the amaç uğruna verdiğiniz mücadele, hezimete uğrasanız bile uğruna bir şeyler yapıyor olmanın tatlı dinamiği, sürüncemede kalsa dahi haricindeki bütün ihtimallerden güzel olması ve hayalinin bile sizi birçok gerçeklikten daha fazla tatmin ettiği gerçeği sizi hep mücadelenin içinde tutar.
peki bu ne zaman artık bir mücadeleden ziyade, kendinize bile söylemediğiniz bir tatmin oyununa dönüşür?
araç ne zaman amaca olur?
ne zaman vazgeçmek, kabullenmek gerekir?
....ve son bir kulaç daha atmanız gerekmediğini nasıl bilebilirsiniz?
devamını gör...

abd vietnamda savaşırda filmi olmaz mı, coniler orada ölür ,yaralanır, sakat kalır da hollywood bunun ekmeğini yemez mi? (bkz: vietnam sendromu) denen şeyin ne olduğunu görürüz bu filmlerde.

ikinci dünya savaşından sonra kore de savaşan abd, bu savaş ile ilgili çok fazla film çekmezken, vietnam savaşının televizyondan da yayınlanmasıyla, tüm halkın dikkatini çekmesi ve kamuoyu oluşması üzerine cem yılmaz 'ın dediği gibi "yaşasın, oğlanın nişanını yaptık" tarzında para kokusunu almıştır.

genelde çekilen filmler (her nasılsa objektif) kendilerini sorgular tarzda olmuştur.(gene de en objektif oldukları filmlerde bile "we are the best f.ck of the rest, we are the nottingham forest" tarzı mutlaka vardır).bunun yanında rambo-2 gibi dol dol filmlerde çekilmiştir.

herhangi bir sıralama olmadan seyrettiğim en iyi vietnam filmleri şöyle:(en iyi film oscarını alanlar belirtilmiştir)

avcı - the deer hunter ( 1978 )-en iyi film oscarını kazandı.
yönetmen: michael cimino
oyuncular: robert de niro, christopher walken, meryl streep

kıyamet - apocalypse now ( 1979 )
yönetmen francis ford coppola
oyuncular: martin sheen, frederic forrest, robert duvall,marlon brando

müfreze - platoon ( 1986 )-en iyi film oscarını kazandı.
yönetmen: oliver stone
oyuncular: charlie sheen, tom berenger, willem dafoe

full metal jacket ( 1987 )
yönetmen: stanley kubrick
oyuncular: matthew modine, arliss howard, vincent d'onofrio

günaydın vietnam - good morning vietnam ( 1987 )
yönetmen: barry levinson
oyuncular: robin williams, forest whitaker, tung thanh

coming home ( 1978 )
yönetmen: hal ashby
oyuncular: jon voight, jane fonda, bruce dern

doğum günü dört temmuz - born on the fourth of july ( 1989 )
yönetmen oliver stone
oyuncular: tom cruise, raymond j. barry, caroline kava

hamburger tepesi - hamburger hill ( 1987 )
yönetmen: john ırvin
oyuncular: don cheadle, michael boatman, dylan mcdermott

rescue dawn ( 2006 )
yönetmen: werner herzog
oyuncular: christian bale, steve zahn, jeremy davies

casualties of war ( 1989 )
yönetmen: brian de palma
oyuncular : michael j. fox,sean penn
devamını gör...

domatesle birleşince muazzam birşeye dönüşür.
devamını gör...

sözlükte çifte standart olduğu fikrine katılıyorum ancak bu çifte standardın yönetim tarafından getirildiği fikrine katılmıyorum. sevgili uykusuzkahvenin yayında söylediği bir şey vardı "bizler radyo için dışarıdan profesyonel hizmet almadık. teknik kadro kurmadık. her şeyi amatör ruhla kendi içimizde yapmaya çalışıyoruz."

bu güne kadar yayın yapan arkadaşlarının bir tekinin bile radyo sektöründe en ufak bir şansı yok. bu da bir sır değil. ancak sözlük radyosunda aranan da zaten profesyonel işler yapanları maaşla radyoya getirmek değil. kendi aramızda kendi yağımızla kendi helvamızı kavurmak. kimin sektör stardartında program hazırladığı değil yani mesele. kimin elini taşın altına koyduğu ve çekmediği.

daha önce sözlük yazarlığı geçmişi olan birisinin, yeni sözlük yazarlığına başlamış birisini tenkit etmesi anlaşılabilir, çünkü ortada keşfedilmiş bir bağdat zaten var. işin doğrusu biliniyor. ancak sözlük radyosu işi öyle değil. görev alanlar daha önce radyoculuk yapmamışlar. kervanı yolda düzüyorlar. bağdatı keşfetmek zorundalar. hata yapmak ve hatalardan doğruyu bulmak zorundalar.

hataları olacak, değişklikler olacak. bir şeyler denenecek. bu yayın esnasında ses kesilmesi de olabilir teknik hata olarak. o zaman da "yayında sansür var" mı denilecek? elbette bazı şeyleri deneme yanılma ile bulmak zorundalar. önceden başlıklar sabitlenmiyordu evet ancak önceden radyonun kendine ait bir kategorisi de yoktu. deneniyor bir şeyler. sözlük gelişiyor, radyo gelişiyor. sözlük ilk kaydolduğumuz günki gibi mi? bir şeyi yapıp sonra vazgeçtiler. "yazarlara iltimas" diye ortaya mı atlandı. sözlükte bir ara moderasyon tek çatı altında toplandı. sonra işlevselliği azalttığı görüldü ve eski haline döndü. bbu bir deneme yanılmaydı ve gayet olağandı. kimse komplo teorileri üretmedi o konuda. ve belki de ileride yine o sisteme dönülecek.

eğri oturup doğru konuşalım. sek'in programı istenen etkiyi uyandırmadıysa bunun sorumlusu yönetim değil. kimse farklı bir kulp bulmaya çalışmasın. radyo işi sözlük gibi bireysel bir iş değildir. ekip işidir. radyonun amacı da sözlükte polemik oluşturmak değil sözlüğü bir adım daha ileri taşımaktır.

bu gibi ithamlar zedelenen kişisel egoyu tamir adına ancak radyoya ve dolayısı ile sözlüğe zarar verme pahasınadır.

ne uykusuzkahvenin ne de yoldaşın reklam derdi olmayan, reyting kaygısı taşımayan, daha fazla yazarın katılımcı olması için uğraşılan bir radyoda yazar kayıracağını söyleyemez. söyleyen için bir üst paragraf geçerlidir.

support süresini aşmıştır, diğerleri aştırılmamıştır. deneme yanılmadır. bir başlık sabitlenmiştir sonra sabitlenme işi bırakılmıştır. deneme yanılmadır. eğer ki supoort tekrar süresini aşarsa ya da tekrar bir başka yayın başlığı sabitlenirse yani eğer bir uygulama değişikliği bir seferden fazla gerçekleşirse haklılığı tartışılır. o zamana kadar kendi egonuz için kime neye zarar verdiğinizi umursamadığınız düşünürüm.

hepiniz aklı başında yaşını almış sayılacak bireylersiniz. tamam kendinizde haklı olduğunuzu düşünüyor olabilirsiniz. ancak bu haklı olduğunuzu düşünmek sonucu giriştiğiniz eylem hak almak için olmalıdır, zarar vermek için değil. sizin yaptığınız ise aramadığınız hakkınız için karşıya zarar verme çabası olarak adlandırılır.

özetle : birden fazla tekrarlanmayan, uygulamadaki değişiklikler, işin doğrusunu bulmaya çalışırken ki deneme yanılmadır. birden fazla tekrarlanmayan değişiklikleri kişisel algılayıp şato önüne yığılmayın. elinizdeki meşaleleri kenara koyup cadı avını bırakın.
devamını gör...

chp'li kadın siyasetçi. korkmadan bir şeyleri ifade eden nadir insanlardan.
devamını gör...

yönetimin çocuk bayramını fantastik bir şekilde kutlama yöntemi. profilime bakınca bir an şok geçirdim. 41 yaşındaki adama da bunu yapmazsın be benjamin.

kardeşime bak herkesi koltuğuna oturtmuş. orgy meraklısı galiba.
devamını gör...

ayakkabılarım..
canım ayakkabılarım (kalpler)
yemin ediyorum var öyle bir bağ, biliyorum ama ispatlayamam, özellikle loefer larımla aşkım bambaşka..
şu an yeni iş kurduğum için birçoğunu satışa çıkardım, topuklu olanlarıyla pek samimi değiliz ama bir tane baba loefer ım var, satılacağı için bir kere bile giymedim, ondan ayrılmak, düşündürüyor beni :(
ayakkabı dışında da anlam yüklediğim, sakladığım birçok şeyi attım aslında yakın zamanda, bu konuda kendimi eğitmeye çalışıyorum, sadece gerekli olanlara indirmeye çalışıyorum, yinede azalmıyor..
7 yıldır çalışmıyorum, neredeyse, ihtiyaç dışı hiç yeni alışveriş yapmadım, çuvallarca attım, bir yandan satıyorum, öyle çok ultra geliri olan biride değildim (outletçiyim) ama yinede bitmiyor..
velhasıl, kurtulunması gereken nesnelerdir, iyi yada kötü geçmişle, yaşanmışlıkla, nesnelerle, her ne ile olursa olsun, her tür "bağ"ın insanın hızını kestiğini, aşağı çektiğini, özgürleşmesine engel olduğunu düşünüyorum, yaşadığımız evde, odada, sadece yaşamsal gereçlerin olması yeterli aslında, tek yada eşinle, bavulunu toplayıp gidebilmelisin istediğin zaman, önceliğimiz deneyim olmalı, yaşadığımız duyguya, deneyime odaklanmamızı engelleyen uyaranlardır bu bağlar diye düşünüyorum..
bağları kopardıkça, gereksiz eşyalardan kurtuldukça, o kadar hafifliyorki insan, bunlar insana mental anlamda yük de oluyor, yük hafifleyince enerjiniz ve algınızda da yer açılıyor inanın..
gönül bağınızın olduğu birisi varsa, onun dışında hiçbirşeyle bağ kurmak gerekmiyor bence..
devamını gör...

doğdum gördüm gitmeliyim
devamını gör...

hiç kimsenin izlemediği(!) ama nedense hâlâ yaşayan sektör.
devamını gör...

çok güzel olmuş diyeceğim değişimdir. abi adamlar işi biliyor ya.
(bkz: ışıl ışıl her yer her yer sanki pavyon)
devamını gör...

hindistan’ın kuzey doğusundaki sikkim eyaleti, bir zamanlar himalayalar'da kurulu küçük bir krallıktı. 1975'te yapılan bir referandum sonucunda hindistan'a bağlanmıştır. bir dağ oyularak inşa edilen sikkim’deki pakyong havalimanı güzelliğinin yanında “mühendislik harikası” olarak da tanımlanır ve pek çok kişi tarafından dünyanın en güzel havaalanı olarak görülür. havaalanı zirveler, buzullar ve yüksek göllerin yer aldığı sikkim eyaletindeki turizmi canlandırmış durumdadır.

eyalet aynı zamanda dünyanın en yüksek üçüncü dağı olan kanchenjunga'ya da ev sahipliği yapar.
devamını gör...

o evde hayat ve umut vardır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ailem beni böyle büyüttü. toplu taşımada yaşlılara yer vermemi çoğu zaman söylemediler, kendileri yer verdiler ve onlardan gördüğüm gibi yaptım. insanlara saygılı olmamı söylemediler, onlardan görüp ben de aynı şeyi yaptım. yardıma ihtiyacı olan insanlara ve hayvanlara yardım ettiler. yine onların yaptığını yapmaya çalıştım. psikopat da olmadım şımarık da. bir çocuğu eğitmek için fiziksel/psikolojik şiddete gerek yok, şiddetin olması başlı başına bir sorun. hayvanlardan bile örnek verebilirim. köpeklerde kullanılan boğma tasma diye bir şey var. sahipleriyle yürürken tasmayı çekiştirdiklerinde tasma sıkılaşıp boyunlarını acıtıyor. bu tasmayla yürüdükleri zaman sahiplerinin sözünü dinliyorlar ama çıkardığınızı fark ettikleri an tekrar eski alışkanlıklarına dönüyorlar. bunun yerine köpeğin güvenini kazanmak ve ona iyi bir “lider” olduğunuzu göstermeniz gerekiyor. size güvendiğinden her sözünüzü dinliyor. boğma tasma örneğinde ise fiske vurmak gibi bir ceza mevcut. çocuklarınız da sizden yediği fiskelerle belki iyi gibi gözüküyor ama ya size ya bir başkasına ya da kendilerine zarar verecekler çünkü çoğu zaman travma sebebi oluyorsunuz. o yüzden yapmayın şunu. fiziksel/psikolojik şiddet uygulayacaksanız çocuk yapmayın.
devamını gör...

durum neyi gerektiriyorsa o seçeneğin yapılması gerektiğini düşündüğüm eylemler.

mesela sınava çalışan bir öğrenci, konuyu anlamıyorsa "yaparsın sen. şöyle iyisin, böyle aslansın..." demek ona iyi gelecektir.

fakat sesi berbat olduğu halde ısrarla sahneye çıkıp şarkı söylemeye çalışan bir arkadaşınıza, kendisini rezil etmemesi adına "yapma bence" demek daha mantıklıdır.

en azından bana göre durum bundan ibaret.
devamını gör...

arkadaşlarla bir alkol meclisinden dönüyoruz, takside şoförle beraber dört kişiyiz. bir ara yan koltuğumdaki arkadaş dışarı bakıp "aha... ben lan. dışarda kalmışım" dediydi. biz de onu almak için taksiyi durdurmuştuk.
devamını gör...

vandal adetlerle eli kolu bağlı, üzerine bir de tutulan bir hayvana on kişi çöreklenip boğazını kesiyorsunuz altı ucu. gören de açık arazide ton çeken mandayla güreşip boynunu kırdınız sanır. hayatınızdaki en erkeksi an buysa bununla övünmeniz de sorun teşkil etmiyor zaten, yaşayın hayatınızı. bir kısmını yiyin ama onun, sonra 50-60 kilo geziyorsunuz çiroz gibi. acıyorum üzülüyorum görünce.

vegan ya da vejetaryen değilim. sıvılar hariç günlük yaklaşık 1 kilogram hayvani gıda tüketimim var. et, kan, doku, koku, bakış hiçbir şeye hassasiyetim de yok. ama sizin adınıza zaten her gün et kesen insanlar varken "acaba kaynakları daha nasıl tüketebiliriz" deyip böyle işlere yönelmek absürt.

yaşamınızı ya da sevdiklerinizin yaşamını tehdit etmedikçe, kritik beslenme sınırlarını görmedikçe bilinçli olarak hayvan öldürmeyin. ekosisteme biz bencil vasıfsızlardan daha çok katkıları var. hadi sağlıcakla.
devamını gör...

1974'te fenerbahçe marşını seslendirmiş değerli sanatçımızdır.
devamını gör...

ee patates soğan dağattılar ya yeğenim ne ayaklanması? milleti bu seviyeye düşürdüler, seni beni değil ama cahil kesmi. insanlar bunların maytap geçercesine yaptığı yardımlara muhtaç ve evet inanılması zor ama patates soğan veya birkaç erzak bile sus payı olarak yetiyor onlara! alkol mü? bu kesimden kimsenin alkolle işi yok ki!
devamını gör...

inanılır gibi değil!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim