orijinal adı: o alquimista
yazar: paulo coelho
yayım yılı: 1988
dünya çapında fazlaca okunan eser, mevlana celaleddin-i rumi'nin mesnevi (kitap)'sinde bulunan öyküden ilham alınarak yazılmıştır. kitap, papaz okuluna giden çoban santiago'nun bir gün rüyasında mısır piramitleri'nde hazinesi olduğunu görmesini ve bu rüyadan etkilenerek yola çıkmasını konu alıyor.
yazar: paulo coelho
yayım yılı: 1988
dünya çapında fazlaca okunan eser, mevlana celaleddin-i rumi'nin mesnevi (kitap)'sinde bulunan öyküden ilham alınarak yazılmıştır. kitap, papaz okuluna giden çoban santiago'nun bir gün rüyasında mısır piramitleri'nde hazinesi olduğunu görmesini ve bu rüyadan etkilenerek yola çıkmasını konu alıyor.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "ofsaytı biliyorum" tarafından 08.11.2020 01:38 tarihinde açılmıştır.
41.
paulo coelho tarafından yazılmış olan, 1988 yılında yayımlanan roman.ispanya'dan kalkıp mısır piramitleri'nin eteklerinde hazinesini aramaya giden endülüslü çoban santiago'nun masalsı yaşamının felsefi öyküsüdür.konusu,akıcılığı ile her sayfasında merak uyandıran güzel bir eser.
devamını gör...
42.
saniyorum paulo coelho'nun en unlu romani. kitabi cok seveni de var, gereksiz metalastirildigini dusunen de. kendimden bir seyler buldugumdan midir nedir benim icin de en'lerin kitaplarindandir. hikayesi cok basittir aslinda.
her sey santiago adinda enduluslu bir gencin, ust uste gordugu bir ruyanin pesine dusmesiyle baslar. olaylar da kisa ve tek duze bir sekilde devam edegelir. hikayesi,gelisen olaylar cok siradan ve yalindir ama bilincaltina verilen mesajlar kitabin adina yakisir niteliktedir bence.
simyaci macerasina siradan bir coban olarak baslar. yolculugu, daha dogrusu hedefledigi hazinesi onu hic hesabinda olmayan asıl degerli hazinelerine cikarir. . .
gideceginiz istikametten cok yolculugunuzu sevin. hedeflerinizden once de ugrunda cektiginiz sikintilara odaklanin der. cunku asil ödulun bunlar yolunda elde edilen tecrube degisimin icinde oldugunu dile getirir.
kitapta cokca gecen bir terim vardir bu arada.kişisel menkıbe olarak adlandirilmis. yani hayat amaciniz, gerceklestirmek istediginiz beklentileriniz/adanmisliklariniz anlaminda kullanilir.
kitap tabiriyle kisisel menkibelerinizi de gerceklestirirken, gizemli gucler (yani olumsuz gorunen engeller) tarafindan sekteye ugratilabilirsiniz. lakin gercek manada istemeniz ve kisisel menkibenize sadik kalmanizla evren hatta yazginiz size istediginizi vermek konusunda yardimci olacaktir-denir.
bir sey istedigin zaman butun evren arzunun gerceklesmesi icin isbirligi yapar...
bana gore hakikaten bir basucu eseri. hem fazlasiyla surukleyici hem de anlasilabilirligi kolay bir kitap. hem ince hem kalin, hem sade hem derin.
her sey santiago adinda enduluslu bir gencin, ust uste gordugu bir ruyanin pesine dusmesiyle baslar. olaylar da kisa ve tek duze bir sekilde devam edegelir. hikayesi,gelisen olaylar cok siradan ve yalindir ama bilincaltina verilen mesajlar kitabin adina yakisir niteliktedir bence.
simyaci macerasina siradan bir coban olarak baslar. yolculugu, daha dogrusu hedefledigi hazinesi onu hic hesabinda olmayan asıl degerli hazinelerine cikarir. . .
gideceginiz istikametten cok yolculugunuzu sevin. hedeflerinizden once de ugrunda cektiginiz sikintilara odaklanin der. cunku asil ödulun bunlar yolunda elde edilen tecrube degisimin icinde oldugunu dile getirir.
kitapta cokca gecen bir terim vardir bu arada.kişisel menkıbe olarak adlandirilmis. yani hayat amaciniz, gerceklestirmek istediginiz beklentileriniz/adanmisliklariniz anlaminda kullanilir.
kitap tabiriyle kisisel menkibelerinizi de gerceklestirirken, gizemli gucler (yani olumsuz gorunen engeller) tarafindan sekteye ugratilabilirsiniz. lakin gercek manada istemeniz ve kisisel menkibenize sadik kalmanizla evren hatta yazginiz size istediginizi vermek konusunda yardimci olacaktir-denir.
bir sey istedigin zaman butun evren arzunun gerceklesmesi icin isbirligi yapar...
bana gore hakikaten bir basucu eseri. hem fazlasiyla surukleyici hem de anlasilabilirligi kolay bir kitap. hem ince hem kalin, hem sade hem derin.
devamını gör...
43.
bir hristiyan tarafından yazılmış müslümanlığın bana göre temelini oluşturan tasavvufu en iyi şekilde özümseyen ve anlatan kitaptır. bakış açınızı değiştirir kalbinizi dünyaya açmanızı sağlar
devamını gör...
44.
santiago melkisedek adlı yaşlı bir adamla tanışır. melkisedek ona menkıbesini gerçekleştirmesi gerektiğini, on koyun karşılığında, hazinenin mısır’da piramitlerin yanında olduğunu söyler ve urim vetummim adlı siyah ve beyaz iki taş verir. siyah olanın evet, beyaz olanın hayır anlamına geldiğini, işaretler yazımlamayı başardığı zaman ona yardım edeceğini belirtir. ve santiago'nun hikayesi böyle başlar .
devamını gör...
45.
şu hayatı ömrümün son senesinde okumayı başarabildiğim bir romandır. öyleee abartıldığı, göklere çıkarıldığı kadar beğenmedim. lakin güzel ve derin mesajlar veren bir kitap olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
46.
90lar ortası ünlü oldu. kız tavlarım diye o kadar çok geri zekalı masasının üstüne koydu ki kafelerde vs... sırf o yüzden bir kaç yıl sonra okudum herkesten, gazeteyle kaplayıp.
finali iyidir.
finali iyidir.
devamını gör...
47.
santiago isimli bir çobanın bir hazineyi arayışını anlatıyor bu kitabımız. insanın yaşam amacından bahsediyor. bir yaşam amacımızın, herkesin kendine özgü bir hikayesinin olduğu ve bunu gerçekleştirmek için bizim şansımızın olduğunu görmemiz gerektiğini söylüyor sanki. şu hayattaki her şey bir sonraki şeye hizmet ediyor ve bizim bu aşamaları görmemiz bunlardan en iyi şekilde faydalanmamız gerek. önümüzde hayatın bize hazırladığı bir yol var, bu yolu bitirmek bizim elimizde; kimileri bu yolu bulamıyor, kimileri tamamladığında boşluk hissinin oluşacağından korkuyor, kimileri de yolu tamamlayıp yaşamının doyumuna ulaşıyor ve hayatının anlamını tamamlıyor.
devamını gör...
48.
kesinlikle herkesin okuması gereken, ufuk açan bir kitaptır. kişinin kendi içinde özünde kendini ve dünyayı arama olan fakat bunu farklı bir araç ile yapan daha doğrusu okuyucuya anlatan bir yazarın en güzel kitaplarından biridir.
bir kişinin kendi hayatındaki önemli seçimlerin nasıl yapılması gerektiği, seçilen durumdan ilerlerken her zorlukta bir diğer seçeneğin nasıl olacağının akla gelmesi, bazen bir zamanlar aklınızı kurcalayan fakat sonradan unutmaya alıştığınız şeylerin ve kişilerin karşınıza tesadüf eseri tekrar ortaya çıkışı, aslında insanların göz önünde hatta kendi ağızlarıyla kendilerine inanılmaması gerektiğine vurgu yapan aynı zamanda her şeye ve herkese rağmen güvenilebilir kişilerin de dünya üzerinde bulunduğunu ve diğer insanlarla karşılaştıran sonra iyi olanı diğerlerine benzetmeyip yine de dikkatli bir şekilde yaklaşıp o kişiye ulaştığınızda ve bağlandığınızda kişinin değerini bilerek o kişiyle yaşamayı ve " her şey bitti. " denildiğinde aslında her şeyin yeniden başladığını anlatan etkileyici (benim açımdan) bir kitap. şiddetle tavsiye ederim. her şeyi kitap bittiği vakit daha iyi anlıyorsunuz. özellikle sonu " insan hep burnunun ucundakini göremez. " sözünü bana hatırlattı.
bir kişinin kendi hayatındaki önemli seçimlerin nasıl yapılması gerektiği, seçilen durumdan ilerlerken her zorlukta bir diğer seçeneğin nasıl olacağının akla gelmesi, bazen bir zamanlar aklınızı kurcalayan fakat sonradan unutmaya alıştığınız şeylerin ve kişilerin karşınıza tesadüf eseri tekrar ortaya çıkışı, aslında insanların göz önünde hatta kendi ağızlarıyla kendilerine inanılmaması gerektiğine vurgu yapan aynı zamanda her şeye ve herkese rağmen güvenilebilir kişilerin de dünya üzerinde bulunduğunu ve diğer insanlarla karşılaştıran sonra iyi olanı diğerlerine benzetmeyip yine de dikkatli bir şekilde yaklaşıp o kişiye ulaştığınızda ve bağlandığınızda kişinin değerini bilerek o kişiyle yaşamayı ve " her şey bitti. " denildiğinde aslında her şeyin yeniden başladığını anlatan etkileyici (benim açımdan) bir kitap. şiddetle tavsiye ederim. her şeyi kitap bittiği vakit daha iyi anlıyorsunuz. özellikle sonu " insan hep burnunun ucundakini göremez. " sözünü bana hatırlattı.
devamını gör...
49.
"arkada bıraktığın şeyleri düşünme," dedi simyacı, atlarıyla çölün kumlarında ilerlerlerken. her şey evren'in ruhu'na kazınmıştır ve ebediyen orada kalacaktır.
"insanlar gitmekten çok geri dönüşü hayal ediyorlar," dedi, çölün sessizliğine -yeniden- alışmış olan delikanlı.
"bulduğun şey, saf maddeden yapılmışsa hiçbir zaman çürümeyecektir. ve oraya bir gün geri döneceksin. bir yıldız patlaması gibi bir anlık ışıktan başka bir şey değilse o zaman geri dönüşünde hiçbir şey bulamayacaksın. gene de en azından bir ışık patlaması görmüş olacaksın. yalnızca bu bile, yaşamış olmanın zahmetine değer.
bu paragraf beni vurdu, yıllardır içimde yanan bir ateşin adını koymama yardım etti.
aynı hissi parfümün dansı ve nadja'da da hissetmiştim. büyük adamsın paulo.
devamını gör...
50.
"aşkın, bir erkeğin kendi kişisel menkıbesinin peşinden gitmesine engel olmadığını anlaman gerekiyor. böyle bir şey söz konusu olduğu zaman bil ki evren'in dili'ni konuşan aşk değildir bu, yani gerçek aşk değildir."
çok bilinen ve hakkında çok konuşulan bir kitap. uzun zamandır merak ediyordum ben de ancak bugün kısmet oldu. aynı isimli, jorge angel'dan bir kitap okumuştum. aralarındaki tek benzerlik simyacılık ve felsefe taşıydı. ancak paulo'nun simyacı'sı daha detaylı ve uzun bir serüvenden bahsediyor.
♤♤♤♤
santiago isimli bir gencin kendi kişisel menkıbesinin peşinden koşmasını anlatıyor. amacı için, endülüs'teki kendi sıradan hayatından, ailesinden, çobanlık ettiği koyunlarından ve aşık olduğu çöl kadınından vazgeçiyor. rüyasında gördüğü bu hazineye ulaşmak için türlü sıkıntılar ile karşılaşıyor ancak evren, amacına ulaşmasını delikanlıdan da fazla istiyor ki ona her zorlukta yardım edecek birini çıkarıyor karşısına.
ayrıca sık sık "her şeyin bir ve tek şey" olduğu tekrarlanıyor. bu da bana, bektaşilik felsefesindeki ınsan-ı kâmil'i anımsattı biraz. bu felsefeyi takip eden sufiler de "vahdet-i vücût" fikrini benimsiyorlar genel olarak. yani her şey "bir'dedir, bir'de mevcuttur."
tabii endülüs hristiyanlarından, denizin karşısındaki müslüman arap'ların bölgesine geçene kadar farklı inanışlardan bahsediliyor. her kültürün bir diğer inanca benzemesi de oldukça normal olabilir.
"sorun şu ki, her gün yeni bir yere gittiklerinin farkına varmıyorlar. otlakların değiştiğini, mevsimlerin birbirine benzemediğini anlamıyorlar. çünkü yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yok."
çok bilinen ve hakkında çok konuşulan bir kitap. uzun zamandır merak ediyordum ben de ancak bugün kısmet oldu. aynı isimli, jorge angel'dan bir kitap okumuştum. aralarındaki tek benzerlik simyacılık ve felsefe taşıydı. ancak paulo'nun simyacı'sı daha detaylı ve uzun bir serüvenden bahsediyor.
♤♤♤♤
santiago isimli bir gencin kendi kişisel menkıbesinin peşinden koşmasını anlatıyor. amacı için, endülüs'teki kendi sıradan hayatından, ailesinden, çobanlık ettiği koyunlarından ve aşık olduğu çöl kadınından vazgeçiyor. rüyasında gördüğü bu hazineye ulaşmak için türlü sıkıntılar ile karşılaşıyor ancak evren, amacına ulaşmasını delikanlıdan da fazla istiyor ki ona her zorlukta yardım edecek birini çıkarıyor karşısına.
ayrıca sık sık "her şeyin bir ve tek şey" olduğu tekrarlanıyor. bu da bana, bektaşilik felsefesindeki ınsan-ı kâmil'i anımsattı biraz. bu felsefeyi takip eden sufiler de "vahdet-i vücût" fikrini benimsiyorlar genel olarak. yani her şey "bir'dedir, bir'de mevcuttur."
tabii endülüs hristiyanlarından, denizin karşısındaki müslüman arap'ların bölgesine geçene kadar farklı inanışlardan bahsediliyor. her kültürün bir diğer inanca benzemesi de oldukça normal olabilir.
"sorun şu ki, her gün yeni bir yere gittiklerinin farkına varmıyorlar. otlakların değiştiğini, mevsimlerin birbirine benzemediğini anlamıyorlar. çünkü yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yok."
devamını gör...
51.
kitap güzeldi, ama bu kadar abartilmayi hakedip etmediği tartışılır. sonunu tam olarak anlamadım, yüksek bir beklentiyle okumaya başlamıştım belki bu nedenle beklentimi karşılamadı.
devamını gör...
52.
mısır piramitlerinde hazine arayan bir çobanın hikayesini anlatan kitap.
böyle söyleyince çekici bir yanı yokmuş gibi gelebilir ama asla öyle değil.bakacak olursak rüyasından yola çıkarak bir arayışa girdiğiyle konu dönüyor. önce falcıya anlatıyor rüyasını çoban konuşma hoşuna gitmeyince sonra yaşlı bir adama* anlatıyor. onunla sohbetinden sonra yolculuğu başlıyor diyebiliriz. adamın konuştukları, verdiği taşlar yol gösterici oluyor. tabii yolda başka kişilerle de tanışıyor, olaylar bir ara akışını değiştiriyor. zaman geçiyor ama sonunda asıl hedefine, isteğine ulaşıyor. bu hedefe ulaşırken anlaşılan şey ise hedefe gidilen yolda inanç ve istekle devam etmek. adımlarımızı korkmadan atabilmek, ulaşmak istediğimiz için çabalamaya devam etmek. yani yolun sonundan çok yolda olanlar bizi geliştiren ve yarar bulmamızı sağlayan aslında. sonuç olarak güzel bir kitap, okunmalı.
böyle söyleyince çekici bir yanı yokmuş gibi gelebilir ama asla öyle değil.bakacak olursak rüyasından yola çıkarak bir arayışa girdiğiyle konu dönüyor. önce falcıya anlatıyor rüyasını çoban konuşma hoşuna gitmeyince sonra yaşlı bir adama* anlatıyor. onunla sohbetinden sonra yolculuğu başlıyor diyebiliriz. adamın konuştukları, verdiği taşlar yol gösterici oluyor. tabii yolda başka kişilerle de tanışıyor, olaylar bir ara akışını değiştiriyor. zaman geçiyor ama sonunda asıl hedefine, isteğine ulaşıyor. bu hedefe ulaşırken anlaşılan şey ise hedefe gidilen yolda inanç ve istekle devam etmek. adımlarımızı korkmadan atabilmek, ulaşmak istediğimiz için çabalamaya devam etmek. yani yolun sonundan çok yolda olanlar bizi geliştiren ve yarar bulmamızı sağlayan aslında. sonuç olarak güzel bir kitap, okunmalı.
devamını gör...
53.
lisede okudugum ve benim icin cok ozel yeri olan kitap. hayatin sirrini cozecekmis gibi hissettirmisti okurken ve karakter ile beraber sanki ben de yasamistim olaylari. ayni yazardan brida'yi okuyorum, cok yavas okuyorum.
devamını gör...
54.
yazarın herhangi bir öteki kitabı gibi cırt bi kitap, tek farkı herhalde en çok satanı olması. pseudo-edebiyat. paulo abim beyaz yaka silkeleme işlerine taa 80’lerde başladığı için takdiri hak edebilir ama o ayrı.
devamını gör...
"simyacı (kitap)" ile benzer başlıklar
simyacı
2