göbeği sobaya hiç değdirmemiş gibi şu görseli bırakalım*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
nostaljiktir.
yine 90'ların çocukları tadını çıkarabilmiştir. portakal kabuğu, kestane filan başka ama onun yanında leğende yıkananlar burda mı? yada soba yanında o tatlı uykuya dalanlar... sabaha karşı söner o kısım zordur. yorganın altından çıkmak ölüm gibi gelir.

o evlerin camları da buz tutar... kaloriferli evlerin lüks olduğu zamanlar.
devamını gör...
kurması, sökmesi, doldurması, boşaltması zahmetli olsa da yaydığı sıcaklık zevk veriyor. evde birden fazla radyatör de bulunsa sobanın ısıttığı gibi ısıtamıyorlar bazı zaman.
devamını gör...
dışardan bakan için çok tatlı gelen fakat yaşayanlar için binbir zorluğu olan şeydir. doğalgazlı evimizde oturup ''ah ne kadar da güzel sobalı ev , üzerinde kestane pişirmek ya da portakal kabuğu koymak çok nostaljik'' dediğimiz anlarda sobası olan insanlar dondurucu soğukta dışardan kömür getirmeye gidiyor.
devamını gör...
oğlum kapıyı açık tut da içerisi ısınsın
devamını gör...
gece sobanın yanında uyumak ve uyumadan önce tavana vuran ateşin ışığını izlemek.
devamını gör...
kim ne derse desin gariban evidir. birçok insan bu garibanlığı tattı, yaşadı.
devamını gör...
küçükken sobalı kerpiç bir evde büyüdüm, ve en çok da sobanın başında uyumayı severdim. biraz havaleye beş kala biraz kemiklerinin ısınması miiiiss
devamını gör...
ıçi beni dışı seni yakar diye tanımlayacağım bir başlık. dışarıdaki insan için otantik, sıcak, samimi olarak görülür ama gel gör ki sobalı evde yaşayan için bu hiç de öyle değildir.
devamını gör...
ben hâlâ yaşıyorum sobalı evde.

odun kaç para haberiniz var mı?

o sobanın önünde yapılan seksin tadından da haberiniz yoktur.
devamını gör...
isi pisliği derken insanı yoran ama bu gidişle doğalgaz sıkıntısı şehirleri vurduğunda hemen hemen herkesin muhtaç olacağı ev tipi. üstelik benim evimde odalarda baca deliği bile yok, nereme kuracaksam sobayı. * artık sahibinden.com ya da letgo da üç beş tane katalitik soba var. odunlu kömürlüsünü eve getiremiyorsak tüplü olanına mecburuz gibi.
devamını gör...
evet üzerinde kestane yapılması ve sıcaklığı bambaşkadır. fakat kurulumu ve sadece tek odayı ısıtması tercih edilmeme sebebidir.
devamını gör...
romantize edilmesini acilen durdurmamız gereken ev.

öncelikle; sobalı ev diye bir şey yoktur. yani bu biraz fazla kapsamlı bir ifade. sobalı oda demek daha doğru olur çünkü başka hiçbir odaya faydası olmuyor. ayrıca sobalı odaya girip çıkmak da bir süre sonra insanı pastörize ediyor. tuvalete gitmek için daha kapıyı açtığınız anda yüzünüze vuran o soğuk havayı hissetmek hiç de hoş değil. ya insan mutfağa su almaya bile gitmiyor. olur da bir kişi mutfağa gitmeye niyetlenirse hepimiz ona belirli isteklerde bulunuyoruz. gardiyandan sigara isteyen mahkûm gibi rüşvet veriyoruz lan neresi güzel?

ayrıca kestane olayı da öyle matah bir şey değil. bir gün iki gün pişirip sonra hevesinizi alıyorsunuz.
devamını gör...
''nostaljiktir'' demiş sevgili yazarlar. acı bir şekilde gülümsedim.
yazın bir kenara, ''gelecek''tir.
lokum demişti dersiniz.
bir servete aldığımız evlerde, baca deliği yok.
harıl harıl açmanın, açtırmanın yollarını arıyoruz, arayacağız.
devamını gör...
güzellikleri yeterince sayılmıştır değinmeyeyim ama zorlukları güzelliğinden çok daha fazla. kombi gibi açar açmaz yanmıyor maalesef. yakmak için yakacak alacaksın. yakacakların olduğu kömürlük gibi yere git-al-gel ve yal hiç de güzel değil. sobanın olduğu yer sıcacık olur da dğer odalar ve banyo buz gibi olur. sıcacık odadan banyoya geçmek işkence gibidir.
sobalı evlerin halılarında hep bi kıvılcım izi vardır. duvarları is tutar bahara kadar, leş gibi olur. tüller, perdeler de öyle. soba yanan yerlerin havası da pis olur. bazen dumandan göz gözü görmez.
yakacak taşıya taşıya ne omuz kalır ne de bel ağrımadık.
devamını gör...
kurması,sokmedi zahmetlidir ama yaydığı ısı zevk veriyor insana.karsisina gecipte ısınmak,közde pişmiş patates yapmak,kestane pişirmek çok zevklidir.
devamını gör...
mis gibi kızarmış ekmek kokusu... diğer odaya geçince kuzey kutbuna gelmiş hissi.
devamını gör...
bir yıl kadar van'ın çaldıran ilçesinde yaşadım. ilçede bir tane restaurant, bir pastane, bir öğretmen evi lokali ve hatta iki katlı olan sadece bir kaç tane bina mevcuttu o zamanlar, şimdi nasıldır bilemiyorum. gerisi tek katlı, bahçe içinde, ahırla dip dibe olan derme çatma evler... böyle seçeneklerin olmadığı bir ortamda az da olsa eve benzeyen bir ev tuttum. van'dan bana kalacağım sürede yetecek kadar da eşya temin ettim. sobada bu eşyalardan bir tanesiydi doğal olarak. standart olarak bir dolap, bir tv, bir kanepe, halı, masa, sandalye, mutfak malzemeleri falan derken ek olarak bir de büyükçe su ısıtıcılı bir banyo kazanı da bu eşyalara dahil oldu.

evin bir odası hiç kullanılmamak üzere ayrıldı ki kış bastırdıkça kullanılacağı henüz bilinmiyordu, tahta pervazlı pencereler ilçe namzetli köyümüzün usulleri gereğince kalın naylon poşetlerle dışarıdan kapatıldı. soba kuruldu. şirin, yaşanır bir hale getirildi evimiz. sabahları uyanıp mutfağa gittiğimde kapıyı açar açmaz -ki mutfakta geçireceğim süreyi minumumda tutmak suretiyle saniyeleri bile hesaplayarak geçiyorum soğuk yüzünden- mutfağın penceresinden aynı bahçeyi paylaştığım ev sahibinin koyunlarıyla göz göze geliyordum, kibar bir insan olarak ben onlara günaydın diyordum onlar da o kocaman siyah gözleriyle bana bakıp meeeliyor falan. * zira mutfak pencerem bir koyunun kafasını pencereden görebileceğim yükseklikte.

soba... çocukluğum sobalı evlerde geçti. soba sevgiydi, soba dibinde kedi gibi kıvrılıp uyumaktı sıcacık. annemin sobada pişirdiği tadı damağımda kalan çöreklerdi. fakat soba nasıl yakılırdı? odun gerek, kömür gerek. ne gerekiyorsa aldık efenim. getirdiler, yığdılar sofaya. yine kalın naylonlarla kapattık üstünü... fakat bu odunların kırılması gerekiyor. çünkü koca koca odunlar sığmıyorlar sobaya. eh aldık elimize baltayı, kır babam kır. çok zevkliydi bu arada odun kırmak.
önce odunlar güzelce tutuşacak ki kömürü atalım arkasından. hemen tutuşur mu odunlar, asla. hele ki acemiyseniz. zamanla bulduk yöntemini onun da. sonra kar kış kıyamet derken odunları içeri almak icap etti, çünkü nemli odun tutuşmuyor. eh güzel tutuşunca da çayı orada demlemek, yemeği o sobanın üzerinde yavaş yavaş pişirmek farzdır.

işte soba yakmayı böyle öğrendim ben de. elektrikli kazanla ilgili de malumat vereyim, efenim kışın orada sular çoğunlukla akmıyor, bir kaç saat o da ip gibi incecik aktığında hemen neyiniz var neyiniz yok doldurmanız gerek. kazanın birincil görevi bu, bir diğer hayati görevi ise banyo için sıcak su elde etmek elbette. fakat orada kullanılan elektriğin voltajı çok düşük olduğundan mütevellit kazandaki suyun ısınması için misal ertesi gün banyo yapacaksanız önceki akşamdan kazanın fişini takmanız gerek. şunu da belirtmem gerekir ki hiç elektrik faturası gelmedi orada bana. faturasız elektrik kullanmak ne demek? ev sahiplerinin her odasında ve hayvanlar donmasın diye ahırlarında elektrikli soba yakması demekmiş, sonradan öğrendim.
sobayla da ilişkilendirdiğim bu güzide köy pardon ilçemizle ilgili bir yıla epey anı sığdırdım. belki sonra başka anıları da yazarım. *
devamını gör...
sobalı ev samimiyet demektir. sobalı evde herkes bir aradadır. hem ısıtıcı hem ocak görevi görür. su kaynatma, yemek pişirme, ısıtma, kestane fındık kavurma gibi birçok işi yapabilmemizi sağlar. soba iyidir.
devamını gör...
parası olana şömine :))
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sobalı ev" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim