21.
20 yaşındaki bir delikanlı otobüsün camından bakarken birden bağırdı
-baba arabalar, arabaları görüyor musun bizimle geliyorlar.
babası gülümsedi ve mutlulukla saçını okşadı.
genç bir süre dışarıyı izledi ve bir süre sonra yine bağırdı
- bulutlar baba, bulutlar harika.
baba gülümseyerek oğlunu izledi
- baba ağaçlar dedi, onlar hep geride kalıyor dedi.
arkalarında oturan yaşlı bir adam bu bağrışmalardan rahatsız olmus olcak ki
babanın omuzuna dokundu
- beyefendi oğlunuz iyi bir doktora götürmelisiniz problemi var herhalde
baba geriye dönerek " o zaten iyi bir doktor dan geliyor. oğlum doğuştan kördü ameliyatdan sonra gözleri açıldı" dedi..
herkesin bir hikayesi var . ne çabuk yargılıyoruz insanları ne çabuk tanı koyuyoruz. o kadar hızlı kararlar veriyoruz ki insanların yaşadığı hikayeler bizim için pek önemi olmuyor.
-baba arabalar, arabaları görüyor musun bizimle geliyorlar.
babası gülümsedi ve mutlulukla saçını okşadı.
genç bir süre dışarıyı izledi ve bir süre sonra yine bağırdı
- bulutlar baba, bulutlar harika.
baba gülümseyerek oğlunu izledi
- baba ağaçlar dedi, onlar hep geride kalıyor dedi.
arkalarında oturan yaşlı bir adam bu bağrışmalardan rahatsız olmus olcak ki
babanın omuzuna dokundu
- beyefendi oğlunuz iyi bir doktora götürmelisiniz problemi var herhalde
baba geriye dönerek " o zaten iyi bir doktor dan geliyor. oğlum doğuştan kördü ameliyatdan sonra gözleri açıldı" dedi..
herkesin bir hikayesi var . ne çabuk yargılıyoruz insanları ne çabuk tanı koyuyoruz. o kadar hızlı kararlar veriyoruz ki insanların yaşadığı hikayeler bizim için pek önemi olmuyor.
devamını gör...
22.
iki kadın sessizce oturuyormuş.
devamını gör...
23.
bir gün aşık veysel ve yaşar kemal istiklal caddesinde kol kola yürüyorlar.
yanlarından sait faik geçiyor.
sonra sait faik, çiçek pasajı'na gidip '' biraz önce çok acayip bir şey gördüm'' diyor
iki adam tek gözle yürüyordu.
yanlarından sait faik geçiyor.
sonra sait faik, çiçek pasajı'na gidip '' biraz önce çok acayip bir şey gördüm'' diyor
iki adam tek gözle yürüyordu.
devamını gör...
24.
nejat uygur bir gün bir tiyatro turundan otobüsle evine dönerken yolda bir simitçiye rastlar..
otobüsü durdurur ve iner.
ne kadar simit varsa alıp dağıtır.
ilginç olan, simitleri önce bakımlı, kravatlı
iyi görünen insanlara dağıtır, sonrada orda duran garibanlara.
oğlu sorar simitler bittiğinde baba sen neden ilk simitleri durumu iyi olanlara verdin ve sonra garibanlara.
babası cevap verir oğlum ilk garibanlara dağıtsaydım gururları incinirdi
ince fikir insan olmak böyle bir şey .
otobüsü durdurur ve iner.
ne kadar simit varsa alıp dağıtır.
ilginç olan, simitleri önce bakımlı, kravatlı
iyi görünen insanlara dağıtır, sonrada orda duran garibanlara.
oğlu sorar simitler bittiğinde baba sen neden ilk simitleri durumu iyi olanlara verdin ve sonra garibanlara.
babası cevap verir oğlum ilk garibanlara dağıtsaydım gururları incinirdi
ince fikir insan olmak böyle bir şey .
devamını gör...
25.
bir fırıncıya her zaman yarım kilo tereyağı satan bir çiftçi varmış. bir gün fırıncı, çiftçinin tereyağını doğru tartıp tartmadığını görmek için tereyağını tartmaya karar vermiş. fırıncı tereyağını tartmış, ama yarım kilodan az gelmiş. buna kızarak çiftçiyi mahkemeye vermiş.
yargıç, çiftçiye tereyağını tartmak için herhangi bir ölçü kullanıp kullanmadığını sormuş. çiftçi de “ben onurlu bir insanım, ancak ilkel biriyim, uygun bir ölçüm yapan bir terazim var.” demiş.
hakim, “o halde tereyağını nasıl tartıyorsun da eksik çıkıyor?” diye sormuş.
çiftçi şöyle yanıtlamış;
“sayın yargıç, fırıncı benden tereyağı istediğinde, önce ondan yarım kiloluk bir ekmek alıyorum. fırıncı ekmeği getirdiğinde, bu ekmeği kilo ölçütü (dara) olarak teraziye koyuyor ve aynı ağırlıktaki yarım kilo tereyağını ona veriyorum. suçlanacak biri varsa o da fırıncıdır.”
hikayeden çıkarılacak ders:
hayatta, ne verirsen onu alırsın. başkalarını aldatmaya çalışmayın.
devamını gör...
26.
kocası olmayan kadın, tereyağı yapıp bakkala günlük olarak satıyordu. ancak bakkal tereyağını hiç tartmıyordu. birgün aklına bir kadının düştü ve kadının getirdiği yağı tartmaya karar verdi. 1 kg olarak olarak tereyağın aslında 900 gram olduğunu görünce çok sinirlendi. ve ertesi gün kadın. dükkana gelince bakkal, "bir daha senden tereyağı almayacağım." dedi. kadın üzülerek, “efendim bir yanlışım mı oldu?” diye sordu. bakkal, ”senin bana verdiğin yağ 900 gram geldi ayıp değil mi bu yaptığın?” dedi bunun üzerine kadın şöyle cevap verdi; ve adam orada dondu kaldı..efendim benim terazim yoktur daha önce sizden aldıgım 1 kilo şekeri tartı olarak kullanıyorum.tabiki bakkal utancından ne yapacağını şaşırdı.böyledir işte dünya ne ekersen onu biçersin.
devamını gör...
27.
iki kadın sessizce oturuyormuş.
( kısa ve komik bir hikaye )
( kısa ve komik bir hikaye )
devamını gör...
28.
verdiği ilk konser sonrasında annesi
mozart'a konserin nasıl geçtiğini sormuş. mozart çok çok alkış aldım demiş.
kalabalık mıydı? diye sorunca annesi,
bir kişi vardı ama çok alkışladı demiş.
mozart'a konserin nasıl geçtiğini sormuş. mozart çok çok alkış aldım demiş.
kalabalık mıydı? diye sorunca annesi,
bir kişi vardı ama çok alkışladı demiş.
devamını gör...
29.
bgün içerisinde yaşayıp uyuyup uyanında hikayenin içerisindeymişiz gibi…
devamını gör...
30.
neler anlatır, neler
kısa hikayeler
insanların yüzleri
yüzlerindeki keder
saat dört yoksun-zülfü livaneli
kısa hikayeler
insanların yüzleri
yüzlerindeki keder
saat dört yoksun-zülfü livaneli
devamını gör...
31.
niye gülüyorsun demişler deliye,
bendeki derdi ağlamak
kesmiyor demiş.
bendeki derdi ağlamak
kesmiyor demiş.
devamını gör...
32.
johan sebastian bach'ın küçük kızını, sonra
üç oğlunu ve ardından karısını kaybettiğini biliyor muydunuz.
sonra yeniden evlendi ve sonra ikinci eşi anna-magdalena, dört kızını ve üç oğlunu
daha kaybetti.
bach bu kayıpları nasıl kaldırdı?
oyunun sonunda hep "soli deo gloria"
(yalnız tanrı'ya şükürler olsun...) ve
başında da "tanrım yardım et..." yazdı.
bu nedenle bach'ın müziği sırasında dua edebilirsiniz çünkü müziğin kendisi duadır.
bach'ın müziği insan ve tanrı arasındaki bir sohbettir.
üç oğlunu ve ardından karısını kaybettiğini biliyor muydunuz.
sonra yeniden evlendi ve sonra ikinci eşi anna-magdalena, dört kızını ve üç oğlunu
daha kaybetti.
bach bu kayıpları nasıl kaldırdı?
oyunun sonunda hep "soli deo gloria"
(yalnız tanrı'ya şükürler olsun...) ve
başında da "tanrım yardım et..." yazdı.
bu nedenle bach'ın müziği sırasında dua edebilirsiniz çünkü müziğin kendisi duadır.
bach'ın müziği insan ve tanrı arasındaki bir sohbettir.
devamını gör...
33.
insan ineğe seslenmiş:
ey inek!
ne yapmaya geldin dünyaya?
maça gitmezsin, dans etmezsin, çay içmezsin, kahveye gidip oyun oynamazsın.
gündüz çayıra gece ahıra.
tek düzen bir hayatın var!
yeyip, içip dışkılıyorsun.
bunun için mi geldin dünyaya?
inek dile gelmiş, cevap vermiş:
ey insan!
ya bu sözü, sen bana nasıl söylersin?
şu buzdolabını aç bir bak.
süt benden, yoğurt benden, tereyağı benden, kaymak benden, köfte benden, dolma benden, sucuk benden, pastırma benden.
ayağındaki ayakkabı, belindeki kemer benden.
kışın yaktığın tezek benden!
kemiklerim bile işe yarar.
ben olmasaydım belindeki pantolonu bile bağlayamayacaktın.
peki! sen ne yapmaya geldin dünya'ya.
etin yenmez, derinden bir halt olmaz, saçından çorap örülmez.
güzelim doğayı tahrip etmek, birbirinizi öldürmekten başka hiçbir işe yaramazsın.
sen ne yapmaya geldin dünyaya?
ey inek!
ne yapmaya geldin dünyaya?
maça gitmezsin, dans etmezsin, çay içmezsin, kahveye gidip oyun oynamazsın.
gündüz çayıra gece ahıra.
tek düzen bir hayatın var!
yeyip, içip dışkılıyorsun.
bunun için mi geldin dünyaya?
inek dile gelmiş, cevap vermiş:
ey insan!
ya bu sözü, sen bana nasıl söylersin?
şu buzdolabını aç bir bak.
süt benden, yoğurt benden, tereyağı benden, kaymak benden, köfte benden, dolma benden, sucuk benden, pastırma benden.
ayağındaki ayakkabı, belindeki kemer benden.
kışın yaktığın tezek benden!
kemiklerim bile işe yarar.
ben olmasaydım belindeki pantolonu bile bağlayamayacaktın.
peki! sen ne yapmaya geldin dünya'ya.
etin yenmez, derinden bir halt olmaz, saçından çorap örülmez.
güzelim doğayı tahrip etmek, birbirinizi öldürmekten başka hiçbir işe yaramazsın.
sen ne yapmaya geldin dünyaya?
devamını gör...
34.
suna pekuysal’ın sırtının kamburlaşmasıyla ilgili çok hoş bir anekdotu vardır...
bir gün büyük bir markette alışveriş ederken güler yüzlü bir hanım yanına yaklaşmış ve;
suna hanım, sizi lüküs hayat'ta seyrettim ve bayıldım.
zaten eskiden beri size hayranım demiş.
arkasından da en münasebetsiz bir biçimde,
niye hep böyle eğik duruyorsunuz?" diye abuk sabuk bir soru sormuş.
suna pekuysal hiç düşünmeden :
size olan sonsuz saygımdan efendim" diye yapıştırmış yanıtını.
bir gün büyük bir markette alışveriş ederken güler yüzlü bir hanım yanına yaklaşmış ve;
suna hanım, sizi lüküs hayat'ta seyrettim ve bayıldım.
zaten eskiden beri size hayranım demiş.
arkasından da en münasebetsiz bir biçimde,
niye hep böyle eğik duruyorsunuz?" diye abuk sabuk bir soru sormuş.
suna pekuysal hiç düşünmeden :
size olan sonsuz saygımdan efendim" diye yapıştırmış yanıtını.
devamını gör...
35.
ben sana ne yaptım?' dedi adam.
sen beni yapmadıklarınla kaybettin dedi kadın.
sen beni yapmadıklarınla kaybettin dedi kadın.
devamını gör...
36.
oldu o zaman ben başka kadın bulayım dedi adam ve buldu.
devamını gör...
37.
yağmur ormanlarında sıradan bir gün.
hayvanlar için açılan kerhane de işler yolunda. ormanın düzeni kontrol altında.
bizim kahramanımız bir fare ve ismi "onaltı".
16 bir gün kerhane ye gitmek istiyor çok azmış durumda.
kerhane ye gidiyor.. içeriye girip ilişkiye girmek birini seçmek için etrafa bakıyor ve yılanı seçiyor. neyse yılan ile odaya çıkıyorlar.
bizim fare yani 16 yatağa uzanıyor.
yılanın aklına bir anda şeytanlık geliyor yılan ya fareyi görünce aklı karışıyor ve içinden diyor ki *şu fareyi bir lokmada yutsam ne olur ki".. derken bir anda fareyi tek hamlede yutuyor. ama sonra pişman oluyor. işimden kovulurum ceza alırım diye düşünüyor ve fareyi tekrar ağzından geri kusuyor.
fare dışarı çıkınca bi silkelenip kendine geliyor ve diyor ki" oha lan ne biçim ağzına alıyorsun"
hayvanlar için açılan kerhane de işler yolunda. ormanın düzeni kontrol altında.
bizim kahramanımız bir fare ve ismi "onaltı".
16 bir gün kerhane ye gitmek istiyor çok azmış durumda.
kerhane ye gidiyor.. içeriye girip ilişkiye girmek birini seçmek için etrafa bakıyor ve yılanı seçiyor. neyse yılan ile odaya çıkıyorlar.
bizim fare yani 16 yatağa uzanıyor.
yılanın aklına bir anda şeytanlık geliyor yılan ya fareyi görünce aklı karışıyor ve içinden diyor ki *şu fareyi bir lokmada yutsam ne olur ki".. derken bir anda fareyi tek hamlede yutuyor. ama sonra pişman oluyor. işimden kovulurum ceza alırım diye düşünüyor ve fareyi tekrar ağzından geri kusuyor.
fare dışarı çıkınca bi silkelenip kendine geliyor ve diyor ki" oha lan ne biçim ağzına alıyorsun"
devamını gör...
38.
charlie chaplin, kendisinden 30 yaş küçük olan oona'ya evlenme teklif etmeye karar verdiğinde nazikçe şöyle dedi: "sana nasıl yaşayacağını öğretmek için benimle evlen, sen de bana nasıl ölüneceğini öğret. "
zarafetle cevap verdi, "hayır charlie, seninle nasıl olgunlaşacağını öğrenmek için evleneceğim ve sonuna kadar nasıl genç kalacağını öğreteceğim. "
34 yıl birlikte yaşadılar ve 8 çocukları oldu.
zarafetle cevap verdi, "hayır charlie, seninle nasıl olgunlaşacağını öğrenmek için evleneceğim ve sonuna kadar nasıl genç kalacağını öğreteceğim. "
34 yıl birlikte yaşadılar ve 8 çocukları oldu.
devamını gör...
"kısa bir hikaye" ile benzer başlıklar
kısa hikaye
15
bir hikaye
17