burada yaşı genç arkadaşlar tutturmuş 90 lar çok iyi yav filan diyorlar. arkadaşlar 90 ları yaşayan biri olarak şimdi ki dönemden tek artısı içki ve sigara fiyatlarının ucuz olmasıydı. ama içki cidden çok ucuzdu. tabi şuan pahalı olmasının sebebi siyasi sebepler. onun dışında araba filan almak harbi baya baya lükstü. düşünün koca mahalle de 2 veya 3 araba vardı. bakın yine söylüyorum türkiyenin temel sorunlarını hiçbir parti çözemez. geçmişte de çözemedi gelecekte de çözemeyecek. arkadaşlar bana inanmıyorsanız açın bakın levent kırçanın filmlerine ve olacak o kadar dizisine. et yine pahalıydı süt yine pahalıydı.
devamını gör...
yukarıdaki arkadaşa katılıyorum. bu ülkenin burnu bataktan asla ama asla çıkamayacak. sebebi basit. çünkü bu millet gerizekalı. evet bunu bir türk milliyetçisi olarak üzülerek söylüyorum ki bu millettin çoğunluğu gerizekalıdır. ulan mustafa kemal atatürk gibi dünyanın gelmiş geçmiş en ender dehalarından birisi bu millete nasip oldu, o bile yaranamadı, o bile adam edemedi bu milleti. adam varlığını bu millete terk etti, ölünce arkasından sövdüler, emanetine sahip çıkmadılar, ne kadar yapmayın dediği şey varsa gittiler onu yaptılar. ben gerçekten artık bu iktidara da kızmıyorum. ne olacak oğlum sağ gitse sol gelecek, ahmet gitse mehmet, mehmet gitse namert gelecek. bu millet akıllanmadıkça hiçbir şey düzelmeyecek. nereden mi biliyorum ? çünkü okuyorum, izliyorum, görüyorum. açın bakın ne diyor cem karaca:
yerel ve genel seçim
seçin bakalım seçin
ki dön babam dönelim
aynı yere gelelim. bu döngü kısır döngü demiş adam yıllar önce. ne diyor kemal sunal kibar feyza filminde : “ben bu ağayı öldürdüm ama yerine başkası geldi. ee ne değişti ? ne diyor ince memed : ben ağaları öldürüyorum, yerine daha kötüsü geliyor. o halde ben bu işi niye yapıyorum ? işte biz böyle bir kısır döngünün içine saplanıp kaldık. bu milletin uyanacağı, gözünün açılacağı falan da yok. üç aşşağı beş yukarı bir şekilde gidecek gittiği yere kadar. ben çok uğraştım çıktım konuştum, yanlışa yanlış dedim. ben stresten genç yaşımda hastalığa kalırken, gençler instagramda kedi storysi paylaşıyordu. bu saatten sonra da hiç kendimi yoramam artık. bana bir noktadan sonra eyvallah...
devamını gör...
sevgili yazarlar, çaylaklar, arkadaşlar, okuyucular, romalılar ne yazık ki arkadaşımız doğru söylüyor. ben sağı da solu da sevmeyen bu ülkeye tek bir çivi çakmayıp çakanlarında çivilerini söküp hırdavatçılarda satan, kafatasçı salaklar nitelendirmekteyim. sebeplerini açıklayayım.

ilk olarak ben geçmiş zamana gitmek yerine şimdiki zamandan ve gelecek zamandan bahsedeceğim.

şimdiki sağ, medya basın kuruluşları aracılığıyla bu ülkeye bir çivi çakıyormuş gibi gözüken ama aslında çaktığı çivinin karşılığı olarak sahibi olduğu hırdavatçı dükkanını zenginleştiren. kendisinden başka kimsenin bu ülkeye bir çivi çakmasına izin vermeyen, metaforumuzdan çıkarsak liyakatin , adaletin, eşitliğin tamamını sadece kendilerinden olanlara bölüştürüp geri kalanların herhangi bir hakkının olduğunu düşünmeyen, düşünce ve özgür fikir açısından kıt ülkemizin çoğunluğunu oluşturan ve gün geçtikçe kan kaybeden bir kesim. kısacası daha çoğu için biraz bir şey yapıyorlar ve o yaptıkları şeyi sonuna kadar yüceltip sağ kesimin "ağamıza bal neler yapir" demesini sağlarlar. büyüyüp yetişen ve çağımızda ne kadar büyük saçmalıklar yaptıklarını anlayan genç nüfus tarafından durdurulacaklardır.

sol kesim ise sağın ne yaptığını zerre kadar önemsemeyip düzgün seçim kampanyaları yönetemeyip, son anda rakı masalarında yakalanıp insanların moralini bozacak kadar kötü siyaset yapıyorlar. şimdi değişse ne olur ki değişecek ben size neler olacağını söyleyeyim romalılar.

değişecek ilk şey yapılanmaların dağıtılması için çalışmalar başlanacak. memuriyette bulunan ve sağın tırmanma ekipmanlarıyla yükseklere tırmanmış herkes zoraki emeklilik, kadroların değiştirilmesi, soruşturmalarla güçleri azaltılıp yok edilecekler. bunu zaten biliyoruz. bu işi kapsamlı bir şekilde yapmak bürokrasinin hızının değişkenliğine bağlı olarak yaklaşık bir bilemedin iki yıl sürecektir. sonrasında sol elindeki uzun süredir bekleyen kardeşlerini bir süre bu kadrolardan sağın eline herhangi bir koz vermemek için uzak tutacak. sonrasında bugün aynı sağın yaptığı gibi solcu kardeşlerine sol marka tırmanma ekipmanlarını dağıtıp bugün nasıl türkiye'de adalet, eşitlik vs yoksa aynı duruma geri çevirecektir.

bunun olmama ihtimali o kadar zayıf ki sevgili kafatasçı kardeşlerim kafataslarınızdan çıkın ve etrafınıza bakın. size yerleştirilen o düşünceleri bir de karşı taraftan bakmaya çalışın.

şimdi gelelim bu olay bu kısır döngü çözülebilir mi? aslında teorik olarak bunun cevabı evet olsa bile pratikte hayır.
bu olayı salakça ve çok yanlış olan, senelerdir üzerimize karabasan gibi çökmüş bir fikri temizlememiz gerekiyor bu fikir "ya herkes torpil yapıyor" fikri. hepimiz bunu duymuşuzdur hatta adalet, eşitlik diye ya sol yumruğunu kaldıran veya ellerini açıp dua eden kardeşim bunu sende demiş olabilir misin? pek çok insan bunu diyor işte ve bu yüzden ülkemizdeki eşitsizlik, adaletsizlik çözülmüyor ve bu kafayla gidersek asla da çözülmeyecek.

sağ ve solun saçma sapan sandalye kapmaca oyununda ezilen yine devletimiz yine insanımız olacak.

eğer bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız en başta bu "ya herkes torpil yapıyor" fikri ve bunun türevlerini kafanızdan silip atın. böyle bir şey düşünmeyin etrafınızdakilerin bunu yapmasına izin vermeyin. unutmayalım ki bir ülkede liyakat her şeyin temelidir ve bu liyakatsizlik fikri halkın içine işlemişse o halk sürekli burun üstü sürünmeye mahkumdur.

bir mum yak karanlığa
oradan yeniden yaşamaya başla.

aylin safiye deniz
devamını gör...
kısmen doğru bir yönerge. açıklayayım.

efendim, aslını soracak olursanız, cumhuriyetin ilanından sonra ülkemiz 1933'e kadar para politikalarını osmanlı bankasına bıraktı. yani, kendi parası üzerinde herhangi bir hükmü yoktu. bununla birlikte 1900'lü yılların ortalarına kadar osmanlı padişahlarının saray yapmak için aldığı borçların bize düşen payını ödedik.

bununla birlikte tamamen harap ve bitap durumdaki ordumuzun tekrar düzenlenme durumu var ki, milli bütçenin 1/4'ünü her sene buna ayırdık.

peki arta kalan para ne oldu?

ülkenin halihazırda ok az da olsa işleyen sistemlerinin devamlılığı ve yeni kuruluşların kurulması için harcandı.

öyle ki, 1935'te bazı muhalif vekiller ismet paşaya "olur mu böyle şey efendim, gelecek nesillerin de yatırımlarını biz mi yapacağız! bu kadar dokuma, şeker kuruluşuna ve demiryoluna ne gerek var!" diye hesap soruyorlar. öyle ciddi bir sanayi atılımı söz konusu.

1960 sonrası, demokrat parti ile ciddi bir likidite enjeksiyonu söz konusu. bunun getirdiği yapay bir refah var, lakin halka değil tamamen sermayeye hizmet eden bir refah bu. sonucunda da köylü toprağını bırakıp işçi olarak şehirlere göç etmeye başlıyor.

bir de üzerine kıbrıs barış harekatı ve haşhaş üretimi sorunu geliyor ki, bu oldukça dikkate değer bir durum. likit edilen parayı ımf boğazınıza iteliyor bu tarihlerde. boğuluyorsunuz.

(yeğen sevme molası verdim. uyandı.)

1980 sonrası ülkemizin neoliberalizmin koynuna kontrolsüzce sokulmasıyla gelen bir zenginlik var. tabii bu, sermayeye oynadığı için bu tarihlerde ciddi bir yatırım ilerlemesi söz konusu. sermaye oluk oluk akıyor.

aslını soracak olursanız, gereken bazı reformların eksik de olsa yürürlüğe konulması ile türk halkı 2006 yılı gibi rahatlamaya başlıyor. ama tabii, malum kişi ve parti...

geldiğimiz durumda 2001 yılının bile gerisindeyiz.

demokrasinin ne kadar önemli olduğunu görüyorsunuz değil mi?

not: 2000 yılına kadar halkımızın hak ettiği refaha erişememesi kimsenin suçu değildi bence. ama sonrasında, imkansızlıklar içinde başarılan bir çok şeyi eleştirdiğin halde senin iktidarında olaylar daha kötüye gidiyorsan, bu senin suçun canım kardeşim.
devamını gör...
osmanlı'nın borçları bir yana; diğer yandan savaşlar nedeniyle; pek de şaşırılmaması gereken durumdur.
devamını gör...
" insanlarımız yaptıkları yanlışlardan dönmek yerine bunun doğru olduğuna inanarak karşılarındaki kişileri de inandırmaya çalışmasından dolayı " dediğiniz gibi hiç bir zaman da olmayacak olan zenginlik ve refahtır.
devamını gör...
doğrudur, nedeni de türkiye cumhuriyeti'nin tarihi boyunca hep sağcılar, dinciler ve sözde liberaller tarafından yönetilmesi.

cumhuriyetin ilk yılları zaten kötü bir ekonomi ile kalkınma mücadelesine girişildiği dönemdi. ardından 2. dünya savaşı tehdidi ve ardından gelen vatan haini menderes ile başlayan karanlık dönem. ülkeyi amerika'nın arka bahçesine çevirip tüm cumhuriyet kazanımlarının bir bir rafa kaldırıldığı, iptal edildiği yıllar.

sonrası sol sağ çatışmaları, milliyetçi görünen abdnin silahlı piyonları ile geçen kanlı yıllar.
kıbrıs barış harekatı öncesinde başlayan ve harekat sonrası zirveye çıkan batının ambargosu. gerizekalı siyasal islamcıların dilinden düşürmediği "karneyle ekmek alıyorduk" dönemi. parası olan puştun biri tüm ekmekleri alıp sana daha pahalıya satmasın diye karneyle alıyordun öküz. neyse konumuz o değil.

kenan evren sahneye çıktı daha sonra. abdnin kendi yarattığı türkiye iç savaşında son noktayı koyma hamlesi. daha doğrusu şu an yaşadığımız siyasal islam iktidarına çıkan yolun açıldığı günler. ardından da gelen özal ile sözde özgür, batıya açılan günler. madalyonun diğer yüzünde ise kontrgerilla timlerinin pkkyı yaratma projesi kapsamında doğuda yaptığı infazlar ve aynı dönemde batıda patlak veren suikastler dönemi. özgürlükten başı dönen halkın pek de umrunda değildi bu durum. o kadar umrunda değildi ki, dönemin sağcı siyasilerinin gözlerinin önünde ülkeyi talan etmeye başlamalarına da sessiz kaldılar. tencerenin içinden ufak ufak kaşıkla yemeye başladılar.

sonrası? 2002de hayatımıza giren siyasal islam iktidarı. kaşıkla yetinmeyip kepçeyle daldılar önce tencereye ama baktılar ses eden yok, bardakla şu içer gibi tencereyi kafaya diktiler. dibini de ekmekle sıyırma sürecindeyiz bugün.

peki kim tüm bunların sorumlusu? tabi ki sskyı batıran kılıçdaroğlu.
devamını gör...
bunun nedeni aferizmdir. fransızca karşılığı affairismedir.
dünya bankasının özelleştirmelerle ilgili bir raporunda aynen şöyle yazmaktaydı (aqop öncesi bir rapor bu): türkiye'nin ekonomisinin, turgut özal'la birlikte tepe noktaya çıkan ama cumhuriyetin kuruluşundan itibaren ekonominin içinde olan affairisme belasından kendisini kurtarmadıkça düzelme ihtimali yoktur.
aferizm, bulunduğu makam ve mevkiyi, kendisi ya da yakınlarına maddi çıkar sağlamak için kullanmak demektir özetle.
nitekim cumhuriyet kurulduktan sonra atatürk dahil, tüm devlet bürokratları, büyüklüğü bürokrasi içindeki yerlerine bağlı olan servetler edinmişlerdir. örneğin atatürk'ün maddi varlığı 10 milyar doların üstündedir. inönü milli şef olduktan sonra, hem de savaş koşullarında oğlu ömer'in bir yeri düşmesin, beğenmiş çocuk diye delahaye marka otomobil getirtmişti amerika'dan
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
adnan menderes için söylenenlerden biri, hirfanlı barajına bir kamyon çimento gider bir kamyon da adnan'ın depoya inerdi şeklindedir. söylenenlere göre menderes öldürülünce parası gizli kasasında kalmış, oğluna adnan adını vermiş bu şahıs istanbul sosyetesinin en zengin adamlarından biri olmuş. süleyman demirel'in kendisinin bir şeyi yok, kardeşlerinin çok. ecevit yemedi, yedirdi. 12 eylülcü tahsin şahinkaya döneminin en zengin generaliydi. turgut özal malum. şimdikiler keza.
soru: bir milletvekili aylık 30bin lira, yıllık da 360 bin lira maaş alıyor. bu 5 yılda 1.8 milyon yapar. ıvır zıvırla beraber tüm maddi çıkarları 5 milyon olsun. akp ve chp vekilleri vekil olabilmek için (şu anki raconu bilmiyorum) 1milyon dolara yakın para harcarlar. yani emekliliği saymazsak 5 yıl boyunca yaklaşık 8 milyon lirayı neden harcarlar? vatan, millet ve sakarya için mi? bir düşünün.
devamını gör...
olmadı çünkü bu halkın zihninde osmanlı’dan miras kalan genetik bir kulluk var. kula kul olmayı seviyor bu millet. hakkını istemeyi arsızlık, verilene kanaat etmeyi lütuf sanıyor. daha devletle hükümeti, insanla sistemi ayıramıyor bu halk. bu zihniyetler maalesef ki yüzü aydınlığa dönük insanların sırtında koca bir kambur. böyle bir toplumla refaha erilmez..
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"türkiye cumhuriyeti tarihinde hiçbir zaman refah ve zengin bir dönem olmadı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim