benzer bir başlık varsa affola. yazarların gitmeyi sevmediği yerler başlığı var ama aynı şey değil. gidilen her yerde takılınmaz sonuçta. ekleme/düzeltme: zaten o başlık "sevmediği yerler" şeklindeymiş, yanlış görmüşüm. biraz uykum geldiyse demek. *

valla artık ev. haha.

gençken atari salonları ve metal barlar idi, takılmayı en sevdiğim yerler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
aha böyle yerler. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
evim dışında, denizi uzaktan da olsa gören her yer.
devamını gör...
kışın kitap kafeler, yazın park bahçe. akşamları da ev. *
devamını gör...
spor salonu.. salonun yanındaki cafe, ev
devamını gör...
ev, daha spesifik odam, daha daha ayrıntı isterseniz canım yatağım.
devamını gör...
butik kahvecileri aşırı seviyorum. taze ve tek kişilik demlenen kahveler gerçekten leziz. çeşit çeşit, renk renk cheesecake, cookie görmek direkt olarak modumu yükseltiyor. hangisini yiyeceğimi düşündüğüm o kısacık kaosu seviyorum. kahvenin yanında hangi tatlıyı yiyeceğini seçememek gerçekten müthiş bir dert!

tüm günümü sonradan gurmeler gibi butik kahvecilerde tadım yaparak geçirebilirim.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
ankarada ardic kafeyi seviyordum
devamını gör...
açıkcası ben içine doğduğum şehir olan istanbul'dan tiksindim. burayı hep çok sever ve ülkenin " kalbi" olarak görürdüm fakat kontrolsüzce içeri alınan göçmenler, önüne geçilemeyen aşırı nüfus büyümesi şehiri yaşanılmaz bir hale getirdi. her yer insan dolu ve şehir artık kimseyi taşıyamıyor. ne toplu taşımaları kullanabiliyorsunuz ne bir yerde oturup bir şeyler içip- hafta sonu aktivitesi yapabiliyorsunuz...

en basit eyleminiz bile saatlerinizi alıyor çünkü şehir çok kalabalık.. bir yerden bir yere ulaşmak zaten ciddi bir zaman kaybı. gittiğiniz yerde boş masa beklemeleriniz, saatlerce masaya gelmesini beklediğiniz siparişleriniz, bir ürün almak için girdiğiniz uzun sıralar derken.. bir bakmışsınız tam bir tatil gününüz heba olmuş. geriye dönüp bir bakıyorsunuz, 1 tatil günü boyunca ne yapabildiniz? - sadece 1 kahve içmek ya da avm'ye gidip 2 t-shirt , 1 jean almak.. bu istanbul'da 1 gün alıyor. ıstanbul'da hayat şu an bu


bu rezil durumdan fazlasıyla usandığım için kendime yeni bir yaşam biçimi geliştirdim. genellikle belli başlı semtlerde, düzenli gittiğim mekanlar var. ne olursa olsun müşteri kalitesiyle ve ortamıyla yıllardır kendilerini bozmadılar. bozsalardı, listemden çıkarlardı. dışarı çıkmak istediğimde, genellikle içlerinden birine gidiyorum. bu hem nezaketsiz kalabalığa karışmamı hem de vakit kaybetmemi engelliyor. aktivite yapacaksam, genellikle istanbul dışına doğru yayılıyorum. - istanbul içi hele yaz gelirken inanılmaz patlıyor. gece 12'de bile ana semtlerde ( mecidiyeköy- bebek- etiler- nişantası- bağdat cad. - suadiye- moda vb.) bulunan starbuckslar ve diğer kurumsal ölçekli kahve mekanlarında ( espresso lab, nero, gloria jeans, tchibo vb.) yer bulamazsınız.


ayrıca, sağlık hizmeti açısından da berbat durumdayız. devlet hastanelerinden randevu bulamıyorsunuz.. randevu bulabilmek için sistemde boşluk kovalıyoruz.. alt tarafı bir hastane.. düşünün, sağlık probleminiz olduğunda, anında hizmet dahi alamıyorsunuz. öyle bir kalabalık.. mecburen özel hastanelere gidip, bir asgari ücreti bırakıyorsunuz. bu noktada özel hastane bir zorunluluk haline geliyor çünkü sağlık probleminizin ne olduğunu öğrenme ihtiyacınız bir korku- anksiyete dalgası haline geliyor. devlet hastanesinde randevu bulmayı beklemektense, özel hastanede tüm testlerinizi yaptırıyorsunuz. düşünün devletin sağlık hizmeti bile şehirin nüfusuna yetemiyor. derdimize çare olması adına, bu işi de parayla çözmek zorunda kalıyoruz( özel hastanelere giderek ve muayene, doktor, test başı ücret ödeyerek)

üniversite eğitimi için gelmeyi düşünenlere sesleniyorum : gelmeyin.

hayat burada durdu ve her şey çok pahalı ( toplu taşıma dahil). ailenizin veya sizin belirli bir seviyenin üstünde maddi geliriniz yoksa, 4-5 yıl burada yalnız yaşamak sizi ekonomik olarak çok yorar. istanbul diğer şehirler gibi değildir. her semtinde kalamaz, her evi tutamazsınız. hayatınızı asgari düzeyde de olsa, yürütebilmek için ciddi bir bütçe gerekiyor. kısıtlı bir bütçe ile buranın yaşam şartlarıyla başa çıkamazsınız. kiralar, temel ihtiyaçlar( market alışverişleri) , kişisel ihtiyaçlarınız( kozmetik- üst baş) ciddi bütçe gerektiriyor. annenin ve babanın yolladığı standart harçlıkla burada yaşama şansınız çok zor. size kötü bir portre çizmek istediğim için değil, gerçekten doğru bilgileri aktarabilmek için yazıyorum bunları. hele ki kız cocukları.. bu konuda en fazla korunması gereken topluluk onlar. lütfen dikkatli olun. istanbul kısıtlı bütçeyle, öğrenci olarak , tek başınıza yaşayabileceğiniz kadar uygun ve güvenli bir şehir artık değil. buranın toplum dinamiği de oldukça kaygan( her tür insan var). üniversite için burayı seçecekseniz de dikkatli olun. her şeyini bilin öyle gelin. o zaman potansiyel tehdit riski bir derece olsa da, düşer ama yine sonuç değişmez. başka bir şehirde, buraya harcayacagınız paranın yarısına krallar / kraliçeler gibi yaşarsınız.

istanbul artık akıl kârı değil. burada doğup büyüyenler burayı terk etmeye, farklı şehirlere veya direkt yurt dışına taşınmaya başladılar. siz düşünün portreyi.
devamını gör...
az insanın bulunduğu mekanları seviyorum ben. tabiat parkları, ormanlar, deniz ve göl kenarları vs. şehirde ise kafeterya ve lokantalarda dostlarımla birlikte vakit geçirmekten hoşlanırım. ancak nezih ve ferah mekanlar tercihim.. çocuklarla birlikteysem de onların zevkine tabi oluyorum genelde. sinemaysa sinema, konserse konser vs..
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


(bkz: imalat-ı harbiye müzesi)
devamını gör...
pub(öyle gastro mastro değil pub gibi old school pub) veya rock bar konseptine sahip mekanlar.
devamını gör...
butik cafeler seviyorum az insan makul gürültü seviyesi. türl kahvesi ve soda ikilisi eşliğinde.
devamını gör...
kimsenin olmadığı parklar.
dilediğim kadar salıncakta sallanabiliyorum.

sakin kafe/publar.
bir de kedi varsa müthiş.

izmit tren garı, sigara içilen o açık alan.
ne alaka demeyin, bir yerlere koşturarak bir yerlere yetişmeye çalışan insanları izlemeyi seviyorum.
bir de çift vedalaşmalarını da izlemeyi seviyorum.
birbirine kavuşan insanların sarılışlarını da izlemeyi seviyorum.
bir yere gitmeyecek olsam da orada oturup öylece insanları izlediğim çok oluyor.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların takılmayı en sevdiği yerler" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim