#sokakhayvanlarısahipsizdeğil
başlık "forth eorlingas" tarafından 26.12.2021 15:44 tarihinde açılmıştır.
1.
birinin bu başlığı açması lazımdı, sonuna kadar desteklediğim uygulama!
edit: evinde besle diyerek gelen kamillere inat :)
edit2: bi arkadaş da cins mins bi şeyler söylemiş o tipler bizden çok uzak tipler bromen, biz cins ayırmayız canlı canlıdır bizim gözümüzde, gücü ağzı dili olmayan canlılara yetenlere :) çünkü çocuklara tek zarar verebilecek canlılar sokak hayvanları dimi?
edit3: bazı aklı başında arkadaşlar çok güzel açıklarmışlar onlara teşekkür ediyorum, bu sözlüğe inancımı yitirmek üzereydim :)
edit: evinde besle diyerek gelen kamillere inat :)
edit2: bi arkadaş da cins mins bi şeyler söylemiş o tipler bizden çok uzak tipler bromen, biz cins ayırmayız canlı canlıdır bizim gözümüzde, gücü ağzı dili olmayan canlılara yetenlere :) çünkü çocuklara tek zarar verebilecek canlılar sokak hayvanları dimi?
edit3: bazı aklı başında arkadaşlar çok güzel açıklarmışlar onlara teşekkür ediyorum, bu sözlüğe inancımı yitirmek üzereydim :)
devamını gör...
2.
al evinde besle o zaman paşa.
devamını gör...
3.
aslında gayet sahipsiz ve saldırganlar.
sakın sokaklar onların ve biz gelip evler yaptık yaşam alanlarını ellerinden aldık edebiyatı yapmayın çünkü zeka seviyeniz ortaya çıkar.
siz sabahın köründe okula giden bir çocuğun korkusuna tanık oldunuz mu bilmiyorum ama illerin en iyi ilçelerinde oturup, sokak hayvanlarından haberdar olmayanlar gelip duyar kasmasın.
çok seviyorsanız direkt alın evinize diyeceğim ama muhtemel olarak cins hayvan sahiplenmeyi seçeceğiniz için ancak boş yaparsınız.
(bkz: hayvan sahiplenirken cins istemek)
sakın sokaklar onların ve biz gelip evler yaptık yaşam alanlarını ellerinden aldık edebiyatı yapmayın çünkü zeka seviyeniz ortaya çıkar.
siz sabahın köründe okula giden bir çocuğun korkusuna tanık oldunuz mu bilmiyorum ama illerin en iyi ilçelerinde oturup, sokak hayvanlarından haberdar olmayanlar gelip duyar kasmasın.
çok seviyorsanız direkt alın evinize diyeceğim ama muhtemel olarak cins hayvan sahiplenmeyi seçeceğiniz için ancak boş yaparsınız.
(bkz: hayvan sahiplenirken cins istemek)
devamını gör...
4.
ayni özeni ve heyecanı sokak çocukları sahipsiz değildir, şiddetin her türlüsüne hayır, kadına şiddete hayır, çocuk istismarının önüne geçildi vb. konularda da yapacaklara destekledigim söylem.
çünkü sosyal medya hesaplarında ya da ülkede affedersiniz ama şu üstte yazdığım konular bu kadar olay olmuyor. yanlış anlamayın olay oluyor, ama artık alışıldı mi nedir o gün kısa bir paylaşım yapıyor herkes sonrasında sessizlik.
ama niyeyse sokak hayvanları olunca mevzu olumlu ya da olumsuz anlamda ülkenin bütün basın yayın organları, hayvan sever insanlar, halk konu üzerine onlarca fikir üretiyor.
her canlının değerli olduğuna ve bu mantıkla evimdeki çiçeklere gözü gibi bakan, onlarca fidan diken, evinin önünde sokak hayvanlarını besleyen! birisi olarak sadece bazı durumlarda verdiğimiz tepkinin önceliğini ayarlamamiz gerektiğini düşünüyorum.
hani diyorsanız benim gözümde bir çocuğun zarar görmesi ile bir hayvanın zarar görmesi aynı, bu sebeple de hayatınızı bu felsefe düzleminde yaşıyorsanız (veganlik vs. gibi) size saygım sonsuz.
ama aga villada oturup, evinize eşyalarınıza zarar verir diye sokak hayvanlarını sadece sempati amaçli sokakta besleyip üzerine yargı dagitiyorsaniz o zaman bu biraz ciddiyetsiz oluyor.
çözüm sokak hayvanlarını kötü şartlara mahkum edip onları bir soykırım misali sokaklardan çekmek değil. bunu yapsanız bile gene ipsiz sapsız birisi kötü eğittiği ya da beslediği bir hayvanla kötü bir olaya sebep olacaktır elbet. çözüm hayvan sahibi olacak insanları egitmektie. çözüm sokakları güvenli hale getirmektie. bakın sadece insanlari hayvanlardan korumak için değil insanı insandan korumak için de.
tepkileri anlıyorum ama hayatın gerçekleri de ortada. ben 60 yaşındaki babamı evin yanındaki parka gece çıkma diye tembihliyorum. çünkü 1 yıl önce yürüyüş yapan adamı kestiler parkta. böyle bir ortamda ne yazık ki öncelikler de değişiyor. umarım derdimi anlatabilmisimdir.
çünkü sosyal medya hesaplarında ya da ülkede affedersiniz ama şu üstte yazdığım konular bu kadar olay olmuyor. yanlış anlamayın olay oluyor, ama artık alışıldı mi nedir o gün kısa bir paylaşım yapıyor herkes sonrasında sessizlik.
ama niyeyse sokak hayvanları olunca mevzu olumlu ya da olumsuz anlamda ülkenin bütün basın yayın organları, hayvan sever insanlar, halk konu üzerine onlarca fikir üretiyor.
her canlının değerli olduğuna ve bu mantıkla evimdeki çiçeklere gözü gibi bakan, onlarca fidan diken, evinin önünde sokak hayvanlarını besleyen! birisi olarak sadece bazı durumlarda verdiğimiz tepkinin önceliğini ayarlamamiz gerektiğini düşünüyorum.
hani diyorsanız benim gözümde bir çocuğun zarar görmesi ile bir hayvanın zarar görmesi aynı, bu sebeple de hayatınızı bu felsefe düzleminde yaşıyorsanız (veganlik vs. gibi) size saygım sonsuz.
ama aga villada oturup, evinize eşyalarınıza zarar verir diye sokak hayvanlarını sadece sempati amaçli sokakta besleyip üzerine yargı dagitiyorsaniz o zaman bu biraz ciddiyetsiz oluyor.
çözüm sokak hayvanlarını kötü şartlara mahkum edip onları bir soykırım misali sokaklardan çekmek değil. bunu yapsanız bile gene ipsiz sapsız birisi kötü eğittiği ya da beslediği bir hayvanla kötü bir olaya sebep olacaktır elbet. çözüm hayvan sahibi olacak insanları egitmektie. çözüm sokakları güvenli hale getirmektie. bakın sadece insanlari hayvanlardan korumak için değil insanı insandan korumak için de.
tepkileri anlıyorum ama hayatın gerçekleri de ortada. ben 60 yaşındaki babamı evin yanındaki parka gece çıkma diye tembihliyorum. çünkü 1 yıl önce yürüyüş yapan adamı kestiler parkta. böyle bir ortamda ne yazık ki öncelikler de değişiyor. umarım derdimi anlatabilmisimdir.
devamını gör...
5.
bu konuda ben de birkaç kelam etmek isterim, zira bu durum böyle gitmez. evet sokak hayvanları sahipsiz değildir fakat onların sahipleri de bizler değiliz.
istanbul'un en büyük ilçelerinin birinin en iyi mahallelerinden birinde oturuyorum. çocukluğum sahipli köpeklerin olduğu bir sokakta geçti*. sokağımızda rottweiler cinsi prenses, diğeri de cinsini tam bilmesemde rottweiler cinsine benzeyen ama rottweiler olmayan koli adlarında iki köpek yaşıyordu. prenses kelimenin tam anlamıyla psikopatın tekiydi, sahibi onu serbest bırakırdı. yavrularını yediğine dair rivayetler duymuştum, ablam ise sahibini bile ısırdığını söylüyordu. fakat hatırladığım kadarıyla bu psikopatın tek derdi arabalara havlamaktı. onun bölgesinden geçeceksem veya oyun oynayacaksam araba geçerken sakinleşmesini bekleyip işime devam ediyordum. bir gün bir sokak köpeği, prenses, duvar ve araba arasında sıkışmıştım. bildiğim tüm duaları edip görmezden geldikten sonra köpekler oradan ayrılınca sakince yoluma devam etmiştim. birkaç sene sonra da sahibi köpeğini götürdü zaten.
koli'nin ise ne bir kere havladığını duydum ne de arabaların peşinden koştuğunu gördüm. kaldığı bahçeli evde çocuklarla oynuyordu. öldüğünü duyduğumda çok üzülmüştüm, zira dedemin balkonundan bakıştığım bir köpekti.
minibüs yoluna inen uzun sokakta esnafın yıllarca baktığı 2 köpek daha vardı. onların da herhangi bir taşkınlığını görmedim. sanırım o köpeklerin biri ölmüş, diğeri yalnız kalmış. geçen gün ona da üzüldüm.
ailemde de köpek seven bir dünya insan var ve sokakta köpek gördüğümüzde kaçmak yerine sakince işimize devam etmemizi söylerlerdi. ben ise köpeklerden nefret etmiyorum, öldürülmelerini desteklemiyorum. uzaktan seviyorum ve her ne kadar köpeklerle öyle ya da böyle içli dışlı büyümüş de olsam yanlarında bulunmaktan tedirginlik duyuyorum ve bu beni hayvan düşmanı yapmıyor.
çocukken bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum. belki artık büyük sokak köpeklerin sayıları arttığı içindir, belki çok sık saldırı haberi duyduğumuz içindir, belki de artık köpekler çeteleşmeye başladığı içindir bilmiyorum ama korkuyorum. eskiden bu kadar köpeği bir arada görmezdim, gördüklerim de o muhitin bildiği ve tanıdığı köpeklerdi. bu yaz çeteleşen köpekler sokağımızda kedi katliamı yaptılar. bir gece annemler, komşular sabaha kadar uyuyamamışlar *. komşumuz kedinin son nefesini duydum demişti. yemek için değil öldürmek için saldırdılar diğer hayvanlara. belli bir saatten sonra sokağa dalıp bahçelere dağıldıklarını bizzat gördüm, sizce ben bu durumun nesini nasıl savunabilirim? gecenin bir yarısı bizden evine dönmeye çalışan kuzenimin peşine takılmışlar, o ne yapabilir?
hayvanlar öldürülmesin tabi ki ama belediyelerin de hayvanları koruma kanununu bahane edip bu duruma müdahale etmemesi belediyelerin tembelliğini gösterir. belediyenin işi hayvanların barınabilecekleri sağlıklı ve düzgün barınaklar kurup, onları kısırlaştırarak sayılarını kontrol altında tutmaktır. ben de istemem hayvanlar o ölüm kamplarına gönderilsinler. onun yerine iyi şartlar altında yaşabilecekleri barınaklar yapılsın. başta da demiştim, istanbul'un en büyük ilçelerinden birinde oturuyorum ve dünyanın ödeneğini alıyorlar. aldıkları paranın hakkını verseler bari.
yine isim vermek istemiyorum, bir belediye de sanki köpekleri toplayıp okulun kampüsüne bırakmış gibi*. bir vize ödevi teslimi için okula gittiğimde kafetaryada masaların arasında koşturan belki de şimdiye kadar gördüğüm en yakışıklı/güzel cins köpeği gördüm ama o hayvanın yeri de orası değil. korktuğum için kafeteryaya oturmak yerine oradan oraya turladım. bir yerde yavrular, öbür yanda çiftleşen hayvanlar, biri gelir sınıfta çantaları koklar. özür dilerim ama o hayvanların yeri kampüs de değil. besleyenler var saygı duyuyorum ama lütfen korktuğum için bana da saygı duyun.
biliyorum, çok uzattım ama doldum artık. hayvan düşmanı değilim, öldürülsünler demiyorum, o ölüm kamplarına da terk edilmesinler. barınak şartları düzeltilsin, gerekirse biz de gidip destek olalım ama artık bu kontrolsüz durumun önüne geçilsin.
düzenleme: yazım hataları ve anlatım bozuklukları düzeltildi.
ekleme: eğer dikkat ederseniz bu yazının ana fikrinde bir insanın köpeklerle büyümüş olmasına rağmen onlardan korkması var ve kendince çözüm de sunmuş. bir yazar korku sadece hayvana karşı mı var yoksa korkmanın işimize gelip gelmediğini sorgulamış sanırım. kimse hiçbir şeyden korkmak istemez. yükseklik korkusu olan adam da istemez yükseklikten korkmayı veya ben de istemem köpekten korkmayı. denize girdiğimde de -ilk defa burada söylüyorum, aile içinde inatla korkmak yerine sevmediğimi söylerim- denizanasından da korkuyorum. gördüğüm an çıkarım sudan çünkü hayvanın yaşam alanı olan denizde yaşamıyorum. sokakta yürürken insan hayvanlarından da korkuyorum mesela. yıllardır muhabbet kuşu besliyoruz artık ailenin bir parçası olmuş, burnumu ısıracak diye aklım çıkıyor bazen. kuş korkusu olduğunu bilmediğimiz bir tanıdığımız sürünerek çıkmıştı odadan. o varken kuşu açmak ne kadar mantıklı hayvanın yaşam alanı evimiz olmasına rağmen? saygı duy, korkma, alış demiyoruz. o varken kafesini açmıyoruz*. çünkü korkuyor işte. insanların nelerden korktuklarına da karışmak haddimiz değil diye düşünüyorum.
istanbul'un en büyük ilçelerinin birinin en iyi mahallelerinden birinde oturuyorum. çocukluğum sahipli köpeklerin olduğu bir sokakta geçti*. sokağımızda rottweiler cinsi prenses, diğeri de cinsini tam bilmesemde rottweiler cinsine benzeyen ama rottweiler olmayan koli adlarında iki köpek yaşıyordu. prenses kelimenin tam anlamıyla psikopatın tekiydi, sahibi onu serbest bırakırdı. yavrularını yediğine dair rivayetler duymuştum, ablam ise sahibini bile ısırdığını söylüyordu. fakat hatırladığım kadarıyla bu psikopatın tek derdi arabalara havlamaktı. onun bölgesinden geçeceksem veya oyun oynayacaksam araba geçerken sakinleşmesini bekleyip işime devam ediyordum. bir gün bir sokak köpeği, prenses, duvar ve araba arasında sıkışmıştım. bildiğim tüm duaları edip görmezden geldikten sonra köpekler oradan ayrılınca sakince yoluma devam etmiştim. birkaç sene sonra da sahibi köpeğini götürdü zaten.
koli'nin ise ne bir kere havladığını duydum ne de arabaların peşinden koştuğunu gördüm. kaldığı bahçeli evde çocuklarla oynuyordu. öldüğünü duyduğumda çok üzülmüştüm, zira dedemin balkonundan bakıştığım bir köpekti.
minibüs yoluna inen uzun sokakta esnafın yıllarca baktığı 2 köpek daha vardı. onların da herhangi bir taşkınlığını görmedim. sanırım o köpeklerin biri ölmüş, diğeri yalnız kalmış. geçen gün ona da üzüldüm.
ailemde de köpek seven bir dünya insan var ve sokakta köpek gördüğümüzde kaçmak yerine sakince işimize devam etmemizi söylerlerdi. ben ise köpeklerden nefret etmiyorum, öldürülmelerini desteklemiyorum. uzaktan seviyorum ve her ne kadar köpeklerle öyle ya da böyle içli dışlı büyümüş de olsam yanlarında bulunmaktan tedirginlik duyuyorum ve bu beni hayvan düşmanı yapmıyor.
çocukken bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum. belki artık büyük sokak köpeklerin sayıları arttığı içindir, belki çok sık saldırı haberi duyduğumuz içindir, belki de artık köpekler çeteleşmeye başladığı içindir bilmiyorum ama korkuyorum. eskiden bu kadar köpeği bir arada görmezdim, gördüklerim de o muhitin bildiği ve tanıdığı köpeklerdi. bu yaz çeteleşen köpekler sokağımızda kedi katliamı yaptılar. bir gece annemler, komşular sabaha kadar uyuyamamışlar *. komşumuz kedinin son nefesini duydum demişti. yemek için değil öldürmek için saldırdılar diğer hayvanlara. belli bir saatten sonra sokağa dalıp bahçelere dağıldıklarını bizzat gördüm, sizce ben bu durumun nesini nasıl savunabilirim? gecenin bir yarısı bizden evine dönmeye çalışan kuzenimin peşine takılmışlar, o ne yapabilir?
hayvanlar öldürülmesin tabi ki ama belediyelerin de hayvanları koruma kanununu bahane edip bu duruma müdahale etmemesi belediyelerin tembelliğini gösterir. belediyenin işi hayvanların barınabilecekleri sağlıklı ve düzgün barınaklar kurup, onları kısırlaştırarak sayılarını kontrol altında tutmaktır. ben de istemem hayvanlar o ölüm kamplarına gönderilsinler. onun yerine iyi şartlar altında yaşabilecekleri barınaklar yapılsın. başta da demiştim, istanbul'un en büyük ilçelerinden birinde oturuyorum ve dünyanın ödeneğini alıyorlar. aldıkları paranın hakkını verseler bari.
yine isim vermek istemiyorum, bir belediye de sanki köpekleri toplayıp okulun kampüsüne bırakmış gibi*. bir vize ödevi teslimi için okula gittiğimde kafetaryada masaların arasında koşturan belki de şimdiye kadar gördüğüm en yakışıklı/güzel cins köpeği gördüm ama o hayvanın yeri de orası değil. korktuğum için kafeteryaya oturmak yerine oradan oraya turladım. bir yerde yavrular, öbür yanda çiftleşen hayvanlar, biri gelir sınıfta çantaları koklar. özür dilerim ama o hayvanların yeri kampüs de değil. besleyenler var saygı duyuyorum ama lütfen korktuğum için bana da saygı duyun.
biliyorum, çok uzattım ama doldum artık. hayvan düşmanı değilim, öldürülsünler demiyorum, o ölüm kamplarına da terk edilmesinler. barınak şartları düzeltilsin, gerekirse biz de gidip destek olalım ama artık bu kontrolsüz durumun önüne geçilsin.
düzenleme: yazım hataları ve anlatım bozuklukları düzeltildi.
ekleme: eğer dikkat ederseniz bu yazının ana fikrinde bir insanın köpeklerle büyümüş olmasına rağmen onlardan korkması var ve kendince çözüm de sunmuş. bir yazar korku sadece hayvana karşı mı var yoksa korkmanın işimize gelip gelmediğini sorgulamış sanırım. kimse hiçbir şeyden korkmak istemez. yükseklik korkusu olan adam da istemez yükseklikten korkmayı veya ben de istemem köpekten korkmayı. denize girdiğimde de -ilk defa burada söylüyorum, aile içinde inatla korkmak yerine sevmediğimi söylerim- denizanasından da korkuyorum. gördüğüm an çıkarım sudan çünkü hayvanın yaşam alanı olan denizde yaşamıyorum. sokakta yürürken insan hayvanlarından da korkuyorum mesela. yıllardır muhabbet kuşu besliyoruz artık ailenin bir parçası olmuş, burnumu ısıracak diye aklım çıkıyor bazen. kuş korkusu olduğunu bilmediğimiz bir tanıdığımız sürünerek çıkmıştı odadan. o varken kuşu açmak ne kadar mantıklı hayvanın yaşam alanı evimiz olmasına rağmen? saygı duy, korkma, alış demiyoruz. o varken kafesini açmıyoruz*. çünkü korkuyor işte. insanların nelerden korktuklarına da karışmak haddimiz değil diye düşünüyorum.
devamını gör...
6.
maalesef belediyeler bugüne dek hayvan severlerin bütün çağrılarına kulak tıkamış ve bugün de faturayı sokak hayvanlarına kesmiştir. bazılarınız bu hayvanlardan korktuklarını ve dahası bu hayvanların bazılarının saldırgan olduğunu belirtmiş. kimsenin buna bir şey dediği yok. tepki, belediyelerin görevlerini daha önce yapmamasında ve aslında halen yapmıyor oluşunda.
hiçbir hayvan sever zaten bu canların sokakta olmasını istemez. çünkü sokaklar hali hazırda korku filmi gibi. sokakların soğuğunu, karanlığını, pisliğini geçtim bu canlar her gün tonlarca şiddete de maruz kalıyorlar.
peki insanların tepkileri ne için?
belediyeler, bu hayvanları süratle kısırlaştırmalıydı ve tedavilerinin yapılmasını sağlamalıydı. mevcut barınakları denetlemeli ve buraların koşullarını daha sağlıklı hale getirmeliydi. hatta buradaki hayvanların sahiplendirilmesinin takibini bile yapmalıydı.
barınakta sahiplendirilmeyi bekleyen onca can varken, sanki hediyelik bir eşya gibi hayvan üretip, satanlar dahası bunları satın alanlar tespit edilmeliydi ve bunlara ceza kesilmeliydi. üstelik en ağırından.
peki yapılan neydi? sıfır denetim ve başıboşluk. maalesef barınakların hali sokaklardan bile daha kötü. denetim yok. kısırlaştırma yok. bazı hayvanların, barınağı da geçtim, ormanlık alanlara atıldığı söyleniyor. evet, belki bu hayvanlar artık şehirlerimizden uzakta olduğu için onlardan korkmamıza da gerek kalmayacak. ama bu, bu hayvanların kontrolsüzce üremeye devam ettiği gerçeğini ve pek çok canın da sağlıksız koşullarda, aç, hasta bir şekilde hayatını kaybedeceği gerçeğini ortadan kaldırmayacak.
ha bir diğer gerçek de şu ki; bu köpeklerin tamamı toplatılsa bile, bir köpeğin birine saldırma riski yine devam edecek. çünkü cins köpek üretip satanlara, bu hayvanları alıp saldırganca yetiştiren sahiplerine, ya da iki gün sonra sıkılıp satın aldığı canı sokağa terk edenlere ceza kesilmeyecek. sıkıntı bu. tepki de buna.
hiçbir hayvan sever zaten bu canların sokakta olmasını istemez. çünkü sokaklar hali hazırda korku filmi gibi. sokakların soğuğunu, karanlığını, pisliğini geçtim bu canlar her gün tonlarca şiddete de maruz kalıyorlar.
peki insanların tepkileri ne için?
belediyeler, bu hayvanları süratle kısırlaştırmalıydı ve tedavilerinin yapılmasını sağlamalıydı. mevcut barınakları denetlemeli ve buraların koşullarını daha sağlıklı hale getirmeliydi. hatta buradaki hayvanların sahiplendirilmesinin takibini bile yapmalıydı.
barınakta sahiplendirilmeyi bekleyen onca can varken, sanki hediyelik bir eşya gibi hayvan üretip, satanlar dahası bunları satın alanlar tespit edilmeliydi ve bunlara ceza kesilmeliydi. üstelik en ağırından.
peki yapılan neydi? sıfır denetim ve başıboşluk. maalesef barınakların hali sokaklardan bile daha kötü. denetim yok. kısırlaştırma yok. bazı hayvanların, barınağı da geçtim, ormanlık alanlara atıldığı söyleniyor. evet, belki bu hayvanlar artık şehirlerimizden uzakta olduğu için onlardan korkmamıza da gerek kalmayacak. ama bu, bu hayvanların kontrolsüzce üremeye devam ettiği gerçeğini ve pek çok canın da sağlıksız koşullarda, aç, hasta bir şekilde hayatını kaybedeceği gerçeğini ortadan kaldırmayacak.
ha bir diğer gerçek de şu ki; bu köpeklerin tamamı toplatılsa bile, bir köpeğin birine saldırma riski yine devam edecek. çünkü cins köpek üretip satanlara, bu hayvanları alıp saldırganca yetiştiren sahiplerine, ya da iki gün sonra sıkılıp satın aldığı canı sokağa terk edenlere ceza kesilmeyecek. sıkıntı bu. tepki de buna.
devamını gör...
7.
evimde bir çok sokaktan aldığım 'cins olmayan' hayvan var. ama ne mümkün hepsini eve almak değil mi? keşke alabilsem, alsam da sizin gibi küçük insanlarla onları karşılaştırmasam. evimde olanların dışındakilere de bakabildigimiz için -en azından kendi mahallem için söylüyorum- onlara sahipsiz diyemiyoruz. korku deniyor.. korku olabilir, korku sadece hayvana karşı mi var sanıyorsunuz yoksa böyle yapmak işinize mi geliyor?
başı boş, zarar veren insanları toplayıp neden ölüme terk etmiyoruz öyleyse? neden bu tip insanları da canice, vicdansızca sokaklardan toplatmiyoruz? gerçekten şu soruyu sorun rica ediyorum huzurlu, güvenli ve mutlu olabilmemiz için sokaktaki aç olan hayvanların toplatılıp katledilmesi mi gerekiyor?
başı boş, zarar veren insanları toplayıp neden ölüme terk etmiyoruz öyleyse? neden bu tip insanları da canice, vicdansızca sokaklardan toplatmiyoruz? gerçekten şu soruyu sorun rica ediyorum huzurlu, güvenli ve mutlu olabilmemiz için sokaktaki aç olan hayvanların toplatılıp katledilmesi mi gerekiyor?
devamını gör...
8.
geçen sabah yürüyüşüne çıkmıştım. bayırdan aşağı indim, sağımda 3 tane köpek var, yatıyorlar. öyle koşuyor falan değilim, sallana sallana yürüyorum, onlarla aramda 20 metre var. bir anda siyah olan yanıma geldi, 1 metre kadar yanıma sokuldu ve dik dik bakmaya başladı. dedim ki, herhalde sevilmek falan istiyor ya da yemek. hiçbir eylemde bulunmadım, sadece "merhaba" dedim, bir anda ağzından köpükler saçarak havlamaya başladı. diğer ikisi de ayağa kalkıp aynısını yaptılar ve peşlemeye başladılar. şu süs bitkilerinin kenarına koyulan bembeyaz taşlar vardır ya, bir evin kenarında duran limon çamlarından birinin dibinden büyük bir tane kaptım ve "sizin feriştahınızı s****** lan!" diye bağırarak ve işaret parmağımı sallayarak bu sefer ben onları peşlemeye başladım.
velhasıl eğer dik durmasaydım büyük ihtimal ağzıma ederdi o köpekler. bu hayvanlar doğal olarak vahşi ve saldırganlardır, insanlar ile zaman geçirdikçe uysallaşırlar. sokak hayvanları diye genelleyemem ama köpekler tehlikelidir. kedileri salın takılsınlar mesela, onda sıkıntı yok.
velhasıl eğer dik durmasaydım büyük ihtimal ağzıma ederdi o köpekler. bu hayvanlar doğal olarak vahşi ve saldırganlardır, insanlar ile zaman geçirdikçe uysallaşırlar. sokak hayvanları diye genelleyemem ama köpekler tehlikelidir. kedileri salın takılsınlar mesela, onda sıkıntı yok.
devamını gör...
9.
desteklemiyorum asla. yeter artık,bıktık. evet ülkedeki tek sorun sokak köpekleri değil ama toplanmaları iyi birşey. barınak şartları cart curt. evet iyileştirilmeli şartlar onlarda bir canlı. ama insan bencil bir hayvandır. bende bencilim, toplansın. siz bu durumun ciddiyetiyle alakalı herhangi bir olay yaşamamış olabilirsiniz ama ben yaşadım. 1 sene boyunca köpek ısıracak, saldıracak diye sokağa çıkamadım ben. okula gidiyordum, arabayla. okuldan eve gidiyordum arabayla. 7 yaşında bir çocuğun sokakta oynaması gerekir değil mi? ben oynayamadım sırf sokak köpeklerinden. köpeklere dokunabilmeye bile yeni yeni alıştım. daha yeni asiye olayı oldu. ya çocuğun artık kulağı yok kulağı. hala sokak hayvanları sahipsiz değil, şöyle böyle. al evine besle, umrumda değil.
devamını gör...
10.
sokak köpeklerinin terör estirmesi ciddi bir konu, bunu hayvan sevgisi karşıtlığı olarak görmek yanlış.
sokak hayvanları olmamalıydı. hayvanlar kırsal alanda özgürce ve doğaya uygun bir şekilde yaşamalıydı. neden sokak hayvanları oldu? bunun nedenleri öncelikle tespit edilip bir son verilmeli sonra çözüm önerileri gelmeli.
sokak hayvanları olarak sadece sokak köpeklerine odaklanmak yanlış, kedilerin canı yok mu? ben iki sokak köpeğinin bir kediyi bir tarafından diğerini diğer tarafından tutup ortadan ikiye ayırdığını görmüş biriyim, üstelik bunu çocukken istanbul'un ortasında gördüm. bu köpeklerin bazıları vahşi ve tehlikeli. diğer canlılara saldırıyorlar. böyle olmayanlar da var ama bu ayırım nasıl yapılacak? sempati duyarak sahibi olmadığı hayvanı beslemek anlamsız bir eylem.
diğer bir konu, şu an yaşadığım ilçede iki emekli şahıs bütün kedileri toplayıp kısırlaştırıyor. ve ilk defa ciddi bir fare oluşumu görüyoruz. bu da anlamsız bir eylem. insanlar kendi kafalarına göre sonuçlarını bilemeyecekleri eylemleri yapmamalılar.
bütün bu konular ve çevre dengesini düşünerek ciddi önlemler almak gerekli.
bu arada batıdaki sahipsiz bütün hayvanların öldürülmesini de tamamen gaddarca ve faşistce buluyorum. kedi ve köpekler sadece evcil değildir, bunlar doğa da yaşayan özgür hayvanlar olmalılar.
ayrıca sahipli hayvanlar da zararlı olabiliyorlar, mevcut kanunlar uygulanmıyor. hayvan sahibi olmak için sorumluluk sahibi olmak ve bu sorumluluğu yerine getirmeyenlerin kanunlar karşısında ciddi bir bedel ödemeleri gerekir.
sokak hayvanları olmamalıydı. hayvanlar kırsal alanda özgürce ve doğaya uygun bir şekilde yaşamalıydı. neden sokak hayvanları oldu? bunun nedenleri öncelikle tespit edilip bir son verilmeli sonra çözüm önerileri gelmeli.
sokak hayvanları olarak sadece sokak köpeklerine odaklanmak yanlış, kedilerin canı yok mu? ben iki sokak köpeğinin bir kediyi bir tarafından diğerini diğer tarafından tutup ortadan ikiye ayırdığını görmüş biriyim, üstelik bunu çocukken istanbul'un ortasında gördüm. bu köpeklerin bazıları vahşi ve tehlikeli. diğer canlılara saldırıyorlar. böyle olmayanlar da var ama bu ayırım nasıl yapılacak? sempati duyarak sahibi olmadığı hayvanı beslemek anlamsız bir eylem.
diğer bir konu, şu an yaşadığım ilçede iki emekli şahıs bütün kedileri toplayıp kısırlaştırıyor. ve ilk defa ciddi bir fare oluşumu görüyoruz. bu da anlamsız bir eylem. insanlar kendi kafalarına göre sonuçlarını bilemeyecekleri eylemleri yapmamalılar.
bütün bu konular ve çevre dengesini düşünerek ciddi önlemler almak gerekli.
bu arada batıdaki sahipsiz bütün hayvanların öldürülmesini de tamamen gaddarca ve faşistce buluyorum. kedi ve köpekler sadece evcil değildir, bunlar doğa da yaşayan özgür hayvanlar olmalılar.
ayrıca sahipli hayvanlar da zararlı olabiliyorlar, mevcut kanunlar uygulanmıyor. hayvan sahibi olmak için sorumluluk sahibi olmak ve bu sorumluluğu yerine getirmeyenlerin kanunlar karşısında ciddi bir bedel ödemeleri gerekir.
devamını gör...
11.
12.
bilakis sahipsiz oldukları akp ve onun şahinbey belediyesi tarafından ilan edilendir.
şimdi şahinbey belediyesinin haberdar olduğu iki pittbull vardır. çünkü bir süre önce o siteye gitmiştir belediye.
ülkede kimsenin sahip olarak belediyedeki deftere kaydettiremeyeceği cinstir pittbull. özetle hukuken sahipsiz hayvan olan iki pittbull belediyeye aittir. ama aynı belediye o hayvanlar zeynep ve zeliha'nın demektedir şimdi. hukuken birer sokak hayvanı olan iki pittbulla sahip bulunamamakta ama zeliha ve zeynep sahip varsayılmaktadır. oysa zeliha ve zeynep'in belediyeye gidip kaydettirmeleri gerekiyordu. bu da mümkün değildi çünkü hayvan pittbull idi. sahiplenilmesi yasak!
bak gördün mü sokak hayvanı olan iki pittbull nasıl da sahipsiz bırakılmış. minik asiye feci şekilde yaralanana kadar.
ek: merak buyurmanız hukuken sahipsiz olan her hayvana birini yaraladığında bir sahip icat ediverirler bu ülkede. pittbull cinsine bile! aynı şey gibi bir zaman "bu cinayetlerin bir sahibi olmalıdır" diyen şemdin sakık gibi.
şimdi şahinbey belediyesinin haberdar olduğu iki pittbull vardır. çünkü bir süre önce o siteye gitmiştir belediye.
ülkede kimsenin sahip olarak belediyedeki deftere kaydettiremeyeceği cinstir pittbull. özetle hukuken sahipsiz hayvan olan iki pittbull belediyeye aittir. ama aynı belediye o hayvanlar zeynep ve zeliha'nın demektedir şimdi. hukuken birer sokak hayvanı olan iki pittbulla sahip bulunamamakta ama zeliha ve zeynep sahip varsayılmaktadır. oysa zeliha ve zeynep'in belediyeye gidip kaydettirmeleri gerekiyordu. bu da mümkün değildi çünkü hayvan pittbull idi. sahiplenilmesi yasak!
bak gördün mü sokak hayvanı olan iki pittbull nasıl da sahipsiz bırakılmış. minik asiye feci şekilde yaralanana kadar.
ek: merak buyurmanız hukuken sahipsiz olan her hayvana birini yaraladığında bir sahip icat ediverirler bu ülkede. pittbull cinsine bile! aynı şey gibi bir zaman "bu cinayetlerin bir sahibi olmalıdır" diyen şemdin sakık gibi.
devamını gör...
13.
ulan herkes kafayı yedi biri atatürke sallar, diğeri hayvansevere sallar öbürü bilmem ne!
çıkartırsın barınakları avrupa daki hayvan barınakları seviyesine senden benden rahat yaşarlar toplarsın götürürsün olur biter.
hayatınızda hayvan barınağı gördünüz mü? ben gördüm orada hayvan yaşamaz insan hiç yaşamaz ama yaşamak zorunda hatta görüyorum arttırıyorum sokaklar hayvanlar için pek çok barınaktan daha güvenli.
kaldı ki iki tane sahipli köpeğin yediği bok ne halt etmeye sokak hayvanlarına patladdı? paçası sıkan o köpeği besleyen andavala iki çift laf etsin? yemedi dimi?
çıkartırsın barınakları avrupa daki hayvan barınakları seviyesine senden benden rahat yaşarlar toplarsın götürürsün olur biter.
hayatınızda hayvan barınağı gördünüz mü? ben gördüm orada hayvan yaşamaz insan hiç yaşamaz ama yaşamak zorunda hatta görüyorum arttırıyorum sokaklar hayvanlar için pek çok barınaktan daha güvenli.
kaldı ki iki tane sahipli köpeğin yediği bok ne halt etmeye sokak hayvanlarına patladdı? paçası sıkan o köpeği besleyen andavala iki çift laf etsin? yemedi dimi?
devamını gör...
14.
hayvanlar sadece kötü yetiştirldikleri için saldırmazlar, alan koruması, içgüdüleri, sürü liderliği gibi pek çok etkenden dolayı saldırabilirler. hakim türün yaşam alanındaki diğer alt türlerin tamamı, hakim türün şartlarınada uymak zorundadır.doğada da bu böyledir. sokak köpeklerinin saldırılarının artmasının sebebı başıboş köpek sayısını son yıllarda hızla artmasıdır. belediyeler bu konuda yetersızdır kanunlar yetersızdır.
sokaklarda sahipsiz hayvan istememek de en doğal haktır ayrıca , sahipli hayvanların kayıt altında tutulması ve bu canlıların ağızlıksız ve tasmasız dolaştırılamaması şart olmalıdır.
sokaklarda sahipsiz hayvan istememek de en doğal haktır ayrıca , sahipli hayvanların kayıt altında tutulması ve bu canlıların ağızlıksız ve tasmasız dolaştırılamaması şart olmalıdır.
devamını gör...
15.
bencilliği ve insansantrikliği bırakıp o canları anlamanız lazım. sevmiyorsanız da anlamanız lazım çünkü dünyada hiçbir şey kimseye ait değil. bir taş dahi bu dünyaya geliyor ve rolü bitince ayrılıyor.
ama hayvanlar insanlara saldırıyor demeyin. çünkü bir şu son olayda bildiğim kadarıyla pitbull sahipli ve bunun için eğitilmiş. iki siz bir cana kötü davranır, eziyet eder ya da korkunuzu anormal bir tepkiyle gösterirseniz elbette ki hayvan da güdüsel olarak kendini korumaya çalışacaktır.
kaldı ki barınak konusuna gelene kadar halihazırda barınakların geliştirilmesi, mamaların kdvlerinin düşürülmesi gibi asıl sorunlar var. o canlıları barınaklara nasıl acı çektirirek götürüldüğüne bakın.
çünkü inanın sokak hayvanları problem değil.
bir de bunu dinleyin ki dünyadaki önemsizliğimizi bir kez daha hatırlayalım.
ama hayvanlar insanlara saldırıyor demeyin. çünkü bir şu son olayda bildiğim kadarıyla pitbull sahipli ve bunun için eğitilmiş. iki siz bir cana kötü davranır, eziyet eder ya da korkunuzu anormal bir tepkiyle gösterirseniz elbette ki hayvan da güdüsel olarak kendini korumaya çalışacaktır.
kaldı ki barınak konusuna gelene kadar halihazırda barınakların geliştirilmesi, mamaların kdvlerinin düşürülmesi gibi asıl sorunlar var. o canlıları barınaklara nasıl acı çektirirek götürüldüğüne bakın.
çünkü inanın sokak hayvanları problem değil.
bir de bunu dinleyin ki dünyadaki önemsizliğimizi bir kez daha hatırlayalım.
devamını gör...
16.
kendi s... keyfi için diğer insanların korku içinde yaşamasından ve zarar görmesinden hiçbir şekilde rahatsızlık duymayan varlıkların saçmalığı.
dilimizde tüy bitti kardeşim. bu hayvanlar doğal türler değil; sokakta ya da ormanda işleri yok. ya insan denetiminde olacaklar ya da hiç olmayacaklar, bu kadar basit.
hiç gelip de yaşam alanlarını işgal ettik bik bik diye ötmeyin. sanki insanlardan önce ortalık 50'li köpek çeteleriyle doluydu anasını satayım.
hayvanların yaşam alanlarını işgal ettik diyenler, aç kalıp da şehre inen kurtları görünce ellerine av tüfeğini alıp ayakları götüne vura vura hayvanları arıyor vurmak için. e az bir mama, dalak, böbrek falan taşıyaydın yanında sen de di mi kardeşim.
siz insanı delirtirsiniz...
dilimizde tüy bitti kardeşim. bu hayvanlar doğal türler değil; sokakta ya da ormanda işleri yok. ya insan denetiminde olacaklar ya da hiç olmayacaklar, bu kadar basit.
hiç gelip de yaşam alanlarını işgal ettik bik bik diye ötmeyin. sanki insanlardan önce ortalık 50'li köpek çeteleriyle doluydu anasını satayım.
hayvanların yaşam alanlarını işgal ettik diyenler, aç kalıp da şehre inen kurtları görünce ellerine av tüfeğini alıp ayakları götüne vura vura hayvanları arıyor vurmak için. e az bir mama, dalak, böbrek falan taşıyaydın yanında sen de di mi kardeşim.
siz insanı delirtirsiniz...
devamını gör...
17.
sahipsiz değilse neden sokakta diye düşündürten hastag.
devamını gör...
18.
barınakların ne halde olduğundan haberiniz var mı? toplatılınca nerelere tıkılıyor, ne koşullarda yaşıyorlar biliyor musunuz? şartlar iyi olsa zaten kimsenin sesi çıkmaz. bu insanların korktukları şey bu. bu hayvanları kapatıp ölüme terk edecekler. gönüllülük işiyle dönüyor barınaklar yoksa devletin, belediyelerin bir halta yaradığı yok. pırlantadan alınmayan vergi mamalardan alınıyor. her şey o kadar pahalı ki artık kimsenin gücü de yetmiyor. barınaklara bağışlanan mamaları satanlar var bu barınaklarda .çoğu barınak atıl durumda, hayvanlar ölüme terk edilmiş. sıcacık evinden, karnın iyi kötü tok klavye başından sallamak iyi. bakın tekrar söylüyorum barınakların durumu bu halde olmasa kimse bir şey demiyor. bu kadar pislik insanın içindense iyi şartlarda, güvenli barınaklarda yaşasınlar. onlar canlı. bu hayvanlara ne olacağını hepimiz gayet iyi biliyoruz, görmezden gelemeyiz.
devamını gör...
19.
yakın zamanda yaşanan pitbull saldırısı olayını bir yana ayırarak genel konuşacağım.
normalde barınaklarda bu sokak hayvanlarına gerçekten iyi bakılacağına inandırılırsam elbette belediyelerin müdahale etmesini isterim ama sıradan bir vatandaş olarak toplanan hayvanlara neler oluyor, nerelere götürülüyorlar bilemiyorum. mesleği gereği bu toplanan sokak hayvanlarının akıbeti hakkında bilgisi olanlar bizleri bilgilendirirse çok güzel olur.
normalde barınaklarda bu sokak hayvanlarına gerçekten iyi bakılacağına inandırılırsam elbette belediyelerin müdahale etmesini isterim ama sıradan bir vatandaş olarak toplanan hayvanlara neler oluyor, nerelere götürülüyorlar bilemiyorum. mesleği gereği bu toplanan sokak hayvanlarının akıbeti hakkında bilgisi olanlar bizleri bilgilendirirse çok güzel olur.
devamını gör...
20.
hastag altında yazılan çizilenleri ve diğer mecralarda yazılanları hayretler içerisinde okuyorum.
sokak hayvanlarını itlaf edelim diyenler, "sokakta yaşayan" kedi ve köpeklerin "sahipli" olduğunu iddia edenler, sokak hayvanlarını gelenekler ve canlı sevgisi ile ilişkilendirenler, münferit olaylardan bahsedenler, atatürkçülüğe bağlayanlar...
akıl tutulmasının bu kadarı...
kalitesizliğin, avamlığın prim yaptığı puşt coğrafyada toplum olmanın gerektirdiği en temel kural olan ortak hareket etmekten acizlik. bir de cahilliğin getirdiği cürretkarlık, vasatlık..
sokak hayvanına çözüm bulamayan "üstün akıllar" ile 2023 akabinde "knife party".
sokak hayvanlarını itlaf edelim diyenler, "sokakta yaşayan" kedi ve köpeklerin "sahipli" olduğunu iddia edenler, sokak hayvanlarını gelenekler ve canlı sevgisi ile ilişkilendirenler, münferit olaylardan bahsedenler, atatürkçülüğe bağlayanlar...
akıl tutulmasının bu kadarı...
kalitesizliğin, avamlığın prim yaptığı puşt coğrafyada toplum olmanın gerektirdiği en temel kural olan ortak hareket etmekten acizlik. bir de cahilliğin getirdiği cürretkarlık, vasatlık..
sokak hayvanına çözüm bulamayan "üstün akıllar" ile 2023 akabinde "knife party".
devamını gör...

