yazar: yves bonnefoy
yayım yılı: 1995
ahmet soysal tarafından derlenip çevirilen bu eserde yves bonnefoy'un kendine ait varoluş felsefesiyle harmanlanmış seçme şiirleri bulunmaktadır.
yayım yılı: 1995
ahmet soysal tarafından derlenip çevirilen bu eserde yves bonnefoy'un kendine ait varoluş felsefesiyle harmanlanmış seçme şiirleri bulunmaktadır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 01.05.2025 16:44 tarihinde açılmıştır.
1.
1923/ 2016 yılları arasında yaşayan fransız şair yves bonnefoy imzalı eser; ahmet soysal tarafından türkçe'ye çevrilmiştir.
yaklaşık 200 sayfa olan eser 1995 yılında yayınlanmıştır.
kendisinin daha önce olasılık dışındaki kitabını da okumuş ve diğer yazdıklarını da merak etmeye başlamıştım, nitekim bu şiir kitabıyla merakım biraz giderildi.
şiirleri iyi buldum.
soneler kadar güçlü ve sarsıcı bulmasam da ara ara soneler tadı da veren şiirlerdi bana kalırsa.
kitapla ilgisi olmasa da itiraf etmem gerekir ki soneler'i okuduktan sonra bir daha okuduğum hiçbir şiir kitabı bana soneler kadar sarsıcı gelemiyor.
şimdi kitaba geçelim;
felsefik bir bakış açısıyla yazılmış şiirler olduğu kanaatindeyim.
hiçliği, ölümü, yaşamı, zamanı, aşkı ya da ayrılmış olmayı, hayata yeniden bakmayı, sevmeyi ve buna benzer konuları işleyen şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
şairin sorgulamaları, duygularını yansıtma biçimi, hayatı görme şekli, bence iyiydi.
yarının bilinemezliği, ölümden korkulmaması gerektiği, hayatın gizemli bir yolculuk oluşu, tanrıya dair düşünceler, bazı şiirleri özetleyebileceğim konulardandı.
birkaç dize ile tanımımı burada bitiriyorum.

hiçlik diyeceğim seni taşımış şimşeğe.
senin yaşamak için ölümü aşman gerekecek.
yıkıntılar kuşu ayrılıyor ölümden
yuva kuruyor gri taşta güneşte,
her acıyı, her belleği aşmış,
bilmiyor yarın nedir sonsuzda.
sen ölenle karşılaştın, bense yeni doğanla.
gülmek alevleniyor yukarıda
ama sen uzaklaşıyorsun.
yıldırımdır onun gözleri.
nedir tanrı, bir tek zamansa yapıtı,
yok olmak mı istedi doğamadığı için?
ve okumaya çalışılır, anlaşılmaz
kim bizimle ilgilidir bellekte?
yaklaşık 200 sayfa olan eser 1995 yılında yayınlanmıştır.
kendisinin daha önce olasılık dışındaki kitabını da okumuş ve diğer yazdıklarını da merak etmeye başlamıştım, nitekim bu şiir kitabıyla merakım biraz giderildi.
şiirleri iyi buldum.
soneler kadar güçlü ve sarsıcı bulmasam da ara ara soneler tadı da veren şiirlerdi bana kalırsa.
kitapla ilgisi olmasa da itiraf etmem gerekir ki soneler'i okuduktan sonra bir daha okuduğum hiçbir şiir kitabı bana soneler kadar sarsıcı gelemiyor.
şimdi kitaba geçelim;
felsefik bir bakış açısıyla yazılmış şiirler olduğu kanaatindeyim.
hiçliği, ölümü, yaşamı, zamanı, aşkı ya da ayrılmış olmayı, hayata yeniden bakmayı, sevmeyi ve buna benzer konuları işleyen şiirler olduğunu kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
şairin sorgulamaları, duygularını yansıtma biçimi, hayatı görme şekli, bence iyiydi.
yarının bilinemezliği, ölümden korkulmaması gerektiği, hayatın gizemli bir yolculuk oluşu, tanrıya dair düşünceler, bazı şiirleri özetleyebileceğim konulardandı.
birkaç dize ile tanımımı burada bitiriyorum.

hiçlik diyeceğim seni taşımış şimşeğe.
senin yaşamak için ölümü aşman gerekecek.
yıkıntılar kuşu ayrılıyor ölümden
yuva kuruyor gri taşta güneşte,
her acıyı, her belleği aşmış,
bilmiyor yarın nedir sonsuzda.
sen ölenle karşılaştın, bense yeni doğanla.
gülmek alevleniyor yukarıda
ama sen uzaklaşıyorsun.
yıldırımdır onun gözleri.
nedir tanrı, bir tek zamansa yapıtı,
yok olmak mı istedi doğamadığı için?
ve okumaya çalışılır, anlaşılmaz
kim bizimle ilgilidir bellekte?
devamını gör...
