri, kendilerinin de kıza 400 seferden fazla kez tecavüz ettikleri, mahkemedeki ifadelerinde ortaya çıktı. ayrıca kıza işkence de ettiler: tavana asıp kum torbası gibi dövmek, karnına halter bırakmak, önlerinde mastürbasyon yapmaya zorlamak, hamam böceği yemek zorunda bırakmak, vajina ve anüsüne havai fişek, ampul gibi nesneler sokmak, kendi idrarını içmeye zorlamak, göz kapaklarını mumla yakmak, meme ucunu koparmak ve daha fazlası...
bir ara junko polisi aramaya çalıştığı için miyano tarafından "cezalandırıldı" ve vücudunun bazı yerleri yakıldı. anüsüne büyük bir şişe sokularak iç kanamaya neden olundu. vücudu travmaya girdiğinde numara yaptığı zannedilerek yeniden yakıldı. junko kendisini öldürmeleri için defalarca yalvardı ancak işkence ve tecavüzler devam etti. vücudu artık çürüyordu ve kokusu nedeniyle ona tecavüz etmek bile istemediler. 19 yaşındaki bir başka kızı kaçırarak bu kez ona topluca tecavüz edip bıraktılar. zaten grubun tutuklanmasının nedeni olan olay aslında buydu çünkü kız şikâyetçi olmuştu hâliyle.
junko'nun cesedi bulunduğunda, tecavüzler nedeniyle hamile olduğu da anlaşılmıştı.
bu kadar hazin bir sonu kimse hak etmez. en son bir çimento varili içine atıldı zavallı kız ve ne yazık ki böyle bulundu junko
-----------------------------------------------------------------------
anlaşılan aile tarafından pek kullanılmayan bir evde tutuluyordu junko. zira minato 16 gün sonra o evden ayrıldı ve olayı da abisine anlattı. abisi de ailesine anlattı ve polisi aradılar. ancak ilginç bir şekilde polis içeriye girip evi aramadı ve kızın orada bulunmadığına dair rapor verildi. oysa junko bu olaydan sonraki 24 gün daha o evde işkenceye maruz kalmıştı. eğer polis işini düzgün yapsaydı junko büyük ihtimalle yaşayacak ve iyileşecekti. polisler sonradan kovuldu ancak giden de gitti ne yazık ki...
caniler tutuklandılar ve komik hapis cezaları aldılar. en yüksek ceza 20 yıl ile miyano'ya verildi ama o da cezası dolmadan şartlı tahliye ile bırakıldı. diğerleri 3-5 yıl hapis cezaları ile kurtuldular. çocuk hapishanesinde yattılar ve içlerinden birinin çıktığı zaman bu olaydaki rolüyle övündüğü bile görüldü.
içlerinden bazıları daha sonra başka suçlara karıştı vesaire... ama olan maalesef gencecik, masum junko'ya oldu ve ne yazık ki ismi, tarihin gördüğü belki de en vahşi cinayetle birlikte ölümsüzleşti.
devamını gör...
6.
mr. kitty'nin "44 days" adlı şarkısı, bu gencecik mağdureye ithafen yazılmıştır. insanın kanını donduran korkunç bir olay... ah biriciğim.. ah..
devamını gör...
7.
ergenlerin ne kadar acımasız ve empati yoksunu olabildiğini, hatta olduğunu gösteren olay. o yaşlarımızda kırdığımız insanları, sorumsuz davranışlarımızı, vurdunduymaz ruh halimizi düşünün. sonra bu ruh halinin üstüne yakuzadan (türkiye'ye uyarlarsak mafyadan-çeteden-silahlı örgütten vs.) alınan gücü ve özgüven fazlalılığını ekleyin, sonuç bu.
bizim de yanlışlarımız oldu. bu yanlışlarımıza karşı çıkılmasaydı, destek görseydi kaçımız doğruyu yapardık, biz sonunda ne olurduk acaba?
buralarda ortaokulda sınıf arkadaşlarının yemeklerinden etleri alanı duydum ben, karşı çıkan birine milletin içinde yancılarına pantolonunu indirtip ceza kesmiş bi de. 15 yaşında çocuğa ne ceza verebilicen.
(daha acısı iş duyulunca ana-babasını çağırmışlar, bunlar da şahin kesilmişler utanmadan)
bizim de yanlışlarımız oldu. bu yanlışlarımıza karşı çıkılmasaydı, destek görseydi kaçımız doğruyu yapardık, biz sonunda ne olurduk acaba?
buralarda ortaokulda sınıf arkadaşlarının yemeklerinden etleri alanı duydum ben, karşı çıkan birine milletin içinde yancılarına pantolonunu indirtip ceza kesmiş bi de. 15 yaşında çocuğa ne ceza verebilicen.
(daha acısı iş duyulunca ana-babasını çağırmışlar, bunlar da şahin kesilmişler utanmadan)
devamını gör...
8.
devamını gör...
9.
bu olayın podcastini dinliyordum ve dinlerken bile beni travmatize etti. hatta yarım bıraktım. çok korkunç. nasıl bir dünyada yaşadığımı sorgulatıyor.
devamını gör...
10.
1988 yılının sonbaharında japonya, ikinci dünya savaşı sonrasındaki en büyük ekonomik patlamalarından birini yaşıyordu ülke genelindeki gayrimenkul fiyatları hızla yükseliyor, tokyo sokaklarındaki neon tabelalar tüketim çılgınlığının merkezini aydınlatıyordu.
toplumun genel refah seviyesinin ulaştığı bu zirve noktası, sokak aralarındaki yasa dışı yapılanmaların ve gençlik çetelerinin faaliyetlerini perdeleyen bir işlev görüyordu. saitama'ya bağlı yoshioka şehrinde yaşayan on yedi yaşındaki junko furuta, yoshioka mine lisesi'nde eğitim gören, okul sonraları ise plastik kalıp fabrikasında yarı zamanlı çalışan bir öğrenciydi.
furuta, okulda sessiz, kendi halinde ve çevresi tarafından saygı duyulan biri olarak tanınıyordu. liseden mezun olduktan sonra yerel bir perakende mağazasında tam zamanlı işe girmeyi planlıyordu. furuta, o dönemki fabrika işinde çalışırken tokyo'nun adachi semtinde yaşayan ve bölgedeki gençlik çeteleriyle bağlantılı olan hiroshi miyano'nun dikkatini çekmişti.
on sekiz yaşındaki miyano, zorbalık, hırsızlık ve fiziksel saldırı gibi suçlardan sabıkası olan, kendini yerel yakuza ağının bir parçası olarak tanıtan bir lise terk öğrencisiydi. miyano, furuta'ya ilgi duyuyor ve ona yaklaşmaya çalışıyordu. furuta bu ilgiyi tamamen reddetti. miyano'nun reddedilmeyi kişisel bir aşağılanma olarak algılaması, takip eden süreçteki eylemlerinin temel motivasyonunu oluşturdu
tarih 25 kasım 1988. saat akşam 20.30 civarı. junko furuta, plastik fabrikasındaki mesaisini bitirip bisikletiyle eve doğru yola çıktı. güzergahı karanlık ve dar sokaklardan oluşuyordu. hiroshi miyano, arkadaşı shinji minato ile birlikte bu güzergah üzerinde bekliyordu. karanlık planları daha önceden kararlaştırılmıştı.
furuta bisikletiyle yaklaşırken minato saklandığı yerden çıkarak bisiklete bir tekme attı. furuta dengesini kaybedip yere düştü. bisikletin zinciri atmış ve tekerleği yamulmuştu. minato hızla olay yerinden uzaklaşırken, miyano tesadüfen oradan geçiyormuş gibi yaparak furuta'nın yanına geldi. ona yardım etmeyi, bisikletini tamir etmeyi ve güvenli bir şekilde evine kadar eşlik etmeyi teklif etti.
furuta bu teklifi kabul etmek zorunda kaldı. miyano, furuta'yı bisikletini bırakması için yakındaki boş bir depoya yönlendirdi. depoya girdikleri anda miyano'nun tavrı tamamen değişti. furuta'yı fiziksel güç kullanarak tehdit etti ve kendisinin dahil olduğu yakuza bağlantılarından bahsederek direnmesi halinde sadece kendisine değil, ailesine de zarar vereceğini söyledi.
hiroshi miyano ve on altı yaşındaki shinji minato, aynı yılın yazında liseyi bırakmış, düşük seviyeli bir yakuza çetesine, japonca tabirle "chinpiru" grubuna katılmıştı. adachi bölgesinde minato'nun ailesinin evini kendilerine mekân yapmışlardı. ekim ayından itibaren çanta kapkaççılığı, araba hırsızlığı ve sokak saldırıları gibi suçlar işlemeye başlamışlardı.
miyano, furuta'yı yakındaki bir otele götürdü. burada ona ilk cinsel saldırıyı gerçekleştirdi. furuta'nın kaçma girişimlerini, ailesinin ev adresini bilmesi ve yakuza üyelerinin her an kapılarına dayanabileceği tehdidiyle tamamen bastırdı. miyano, sabahın erken saatlerinde furuta'yı otelden çıkararak shinji minato'nun tokyo'nun, adachi semtinde bulunan iki katlı evine götürdü.
minato'nun ailesi evin alt katında yaşıyordu. üst kattaki yer ise minato'ya aitti. furuta bu odaya kilitlendi. ertesi gün miyano, arkadaşları jou agura ve satoshi watanabe'yi de bu eve çağırdı. dört genç, furuta'nın ebeveynlerinin polisi aramamasını sağlamak için bir plan yaptı. furuta'ya ailesini araması ve evden kendi isteğiyle ayrıldığını, bir kız arkadaşının yanında kaldığını, durumunun iyi olduğunu ve polise haber vermemelerini söylemesi talimatı verildi.
furuta, miyano'nun yakuza tehdidi altında bu aramayı gerçekleştirdi. ailesi, kızlarının sesindeki gerginliği fark etse de polise yaptıkları kayıp başvurusunun statüsü, bu telefon görüşmesi nedeniyle kendi isteğiyle ayrılma olarak değiştirildi. polis aktif arama çalışmalarını durdurdu.
evde başlayan kırk dört günlük esaret, kısa süre içinde sistematik işkence ve cinsel saldırıların yaşandığı bir cehenneme dönüştü. ilk günlerde miyano, minato, ogura ve watanabe, furuta'ya sırayla cinsel saldırıda bulundu. bu saldırılar kısa sürede günde birden fazla kez tekrarlanan ritüellere dönüştü.
odanın kapısı içeriden kilitleniyor, müzik seti yüksek sesle açılarak furuta'nın çığlıklarının alt kata veya komşulara ulaşması engelleniyordu. miyano ve grubu, bölgedeki diğer çete üyelerini ve arkadaşlarını da eve davet etmeye başladı. ilerleyen haftalarda yüze yakın farklı kişinin bu eve gelerek furuta'ya cinsel saldırıda bulunduğu veya fiziksel şiddet uyguladığı adli kayıtlara geçti kasım ayının sonlarına doğru şiddetin boyutu sadece cinsel saldırılarla sınırlı kalmadı.
failler furuta'nın vücudunu bir nesne olarak kullanmaya başladılar. metal dumbell'lar, bambu kılıçlar ve golf sopaları kullanarak saatlerce süren dayak seansları düzenlendi. furuta'nın yüzü aldığı darbeler nedeniyle tanınmaz hale geldi. gözleri kapandı, burnu kırıldı ve çene kemiği çatladı. failler furuta'nın cinsel organlarına ve rektumuna cam şişeler, makaslar, ampuller ve sıcak metal çubuklar soktular.
bu nesnelerin yarattığı iç kanamalar ve yırtıklar tedavi edilmediği için şiddetli enfeksiyonlara yol açtı. aralık ayına girildiğinde furusa'nın temel insan ihtiyaçlarına erişimi tamamen kesildi. yemek verilmesi durduruldu
aileler furuto'yu sadece kendi idrarını içmeye ve odada buldukları hamam böceklerini yemeye zorladı. su tüketimi durduğu için vücudu hızla dehidre oldu. kış aylarının dondurucu soğuğunda kıyafetleri çıkarıldı ve geceleri evin açık balkonunda beton zeminde uyumaya zorlandı. üzerine soğuk su dökülerek balkonda bekletildiği geceler, vücudunda şiddetli donmalara ve doku zedelenmelerine neden oldu bu süreçte evin alt katında yaşayan minato'nun ebeveynleri üst katta neler yaşandığını biliyordu.
anne ve baba, furuta'nın evlerinde tutulduğunu fark ettiklerinde duruma müdahale etmeye çalıştılar. ancak miyano, minato'nun anne ve babasını da dövdü ve yakuza bağlantılarını kullanarak onları öldürmekle tehdit etti. anne ve baba kendi hayatlarından endişe ederek polise gitmekten vazgeçtiler ve üst katta işlenen suçları görmezden gelmeye, evdeki günlük yaşamlarına devam etmeye başladılar.
hatta bazı günlerde furuta'nın çığlıklarını duymamak için televizyonun sesini sonuna kadar açtılar anne ve babanın daha sonra verdikleri ifade bu şekildeydi. ben ailenin dayak yedik, korktuk demelerini hiç inandırıcı bulmuyorum. biraz vicdanı olan bir insan her şeyi göze alır, polise gider, bu olanları bildirir bana kalırsa
aralık ayının ortalarına gelindiğinde furuta'nın fiziksel durumu kritik bir eşiği geçmişti. aldığı darbeler sonucu kulak zarları patlamıştı ve duyamıyordu. vücudundaki yanıklar, kesikler ve açık yaralar enfeksiyon kapmış, kangren belirtileri başlamıştı. yürüyemiyor, ellerini kullanamıyor ve konuşamıyordu.
idrarını ve dışkısını tutma yetisini tamamen kaybetmişti. failer odayı kirlettiği gerekçesiyle bu durumu yeni bir işkence bahanesi olarak kullandı. furuta'nın elleri ve ayakları bağlanarak saatlerce dövülmeye devam edildi. vücudundaki yaralara sıcak mum damlatıldı ve çakmak gazı sıkılarak derisi yakıldı.
göz kapakları ve dudakları yanıklar nedeniyle birbirine yapışmıştı
aralık ayının son haftasında furuta'nın bağırsakları içine sokulan yabancı cisimler ve enfeksiyon nedeniyle tamamen iflas etti. vücudu besin kabul etmemeye ve sürekli kan kusmaya başladı. failer, furuta'nın ölmek üzere olduğunu fark ettiler. ancak onu bir hastaneye bırakmak veya polise teslim etmek yerine şiddetin dozunu daha da artırdılar.
furuta'nın acı çekerek tepki vermemesi onların öfkesini daha da tetikledi. kızı tavana asarak kum torbası gibi kullandılar. iç organları dışarıdan alınan darbelerle tamamen ezildi
4 ocak 1989 günü miyano, minato, ogura ve watanabe alt katta mahjong oynuyorlardı. oyunu kaybettikten sonra sinirlenen grup öfkelerini çıkarmak için tekrar üst kata furuta'nın yanına çıktı. furuta yerde hareketsiz yatıyor ve güçlükle hırıltılı nefesler alıyordu. grup, furuta'nın uyanması ve tepki vermesi için ağır metal dumbellları doğrudan göğüs kafesine ve midesine bıraktı.
göğüs kemikleri kırılarak akciğerlerine battı. furuta tepki vermeyince bacaklarına, kollarına, yüzüne ve açık yaraların üzerine çakmak gazı dökülerek onu ateşe verdiler. ateş furuta'nın vücudunu sararken iki saat boyunca can çekişmesini izlediler. furuta'nın vücudu aldığı darbeler, yanıklar, iç kanama ve şiddetli yetersiz beslenmenin yarattığı şok sonucu tamamen iflas etti.
4 ocak 1989 öğleden sonra saatlerinde junko furuta hayatını kaybetti.
furuta'nın ölümünün ardından failler cesetten kurtulmak için bir plan yaptılar. 5 ocak günü bir nalbura giderek iki yüz litrelik boş bir varil, birkaç torba çimento, halat ve plastik branda satın aldılar. furuta'nın cesedini spor çantalarına koydukları kıyafetleri ve çöplerle birlikte battaniyeye sardılar.
cesedi varilin içine yerleştirdikten sonra üzerine hazırladıkları ıslak çimentoyu döktüler. çimento donduktan sonra varili bir kamyonetin arkasına yüklediler. tokyo'nun koto semtindeki bir sanayi bölgesine gittiler ve varili inşaat molozlarının ve terk edilmiş malzemelerin bulunduğu deniz kenarındaki ıssız bir alana bıraktılar olayın ortaya çıkması aylar sonra tamamen farklı bir soruşturma sayesinde gerçekleşti.
1989 yılının mart ayında hiroshi miyano ve jo ogura, tokyo'da başka bir kadına yönelik cinsel saldırı ve gasp suçlamasıyla polis tarafından gözaltına alındı. karakoldaki sorgu sırasında polis memurları, şüphelilerin agresif tavırlarını kırmak için sert bir taktik uyguladı. bir polis memuru blöf yaparak, "o kızı öldürdüğünüzü biliyoruz.
her şeyi anlatın" dedi. polis aslında başka bir dosyadan veya genel bir şiddet eyleminden bahsediyordu. ancak miyano ve ogura, polisin furuta cinayetini çözdüğünü düşünerek paniğe kapıldı. miyano hemen suçunu itiraf etmeye başladı ve cesedi koto semtindeki sanayi bölgesine bir varilin içine betonlayarak attıklarını söyledi polis ekipleri miyano'nun verdiği adrese giderek bölgede geniş bir arama başlattı.
koto semtindeki moloz yığınlarının arasında üzeri kısmen toprakla kapanmış iki yüz litrelik varil bulundu. varilin içi tamamen betonla doluydu. olay yerine çağrılan adli tıp ekipleri, betonu parçalamak için ağır iş makineleri ve kesici aletler kullandı. saatler süren çalışmanın ardından beton bloğun içinden junko furuta'nın cesedi çıkarıldı
adli tıp raporu furuto'nun kırk dört gün boyunca maruz kaldığı şiddetin anatomisini ortaya koydu. rapora göre furuto'nun midesi tamamen boştu ve bağırsakları haftalardır besin alamadığı için büzüşmüştü. beyni aşırı stres, dehidrasyon ve travma nedeniyle normal boyutunun önemli bir yüzdesi oranında küçülmüştü.
vücudunda yüzlerce kesik, yanık ve ezik tespit edildi. kemiklerinin büyük bir kısmı, özellikle kaburgaları, yüz kemikleri ve parmakları parçalı kırıklar halindeydi. üreme organı ve sindirim sistemi yabancı cisimlerin yarattığı tahribat nedeniyle tamamen parçalanmıştı. otopsi sonucunda ölüm nedeni şiddetli şok, çoklu organ yetmezliği, enfeksiyon ve yanık komplikasyonları olarak kayda geçti diğer şüpheliler shinji minato ve yashu watanabe de kısa süre içinde tutuklandı.
dört failin tutuklanması japonya'da büyük bir hukuki tartışmanın fitilini ateşledi. tutuklanan dört kişi de japon yasalarına göre on sekiz yaşının altında oldukları için reşit olmayan birey satışındaydılar. japonya'nın çocuk yasası, reşit olmayan suçluların kimliklerinin gizli tutulması, medyada yüzlerinin ve isimlerinin yayınlanmamasını ve yetişkin hapishaneleri yerine ıslahevlerinde rehabilite edilmelerini öngörüyordu.
ancak davanın detayları ve uygulanan işkencenin boyutu mahkeme salonlarında okunmaya başlandığında japon basını yasaları çiğnemeye karar verdi şukan bunshun adlı haftalık dergi, faillerin yaşlarının küçüklüklerine rağmen işledikleri suçun vahşetini gerekçe göstererek dört failin de açık isimlerini, yüzlerini ve kişisel geçmişlerini kapak yaptı.
dergi yönetimi, "insanlık dışı suçlar işleyenlerin insan haklarından ve gizlilik yasalarından faydalanmaya hakkı yoktur." açıklaması yaptı. bu durum ülkede reşit olmayanların işlediği suçlar ve adalet sistemi üzerine ulusal bir kriz yarattı.
mahkeme süreci, faillerin avukatlarının cezayı hafifletmek için kurdukları stratejilerle ilerledi. savunma makamı, gençlerin yakuza kültürü tarafından zehirlendiğini, eylemlerini bir çete psikolojisi içinde gerçekleştirdiklerini ve furuto'nun ölümünün kasıtlı bir cinayet değil, şiddetli eylemleri sırasında meydana gelen kazara ölüm olduğunu savundu.
failler mahkemedeki ifadelerinde birbirlerini suçladılar. miyano, diğerlerini azmettirmekle suçlanırken o da cinayeti planlamadıklarını iddia etti. minato'nun anne ve babası da cinayete yardım ve yataklık suçlamasıyla yargılandı. ebeveynlerin evlerinde işlenen suçları polise bildirmemeleri, durumu bilmelerine rağmen müdahale etmemeleri ve kanıtların karartılmalarına göz yummaları davanın en fazla tepki çeken unsurlarından biri oldu
1990 yılının temmuz ayında tokyo bölge mahkemesi kararlarını açıkladı yargıç, suçun niteliğinin eşi benzeri görülmemiş bir vahşet içerdiğini kabul etmekle birlikte, japon çocuk yasasının bağlayıcılığı nedeniyle sanıklara yetişkinlere verilen en ağır cezaları, yani idam veya ömür boyu hapis cezasını veremedi.
çetenin lideri olarak kabul edilen hiroshi miyano, on yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı. jo ogura beş ila on yıl arasında değişen hapis cezası aldı. ev sahibi shinji minato'ya da dört ila altı yıl, yoshihiro watanabe'ye ise üç ila dört yıl hapis cezası verildi. minato'nun ebeveynleri cinayete ortak olmaktan suçlu bulundu ancak cezaları ertelendi ve kısa süre sonra salıverildiler.
verilen tüm bu cezalar japonya genelinde büyük bir infial yarattı. toplum, kırk dört gün boyunca sistematik işkence uygulayan ve bir lise öğrencisinin ölümüne neden olan kişilerin birkaç yıl içinde topluma geri dönecek olmasını adalet sisteminin bir çöküşü olarak yorumladı
savcılık cezaların yetersiz olduğunu belirterek kararı temyize götürdü. yüksek mahkeme, temyiz duruşmasında miyano'nun cezasını yirmi yıla çıkardı. ogura'nın cezası beş-on yıl olarak sabit kaldı. minato'nun cezası beş-dokuz yıla, watanabe'nin cezası ise beş-yedi yıla yükseltildi. temyiz mahkemesinin arttırdığı bu sürelerde kamuoyunun beklediği adaleti sağlamaktan uzaktı yıllar içinde faillerin tamamı cezalarını tamamlayarak tahliye oldu.
japonya adalet sistemi, bu kişilerin topluma entegre olabilmeleri için onlara yeni kimlikler sağladı. ancak suç kayıtları ve davranış biçimleri hiçbir zaman değişmedi. jou ogura tahliye olduktan sonra 2004 yılında bir tanıdığını kaçırıp darp ettiği için yeniden tutuklandı ve yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı shinji minato, 2018 yılında tokyo'da bir trafik tartışması sırasında bir adama bıçakla saldırarak ağır yaraladı ve cinayete teşebbüs suçundan tutuklandı.
hiroshi miyano ise ismini değiştirdi ve yeraltı dünyasındaki dolandırıcılık faaliyetlerine katıldığı gerekçesiyle 2013 yılında tekrar tutuklandı
shumka furuta'nın davası japonya'da çocuk yasasının değiştirilmesi için bir dönüm noktası oldu 2000 yılında bu davanın ve benzer vakaların yarattığı toplumsal baskı sonucunda japonya parlamentosu reşit olma ve cezai ehliyet yaşını yeniden düzenleyen, ağır suç işleyen ve on altı yaş ve üzeri gençlerin yetişkin mahkemelerinde yargılanmasının önünü açan yasal reformları kabul etti.
aradan geçen yıllar boyunca japonya'da çocuklara yönelik suçlara ilişkin yasalar değişse de junko furuta'nın hikayesi değişmedi. mahkeme kayıtlarında ve resmi belgelerde yer alan ayrıntılar, bu olayın neden hâlâ unutulmadığını açıklıyor.
işin dikkatimi çeken kısmı şu: faillere neden yaptıkları sorulunca, "çünkü yapabilirdik ve yapmak istedik" demişler. bu, uygun şartlar oluşunca bazı insanların bir canavara dönüşeceğinin kanıtı. o yüzden kötülüğü cezalandırmak kadar, kötülüğe uygun ortamın oluşmasını engellemek de önemli. mesela kız 44 gün onların elinde kaldı. mesela 15.günde polisler kızı bulmuş olsaydı, kız ölmezdi. ya da o failler bu kadar rahat olmasalardı, mesela insanlar duyarlı olsaydı ve güvenlik birimleri sıkı çalışıyor olsaydı, bunu yapmaya cesaret edemezlerdi.
(bkz: yavru kedinin makatına dal sokan şahıslar)
devamını gör...