hastag altında yazılan çizilenleri ve diğer mecralarda yazılanları hayretler içerisinde okuyorum.

sokak hayvanlarını itlaf edelim diyenler, "sokakta yaşayan" kedi ve köpeklerin "sahipli" olduğunu iddia edenler, sokak hayvanlarını gelenekler ve canlı sevgisi ile ilişkilendirenler, münferit olaylardan bahsedenler, atatürkçülüğe bağlayanlar...

akıl tutulmasının bu kadarı...

kalitesizliğin, avamlığın prim yaptığı puşt coğrafyada toplum olmanın gerektirdiği en temel kural olan ortak hareket etmekten acizlik. bir de cahilliğin getirdiği cürretkarlık, vasatlık..

sokak hayvanına çözüm bulamayan "üstün akıllar" ile 2023 akabinde "knife party".
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
sokakta yaşayan hayvanlar konusunda her ülkenin farklı yaklaşımları var.

sokak köpeklerinin itlafını sadece üç ülke (% 10) (almanya, yunanistan ve italya) kabul etmemiştir. almanya ve italya sağlıklı sokak köpeklerinin, sahiplendirilemiyorlarsa ömür boyu barınağa konmaarını, yunanistan’sa bizdeki gibi kısırlaştırılıp yeniden serbest bırakılmalarını düzenleyen yasalar koymuştur. ötanazinin olduğu ülkelerde ise itlaf nüfus kontrol önlemi olarak nitelendirildi %47% . yedi ülkeler (% 23) yakalanan tüm sokak köpeklerini itlaf etmekte; üç ülke bunu yakalar yakalamaz hemen gerçekleştirmektedir. dört ülke, yasal bir süre dolduktan ve köpek sahibi hayvanı almaya gelmez ya da yeni sahiplendirme yapılamazsa 3 ile 60 gün içinde uyutulmaktadır.
bu şekilde itlafa izin veren tüm ülkeler hayvan, hastalık ya da yaralanma belirtileri gösteriyorsa bu eylemi ötenazi olarak adlandırmakta, ötanaziye insanca izin verildiğini ve insani amaçlı görevde olduğunu belirtmektedirler. pek çok ülke öldürücü enjeksiyon için kullanılan kimyasalın durumu belirtmemekte
geri kalanı, barbitüratın aşırı dozunun kullanılmış olduğunu rapor etmektedir (%43).


akıl ve mantıktan yoksun tiplerin savunduğu sokak hayvanlarının verdiği zararları kim üstlenecek? telafi edecek?

bu böyle devam ederse; ne yazık ki insanlar kendi başına problemi çözmeye çalışacaklar.

küçücük çocukların, yaşlıların yolda, sokakta, parkta, sahilde rahatça ve güven içinde yürüyemez hale getiren çarpık sistemi oluşturanlar; hayvan sevgisi adı altında "vicdan mastürbasyonu" yapan, akıl ve mantık yoksunu hilkat garibeleridir.

köpekler tarafından paramparça edilen her çocuğun kanı sizin elinizde.!
devamını gör...
köpektaparların savunduğu başka bir rezillik.
devamını gör...
konuyla çok alakasız olacak ama demek sokak köpeklerini bile sahipleniyoruz artık... onları savunmamız için bile bize ait olmaları gerekiyor demek.
devamını gör...
barınaklar, yaşayabilecekleri şartlarda olsaydı, tüm hayvanları ellerimizle götürürdük.
fakat o canlara günah.
aslında çok özel bir konu olduğundan daha az yorgun olunan bir anda girmek isterdi gönül bu tanımı. fakat sonra unutulursa daha büyük bir hüzün gelecektir.
durakta tek başına otobüs beklerken, bir kerecik başını okşadın diye yanından ayrılmayan,
bazen eve giderken takip eden
yanına kıvrılıp masumca yatan o güzel canlardan birini bugün çöp kamyonunda mahsun mahsun bakarak giderken gördüm.
can acıtan gelişmeler bunlar.
devamını gör...
barınak diyenlerin dünyadan haberi yok. barınak hem sayı hem kapasite olarak tamamen göz boyamadır. öyle ütopik bütçelerin ayrılması da mümkün değildir.

kısırlaştırma sadece nüfus kontrolü sağlamaz. saldırganlık dürtüsünü de sıfıra yaklaştır.

köpeklerin kitlesel kısırlaştırılması lazım. sahipli köpeklerin de zorunlu kısırlaştırılması üremelerinin özel izin ve denetime tabi olması lazım. sokağa sözde sahipleri atıyor bunları.
devamını gör...
o zaman sahiplenin. slogan laflar ile konuşmak kolay.
devamını gör...
baya baya sahipsizler. başıboş geziyorlar ve sürü halinde geziyorlar. korkması için görmesi yeten insanlar var. oyun istiyor onlar demek bir bahane de değil. üzerine gelen köpeği gören bir çocuk onun oyun istediğini anlamaz. korkar, kaçar ve bu sırada dikkatsiz olur. bu şekilde kaç tane çocuğa araba çarptı bu ülkede. sokakta köpek olması medeniyetsizliktir. kurtları ayıları da salalım sokağa o zaman.
istediğiniz kadar edit falan yazın, o kadar seviyorsan evine alacaksın, tüm sorumluluğunu da üstleneceksin.
kimse köpekler katledilsin demiyor, ama kimse de siz duygu sömürüsü yapıp sosyal medya kahramanı olacaksınız diye çoluğunu çocuğunu köpeklere yem etmek zorunda değil.
devamını gör...
kediler harici köpeklerin tamamı toplatılmalı. bu nickim sıfatlılar köpeklerin sokaklarda acınası halde yaşamalarından zevk alan sadistlerdir.
t: köpektaparlar tarafından açılan hashtag.
devamını gör...
biz bile sahipsiziz bu ülkede köpek mi sahipsiz olmayacak.
devamını gör...
sokak köpeği sorunu avustralya'da var. stray dog değil feral dog diyorlar. sürek avı halinde avlıyorlar. keza feral kedileri de.
japonya, sahipleri tarafından terk edilmiş köpekleri, yeni bir sahip çıkmazsa on gün içinde gazla öldürüyor. singapur, uygar bir ülke olarak ülke sınırları (zaten küçücük bir yer) tek bir sokak köpeği barındırmıyor.
sonra bakıyorsunuz, tüm asya, rusya, afrika, romanya, türkiye ve abd sokak köpeğinden geçilmiyor. bir tahmine göre 300 milyon sokak köpeği var gündüz külahlı gece silahlı. her yıl 60 bin insan kuduzdan ölüyor ve kuduz vakalarının %99'u köpeklerden insanlara geçmiş. çok sayıda kuduz vakası görülen kenya'da bir yetkili, "bir doz kuduz aşısı 100 dolar, bizim için çok pahalı, hem de halkın eğitim düzeyi dolayısıyla kuduzun ne olduğu hakkında bilgileri yok" diyor. hindistan bu 60 bin kuduz vakasının yarısını tek başına yaşıyor. kuduz öyle basit bir hastalık değil. çok kötü bir şekilde öldürüyor. yüreğiniz kaldırırsa şunu izleyin:

ölüm yüzde yüz. sadece bir hasta tedavi oldu o da görme duyusunu kaybederek.
hindistan'da köpekleri öldürmek yasayla yasaklandı ama kuduz vakalarının arttığı eyaletlerde bu yasa kaldırıldı.
başıboş köpekler aynı zamanda kistik hidatik, weil hastalığı gibi tedavisi zor hatta imkansız diğer hastalıkların da kaynağı.
bütün bunların ötesinde, "başını okşasan, biraz sevgi göstersencilerin" söylediklerinin tam tersine, özellikle çete oluşturduklarında köpekler son derece tehlikeli canlılar. tek bir alabaş ya da kangal kırması köpek yetişkin ve güçlü bir erkeği öldürebilme potansiyeline sahiptir. çocukların hiç şansı yok. ıraklı bir kadın, çocukları okula biz götürüyoruz, evimizin önünden de ayırmıyoruz diye şikayet ediyor. abd'de bir kadın koyunlarımı, domuzlarımı ve bir danamı parçaladı bunlar diyor.
gene bu ülkelerin tümünde, küçük bir azınlık dışında halkın büyük çoğunluğu sokakların köpeklerden, ne şekilde olursa olsun temizlenmesi gerektiğini düşünüyor.
köpeklerin barınaklara alınıp kısırlaştırılması, sonra alındıkları yere geri bırakılması, ezberlenmiş bir yalanın tekrarlanmasından başka bir şey değil. almanya yenildiği için biz de yenilmiş sayıldık nevinden bir şey. ben, haykurder'e "bu kısırlaştırma işlemini savunup duruyorsunuz. on milyon sokak köpeği olduğu söyleniyor. bu işin nasıl yapılacağını da anlatın"diye sordum. cevap vermediler, veremediler çünkü mümkün değil. buna ne para (kısırlaştırma 100 küsur dolar, aşılarla beraber 150, kısırlaştırma sonrası bakım masrafıyla beraber 250 dolar civarı), ne ülkenin mevcut veteriner sayısı (15500 idi), ne veteriner teknisyeni yeter, bir de bakım yeri sorunu var. mümkün değil. bir yandan keserken öte yandan ürer hayvanlar. yılda iki kez doğum yapma ve her doğumda altı yavru yapma kapasitesine sahip hayvanlardan söz ediyoruz.
yapılacak iki şey var. 1) ya abd'nin yaptığı gibi barınaklarda, ya da diğerlerinin yaptığı gibi bulundukları yerlerde imha edilecekler.
2) ya da benim önerim bu, dişiler erkekler birbirlerinden ayrı tutulacak şekilde büyük barınaklarda ölünceye dek tutulacaklar. evinde yemediği zeytinyağlı baklayı besleme yapıyorum diye sokağa döken hayvansever de bir zahmet elini cebine atacak ve hayvanları barınaklarda besleyecek, bakımını yapacak.
barınaklar kötüymüş. sokaklar çok daha kötü. birbirlerini öldürüyorlar, öldürdüklerini yiyorlar. bir tane küçük köpek yok aralarında.
bir anekdot: bana göre gayet güzel bir barınakta kendi pisliğine bulanmış bir köpeği görevli hortumla tuttuğu suyla yıkıyordu. benim akrabadan bir hanım "vicdansız herif, soğuk suyla yıkıyor çocuğu" diye ciyak ciyak bağırdı. (kendisi daha önceden kendisini ısıran bir köpeğe tekme atan bir delikanlıya "terbiyesiz çocuğu tekmeliyor" diye ciyakladığından çok sağlam bir sopa yemişti). ben de kendisine "yaw evin yakın, altında araban var, atla git kaynar su, bebe şampuanı, banyo süngeri getir yıka şu yavrucağı" dedim diye benle konuşmuyor.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim