1.
harika bir oyundur pc başında sıkılan zaatlara az megabaytlı (100-200 arası) olmasından indirilebilir kasmaz eğlencelik depresif ve karanlık (siyah beyaz) bir deneyim. bu oyunu üretip meşur olan oyun şirketi playdead sonrasında kendilerinide aşarak birde inside oyununu yapmışlardır ki akıllara zarar bir oyun bence o iki boyut olmasına rağmen yarattığı hava üfff çok severim.
devamını gör...
2.
limbo, roma katolik kilisesi'nin ürettiği bir hipotezdir. bu hipoteze göre kişi işlediği günahlardan dolayı cehenneme bile giremeyecek şekilde lanetlenir.
devamını gör...
3.
grafik ve sesleri efsane bir indie tarzında oyundur. aynı firmanin daha sonra çıkardığı inside adlı daha da iyidir.
devamını gör...
4.
güzel bir indie oyunu.
devamını gör...
5.
trine diye bir oyunu beğenmiş ve bütün oyunlarını oynamıştım. sonra bu tarz oyun arayışına girip limbo'yu buldum. başlangıç olarak gayet iyi görünen ve merak ettiren bir hikaye sunumu vardı. naif bir bebe ile ilerleyip puzzle'ları aşıyorduk. durduk yere bize tuzak kuran ve bizimle uğraşan insancıklar vardı. insancık diyorum zira bir örümcekten bile daha küçük boydaydık. yalnız karanlıkta koşa koşa bir hal olduğum oyunda '' ulan sonunda kesin güzel bir hikaye çıkıp beni mest edecek '' diyerek oyuna devam ettim. puzzle mekaniklerinin dışında birazda el becerisi gerektirdiği için çözseniz bile yapamadığınız için sinirlenip kapatmanız olası.
sırf sonunu görmek adına inatla bitirmeye çalıştım sevmesem de. hesap soracaktım o insancıklardan ''ulan bana niye saldırıyorsunuz , ben koca kafalı bir ökkeşim'' diye. koştum , puzzle'ları geçtim , koştum , koştum ve koştum. sonuna ulaştığımda ise sonunda be diyerek son parkuru yine koştum ve
ağzına biber sürdüğümünün oyunu son çizgiye ulaşında pat diye bitti. ula hani kabilo diye ana menüde ekrana baka kaldım. gerçek son bumu acaba diye açıp videoları izledim ama nafile, gerçek son buydu. yokmuş lan bir hikayesi sebepsizce dalıyorlarmış bize , sebepsizce çıkarıyorlarmış önümüze bu engelleri. biz küçük emrahmışız. püh allah belanızı versin.
sırf sonunu görmek adına inatla bitirmeye çalıştım sevmesem de. hesap soracaktım o insancıklardan ''ulan bana niye saldırıyorsunuz , ben koca kafalı bir ökkeşim'' diye. koştum , puzzle'ları geçtim , koştum , koştum ve koştum. sonuna ulaştığımda ise sonunda be diyerek son parkuru yine koştum ve
ağzına biber sürdüğümünün oyunu son çizgiye ulaşında pat diye bitti. ula hani kabilo diye ana menüde ekrana baka kaldım. gerçek son bumu acaba diye açıp videoları izledim ama nafile, gerçek son buydu. yokmuş lan bir hikayesi sebepsizce dalıyorlarmış bize , sebepsizce çıkarıyorlarmış önümüze bu engelleri. biz küçük emrahmışız. püh allah belanızı versin.
devamını gör...
6.
her manada minimal ve karanlık olmasına rağmen gece gece adamı geren oyundur.
düşmüşüz bir ormana, koş babam koş.
kafkaesk bir yapıya sahip görünüyor. biz kimiz, neden koşuyoruz, nereye gidiyoruz, neden her yerde tuzaklar var ve neden bu piçler bizi öldürmeye çalışıyor hiçbir fikrimiz yok ve o bizi öldürmeye çalışanlar da yolda ölüyor. biz sadece hayatta kalmaya ve ilerlemeye çalışıyoruz. kimseyle bir derdimiz yok. ama dünya çok kaotik, dev örümcekler, ölü insanlar, koca koca bubi tuzakları, zehirli sular... hepsinin içine düşmüş bir çocuğuz. ilerleyelim bakalım, nereye kadar gideceksek.
tasarımına gelecek olursak, minimal ve gri tonlara sahip. beni oyuna çeken oyundaki yoğun sessizlik, siyah beyaz ve gri tonlardan oluşan depresif atmosfer oldu. oyun çok zor değil, souls tarzı adama klavye kırdıran oyunlardan değil. etrafa dikkatlice bakarsanız olayın çözümünü en fazla birkaç denemede anlıyorsunuz, bazen tek seferde bile halledebiliyorsunuz. mekaniği çok basit. 4 yön tuşu ve ctrl hariç başka tuş kullanmıyorsunuz. ctrl ile eşyaları veya ölü örümcek bacaklarını tutabilirsiniz. lanet oyun bazen size ceset taşıtıp üzerine bastırarak yaşamanızı sağlıyor.
şimdilik 1 saat kadar oynadım. bitirdiğim zaman neler düşüneceğim kim bilir...
düşmüşüz bir ormana, koş babam koş.
kafkaesk bir yapıya sahip görünüyor. biz kimiz, neden koşuyoruz, nereye gidiyoruz, neden her yerde tuzaklar var ve neden bu piçler bizi öldürmeye çalışıyor hiçbir fikrimiz yok ve o bizi öldürmeye çalışanlar da yolda ölüyor. biz sadece hayatta kalmaya ve ilerlemeye çalışıyoruz. kimseyle bir derdimiz yok. ama dünya çok kaotik, dev örümcekler, ölü insanlar, koca koca bubi tuzakları, zehirli sular... hepsinin içine düşmüş bir çocuğuz. ilerleyelim bakalım, nereye kadar gideceksek.
tasarımına gelecek olursak, minimal ve gri tonlara sahip. beni oyuna çeken oyundaki yoğun sessizlik, siyah beyaz ve gri tonlardan oluşan depresif atmosfer oldu. oyun çok zor değil, souls tarzı adama klavye kırdıran oyunlardan değil. etrafa dikkatlice bakarsanız olayın çözümünü en fazla birkaç denemede anlıyorsunuz, bazen tek seferde bile halledebiliyorsunuz. mekaniği çok basit. 4 yön tuşu ve ctrl hariç başka tuş kullanmıyorsunuz. ctrl ile eşyaları veya ölü örümcek bacaklarını tutabilirsiniz. lanet oyun bazen size ceset taşıtıp üzerine bastırarak yaşamanızı sağlıyor.
şimdilik 1 saat kadar oynadım. bitirdiğim zaman neler düşüneceğim kim bilir...
devamını gör...