avustralyalı post-rcok, rock sanatçısı, yazar, şair, yönetmen. şu hayatta olmak istediğim, gıpta ettiğim idolüm kişilik. kitaplarını, müziklerini, albümlerini, soundtracklerini, röportajlarını her şeyini ayrı ayrı sevdiğim büyük düşünür.
son istanbul konserini askerlik vazifem nedeniyle kaçırdığım için bir ara firar etmeyi düşündüğüm de doğru ama kayseri nire, sitanbol nire, edemedim tabi :(
devamını gör...
nicholas lens ile birlikte yaptıkları litanies albümü bugün dijital ortamlara düşmüş über insan, tanrı. dinleyip hazmettikten sonra editlerim.
devamını gör...
son çıkan carnage albümüne her ne kadar şu an için ısınamamış, sevememiş olsam da şu dünyaya gelmiş en kral hikaye anlatıcılardan, en güzel söz yazarlarından biridir. idolümdür. şu dünyaya gelmiş en janti rock starlardan biridir.
devamını gör...
bir zamanların fenomeni...

(bkz: into my arms)
devamını gör...
people ain't no good.
devamını gör...
21 ağustos'ta istanbul'da olacaktır.
bakınız;
www.instagram.com/p/CZjJj6o...

bunu da kaçırırsam tüm sözlük alemi yüzüme tükürsün ulan.

edit: biletler alındı. konser tarihi beklenmeye başlandı. nasıl geçecek ulan günler :(
devamını gör...
21 ağustos günü distant sky'daki gibi bi ortam olmazsa çok üzülürüm. 2017'den beri bu günü bekliyorum. eczacıbaşı genç bilet uygulaması sayesinde 10 tl gibi bir ücretle nick cave dinleyecek olmak da ayrı bi güzel.
devamını gör...
2 agustos'ta estonya'nin sadece 10bin nufuslu haapsalu kasabasinda konser verecekmis. gitmeye calisacagim ama neden baskent dururken boyle bir yerde konser vermeyi secti merak etmekteyim dogrusu.
devamını gör...
bu adamla içerim. öyle delikanlı bir adam.
devamını gör...

all of our days are numbered. we cannot afford to be idle. to act on a bad idea is better than to not act at all, because the worth of the idea never becomes apparent until you do it. sometimes this idea can be the smallest thing in the world, a little flame that you hunch over and cup with your hand and pray will not be extinguished by all the storm that howls about it. if you can hold on to that flame, great things can be constructed around it that are massive and powerful and world changing - all held up by the tiniest of ideas.
devamını gör...
1957 avustralya doğumlu avustralyalı bir rock müzisyeni, şarkı yazarı, kitap yazarı, senaryo yazarı olarak tanınır.



onu gördüğüm ilk günden beri onun o olduğunu biliyordum
from the first day ı saw her ı knew she was the one

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
elalemin prenses gibi büyüttüğü kızını gül bahçesine götürüp kafasını taṣlan ezen adamlara ṣarkı yazan bi herif.
devamını gör...
bir dönem çok severek dinlediğim ama bir zamandan sonra tuhaf biçimde soğuduğum adam nick cave... bir zamandan sonra ne oldu bilmiyorum ama yaptığı şey sanki gotik edebiyatın yüzeysel bir özetini alıp üzerine biraz piyanoyla süsleyerek ruhani bir sanat eseri gibi pazarlamak gibi hissediyorum...

kendisi modern müziğin karanlık efendisi olarak lanse ediliyor lakin aslında karanlık şairlik maskesiyle melodram tüccarlığı yapan biri gibi hissediyorum...

cave'in müzikalitesi… piyano çalıyor, müthiş bir bariton sesi var ama aynı nakarata tekrar tekrar dönen bir döngü gibi sanki... "şimdi fısıldayacağım, şimdi bağıracağım, şimdi biraz daha fısıldayacağım." fazla tekdüze değil mi yahu? ayrıca, ağır bir piyano tınısı, tekdüze bir vokal ve biraz da teatral bir gerilim dinliyorum sanki her seferinde... ilk birkaç dinleyişte etkileyici gelse de, zamanla yenilikten yoksun bir formüle dönüştüğü hissine kapılıyor insan ya...

sanırım fan kitlesi yüzünden de bir tık uzaklaştım bu adamdan ben, bakıyorsun her albümü için başyapıt deniyor ama her albüm, her şarkı birbirinin kopyası gibi, yenilikten yoksun... bir şablon var ve bozulmadan üstüne yazılıyor gibi sanki ya... elbette bir taraftan bakınca sanatsal tutarlılık olarak görebiliriz ama bana biraz şey gibi geliyor... güvenli sularda yüzmek gibi, nasıl desem, bir kez tutunca hep aynı tarz film çeken yönetmen gibi...

bilemiyorum ya, bu adamı düşününce aklıma gelenler abartılı sözler, yapay bir derinlik ve çokça poz...

yani bakıyorsun mesela, bir albümde bir şarkıda bir kadını anlatıyor, övüyor, seviyor... diğer şarkıda kadının ölümünü anlatıyor... adam bunu otuz yıldır yapıyor... risk almayı hiç sevmiyor, melankoliyi bu kadar iyi satabilen çok az insan var...

kendisi karanlığın içerisinde ışık yaratmak yerine yıllardır gölge oyunlarıyla uğraşarak risk almaktan kaçan müzik tüccarı.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
nick cave sevenler kulübünün daimi bir üyesi olarak onunla ilgili bir haber gördüğümde okur, söyleşilerini dinlerim. şarkıları ile karanlık bir evrenin kapıları açılır, o karanlığa bir süre alıştıktan sonra envai renklerin içinde dans etmeye başlarsınız.

bbc'nin çok uzun yıllardır yayın yapan desert ısland discs programının podcast'lerini dinlemek çok keyifli; işte o bölümlerden birinde nick cave misafir oluyor. dinlemek isterseniz direkt link'i bırakacağım ama söyleşiden bazı alıntılar da paylaşmak istiyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

open.spotify.com/episode/1W...
söyleşinin spotify linki

nick cave gibi müzikal olarak iç karartıcı (bunu asla kötü anlamda söylemiyorum, hepimizin var karanlık yüzü, o bunu şarkılarıyla yansıtıyor) anlamda yaratıcı bir kişiliğin oluşmasının en büyük nedenlerinden biri babasıymış sanırım. şöyle bahsediyor;


elimden işe yaramaz diye düşündüğü kitapları alır ve onları aynı sayıda ceset barındıran ancak daha ilginç olan bir kitapla değiştirirdi... ben kötü bir roman okurken, o diyelim ki shakespeare'in titus andronicus'unu elime verirdi çünkü o çok daha kanlı bir oyundu.

bence babam beni biraz sıra dışı olan, görmek için yaşımın küçük olduğu ve düşüncelerimi altüst eden şeylere götürmekten hoşlanıyordu... oldukça küçükken beni barry humphries'in (dame edna everage olarak sahne alan) gösterilerine götürürdü ve ben sadece 12 yaşındaydım. canlı gösteriyi izlerken büyülendiğimi hatırlıyorum. beni oldukça yetişkin filmlerin olduğu film festivallerine de götürürdü ve bana lolita'nın (vladimir nabokov'un) ilk bölümünü okuduğunda 'edebiyat tam olarak budur' demişti.


belki biliyorsunuzdur nick cave, iki oğlunu kaybetti; birisi genç yaşta (arthur, 15) kayalıklardan düşmüştü, diğeri jethro 31 yaşındayken ölmüştü. böylesine büyük acıların altından kalkmak için, sanırım ya hayattan vazgeçmek ya da bir şeyler yapmak gerekiyor. nick cave başa çıkmayı seçiyor. 2018'de red hand files adlı blogunu kuruyor. bu blog, insanların kendisine seçtikleri bir konu hakkında soru sorabilecekleri bir çevrimiçi forum ve haftada bir soruları yanıtlamaya çalışıyor.


burayı (red hand files) arthur'un ölümüyle ilgili hissettiklerimi ifade etmeye çalışmak için kullanıyorum. red hand files'da kayıpla ilgili bir tür hüzün nehri akıyor ve bunun dünyaya bakış açımı gerçekten renklendirdiğini düşünüyorum.
gerçekten yapmaya çalıştığım şey, insanlara bir şekilde bunun böyle olmak zorunda olmadığını ve hissettikleri kederin ötesinde bir dünya olduğunu bildirmek.
devamını gör...
(bkz: bitimsiz bir karizma)
devamını gör...
madem bugün nick cave hakkında güzel güzel entryler geldi. bir kaç trivia da biz verelim. hem sanat yaşamı hem de özel hayatı ile ilgili.

1- kendisinin yazdığı bir çokt kitap vardır. 88 yılında lydia lunch ile beraber yazdığı king ınk isimli; şiir, şarkı sözleri, kısa tiyatro metinlerinin olduğu bir kitap. 89 yılında batı berlin'de yazdığı, euchrid eucrow adında, doğuştan dilsiz ve toplum dışına itilmiş bir karakteri anlattığı (bkz: eşek meleği gördü) romanı. 93 yılında yine lydia lunch ile yetişkinlere yönelik bir çizgi roman olan as-fıx-e-8'i yazdı. son olarak da 2009 yılında (bkz: bunny munro'nun ölümü) isimli seksomanyak bir satış elemanını anlattığı yer altı edebiyat olarak adlandırabileceğimiz bir roman yazdı.

ben bunny munro ve eşek meleği gördü romanlarını okudum sadece. iki kitap da biraz rahatsız edici ancak bunny munro kitabını bitirmek harbiden zor iş. tanıklarım var. (bkz: milkşeyh). ancak eşek meleği gördü kitabı kesinlikle çok daha başarılı.

2- bunny munro'nun ölümü kitabının bir bölümünde kahramanımız bunny bir mekana girer, girdiği mekandaki tvlerde kylie minogue'un spinning around klibi oynamaktadır. nick abimiz o klipte kylie minogue'un giydiği sarı bikini ve kylie ablamızın gödüşü ile ilgili denişik söylemlerde bulunur. kitap 2009 yılında çıktı. kylie minogue ile nick abimiz 95-96 senelerinde bir beraberlik yaşadı, bahsi geçen klip ise 2000 yılında yayınlandı. beraberliklerini nick abimiz; romantik ama platonik bir aşk olarak değerlendirirken, minoguee ablamız karmaşık ama öze şeklinde niteledi. ayrıca, cave'in the ballad of robert moore and betty coltrane şarkısını minogue'e ithaf ettiği konuşulur ancak bence uzak bir ihtimal. minogue ve nick cave abimizin yaptığı en güzel iş olan where the wild roses şarkısı ile ilgili uzun bir entryi ilgili başlığa yazmıştım. bakınız; #57782
o şarkının en güzel live performunu ekleyip diğer maddeye geçeyim.




3- murder ballads albümünde nick cave abimiz çeşitli gerçek/kurgu cinayet hikayelerini anlatır. bir üstteki maddede bahsettiğim, kylie minogue ile yaptığı where the wild roses grown şarkısı ve pj harvey ile yaptığı henry lee şarkısı eski folk hikayelerin nick cave tarafından yeniden söz yazılıp, bestelendiği eserlerdir. where the wild roses grown entrymde şarkının kökenini uzun uzun anlatmıştım. henry lee'nin daha eski bazı versiyonları şöyle;
judy henske - love henry
earl richard
love henry - bob dylan

hadi bu şarkı ile ilgili biraz daha magazin yapalım. şarkının klibinin sonunda nick abimiz ve pj harvey öpüşürker. nick babuş bunun doğaçlama olduğunu, bir anda geliştiğini söyler. şarkının yayınlandığı yıl sevgili olurlar ancak bu ilişki de kısa sürer. şarkının klibi;




ben bu şarkının ünlü amerikalı seri katil henry lee lucas ile ilgili olduğunu düşünürdüm ancak netflix'te henry lee lucas'ı odak noktasına alan (bkz: the confession killer) belgeselini izlediğimde anladım ki, alakası yok. o belgesele de bu tarz konularla ilgili olanlar bakmalı.

4- murder ballads albümünden devam edelim. henry lee ve where the wild roses grown şarkılarını çok sevsem de, benim o albümdeki favori şarkım kesinlikle ve kesinlike song of joy'dur. onunla ilgili de yazdık bir entry de silkine takan olmadı. okumak isteyenler için; #73943

bu şarkı nick cave'in yazdığı, monolog şeklinde ilerleyen, sözlerini okuduğunuzda ters köşe yapan bir sinema filmi gibidir. yönetmen olsam filmini çekmek için ölüp geberebileceğim kadar iyi bir hikayeye sahiptir. ayrıntılar yukarıya eklediğim entryde.

5- kendisinin sinemaya yönelik müzik, senaryo, oyunculuk gibi çalışmaları da var. hepsine hakim değilim. ancak hayatının anlatıldığı, hayatından kesitleri gördüğümüz dünyada 20.000 gün belgeselini kesinlikle tavsiye ederim.

bunun haricinde göçebe kuşlar odaklı, zamanının son teknolojisini kullanmış (bkz: winged migration) belgeselinin müziklerini yapmıştır. onu da yazmıştık zamanında. #3134357
o belgesele yaptığı verse le nord isimli enstrümental şarkı to be by your side adında müthiş bir aşk şarkısına dönüşmüştür. bakınız;


ayrıca; (bkz: the assassination of jesse james by the coward robert ford) filminin soundtracklerini yapmıştır. nefistir. soundtrack albümünün oynatma listesi;




6-kendisinin ilk grubu; birthday party'dir. nick cave and the bad seeds, grinderman ve solo projeleri de bulunmaktadır.

7- red hot chili peppers'ın basçısı flea tarafından tapınılırcasına sevilmektedir ancak aralarında toksik başlayıp güzel devam eden bir abi-kardeş ilişkisi mevcuttur. onu da şurada anlattık. #3121739
beraber yaptıkları mütüş çalışma da aşağıda;




8- #3628767 numaralı entryde sevgili @hayalperestin günlüğü'nün yazdığı üzere, 14 yaşındaki oğlu arthur'u kaybettikten sonra skeleton tree/2016 ve 2019 yılında yaptığı ghosteen isimli albümler oldukça acı, duygu yüklü albümlerdir. resmen kaybettiği oğluna ağıt niteliğinde bu iki albüm. henüz izleyemedim ancak 2016'daki skeleton tree albümünden sonra yapılan siyah beyaz bir belgesel olan one more time with feeling'de; albümün yapım süreci, nick cave'in yas süreci anlatılır.

9- nick cave abimiz türkiye'de şu ana kadar 3 konser verdi.

* 9 temmuz 2001 – harbiye açıkhava. o zamanlar ben 7 yaşında bir veled idim.
*10 temmuz 2018 – küçükçiftlik park - ki bu gelişinde ben askerde idimi o kadar çok üzülmüştüm ki kaçırdığıma. işte o konser günü nevizade'de takılan, benim ise bick cave abimizi kaçırdığım için insta storyime attığım isyanın fotosu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

* 21 ağustos 2022, parkorman konseri. o zamanki maaşımın yarısını verip kız kardeşim ve kendim için bilet aldım. o gün yaşadıklarımla ilgili uzun uzun yazdığım bir başka entry; #2726853 ne gündü beee.

10-nick abi denince aklımıza gelen siyah takım elbise olayı tamamen tembellik kaynaklıymış. bbc'ye verdiği bir röportajda şöyle diyor. kaynak.

"bunun sebebi çoğunlukla biraz tembel olmam ve buna pek ilgi duymamam," diyor. "sabahleyin takım elbise giymek kolay. ne giydiğim konusunda böyle düşüncelerim yok. sadece takım elbise giyiyorum. rock yıldızlarının basit çizilmesi gerektiğini düşünüyorum. çok karmaşık olamazlar."


11- nick babuşun hayran olduğu, onun müziğini ve şarkı sözlerini etkileyen bazı büyük isimler var. bob dylan'dan yukarda bahsetmiştim. diğerlerine bakalım.

johnny cash - nick cave cash'in müziğine, sözlerine hayrandır. yaptığı mercy seat şarkısını johnny cash de yorumlamıştır. cave'in bu yorum hakkındaki yorumu şu şekildedir;

when johnny cash did “the mercy seat,” that meant a lot. ıt’s like people can say whatever they like about me, but fucking johnny cash did a cover of the mercy seat, my song, so go fuck yourself, basically. so, these things to me are validations of what ı am doing, it feels great.”

johnny cash ‘the mercy seat’i söylediğinde benim için çok büyük anlamı vardı. insanlar hakkımda ne derse desin umurumda değil çünkü lanet olsun, johnny cash benim şarkımı coverladı. yani kısaca, ‘hadi oradan’ diyebilirim herkese.
bu tarz şeyler, yaptığım işin bir tür onayı gibi geliyor bana. harika hissettiriyor.

bu şarkıda da denişik bir durum var. nick cave cinayet nedeniyle idama mahkum edilmiş bir mahkumun ağzından söyler şarkıyı. şarkı boyunca ben masumum, bişi yapmadım, gerçeği söylüyorum diye takılırken son kıtada şarkıyı korkarım ki yalan söyledim diye bitirir. onu da şurada yazdık. #3130968
the mercy seat - nick cave and the the bad seeds
johnny cash - the mercy seat

leonard cohen
nick cave'in leonard cohen hayranı olduğu bir gerçek. cohen'in 71 yılında yaptığı avalanche şarkısını 84 yılında piyanonun hakim olduğu çok daha karanlık bir tonda yeniden yorumlamıştır ve bence enfes ötesi olmuştur. bakınız;




louis armstrong
hepimizin bildiği what a wonderful world şarkısının nick cave versiyonu da o kadar lezizdir ki, anlatılmaz yaşanır. bakınız;




pulp
nick abimiz pulp'un disco 2000 şarkısını da kendi tarzında yorumlamış, bambaşka bir hava getirmiştir bu ikonik şarkıya. nick cave versiyonu için bakınız;




t. rex'in - cosmic dancer şarkısına getirdiği yorum için söyleyecek söz bulamıyorum. özellikle son kısmı fazla fazla güzel. nick cave versiyonu için bakınız;




son olarak

12: artık bilmeyen var mıdır bilmiyorum ama ünlü dizi the peaky blinders'ın jenerik müziği kendisinin red right hand şarkısıdır. shrek 2'de de shrek'in yakışıklı olup fiona'yı kaybettikten sonra bara gidip içtiği sahnede people ain't no good çalar. harry potter ve ölüm yadigarları'nın birinci filminde harry ve hermione'nin dans ettiği kısımda ise o'children çalmaktadır. ki bu şarkı da; nazilerin katlettiği, trenlerle ölüm kamplarına yolladığı çocuklara yazılmıştır.

daha pek çok trivia ilerleyen dönemlerde gelecek, şu an için yoruldum. nick cave bir idol, bir baba, bambaşka biridir benim için. seni çok seviyorum babuş. canlı dinlediğim için çok mutluyum, her ne kadar o gece benim için doğru düzgün bitmese de.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"nick cave" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim