vücut geliştiren erkeklere ılık gözüyle bakılması
başlık "ekonovich" tarafından 11.09.2026 01:25 tarihinde açılmıştır.
1.
içlerinden gayimsi tiplerin çok çıkması sebebiyle yaşanan üzücü durum. hâlbuki o kadar çalışıp kas yapıyorlar
devamını gör...
2.
vücudun neresini geliştirdiğine göre değişir. bir rivayete göre bacak geliştiren erkekler aynı zamanda tavuk pilav yemeyi seviyor ve dövme yapıyorlarmış.
devamını gör...
3.
hardcore vücut geliştiriciler genellikle steroid kullanılır. steroid ise uzun vadede cinsel isteği düşürür ve sertleşme sorunlarına yol açar. o yüzden ılık gözüyle bakılması normaldir.
devamını gör...
4.
cinsel eğilim farkı bir aşağılanma sebebi olamaz. eşcinsellik, homofobik toplumlarda maalesef ciddi bir sosyal izolasyon/ aşağılama mekanizması haline geldi. aslında hiçbirimizi başka birinin yatak odası ve bedeniyle ne yaptığı ilgilendirmez. insan içine doğduğu bedenden ve kendi seçimlerinden sorumludur. "kapı komşum nasıl ve kiminle sevişiyor? " diye iz sürersem hem hukuki açıdan hem de insani açıdan büyük suç işlemiş olurum.
"mahrem" çok önemli bir kelimedir. insanların kimsenin öğrenmemesi gereken kişisel yaşamlarını kaplar. hayatınıza aldığınız kişi ve sevişmeleriniz mahremdir. bunlar konuşulamaz, yargılanamaz, yayılamaz, aşağılanamaz veya alay konusu edilemez. istismar etmek veya istismara başvurmak söz konusu dahi değil.
toplum hoşuna gitmeyen veya kolektif açıdan uygun bulmadığı her şeyi "kötü" olmakla nitelendirir. canım mary douglas'ımın "dirty" kavramı tam olarak bunu açıklar.
"toplumun normal saydığı düzenin çıkan her şey "pis/kirlidir."
olay nesnenin veya insanın gerçekten kirli olması değil. kirlilik mecazi anlamda yapıştırılan bir etikettir.
bunun türkiye'de inanılmaz çalıştığını görürsünüz. toplum sürekli hoşuna gitmeyen/ tasvip etmediği şeyi sizi etiketleyerek değiştirmeye çalışır.
"dul kadın gibi giyinmişsin. bu ne?"
" o renk ayakkabı giyilir mi? gay misin sen?"
" sende çok lezbiyen tipi var" ve benzeri bir sürü abuk-subuk yakıştırmayı sizde buralara eklersiniz. yani bitmiyor ve bitmeyecek.
o yüzden spor yaparken dar / daha keskin hatlı kombinler yapan erkekler( atlet- sort), toplum erkek giyim kodlarının dışında kaldığı için yaftalanıyor. spor yapan eşcinsel arkadaşlarımızın olması da bu noktayı daha kullanılabilir hale getirdi ve bu saçma istismar yöntemi kamusallaştı. oysa, insan istediğini yapabilir. kime ne ?
kimin kiminle seviştiğini daha fazla dert eden bir ülke göremezsiniz. mutlu olun. her yer patoloji.
"mahrem" çok önemli bir kelimedir. insanların kimsenin öğrenmemesi gereken kişisel yaşamlarını kaplar. hayatınıza aldığınız kişi ve sevişmeleriniz mahremdir. bunlar konuşulamaz, yargılanamaz, yayılamaz, aşağılanamaz veya alay konusu edilemez. istismar etmek veya istismara başvurmak söz konusu dahi değil.
toplum hoşuna gitmeyen veya kolektif açıdan uygun bulmadığı her şeyi "kötü" olmakla nitelendirir. canım mary douglas'ımın "dirty" kavramı tam olarak bunu açıklar.
"toplumun normal saydığı düzenin çıkan her şey "pis/kirlidir."
olay nesnenin veya insanın gerçekten kirli olması değil. kirlilik mecazi anlamda yapıştırılan bir etikettir.
bunun türkiye'de inanılmaz çalıştığını görürsünüz. toplum sürekli hoşuna gitmeyen/ tasvip etmediği şeyi sizi etiketleyerek değiştirmeye çalışır.
"dul kadın gibi giyinmişsin. bu ne?"
" o renk ayakkabı giyilir mi? gay misin sen?"
" sende çok lezbiyen tipi var" ve benzeri bir sürü abuk-subuk yakıştırmayı sizde buralara eklersiniz. yani bitmiyor ve bitmeyecek.
o yüzden spor yaparken dar / daha keskin hatlı kombinler yapan erkekler( atlet- sort), toplum erkek giyim kodlarının dışında kaldığı için yaftalanıyor. spor yapan eşcinsel arkadaşlarımızın olması da bu noktayı daha kullanılabilir hale getirdi ve bu saçma istismar yöntemi kamusallaştı. oysa, insan istediğini yapabilir. kime ne ?
kimin kiminle seviştiğini daha fazla dert eden bir ülke göremezsiniz. mutlu olun. her yer patoloji.
devamını gör...
5.
devamını gör...
6.
ayna karşısında diğer erkeklerle birlikte gerilip ıkınmasalar şüphelenmeyeceğiz aslında.
birbirlerine kur yapıp şu an boştayım dediklerini düşünüyorum.
birbirlerine kur yapıp şu an boştayım dediklerini düşünüyorum.
devamını gör...
7.
spor yapana saygım sonsuz.
vücut geliştirene saygım yok.
henüz sektörün o kısmına geçip de beynini aldırmamış kimseyi görmedim.
ilaçlar, enjeksiyonlar vs... hepsinin sonu aynı.
onlarcasıyla tanıştım ettim, yok abi yok.
kafa kalmamış.
yani uzatmayayım, o kafanın gitmiş haliyle her şeyi yapabilirler düşüncesindeyim.
ılık da olur gay de olur, hormonsuz erkek de olur ki en kötüsü de budur.
her şey olabilirler.
geçmiş olsun hepsine, üzülüyorum dersem yalan olur*
vücut geliştirene saygım yok.
henüz sektörün o kısmına geçip de beynini aldırmamış kimseyi görmedim.
ilaçlar, enjeksiyonlar vs... hepsinin sonu aynı.
onlarcasıyla tanıştım ettim, yok abi yok.
kafa kalmamış.
yani uzatmayayım, o kafanın gitmiş haliyle her şeyi yapabilirler düşüncesindeyim.
ılık da olur gay de olur, hormonsuz erkek de olur ki en kötüsü de budur.
her şey olabilirler.
geçmiş olsun hepsine, üzülüyorum dersem yalan olur*
devamını gör...
8.
açılın beyler, dibine kadar ilmî bir takım mülahazalar içerir.
ortalama bir erkek bünyesinde yaklaşık olarak 300–1000 ng/dl testosteron barındırır. bu oran büyük ölçüde kas kütlesiyle doğru orantılıdır. yani hımbıl, sedanter birisi alt sınırda seyrederken görece atletik birisinde bu oran üst değerlere yakın veya üstündedir.
bu arada testosteron primer olarak erkek üreme kalitesini etkilese de sekonder olarak vücut yapısından tutun maskülen ruh haline kadar pek çok değişkeni de doğrudan etkiler. bazı insanlar sporla çok içli dışlı olmasa da proporsiyonunun düzgün vücudunun orantılı olmasının yegane sebebi budur.
ancak küçük bir problemle karşı karşıyayız ki, yüksek testosteron yanında bir miktar yüksek östrojeni de beraber getirir.
atletik yapılı kimselerin duygudurumsal olarak kadınsı özellikler göstermesi, ruh hali olarak hassas olması, sosyal ilişkilerinde kırılgan olması, küsmesi filan bundan dolayıdır.
olaysız dağılalım, hoffff!
ortalama bir erkek bünyesinde yaklaşık olarak 300–1000 ng/dl testosteron barındırır. bu oran büyük ölçüde kas kütlesiyle doğru orantılıdır. yani hımbıl, sedanter birisi alt sınırda seyrederken görece atletik birisinde bu oran üst değerlere yakın veya üstündedir.
bu arada testosteron primer olarak erkek üreme kalitesini etkilese de sekonder olarak vücut yapısından tutun maskülen ruh haline kadar pek çok değişkeni de doğrudan etkiler. bazı insanlar sporla çok içli dışlı olmasa da proporsiyonunun düzgün vücudunun orantılı olmasının yegane sebebi budur.
ancak küçük bir problemle karşı karşıyayız ki, yüksek testosteron yanında bir miktar yüksek östrojeni de beraber getirir.
atletik yapılı kimselerin duygudurumsal olarak kadınsı özellikler göstermesi, ruh hali olarak hassas olması, sosyal ilişkilerinde kırılgan olması, küsmesi filan bundan dolayıdır.
olaysız dağılalım, hoffff!
devamını gör...
9.
üstteki arkadaşla kısmen hemfikir olmakla beraber şunu ve şunu da kaynak olarak bırakıyorum.
önce insan kitlelerine amme hizmeti yapalım. testosteron hormonu vücudun birbirinden haberdar olmasını sağlayan binlerce sinyal molekülünden bir tanesi. aktif forma geçiyor vs vs bir sürü hikayesi var. vurgulamak istediğim şu. hormonlar dalgalanır. sabah başka çıkar akşam başka çıkar. açken başka çıkar tokken başka çıkar.
araştırmalar testosteronun egzersiz sonrası geçici artış gösterdiğini söylüyor. neden öyle, kas kütlesi yapılacak ya, testosteron bu işlemin uyarımında rol oynuyor.
testosteron varsa daha daha mı "erkek" mi oluyorsun, "gay" mu oluyorsun, davranış fizyolojisi testosterona şüpheli yaklaşıyor. beyin adı verilen organ karışık bir organ, iki sinyal yolağı ölçümü ile anlaşılmıyor. keşke dünya öyle bi yer olsa işler baya kolay olurdu.
ben genel olarak gym'i tavsiye ederim, ağırlık çalışacaksınız, düzgün besleneceksiniz falan güzel şeyler bunlar. iki yıldır hiç sektirmeden haftada 4 gün devam eden bende çok işe yaradı. sevdiğim gömleklerimi kollarım girmediği için değişmek zorunda kaldım, pantolonlar belimde durmuyor. uykularım düzene girdi, stress seviyem azaldı. işime daha iyi odaklanıyorum. kısaca karşılığını en hızlı alacağın yatırımlardan birisi gym oluyor.
baya iyi yazdım buraya kadar. türk insanının aşağılanmışlığı ve kompleksleriyle alakalı bodoslama girip nefret söylemlerinde bulunmamak için zor tuttum kendimi. neden tuttum, biz pozitif insanlarız çünkü; insana güveniyoruz, bilime güveniyoruz. iş yerindeki arkadaşlarımız, sokaktaki beyfendi, alışveriş yaptığımız marketteki kasiyer vs. herkesin imkan verilirse ilerleme göstereceğine, kendisinin en iyi versionu olacağına inanıyoruz. öyle insanlarız biz.
(bkz: susam sokağı)
önce insan kitlelerine amme hizmeti yapalım. testosteron hormonu vücudun birbirinden haberdar olmasını sağlayan binlerce sinyal molekülünden bir tanesi. aktif forma geçiyor vs vs bir sürü hikayesi var. vurgulamak istediğim şu. hormonlar dalgalanır. sabah başka çıkar akşam başka çıkar. açken başka çıkar tokken başka çıkar.
araştırmalar testosteronun egzersiz sonrası geçici artış gösterdiğini söylüyor. neden öyle, kas kütlesi yapılacak ya, testosteron bu işlemin uyarımında rol oynuyor.
testosteron varsa daha daha mı "erkek" mi oluyorsun, "gay" mu oluyorsun, davranış fizyolojisi testosterona şüpheli yaklaşıyor. beyin adı verilen organ karışık bir organ, iki sinyal yolağı ölçümü ile anlaşılmıyor. keşke dünya öyle bi yer olsa işler baya kolay olurdu.
ben genel olarak gym'i tavsiye ederim, ağırlık çalışacaksınız, düzgün besleneceksiniz falan güzel şeyler bunlar. iki yıldır hiç sektirmeden haftada 4 gün devam eden bende çok işe yaradı. sevdiğim gömleklerimi kollarım girmediği için değişmek zorunda kaldım, pantolonlar belimde durmuyor. uykularım düzene girdi, stress seviyem azaldı. işime daha iyi odaklanıyorum. kısaca karşılığını en hızlı alacağın yatırımlardan birisi gym oluyor.
baya iyi yazdım buraya kadar. türk insanının aşağılanmışlığı ve kompleksleriyle alakalı bodoslama girip nefret söylemlerinde bulunmamak için zor tuttum kendimi. neden tuttum, biz pozitif insanlarız çünkü; insana güveniyoruz, bilime güveniyoruz. iş yerindeki arkadaşlarımız, sokaktaki beyfendi, alışveriş yaptığımız marketteki kasiyer vs. herkesin imkan verilirse ilerleme göstereceğine, kendisinin en iyi versionu olacağına inanıyoruz. öyle insanlarız biz.
(bkz: susam sokağı)
devamını gör...