1.
ne olmuş kırkımda(birgün olacağım) hala okuyorsam dedikten sonra kendimi onaylamak için söylediğim tatmin edici cümle.
anlamıyorum 25 yaş üstü insanlar sınavlara girip üniversite okuyorsa yada okumak istiyorsa yada sertifikalar eğitimler alıyorsa ne oluyor bu etraftakilere size zararı ne ,neden takılıyorlar tercih benim hayat benim size neeeee.....
kendini geliştirmek eğitmek için destek almanın nesi kötü olabilir.(karşımda kendilerini cahil hissediyor olabilirler bişey diyemem:))))
okuyun, kitap okuyun, dergi okuyun, ders okuyun,duvar yazısı okuyun ne okursanız okuyun bir kelime bazen çok şey anlatır..
anlamıyorum 25 yaş üstü insanlar sınavlara girip üniversite okuyorsa yada okumak istiyorsa yada sertifikalar eğitimler alıyorsa ne oluyor bu etraftakilere size zararı ne ,neden takılıyorlar tercih benim hayat benim size neeeee.....
kendini geliştirmek eğitmek için destek almanın nesi kötü olabilir.(karşımda kendilerini cahil hissediyor olabilirler bişey diyemem:))))
okuyun, kitap okuyun, dergi okuyun, ders okuyun,duvar yazısı okuyun ne okursanız okuyun bir kelime bazen çok şey anlatır..
devamını gör...
2.
annem ortaokula kadar okumuş. taa ki ben ve kardeşim üniversitedeyken (çok kardeşlilik ve imkansızlık nedeniyle içinde kalan okuma aşkını) hatunu gaza getirdik ve açık lise bitirdi.
sonrasında, babamın da kardeşimle bana destek olması sayesinde açık öğretim sosyoloji bölümünden 60 yaşındayken mezun oldu. (hehehe kardeşimle birlikte anamı götürdüğümüz bi sınavda, okulun bahçesinden binanın içine girene kadar arkasından bağırıp durduk: şıkları doğru işaretle, sakın kaydırma yapma, bir soruya çok takılma zaman kaybetmeden diğerine geç diye.. içimizde kalmadı ohh :))
babam da yine çok kardeşlilik ve imkansızlık ve ailenin büyüğü olarak okuyamayangillerden. hayatı geç saatlere kadar çalışmakla geçince, kitap okuma gibi bir alışkanlığı da olmamış tabi.
kanser olduktan sonra, bir dönem yoğun bakımda yattı. (yaklaşık 60 yaşında idi) görmemize izin vermiyorlardı, biz de kitapların içine notlar yazarak görevliyle gönderiyorduk. gel zaman git zaman, adam kitap kurdu oldu çıktı. hatta bir defasında, yanına sadece 1 kişi alındığı için anam girmişti de, bozuk atmış: kitap niye getirmediniz, demiştim o kadar, okuduğum kitap bitmek üzere diye...
anamla hastaneden çıkıp ilk gördüğümüz kitapçıya dalmıştık.
hemşirelere rüşvet eriği alıp, babama kitapları ulaştırmayı başarmıştık.
şuan ailede bir medya sosyoloğumuz bir de alamut profesörümüz var :)
okumanın yaşı yok
üstelik en güzel emir 'oku' der iken, okumanın yaşı olmaması lazım zaten
sonrasında, babamın da kardeşimle bana destek olması sayesinde açık öğretim sosyoloji bölümünden 60 yaşındayken mezun oldu. (hehehe kardeşimle birlikte anamı götürdüğümüz bi sınavda, okulun bahçesinden binanın içine girene kadar arkasından bağırıp durduk: şıkları doğru işaretle, sakın kaydırma yapma, bir soruya çok takılma zaman kaybetmeden diğerine geç diye.. içimizde kalmadı ohh :))
babam da yine çok kardeşlilik ve imkansızlık ve ailenin büyüğü olarak okuyamayangillerden. hayatı geç saatlere kadar çalışmakla geçince, kitap okuma gibi bir alışkanlığı da olmamış tabi.
kanser olduktan sonra, bir dönem yoğun bakımda yattı. (yaklaşık 60 yaşında idi) görmemize izin vermiyorlardı, biz de kitapların içine notlar yazarak görevliyle gönderiyorduk. gel zaman git zaman, adam kitap kurdu oldu çıktı. hatta bir defasında, yanına sadece 1 kişi alındığı için anam girmişti de, bozuk atmış: kitap niye getirmediniz, demiştim o kadar, okuduğum kitap bitmek üzere diye...
anamla hastaneden çıkıp ilk gördüğümüz kitapçıya dalmıştık.
hemşirelere rüşvet eriği alıp, babama kitapları ulaştırmayı başarmıştık.
şuan ailede bir medya sosyoloğumuz bir de alamut profesörümüz var :)
okumanın yaşı yok
üstelik en güzel emir 'oku' der iken, okumanın yaşı olmaması lazım zaten
devamını gör...