yazar: yannis ritsos
yayım yılı: 1989
çevirisi türk şair özdemir ince tarafından yapılan bu kitap yunan şair yanlış ritsos'un siyasi duruşunu da anlatan şiirlerden oluşur.
yayım yılı: 1989
çevirisi türk şair özdemir ince tarafından yapılan bu kitap yunan şair yanlış ritsos'un siyasi duruşunu da anlatan şiirlerden oluşur.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 07.01.2026 23:09 tarihinde açılmıştır.
1.
" ölü kimdi, onlar mı, biz mi? "
1909/ 1990 yılları arasında yaşamış yunan şair yannis ritsos imzalı 115 sayfalık eser; dilimize özdemir ince tarafından çevrilmiş, ioanna kuçuradi' de çeviriye katkıda bulunmuş ve türkçe baskısı 1978 yılında yapılmıştır.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
bir süredir listemde olan kitaplardan biriydi ve yannis ritsos okumak iyi geldi.
kitabın adının da taşlar, yinelemeler, parmaklıklar olduğu gibi, muhteviyatında yer alan şiirler de taşlar, yinelemeler, parmaklıklar olmak üzere 3 bölüme ayrılıyor.
kitabın ön sözünde şairin şiirdeki amacının gerçeği haykırmak değil, gerçeği betimlemek olduğu söylenmiş iken, şiirler de aynen bu yörüngede ilerliyor benim için de, gerçeği haykırmaktansa gerçeği betimliyor yannis ritsos bu kitabındaki şiirlerinde.
duyguları değil de sanki duygulardan geriye kalanları yazıyor gibi geliyor, öyle hissettiriyor, sanki bazı dizeleri fısıltı niteliğinde, bazen bir fısıltı haykırmaktan daha güçlü olabilir belki..
hayattaki yıkımları, anımsamayı, zamanla olan bağı, ölümü ve öleni, yalnızlığı, her şeyin, en kalıcı sandıklarının bile geçip gidiyor olmasının verdiği sonsuz acıyı, hüznü yansıtan şiirlerdi benim için.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

gülünecek bir şey yok -diyor-
hüznün çok ötesinde.
ansımamak, unutmamak.
şimdi -diyor- hangi şimdi?
en son ölen vücuttur. konuş benimle.
nereye götürüyorsun buradan beni?
hiçbir şey görmüyorum.
ne iyi hiçbir şey görememem.
ündür sonuna dek düşünmeme
en büyük engel.
şurada kalacaktık - kim bilir ne kadar.
yavaş yavaş unuttuk zamanı,
ayrımları yitirdik -
aylar, haftalar, günler, saatler.
böylesi de iyiydi.
suyun üzerinde eski gazeteler yüzüyor, boğulanların yanı başında.
ve birden uzaklaştı her şey
-yüzler, ağaçlar, deniz, nesneler, olaylar, şiir-
«nasıl olur da
böylesine peş para etmez bir şey
yok edebilir şu bunca güzel,
bunca iyi bedenleri.»
vazgeçtik böyle lüksten, düşünceden bile;
güzel günler geçirdik
-sanki hayalmiş gibi; oldu mu o günler?
-gönderdiği yanıttır tanrının
bize ulaşan ilk sözcük.
zaman boyun eğmişti ona.
ölü kimdi, onlar mı,
biz mi?
1909/ 1990 yılları arasında yaşamış yunan şair yannis ritsos imzalı 115 sayfalık eser; dilimize özdemir ince tarafından çevrilmiş, ioanna kuçuradi' de çeviriye katkıda bulunmuş ve türkçe baskısı 1978 yılında yapılmıştır.
şimdi ise kitabımıza geçelim;
bir süredir listemde olan kitaplardan biriydi ve yannis ritsos okumak iyi geldi.
kitabın adının da taşlar, yinelemeler, parmaklıklar olduğu gibi, muhteviyatında yer alan şiirler de taşlar, yinelemeler, parmaklıklar olmak üzere 3 bölüme ayrılıyor.
kitabın ön sözünde şairin şiirdeki amacının gerçeği haykırmak değil, gerçeği betimlemek olduğu söylenmiş iken, şiirler de aynen bu yörüngede ilerliyor benim için de, gerçeği haykırmaktansa gerçeği betimliyor yannis ritsos bu kitabındaki şiirlerinde.
duyguları değil de sanki duygulardan geriye kalanları yazıyor gibi geliyor, öyle hissettiriyor, sanki bazı dizeleri fısıltı niteliğinde, bazen bir fısıltı haykırmaktan daha güçlü olabilir belki..
hayattaki yıkımları, anımsamayı, zamanla olan bağı, ölümü ve öleni, yalnızlığı, her şeyin, en kalıcı sandıklarının bile geçip gidiyor olmasının verdiği sonsuz acıyı, hüznü yansıtan şiirlerdi benim için.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

gülünecek bir şey yok -diyor-
hüznün çok ötesinde.
ansımamak, unutmamak.
şimdi -diyor- hangi şimdi?
en son ölen vücuttur. konuş benimle.
nereye götürüyorsun buradan beni?
hiçbir şey görmüyorum.
ne iyi hiçbir şey görememem.
ündür sonuna dek düşünmeme
en büyük engel.
şurada kalacaktık - kim bilir ne kadar.
yavaş yavaş unuttuk zamanı,
ayrımları yitirdik -
aylar, haftalar, günler, saatler.
böylesi de iyiydi.
suyun üzerinde eski gazeteler yüzüyor, boğulanların yanı başında.
ve birden uzaklaştı her şey
-yüzler, ağaçlar, deniz, nesneler, olaylar, şiir-
«nasıl olur da
böylesine peş para etmez bir şey
yok edebilir şu bunca güzel,
bunca iyi bedenleri.»
vazgeçtik böyle lüksten, düşünceden bile;
güzel günler geçirdik
-sanki hayalmiş gibi; oldu mu o günler?
-gönderdiği yanıttır tanrının
bize ulaşan ilk sözcük.
zaman boyun eğmişti ona.
ölü kimdi, onlar mı,
biz mi?
devamını gör...
