8 cm topuklu giyen açık kadın
tıkır tıkır yürüyen ,özguveni yüksek kendinden emin kadındır. 8cm giymeseydi veya kapali olsaydida oyle olurdu.çuval bile giyseniz dim dik yürüyun kızlar.
devamını gör...
josef breuer
josef breuer, psikanalizin oluşumunda çok önemli bir rol oynayan avusturyalı doktor ve fizyologdur.
breuer, sigmund freud'un çalışma arkadaşı(öğretmeni olarakta geçiyor) ve psikanaliz'in kurucularındandır. nietzsche ağladığında kitabı'nın baş karakteridir.
freud’un, psikanalitik yöntemi geliştirmek için kobay olarak kullandığı ve bu yüzden ünlü olan anna o.’yu ilk tedavi eden kişiydi. enterasan hikaye burada başlıyor:
breuer onu tedavi etmek için hipnoz kullandı iyi bir ilerlemede kaydetti ama anna o. doktora özellikle düşkündü ve bu durum breuer’i rahatsız ediyordu. profesyonel ilişkileri, bir hezeyan sırasında anna o., dr. breuer’in çocuğunu doğuracağını iddia ettiğinde sona erdi.
bu hasta üzerinde uygulanan bir diğer tedavi yöntemi serbest çağrışım bertha’nın(anna o.) aklına gelen şeyleri söylemesini istemiştir. semptomların bu yaklaşımlarla hafiflediği gözlemlenir.akla gelen kelimelerin bilinçaltının çağrışımları olduğu savunulur. ilerlemeler kaydedildiği noktada hastanın doktor'dan hamile kaldığı söylenimi yalancı gebelik psikolojik bozukluğun fiziksel bir yansıması olarak belirtilir hatta bu olaydan sonra freud, stefan zweig’a bir mektupta şu cümleleri kurar:işte tam da bu noktada, anna o., histerinin anahtarını breuer’in eline verdi, fakat o, onu tutamayıp yere düşürdü”
breuer, hastasını psikanalizin teorik gelişimi ve pratiği üzerinde yansımaları olan freud'a yönlendirmeye karar verdi. bu iki ünlü avusturyalı arasındaki dostluğu er ya da geç yok edecek olan da olaydı. anna o. ile işini bitirdiğinde, freud histeri hakkında kesin bir teori yayınlamaya hazırdı. ancak breuer, freud'un teorisine katılmıyordu.
teorik anlaşmazlık arkadaşlıklarına gölge düşürmüştür.fakat bu acı tatlı dostuk hikayesi psikanaliz alanda çok büyük katkılar sağlamıştır.
breuer, sigmund freud'un çalışma arkadaşı(öğretmeni olarakta geçiyor) ve psikanaliz'in kurucularındandır. nietzsche ağladığında kitabı'nın baş karakteridir.
freud’un, psikanalitik yöntemi geliştirmek için kobay olarak kullandığı ve bu yüzden ünlü olan anna o.’yu ilk tedavi eden kişiydi. enterasan hikaye burada başlıyor:
breuer onu tedavi etmek için hipnoz kullandı iyi bir ilerlemede kaydetti ama anna o. doktora özellikle düşkündü ve bu durum breuer’i rahatsız ediyordu. profesyonel ilişkileri, bir hezeyan sırasında anna o., dr. breuer’in çocuğunu doğuracağını iddia ettiğinde sona erdi.
bu hasta üzerinde uygulanan bir diğer tedavi yöntemi serbest çağrışım bertha’nın(anna o.) aklına gelen şeyleri söylemesini istemiştir. semptomların bu yaklaşımlarla hafiflediği gözlemlenir.akla gelen kelimelerin bilinçaltının çağrışımları olduğu savunulur. ilerlemeler kaydedildiği noktada hastanın doktor'dan hamile kaldığı söylenimi yalancı gebelik psikolojik bozukluğun fiziksel bir yansıması olarak belirtilir hatta bu olaydan sonra freud, stefan zweig’a bir mektupta şu cümleleri kurar:işte tam da bu noktada, anna o., histerinin anahtarını breuer’in eline verdi, fakat o, onu tutamayıp yere düşürdü”
breuer, hastasını psikanalizin teorik gelişimi ve pratiği üzerinde yansımaları olan freud'a yönlendirmeye karar verdi. bu iki ünlü avusturyalı arasındaki dostluğu er ya da geç yok edecek olan da olaydı. anna o. ile işini bitirdiğinde, freud histeri hakkında kesin bir teori yayınlamaya hazırdı. ancak breuer, freud'un teorisine katılmıyordu.
devamını gör...
hot pot
dünyaya çin'den yayılan pişirme yöntemi. yemek çeşidi olarak adlandırılsa bile sanıyorum pişirme biçimi olarak adlandırmak daha uygun olacaktır. ascoli piceno'da aotsuki ve ristorante shang-hai, cenova'da re naya felaket güzel iş çıkartmaktadır bu konuda. ristorante shang-hai sos konusunda yetersiz yine de piceno sınırları içerisinde hot pot denilince bence ilk uğranması gereken yerlerden biri ama aotsuki sanırım artık bu hizmeti sunmuyor. re naya ise gerçekten aşmış durumda, özellikle mantarları her zaman taze oluyordu. ha italyaya gidip çin yemeği yemek mantıklı gelmiyorsa eğer çin sınırları içerisinde özellikle guangzhou bölgesinde catch'e falan gidip manzara için o kadar para bayılmaya gerek yok sokakta bulunan küçük işletmeler daha iyisini yapıyor ayrıca catch'de uzun süre bekletiyorlar zaten. tienjin bölgesinde de sokaktaki küçük yerlerde çok güzel tadını çıkartmak mümkün ki zaten kuzeye yaklaştıkça daha sık denk geliyorsunuz.
hot pot'ın mantığı çok basit aslında. yaygın olarak ortasından kalın bir çıkıntı ile ayrılmış bakır bir kabın bir tarafına içinde yağ bulunan su diğer tarafına çeşitli baharatlar ile (genelde acı) hazırlanmış su konularak yapılır. buradaki mantık bir arada olan bir grubun masanın ortasındaki ateşte sürekli kaynayan bakır kap içindeki sulara ince bir şekilde doğranmış et, deniz mahsülü, erişte ve çiğ sebze gibi çeşitli yiyecekleri sohbet esnasında sırayla ekleyerek birbirinden oldukça farklı olan tatları birleştirip yemesinden geliyor aslında. her birinin pişme süresi farklı olan yiyecekleri yenilecek duruma geldikçe chopstick ile bakır kabın içerisinden alarak soslara batırıp yemek yeme süresi uzayıp da tatlar birleştikçe orgazmik bir zevke dönüşüyor. bir toplanma ritüeli gibi işlediği için de zaten bazen hatta çoğu zaman saatler alabiliyor. tek bir kap içerisine masadaki herkes dilediği şeyi eklediği için fazla titiz arkadaşlara çok önerilmemektedir, panik atak falan geçirirler sonra*. günümüzde ortada bulunan tek bir bakır kap yerine bireysel olarak herkes için ayrı ayrı sunan yerler olsa bile öyle çok tadı çıkmıyor kanımca. öyle kafaya göre her şeyi atayım suyun içine mantığı da genelde kusma eylemi ile sonuçlanıyor. denenmiş ve önerilmiş lezzetlerden gitmekte fayda var çünkü herkesin midesi koyun eti ile karidesin tadını aynı anda kaldıracak mideye sahip değil. ek olarak domuz eti ile kalamarı aynı sosa batırıp aynı zevki almak bile mümkün olmadığından neyi hangi sos ile yemek gerektiğini bilmekte fayda var. basit mantıkta pişirildiği an yenilebilen güveç demek mantıklı olur sanıyorum. enoki ile beraber karides çok güzel gitmektedir ama ben patates kızartmasını reçele batırıp yiyen bir insan olduğum için benden tavsiye almanın mantıklı olduğunu hiç ama hiç sanmıyorum. yemek yerken arada yemek yemeyi bırakıp ağızdaki tat sıfırlansın diye sıvı tüketmek -ki geleneksel bir yerdeyseniz genelde çok hoş kokan bir çay veriyorlar- ve sohbete dahil olmak da işin güzel kısmı. ayrıca masadakilerden biri hadi kaz bağırsağı atalım suya dediğinde genelde sanırım ben doydum diyerek yemeyi bırakmak kafidir, zorlamayın. özellikle etler ince dilimlendiği için ve farklı lezzetler ile sürekli karıştığından - baharatlı kısımda pişmesi daha iyi oluyor bence- bir etin hakkını vererek yemek için kesinlikle denenmeli. suya lütfen herhangi bir canlının bacağını veya dilini atmayın, kendine veya kendine yoksa bile masadakilere saygısı olan kimse yapmamalı bunu. bunu midesiz bir arkadaş yüzünden az kalsın deneyimleyecektim son dakika suda yüzen şeyi algılayamadığımdan ucundan döndüm, kötü kötü çok kötü.
edit:imla
hot pot'ın mantığı çok basit aslında. yaygın olarak ortasından kalın bir çıkıntı ile ayrılmış bakır bir kabın bir tarafına içinde yağ bulunan su diğer tarafına çeşitli baharatlar ile (genelde acı) hazırlanmış su konularak yapılır. buradaki mantık bir arada olan bir grubun masanın ortasındaki ateşte sürekli kaynayan bakır kap içindeki sulara ince bir şekilde doğranmış et, deniz mahsülü, erişte ve çiğ sebze gibi çeşitli yiyecekleri sohbet esnasında sırayla ekleyerek birbirinden oldukça farklı olan tatları birleştirip yemesinden geliyor aslında. her birinin pişme süresi farklı olan yiyecekleri yenilecek duruma geldikçe chopstick ile bakır kabın içerisinden alarak soslara batırıp yemek yeme süresi uzayıp da tatlar birleştikçe orgazmik bir zevke dönüşüyor. bir toplanma ritüeli gibi işlediği için de zaten bazen hatta çoğu zaman saatler alabiliyor. tek bir kap içerisine masadaki herkes dilediği şeyi eklediği için fazla titiz arkadaşlara çok önerilmemektedir, panik atak falan geçirirler sonra*. günümüzde ortada bulunan tek bir bakır kap yerine bireysel olarak herkes için ayrı ayrı sunan yerler olsa bile öyle çok tadı çıkmıyor kanımca. öyle kafaya göre her şeyi atayım suyun içine mantığı da genelde kusma eylemi ile sonuçlanıyor. denenmiş ve önerilmiş lezzetlerden gitmekte fayda var çünkü herkesin midesi koyun eti ile karidesin tadını aynı anda kaldıracak mideye sahip değil. ek olarak domuz eti ile kalamarı aynı sosa batırıp aynı zevki almak bile mümkün olmadığından neyi hangi sos ile yemek gerektiğini bilmekte fayda var. basit mantıkta pişirildiği an yenilebilen güveç demek mantıklı olur sanıyorum. enoki ile beraber karides çok güzel gitmektedir ama ben patates kızartmasını reçele batırıp yiyen bir insan olduğum için benden tavsiye almanın mantıklı olduğunu hiç ama hiç sanmıyorum. yemek yerken arada yemek yemeyi bırakıp ağızdaki tat sıfırlansın diye sıvı tüketmek -ki geleneksel bir yerdeyseniz genelde çok hoş kokan bir çay veriyorlar- ve sohbete dahil olmak da işin güzel kısmı. ayrıca masadakilerden biri hadi kaz bağırsağı atalım suya dediğinde genelde sanırım ben doydum diyerek yemeyi bırakmak kafidir, zorlamayın. özellikle etler ince dilimlendiği için ve farklı lezzetler ile sürekli karıştığından - baharatlı kısımda pişmesi daha iyi oluyor bence- bir etin hakkını vererek yemek için kesinlikle denenmeli. suya lütfen herhangi bir canlının bacağını veya dilini atmayın, kendine veya kendine yoksa bile masadakilere saygısı olan kimse yapmamalı bunu. bunu midesiz bir arkadaş yüzünden az kalsın deneyimleyecektim son dakika suda yüzen şeyi algılayamadığımdan ucundan döndüm, kötü kötü çok kötü.
edit:imla
devamını gör...
eş cinsellik terör suçu sayılmalı
bu ülke insanda "yeter" diye bağırma isteği uyandırmaya başladı. yormayın artık be.
devamını gör...
kalimba
ilk defa alıp öğrenmeye başladığım bir müzik aleti. iyikine öğrenmişim diyorum. çünkü kalimba çalarken insana istemsizce bir huzur geliyor.
devamını gör...
hiç aramıyorsun sormuyorsun hayırsız diyen insan tipi
uzun süredir görüşmeyen ,yani ne o aramış ne siz, iki arkadaştan biri aklına eser de bir gün ararsa bir anda olay bir muharabeye dönüşür. kimin aradığı da önem arz etmez. hiç arayıp sormuyorsun diyen ilk kişi saldırmış olur digeri savunma yapmak zorunda kalır. ya işte yogundum iş güç sen de aramıyorsun gibi şeyler söyler. ne söylese de artık savunma hattındadır. oysa iki taraf ta bilir ki durum karşılıklıdır. bu durumda savunma yapan sinirlenir ulan ben niye savunuyorum kendimi o da aramadı diye lakin ilk karşı taraf durum değerlendirmesi yapmıştır savunmadan başka çare yoktur. bir dahaki sefere dostum bu kalıbı ilk sen kullanmalısın ilk kılıcı sen çekip saldırmalısın bakalım karşı taraf kendi zehrinden tadınca ne tepki verecek?
devamını gör...
fabl
insanlara ait özelliklerin insan dışındaki varlıklara aktarılmasıdır. genellikle hayvanlar baş kahramanı olur. fabllar da hayvanlar insanlar gibi düşünür, konuşur, yemek yer ve davranışlarda bulunur. küçük yaş grubuna yönelik olarak eğitici olması ve örnek davranışların anlatılması noktasında en çok başvurulan eserlerdir.
devamını gör...
hayatı stressiz ve huzurlu yaşamak için gerekenler
üç günlük dünya diye tabir ettiğimiz kısacık yaşamlarımızı daha kaliteli geçirebilmek için yapılacaklar listesi.
her insanla içli dışlı olmamak.
problem değil çözüm odaklı düşünebilmek.
kendine zaman ayırmak.
enerjisi yüksek, pozitif insanlarla zaman geçirmek.
minik arkadaşlar edinmek. ( balık, kuş, kedi, köpek vs. )
iş stresini iş yerinde bırakmak.
kafanızı boşaltacak bir şeylerle meşgul olmak.
hobi edinmek. yap bir şeyler kafanı dağıt.
gece yatmadan önce stresini alacak video, dizi, film, program vs vs izlemek, kitap okumak. ben karikatür okuyorum. okurken uyuyakalıyorum.
uykuya geçmeden önce beynimi boşaltıyor ve güzel bir uyku çekmemi sağlıyor. dün dünde kalıyor rüyalara taşınmıyor.
not: benimle tanışıyor olmak.
dip not: böyle şeyler yazınca 'megaloman manyak, kendini beğenmiş, kendini neden övüyorsun' yazan yazacak olan pek kıymetli arkadaşlarıma buradan sevgiler.
en dip not: şaka şaka. *
her insanla içli dışlı olmamak.
problem değil çözüm odaklı düşünebilmek.
kendine zaman ayırmak.
enerjisi yüksek, pozitif insanlarla zaman geçirmek.
minik arkadaşlar edinmek. ( balık, kuş, kedi, köpek vs. )
iş stresini iş yerinde bırakmak.
kafanızı boşaltacak bir şeylerle meşgul olmak.
hobi edinmek. yap bir şeyler kafanı dağıt.
gece yatmadan önce stresini alacak video, dizi, film, program vs vs izlemek, kitap okumak. ben karikatür okuyorum. okurken uyuyakalıyorum.
uykuya geçmeden önce beynimi boşaltıyor ve güzel bir uyku çekmemi sağlıyor. dün dünde kalıyor rüyalara taşınmıyor.
not: benimle tanışıyor olmak.
dip not: böyle şeyler yazınca 'megaloman manyak, kendini beğenmiş, kendini neden övüyorsun' yazan yazacak olan pek kıymetli arkadaşlarıma buradan sevgiler.
en dip not: şaka şaka. *
devamını gör...
hayatında hiç uçurtma uçurmamış insan
şükür ki içinde bulunmadığım insan grubudur.
birkaç defa gerçek uçurtma uçurmuştum pek beceremesem de.
çok defa da poşetten uçurtma yapıp uçurmuştum, o daha zevkliydi.
birkaç defa gerçek uçurtma uçurmuştum pek beceremesem de.
çok defa da poşetten uçurtma yapıp uçurmuştum, o daha zevkliydi.
devamını gör...
kuzenlerim
2002 yılı trt 1 ekranlarında yayınlanan gençlik dizisi. aynı evde yaşayan 3 kuzenin hayatı konusuydu. bir dönem arda kural 'ın da kadrosunda bulunduğu dizidir.
devamını gör...
yazarların problemlerini çözme şekli
genelde ilk insanlardan uzaklaşıyorum. kendimle kalıyorum, yalnızlaşıyorum. sonra gelsin kıvranmalar, çözememeler, yeni sorunlar. hiç bir sorun tam anlamıyla çözülmüyor bende.
devamını gör...
sözlüğün iyice wikipedia'ya dönmesi
haklılık payı verdiğim tanım.
devamını gör...
kız istemeye giden mozart'a bizim çalgıcıya verecek kızımız yok diyen adam
sanata ve sanatçıya değer vermeyen, aşka inanmayan hoyrat, hodbin bir heriftir.
devamını gör...
yazarların en sevdiği ağaç türü
ah'lar ağacı.
devamını gör...
motosiklet kaskı
motosiklet kaskının çıkış noktasının ağaçkakanlara dayandığına dair bilimsel açıklamalar var.ağaçkakanlar, gagalarını dakikada 100-300 defa ağaç gövdelerine vurup delikler açıyor, buldukları böceklerle besleniyor, beyin sarsıntısı da geçirmiyor. bilim adamları bu sarsıntıyı önleyen kafa yapısını inceliyor ve bunu insanların kafasını korumak amacıyla kask üzerinde uyguluyor. gerçekten de kask kazalarda insan beynini darbelere karşı koruyor.
devamını gör...
içimizdeki şeytan
''belki de yeni bir başlangıç yapmanın vaktidir, yeni bir başlangıç için her şeyi yıkmanın vakti."
devamını gör...
bir günlüğüne karşı cins olunsa yapılacaklar
lucius malfoy ya da police academy'deki teğmen harris gibi bastonla gezmek isterdim.bir de üstümde tenet ya da kingsman'deki gibi havalı takım elbise.kızlara da göz kırpmak falan...*bastonu havalı havalı kolumun altına koyup kafasını silmek,kızların yollarını onunla kesmek...*
devamını gör...
normal sözlük'te yaşanan garip olaylar
sık sık gördüğüm ve anlam veremediğim şey şu mesela bir konuda bir kişi bir şey yazmış. 1 veya 2 mesaj sonra başka biri tamamen aynı şekilde aynı iletiyi atmış. ilk atan adam 1-2 beğeni alırken sonradan aynı iletiyi atan adam 10 tane beğeni almış. bunun mantığını anlamadım açıkçası. nasıl oluyor, insanlar içeriğe değil kişiye mi oy veriyor neler oluyor burada?!
devamını gör...

