1.
jqenx isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
sözlükte ''hiç kullanılmamış olan; üretiminin üzerinden fazla zaman geçmemiş olan'' anlamına gelen sözcüktür.
sözlükte ''hiç kullanılmamış olan; üretiminin üzerinden fazla zaman geçmemiş olan'' anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...
2.
benim için jelatinli yeni alınmış her eşyadır. hele ki teknolojik bir aletse aman aman, o jelatini açmak orgazma yaklaşan bir zevktir.(bkz: lol)
devamını gör...
3.
buraya yeni gelen ben. şaşkın ördek yavrusu gibi siteyi çözmeye çalışıyorum. sanırım sık kullanacağım bir yer olacak.
devamını gör...
4.
yeni..
ne kadar güzel değil mi?
yeni bir eşya, yeni bir insan, yeni bir telefon, araba, yol, arkadaş, memleket..
belki de yeni bir sen..
ne kadar zor olabilir yeni olanı kabul etmek, edebilmek ?
aylarca, günlerce özenle saklandığı kozadan çıkmak kelebek için ne kadar zorsa sanırım o denli mücadele isteyen bişey.
kendi adıma yeni kavramına çabuk adapte olduğum söylenemez. eski kafalı olduğuma da inancım hep bu yüzden. yeni olan her şey sanki daha çabuk tüketilip yok ediliyor gibi gelir her zaman.
yeni bi hayata başladığına inandığın anda eskiyi sırtında taşıyarak geliyorsun aslına bakarsan. tecrübelerle dolu heybendeki yükünle, elini her cebine attığında sımsıkı tutuyorsun, sarılıyorsun. ama öte yandan sıfırdan başlamanın rahatlığı ile uyanıyorsun, belki de sımsıcak güneşe dönüyorsun yüzünü aynı gündöndü gibi..
başladığın bu yeni hayatında eski tecrübelerine kulak vererek hata yapmaktan kaçıyorsun her defasında. belki tökezliyorsun.. belki bazen tekrar düşüyorsun.. bugüne kadar kimsenin eline ihtiyacın olmadığından, kendin kalkabiliyorsun gene eskisi gibi..
belki ‘’bu sefer olacak’’ inadı süregeliyor peşinden. ve yapıyorsun aslında. ne mutlu sana! devrimler yaratıyorsun kendi içinde, çevrende kimsenin fark edemediği, kendin için bir çağı kapatıp yeni çağ açmak bu. yarattığın devrim herkese sıradan, olağan gelir. ev kurmak mesela. evinin kapısını kendin açabilmenin rahatlığını nasıl anlatabilirsin ki birine? anlatsan bile ne kadarını anlayabilirler ?
yeni bir yol, güzergâh belirliyorsun belki her gün. ‘’ben bu gemiden mutlu ineceğim’’ diye her aklına geldiğinde tekrar ediyorsun. sahil boyu denizi yanına alarak yürüyorsun.. hızlı yürüyorsun.. daha da hızlı.. koşar gibi oluyorsun başarabildiğin, kurabildiğine inandığın bu yeni hayatının kahramanı ilan ediyorsun kendini! yürüyüp koşuyorsun tökezliyorsun, dört nala giden atlar gibi, özgürce..
her yeni olanı zamanla kabul ediyorsun. yeni kalıbına girmek zor oluyor, çok fazla zor belki de. oluyor bi şekilde yada olmak zorunda olduğu için olmuş gibi kabul ediyorsun. bazen öyle bir an geliyor ki, dört nala giderken birden dinlenme hissi uyanıyor içinde. yaptığın devrimleri göz ardı edip ‘’yeniden mi?’’ diyorsun. karışıyorsun. belki de alabora oluyorsun da farkında değilsin. alışkını olduğun muhasebeyi döküyorsun önüne. cevaplarını bilip söyleyemediğin şimşekler çakıyor beyninde. keşke demeyi sevmeyen sen, keşkeler ile doluyor ağzın biranda. asla bu bir pişmanlık keşkesi değil. keşke bazen yerini ’’iyi ki’’ye bırakıyor. sıra sıra inci gibi diziyorsun, özenle..
kedi gibi dokuz canlı olduğuna inanıp, ikinci baharım dediğin bu yeni hayatına alışmaya çabalarken matematiksel orantılar çarpıyor yüzüne. ne kadarı doğru bunun? yada ne kadarı doğru olmak zorunda. işte dedim ya muhasebem iyi ama burada duvara çakılmış hissi.. bunun tarifi zor.
bazen bazı şeyleri anlatmak, yaşamak, yaşayabilmek zorunda kalıyorum/z.
asla dediğim her ne varsa hayat ‘’yeni’’ olarak getiriyor önüme.. bitti artık dedikçe ‘’yeniden’’ diyor. yapamam dedikçe ‘’yenilme’’ diyor..
sorduğum sorunun her cevabını biliyorum evet! sesli düşünmek, duymak işime gelmiyor sanırım. kulak arkası etmek en kolaya kaçmak ya hani. bu bir aptallık mı dersen, buna da evet..
hüsnü arkan kulağıma fısıldıyor şimdi,
“ yeniden yürü tozlu yollara, yeniden uyan o sabahlara, yeniden…. ’’
ne dersin?
ne kadar güzel değil mi?
yeni bir eşya, yeni bir insan, yeni bir telefon, araba, yol, arkadaş, memleket..
belki de yeni bir sen..
ne kadar zor olabilir yeni olanı kabul etmek, edebilmek ?
aylarca, günlerce özenle saklandığı kozadan çıkmak kelebek için ne kadar zorsa sanırım o denli mücadele isteyen bişey.
kendi adıma yeni kavramına çabuk adapte olduğum söylenemez. eski kafalı olduğuma da inancım hep bu yüzden. yeni olan her şey sanki daha çabuk tüketilip yok ediliyor gibi gelir her zaman.
yeni bi hayata başladığına inandığın anda eskiyi sırtında taşıyarak geliyorsun aslına bakarsan. tecrübelerle dolu heybendeki yükünle, elini her cebine attığında sımsıkı tutuyorsun, sarılıyorsun. ama öte yandan sıfırdan başlamanın rahatlığı ile uyanıyorsun, belki de sımsıcak güneşe dönüyorsun yüzünü aynı gündöndü gibi..
başladığın bu yeni hayatında eski tecrübelerine kulak vererek hata yapmaktan kaçıyorsun her defasında. belki tökezliyorsun.. belki bazen tekrar düşüyorsun.. bugüne kadar kimsenin eline ihtiyacın olmadığından, kendin kalkabiliyorsun gene eskisi gibi..
belki ‘’bu sefer olacak’’ inadı süregeliyor peşinden. ve yapıyorsun aslında. ne mutlu sana! devrimler yaratıyorsun kendi içinde, çevrende kimsenin fark edemediği, kendin için bir çağı kapatıp yeni çağ açmak bu. yarattığın devrim herkese sıradan, olağan gelir. ev kurmak mesela. evinin kapısını kendin açabilmenin rahatlığını nasıl anlatabilirsin ki birine? anlatsan bile ne kadarını anlayabilirler ?
yeni bir yol, güzergâh belirliyorsun belki her gün. ‘’ben bu gemiden mutlu ineceğim’’ diye her aklına geldiğinde tekrar ediyorsun. sahil boyu denizi yanına alarak yürüyorsun.. hızlı yürüyorsun.. daha da hızlı.. koşar gibi oluyorsun başarabildiğin, kurabildiğine inandığın bu yeni hayatının kahramanı ilan ediyorsun kendini! yürüyüp koşuyorsun tökezliyorsun, dört nala giden atlar gibi, özgürce..
her yeni olanı zamanla kabul ediyorsun. yeni kalıbına girmek zor oluyor, çok fazla zor belki de. oluyor bi şekilde yada olmak zorunda olduğu için olmuş gibi kabul ediyorsun. bazen öyle bir an geliyor ki, dört nala giderken birden dinlenme hissi uyanıyor içinde. yaptığın devrimleri göz ardı edip ‘’yeniden mi?’’ diyorsun. karışıyorsun. belki de alabora oluyorsun da farkında değilsin. alışkını olduğun muhasebeyi döküyorsun önüne. cevaplarını bilip söyleyemediğin şimşekler çakıyor beyninde. keşke demeyi sevmeyen sen, keşkeler ile doluyor ağzın biranda. asla bu bir pişmanlık keşkesi değil. keşke bazen yerini ’’iyi ki’’ye bırakıyor. sıra sıra inci gibi diziyorsun, özenle..
kedi gibi dokuz canlı olduğuna inanıp, ikinci baharım dediğin bu yeni hayatına alışmaya çabalarken matematiksel orantılar çarpıyor yüzüne. ne kadarı doğru bunun? yada ne kadarı doğru olmak zorunda. işte dedim ya muhasebem iyi ama burada duvara çakılmış hissi.. bunun tarifi zor.
bazen bazı şeyleri anlatmak, yaşamak, yaşayabilmek zorunda kalıyorum/z.
asla dediğim her ne varsa hayat ‘’yeni’’ olarak getiriyor önüme.. bitti artık dedikçe ‘’yeniden’’ diyor. yapamam dedikçe ‘’yenilme’’ diyor..
sorduğum sorunun her cevabını biliyorum evet! sesli düşünmek, duymak işime gelmiyor sanırım. kulak arkası etmek en kolaya kaçmak ya hani. bu bir aptallık mı dersen, buna da evet..
hüsnü arkan kulağıma fısıldıyor şimdi,
“ yeniden yürü tozlu yollara, yeniden uyan o sabahlara, yeniden…. ’’
ne dersin?
devamını gör...
5.
antep'te acer derler.
devamını gör...
6.
en nihayetinde her yeni bir gün eski olacaktır. enkazlarını kaldırmak uzun sürebiliyor tabi.
devamını gör...
7.
cok karman corman bir mevzu;)
bazi seylerin eskisi, bazi seylerin yenisi makbul.
belki butun mesele kim israrla bu yolu senle yurumek istiyor ve bu seni en mutlu ediyordur;)
ıkisi de olmali.
bazi seylerin eskisi, bazi seylerin yenisi makbul.
belki butun mesele kim israrla bu yolu senle yurumek istiyor ve bu seni en mutlu ediyordur;)
ıkisi de olmali.
devamını gör...