"kimse" adlı şiirini (ki benim en çok sevdiğim şiiridir) yıllar önce sevgili arkadaşım alp eren özdemir çok güzel yorumlamıştır. buradan izleyebilir/dinleyebilirsiniz.
devamını gör...
"aramaktan vazgeç demiyorum, bulmaktan vazgeç."
devamını gör...
(çok) hassas bir ruhun, yanlış bedenle yeryüzüne inmiş halidir.
devamını gör...
"geçmiş acıtıyorsa geçmemiş demektir."
devamını gör...
canım şair. eteğindeki taşları dökerken birkaçı kafama geldi yalım, öyle bakıştık sonra uzun uzun.
devamını gör...
“ateşin icadından önce ölüp cehenneme giden mağara adamının hayreti içindeyim.”
devamını gör...
hey joe!


adını unuttuğum gece parklarında kaç kez aldattım seni
ben ihanetle öğrendim sadakati
kaç kez ucundan döndüm parlak keskin metalin
artık kimse öldüremez beni.
devamını gör...
aklımda kaldıysa yazayım bir şeyler..

daha o gün anlamalıydım bu ilişkinin yazgısını takvim tutmazlığını aramızda bir düşman gibi duran zamanı daha o gün anlamalıydım benim sana erken senin bana geç kaldığını
devamını gör...
kırılmış bir bardaktan etrafa saçılmış bir cam parçasıysam, üstüme basmaya çalışanların ayaklarını kanatmak zorundayım. *
devamını gör...
sabahı çok seviyorum.
herkes uykudayken ki sabahı.
daha kimsenin eli sabaha değmemişken.*
devamını gör...
söylenecek sözün çokluğu bazen insanı dilsiz bırakır.
tıkanır kalırsınız.
haklılığın suskunluğu diğer suskunluklara benzemez*
devamını gör...
bir adam gelir
ve gülümsemesiyle senin tüm dertlerini unutturur.
sonrasındaysa senin tek derdin, o adamın gülümsemediği anlar olur*
devamını gör...
yüksek topuklar isimli kitabında çocukların masum olmak bir yana, şeytanın ta kendisi olduğunu bekar bir kadının bakıcı olmak zorunda kalması durumuyla anlatmaktadır.
ayrıca en sevdiğim mhm kitabıdır, kapak görseli de incelenmeye değerdir.
kapak:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
elele dergisi vardı, hâlâ var mı bilmiyorum. lise sondum sanırım, yine bir elele dergisi almıştım. ayrılıklarla ilgili bir yazı hazırlanmıştı. yazı şöyle bitiyordu:
gittin. şimdi bir mevsim değil, koca bir hayat girdi aramıza. biliyorum ne sen dönebilirsin artık, ne de ben kapıyı açabilirim sana.

bu satırların sahibine vuruldum ben. elimin altında google olmadığı için, kimin yazdığını bulmak epey zaman almıştı ama sonunda buldum. murathan mungan ile tanışmam, yalnız bir opera şiiri ile başladı.
sonrasında ne yazdıysa okudum. söyleşilerine katıldım, kitaplarını imzalattım. özetle hayranı oldum.
murathan mungan değişik bir kafadır, anlaşılmak için çabalamaz ama azıcık dikkatli okurun anlamaması için hiç sebep yoktur.
doğduğu yerin, yaşadığı şeylerin, acılarının, keyiflerinin izini sürmek isteyen her okura kapısı açıktır. kendini gizlemez ama ortaya çıkarmak için emek gerekir.
bence edebiyat dünyasının yaşayan en iyi 5 şairinden biridir. kalan 4 için çok isim çıkabilir ancak ben listenin en üstüne onun adını yazar, sonra kalanlarını eklerim.
devamını gör...
okumuşluğum yok. ama iyi bir yazar olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
ben bir parantez açtım hayatıma.
içine ne yazdığımı hiç sormayın,
yazdıklarım benim, yaptıklarım sizindir.
ben bir ünlem koydum hayatıma,
neresine diye sormayın,
şaştıklarım benim, kabul ettiklerim sizindir.
ben bir virgül koydum hayatıma.
durduğum yer benim, gittiğim yer sizindir.
ben bir tırnak koydum hayatıma,
içindeki benim, dışındaki sizindir*
devamını gör...
isim soyisim uyumunu en çok beğendiğim kişilerden birisidir.
devamını gör...
ne mutlu çocuklardık.
bir simidi paylaşır, bir sevdaya susardık...
yürekliydik, samimiydik,
çığlık çığlığa ağlar;
dünyaya masum bakardık.
sonra.
gündönümün de bir an baktık,
azalmışız, satılmışız, yokmuşuz*
devamını gör...
(bkz: yüksek topuklar) isimli kitabıyla beni kendine hayran bırakan yazar.
düşünce yapımız aynı, benim söyleyemediğim ne varsa anlatmış.
devamını gör...
sabah uyandığımda odanın kapısı açıktı, eşyalarını toplayıp gitmiştin baktım.
yalnızca terasta unuttuğun havlu çırpınıyordu rüzgârda.
bir daha hiç rastlamadım sana, hirbir yerde hiçbir yazda.
düşünüyorum aradan tam on üç yıl geçmiş. on üç yıl önce içinde uyanan isteğin anısı saklı duruyor mu sende?
birden adını hatırlamadığımı farkettim bu şiiri yazarken, ama terasta çırpınan havlunun rengi hâlâ gözlerimin
önünde.
on üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin, bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendi kendime.
sonra anladım: bir aşk birçok aşktan yapılıyor ve ayrılınmıyor hiçbir seferinde.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"murathan mungan" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim