kızıl saçlı kadınlar
içerisinde bulunmak zevk duyduğum grup. başka bir renk yapamıyorum,bağımlılık oldu artık.
devamını gör...
yazarları ağlatan şarkılar
matematiksel olarak selami şahin'e ait olma ihtimali yüksek şarkıdır.
devamını gör...
sözlüğün ekşimeye başlaması
özellikle üç haftadır her cumartesi artan sistematik troll hareketiyle dikkatimi çeken bir gerçekliktir. troll kavramı ile neden bahsettiğimin açıklığa kavuşması için bkz: #756706
söz konusu troller neden buraya üşüşmekteler, kime çalışırlar, aynı merkezden mi yönetilirler gibi komplo teorilerine hiç girmeden sebep olduklarına bakmak, amaçlarını anlamak için yeterlidir; bu başlık altında bugün tanım girmiş olan tüm güzel kalpli, iyi niyetli yazarları birbirine düşürmek.
işin bir yüzüne dönük iyimserlik mesajları, başlık altında yeterince verilmiş zaten. bu yüzden işin diğer yüzüne dikkat çekmek istiyorum ve bir süre önce sözlükten ayrılan una nocte'nin çok güzel ifade ettiği gibi "kaptana buz dağı uyarısını yapan" yazarların üzerine gidilmemesini, bütün sorunların esas kaynağının bilincinde olunup, biraz daha empati kurulmasını rica ediyorum. bu zamana kadar savunduğum sözlük yönetiminin de "cumartesi terörü"nün farkına varmış olduklarını umuyorum.
söz konusu troller neden buraya üşüşmekteler, kime çalışırlar, aynı merkezden mi yönetilirler gibi komplo teorilerine hiç girmeden sebep olduklarına bakmak, amaçlarını anlamak için yeterlidir; bu başlık altında bugün tanım girmiş olan tüm güzel kalpli, iyi niyetli yazarları birbirine düşürmek.
işin bir yüzüne dönük iyimserlik mesajları, başlık altında yeterince verilmiş zaten. bu yüzden işin diğer yüzüne dikkat çekmek istiyorum ve bir süre önce sözlükten ayrılan una nocte'nin çok güzel ifade ettiği gibi "kaptana buz dağı uyarısını yapan" yazarların üzerine gidilmemesini, bütün sorunların esas kaynağının bilincinde olunup, biraz daha empati kurulmasını rica ediyorum. bu zamana kadar savunduğum sözlük yönetiminin de "cumartesi terörü"nün farkına varmış olduklarını umuyorum.
devamını gör...
yazarların başına gelen doğaüstü olaylar
bir dönem yaşadığım orta halli bir şehrin merkeze yakın bir yerde, 6 katlı binanın son katın da kiraladığım 3 odalı daire de tek başıma kalıyordum.
evde mantıklı anlam veremediğim bir tuhaflık hissi vardı ama pek te umursamadım; evin genel ampulleri sarı ışık ve gölge bariz şekilde belli oluyordu, bir gün koltuğa uzanmış tv izliyorum salonun ortasından bir gölge geçtiğini fark ettim! anlık göz yanılması diyip geçiştirdim.
birkaç gün sonra sakin bir gün de mutfakta yemek hazırlarken mutfak jaluzi perde hafif havalanıp mutfak masasındaki tabure hafif yerinden kaydı ve salona doğru bir esintinin girdiğini hissettim.
neyse dedim elbette yalnız değiliz diyip geçiştirdim.
bir süre sonra bir gün banyodan çıkarken bu kez gölge koridorun duvarına düşmüş çıkış kapısına yöneldi aldırmadım yine. sonraki dönemlerde alışmaya başladım evin için de benimle yaşayan evin içinde dolaşan bir gölge.
kız arkadaşım yanıma taşındı ben de bahsetmedim kız korkmasın çünkü bazı geceler işim uzuyor geç geliyordum.
iş icabı şehri değiştirme kararı aldık, 1 sene sonra kız arkadaşıma olayı anlattım o dönem korkmaması için anlatmadığımı bahsettim. o da dediki aslın da bende gördüm kaç defa sen belki görmedin diye, korkmaman için anlatmadım dedi.
4 sene evvel anne baba kış mevsimi geçirmek için istanbula gittiler, kışı köy de geçirmeye karar verdim.
sert bir kış geçti katman katman kar yağdı ve çıkan fırtınadan butün enerji hatları devrildi ve 42 gün elektriksiz geçti.
köy de kışın kalan 14 hane en yakınımda bulunan ev 200m iler de. bir gece gözüme giren yoğun ışık hüzmesi ile uyandım! evet ışık hüzmesi okadar yoğundu ki göz kapaklarımdan içeriyi delerek gözümü kamaştırıyordu gözümü açtığımda tam önümde bir karaltının durduğu ve anlık olarak yok olduğunu gördüm. yer yatağından cama doğrulup dışarı bakındım bu karlı soğuk kış gününde dışarıda birinin olma ihtimali -1 di ve cama tırmanıp ışık tutma ihtimali 4 metrelik bir merdiven gerekiyordu.
bir nefes duydum, qdmndüğümde odanın ortasında duran sobanın yanın da bir kadın beyaz giyimli oturmuş namaz pozisyonun da duruyordu ama neden se kıblenin aksi yönündeydi.
bir süre bakındım etrafıma her yer karanlık içeri süzülen dışarıdaki kar beyazlığının hüzmesi dışında bir şey yoktu. yaşadığım ve gördüğüm her şeye kayıtsız kalıp uyudum.
yurtdışında çalıştığım bir dönem, ikametgah sürem ile birlikte dikkatsizlikten vizem bitti, yakalanmadan ve ülkeden çıkışta ceza ödemeden sorunu çözmek için alternatif ararken 7 ay geçti ve ciddi bir sorun ile karşı karşıyaydım.
bir gün polis baskını oldu benimle birlikte 2 kişi daha yakalandı. arkadaşların evrakları tamamen resmi iken benim üzerimde pasaport da hi yoktu karakola götürüldük, imkanı yoktu benim mahkemeye çıkmam tutuklanmam gerekiyor ciddi bir para cezası ile karşı karşıyaydım.
beni alacak ve yardım edecek hiç kimse yoktu telefonumu bile almaya fırsat olmamıştı.
arkadaşların evrakları kontrol edilirken ben kara kara düşünüyorum şimdi ne olacak ne yapıcam diye.
kapı açıldı içeri bir polis girdi, direk ad soyadım ile hitap ederek! sonra hiç durkalamadan.
nasılsın ne işin var burda? amirim bunu tanıyorum bunun hiç bir sıkıntısı yok bunu boşuna getirmişler salın gitsin!
amir: iyi de pasaportu bile yok adını daha bilmiyoruz.
o şahıs: olsun ben kefilim hiç bir sorunu yok diyip hadi sen çık git sonra yanına gelirim dedi.
diğer arkadaşlar rüşvet vererek çıkmışlar.
bir daha o şahıs ne orda ne o karakol da birdaha görmedim.
şu an çalıştığım otel de geçen sezon sonu patron bana kalmamı ve istersem boşa kira verme yerine otel de kış boyunca konaklayabileceğimi söyledi. sabah 05 civarı lobby'e indim otel de benden başka kimse olmadığından eminim ama!
odanın birinde birileri kapıyı çarpıyor ve içeride bir şeyler sürükleniyor, önce ruzgardır çatıda kuşlardır desem bile hayır bu hiç biri değildi.
1 ci kata çıksam da sesin geldiği kat ve odayı kestiremiyorum koca otel de boş olduğu için ses yankısı yanıltıyordu.
yarım saat sonra çevreyi gezmeye çıktım birilerinin gelmesini bekledim, boyacılar geldikten 2 saat sonra aşağı inip 3 cü katta kimin odayı o hale getirdiğini sordular.
odanın içinde yatak sandalye sehpa komidin her şeyin yeri değişmişti!
işinizi yapın arkadaşlar bazı soruların cevabı yoktur diyip geçiştirdim.
bir dönem paranormal ekstrasens (psişik) olaylar ile çok ilgili oldum, uhrevi zuhrevi alem ile çok alakalı oldum buna göre çok absürt olaylar yaşadım yazsam çoğu kişi güler dalga geçer.
ama şu kadarını söyleyim, bizler yalnız değiliz. her şeyin bir cevabı vardır ama her cevap bir sonraki kapının şifrelenmesidir
tavsiyem: korkmayın.
evde mantıklı anlam veremediğim bir tuhaflık hissi vardı ama pek te umursamadım; evin genel ampulleri sarı ışık ve gölge bariz şekilde belli oluyordu, bir gün koltuğa uzanmış tv izliyorum salonun ortasından bir gölge geçtiğini fark ettim! anlık göz yanılması diyip geçiştirdim.
birkaç gün sonra sakin bir gün de mutfakta yemek hazırlarken mutfak jaluzi perde hafif havalanıp mutfak masasındaki tabure hafif yerinden kaydı ve salona doğru bir esintinin girdiğini hissettim.
neyse dedim elbette yalnız değiliz diyip geçiştirdim.
bir süre sonra bir gün banyodan çıkarken bu kez gölge koridorun duvarına düşmüş çıkış kapısına yöneldi aldırmadım yine. sonraki dönemlerde alışmaya başladım evin için de benimle yaşayan evin içinde dolaşan bir gölge.
kız arkadaşım yanıma taşındı ben de bahsetmedim kız korkmasın çünkü bazı geceler işim uzuyor geç geliyordum.
iş icabı şehri değiştirme kararı aldık, 1 sene sonra kız arkadaşıma olayı anlattım o dönem korkmaması için anlatmadığımı bahsettim. o da dediki aslın da bende gördüm kaç defa sen belki görmedin diye, korkmaman için anlatmadım dedi.
4 sene evvel anne baba kış mevsimi geçirmek için istanbula gittiler, kışı köy de geçirmeye karar verdim.
sert bir kış geçti katman katman kar yağdı ve çıkan fırtınadan butün enerji hatları devrildi ve 42 gün elektriksiz geçti.
köy de kışın kalan 14 hane en yakınımda bulunan ev 200m iler de. bir gece gözüme giren yoğun ışık hüzmesi ile uyandım! evet ışık hüzmesi okadar yoğundu ki göz kapaklarımdan içeriyi delerek gözümü kamaştırıyordu gözümü açtığımda tam önümde bir karaltının durduğu ve anlık olarak yok olduğunu gördüm. yer yatağından cama doğrulup dışarı bakındım bu karlı soğuk kış gününde dışarıda birinin olma ihtimali -1 di ve cama tırmanıp ışık tutma ihtimali 4 metrelik bir merdiven gerekiyordu.
bir nefes duydum, qdmndüğümde odanın ortasında duran sobanın yanın da bir kadın beyaz giyimli oturmuş namaz pozisyonun da duruyordu ama neden se kıblenin aksi yönündeydi.
bir süre bakındım etrafıma her yer karanlık içeri süzülen dışarıdaki kar beyazlığının hüzmesi dışında bir şey yoktu. yaşadığım ve gördüğüm her şeye kayıtsız kalıp uyudum.
yurtdışında çalıştığım bir dönem, ikametgah sürem ile birlikte dikkatsizlikten vizem bitti, yakalanmadan ve ülkeden çıkışta ceza ödemeden sorunu çözmek için alternatif ararken 7 ay geçti ve ciddi bir sorun ile karşı karşıyaydım.
bir gün polis baskını oldu benimle birlikte 2 kişi daha yakalandı. arkadaşların evrakları tamamen resmi iken benim üzerimde pasaport da hi yoktu karakola götürüldük, imkanı yoktu benim mahkemeye çıkmam tutuklanmam gerekiyor ciddi bir para cezası ile karşı karşıyaydım.
beni alacak ve yardım edecek hiç kimse yoktu telefonumu bile almaya fırsat olmamıştı.
arkadaşların evrakları kontrol edilirken ben kara kara düşünüyorum şimdi ne olacak ne yapıcam diye.
kapı açıldı içeri bir polis girdi, direk ad soyadım ile hitap ederek! sonra hiç durkalamadan.
nasılsın ne işin var burda? amirim bunu tanıyorum bunun hiç bir sıkıntısı yok bunu boşuna getirmişler salın gitsin!
amir: iyi de pasaportu bile yok adını daha bilmiyoruz.
o şahıs: olsun ben kefilim hiç bir sorunu yok diyip hadi sen çık git sonra yanına gelirim dedi.
diğer arkadaşlar rüşvet vererek çıkmışlar.
bir daha o şahıs ne orda ne o karakol da birdaha görmedim.
şu an çalıştığım otel de geçen sezon sonu patron bana kalmamı ve istersem boşa kira verme yerine otel de kış boyunca konaklayabileceğimi söyledi. sabah 05 civarı lobby'e indim otel de benden başka kimse olmadığından eminim ama!
odanın birinde birileri kapıyı çarpıyor ve içeride bir şeyler sürükleniyor, önce ruzgardır çatıda kuşlardır desem bile hayır bu hiç biri değildi.
1 ci kata çıksam da sesin geldiği kat ve odayı kestiremiyorum koca otel de boş olduğu için ses yankısı yanıltıyordu.
yarım saat sonra çevreyi gezmeye çıktım birilerinin gelmesini bekledim, boyacılar geldikten 2 saat sonra aşağı inip 3 cü katta kimin odayı o hale getirdiğini sordular.
odanın içinde yatak sandalye sehpa komidin her şeyin yeri değişmişti!
işinizi yapın arkadaşlar bazı soruların cevabı yoktur diyip geçiştirdim.
bir dönem paranormal ekstrasens (psişik) olaylar ile çok ilgili oldum, uhrevi zuhrevi alem ile çok alakalı oldum buna göre çok absürt olaylar yaşadım yazsam çoğu kişi güler dalga geçer.
ama şu kadarını söyleyim, bizler yalnız değiliz. her şeyin bir cevabı vardır ama her cevap bir sonraki kapının şifrelenmesidir
tavsiyem: korkmayın.
devamını gör...
kaba olmanın aslında iyi bir özellik olması
evet, "yine geldi tespitini sevdiğim" diyeceğiniz, yepyeni bir tespitim ile karşınızda olduğum başlıktır.
öncelikle şu "kaba olmanın" derecesi konusunda bir anlaşalım; elbette burada kastedilen kabalık yok yere insanların kalbini kırmak, onlara sövmek veya terbiyesizlik yapmak anlamında değildir. bu tanımda bahsedeceğimiz kabalık, daha çok "aman ağzımın tadı kaçmasın", "aman şunu kırmayalım" diye gösterilen sahte samimiyetlere ve yapmacıklığa karşı duran kabalık çeşididir. çünkü ben bu tür davranışlardan zerre haz etmem, aile büyüklerime de her yaptıklarında kızarım.
bugünden bir misal, harika bir mangal yapmışım efendim. balıklar mis gibi pişmiş, ahtapot tam kıvamında ve rakılar hazır. oradan annem sesleniyor bana:
- "ya acaba bizim komşulara da mı versek? ayıp olur şimdi."
hemen "ne münasebet!" diye cevap verdim. ben o tüm bu canlıları bir amaç uğruna canlarından etmiş, onları saygı ve özenle en güzel şekilde pişirmiş, ve ailem güzelce ve kusursuzca bir deniz sofrası yesinler diye hazırlamış iken allah'ın salak komşusuna neden balık vereyim? zaten zerre sevmem kendilerini, ama sevsem de durum değişmiyor. zira böyle bir zorunluluğum yok.
ya da çok benzer başka bir misal, şu ana kadar kimse üzülmesin diye ikram edilen yemeği yemişliğim yoktur. o an canım istemiyorsa ve direkt sevmiyorsam o yemeği yemem, yoksa yerim. olay aslında bu kadar basit. isteyen kaba desin, isteyen öküz vallahi umurumda olmaz. sırf birileri saçma sapan şeylere alınsın gücensin diye kendi keyfimden ödün verecek değilim. bu şekilde de gayet iyi ve mutluyum doğrusu.
sanırım rezalet bir insanım...*
öncelikle şu "kaba olmanın" derecesi konusunda bir anlaşalım; elbette burada kastedilen kabalık yok yere insanların kalbini kırmak, onlara sövmek veya terbiyesizlik yapmak anlamında değildir. bu tanımda bahsedeceğimiz kabalık, daha çok "aman ağzımın tadı kaçmasın", "aman şunu kırmayalım" diye gösterilen sahte samimiyetlere ve yapmacıklığa karşı duran kabalık çeşididir. çünkü ben bu tür davranışlardan zerre haz etmem, aile büyüklerime de her yaptıklarında kızarım.
bugünden bir misal, harika bir mangal yapmışım efendim. balıklar mis gibi pişmiş, ahtapot tam kıvamında ve rakılar hazır. oradan annem sesleniyor bana:
- "ya acaba bizim komşulara da mı versek? ayıp olur şimdi."
hemen "ne münasebet!" diye cevap verdim. ben o tüm bu canlıları bir amaç uğruna canlarından etmiş, onları saygı ve özenle en güzel şekilde pişirmiş, ve ailem güzelce ve kusursuzca bir deniz sofrası yesinler diye hazırlamış iken allah'ın salak komşusuna neden balık vereyim? zaten zerre sevmem kendilerini, ama sevsem de durum değişmiyor. zira böyle bir zorunluluğum yok.
ya da çok benzer başka bir misal, şu ana kadar kimse üzülmesin diye ikram edilen yemeği yemişliğim yoktur. o an canım istemiyorsa ve direkt sevmiyorsam o yemeği yemem, yoksa yerim. olay aslında bu kadar basit. isteyen kaba desin, isteyen öküz vallahi umurumda olmaz. sırf birileri saçma sapan şeylere alınsın gücensin diye kendi keyfimden ödün verecek değilim. bu şekilde de gayet iyi ve mutluyum doğrusu.
sanırım rezalet bir insanım...*
devamını gör...
çaylaklar sekmesi hakkında
bugün ilk kez gördüğüm, sanırım sözlüğe yeni gelen özellik.
şu an çaylakların tanımlarını okumakta ve iyi yazanlara seri oylar vermekteyim.
tavsiye ederim.
hesap ayarlarından çaylak tanımlarını göster seçeneği var, onu açık yapmanız yeterli
şu an çaylakların tanımlarını okumakta ve iyi yazanlara seri oylar vermekteyim.
tavsiye ederim.
hesap ayarlarından çaylak tanımlarını göster seçeneği var, onu açık yapmanız yeterli
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
sokakta oynayan çocuk falan görünce harçlık veresim geliyor, istemsizce elim cebime gidiyor yani. o an kendimi, devlet su işlerinden emekli 69 yaşındaki nuri amca gibi hissediyorum.
devamını gör...
bir kadına tosunum demek
"seni sevdim be tosunum." sözünü akıllara getiren başlıktır.
haber için tık
haber için tık
devamını gör...
ırkçılığın gerekli olması
bu entryi açan kişinin kafa sözlükten gitmesi gerektiği..
devamını gör...
leonard nimoy
nam-ı diğer mr.spock
bir nesle star trek dizisini sevdiren amerikalı aktör.2015 yılında vefat etmiştir. "the big bang theory" dizisinde sheldon cooper'ın en sevdiği ve hayran olduğu karakterdir. ayrıca "turist ömer uzay yolunda" filminde erol amaç tarafından canlandırılmıştır.
bir nesle star trek dizisini sevdiren amerikalı aktör.2015 yılında vefat etmiştir. "the big bang theory" dizisinde sheldon cooper'ın en sevdiği ve hayran olduğu karakterdir. ayrıca "turist ömer uzay yolunda" filminde erol amaç tarafından canlandırılmıştır.
devamını gör...
balkonda kitap okuyan tip
ne hadle böyle bir şey yapar, anlamış değilim.
devamını gör...
yeraltından notlar
sayfa yönünden kucuk ama olusturdugu hissiyatlar yonunden devasa bir dostoyevski eseri. kitabin finalinde, tek bir cumle ile kitabi ozetlemem gerekirse "tadi damagimda kaldi" derim sanirim.
kitabi bir kere okumadim bu arada. saniyorum bir dort-bes kere elimden cok rahat gecmistir. bu kadar fazla elimden gecmesinin nedeni de kitabin moduna giremememdi... en son okuyusumdaysa deyim yerindeyse kendimi kitabin icine hapsettim. okuyacaklara da benden dip not; zihninizin bos oldugu bir donem icerinde kitabi okuyun derim, esere odaklandiginiz an, alacaginiz lezzet bambaska olacak.
kitap 180 sayfalik. son sayfasindaki son paragrafa gore dostoyevski yazmaya devam etmis lakin esere eklememis. keske devamini ekleseymis.
eser bilindigi uzere kurgusal. toplum tarafindan dislanmis, dogal olarak kendini soyutlamis cok daha onemlisi, kendiyle kavgali bir kahramanin ic dunyasi ele alinmis. kendiyle kavgali insanlarin hissiyatlari ve dusunceleri ayni olurmus, bu kitaptan bunu anladim.
bazi insanlar vardir ya, icerisinde cok buyuk bir hazine yatar, insani yonu cok geliseklidir lakin gizler ya da bastirir. kitabin kahramani da tam olarak boyleydi. ozellikle liza'ya yardim etmek icin (evine hür- başı dik olarak) yanip tutusurken, kendini ondan uzaklastirmasiyla bu cok net hissediliyor-du. nefret ettiklerinden, daha dogrusu kendisini soyutladigi insanlari da seviyordu. bu da su sozlerinden anlasiliyor-du.
kayıtsız tavırlar takınarak, benimle ilk olarak onların konuşmasını sabırsızlıkla bekliyordum. yazık ki konuşan olmadı. halbuki o anda barışmayı ne kadar istiyordum.
hayat tarafindan zorla huysuzlastirilmis insanlarin hikayesi bu kitap. yani kismen hepimizin hikayesi.
bütün bu yazdıklarımın tatsız bir etki yaratacağına da eminim, zira hepimiz yaşamla bağını az ya da çok kaybetmiş, kör topal idare eden insanlarız. hatta yaşamdan öylesine kopuğuz ki, gerçek "canlı hayata" karşı adeta tiksinti duyuyor, bize hatırlatılmasına dahi katlanamıyoruz. öyle bir hale gelmişiz ki, gerçek "canlı hayat" bize adeta bir iş, bir ödev gibi görünüyor, onu kitaptan öğrenmeyi yeğliyoruz.
kitabi bir kere okumadim bu arada. saniyorum bir dort-bes kere elimden cok rahat gecmistir. bu kadar fazla elimden gecmesinin nedeni de kitabin moduna giremememdi... en son okuyusumdaysa deyim yerindeyse kendimi kitabin icine hapsettim. okuyacaklara da benden dip not; zihninizin bos oldugu bir donem icerinde kitabi okuyun derim, esere odaklandiginiz an, alacaginiz lezzet bambaska olacak.
kitap 180 sayfalik. son sayfasindaki son paragrafa gore dostoyevski yazmaya devam etmis lakin esere eklememis. keske devamini ekleseymis.
eser bilindigi uzere kurgusal. toplum tarafindan dislanmis, dogal olarak kendini soyutlamis cok daha onemlisi, kendiyle kavgali bir kahramanin ic dunyasi ele alinmis. kendiyle kavgali insanlarin hissiyatlari ve dusunceleri ayni olurmus, bu kitaptan bunu anladim.
bazi insanlar vardir ya, icerisinde cok buyuk bir hazine yatar, insani yonu cok geliseklidir lakin gizler ya da bastirir. kitabin kahramani da tam olarak boyleydi. ozellikle liza'ya yardim etmek icin (evine hür- başı dik olarak) yanip tutusurken, kendini ondan uzaklastirmasiyla bu cok net hissediliyor-du. nefret ettiklerinden, daha dogrusu kendisini soyutladigi insanlari da seviyordu. bu da su sozlerinden anlasiliyor-du.
kayıtsız tavırlar takınarak, benimle ilk olarak onların konuşmasını sabırsızlıkla bekliyordum. yazık ki konuşan olmadı. halbuki o anda barışmayı ne kadar istiyordum.
hayat tarafindan zorla huysuzlastirilmis insanlarin hikayesi bu kitap. yani kismen hepimizin hikayesi.
bütün bu yazdıklarımın tatsız bir etki yaratacağına da eminim, zira hepimiz yaşamla bağını az ya da çok kaybetmiş, kör topal idare eden insanlarız. hatta yaşamdan öylesine kopuğuz ki, gerçek "canlı hayata" karşı adeta tiksinti duyuyor, bize hatırlatılmasına dahi katlanamıyoruz. öyle bir hale gelmişiz ki, gerçek "canlı hayat" bize adeta bir iş, bir ödev gibi görünüyor, onu kitaptan öğrenmeyi yeğliyoruz.
devamını gör...
22 aralık 2020 nasa açıklaması
nasa emektar hubble teleskobunun fisini cekecegini resmen acikladi... resmi hesaplarından yeni uzay teleskobu ile ilgili son bilgileri paylaştı. buna göre, atmosferdeki yeni yaşam ortamlarını analiz etme kabiliyetine sahip uzay teleskobunun son testlerden de başarı ile geçtiği öğrenildi.
amerikan uzay havacılık dairesi nasa, 1990'dan bu yana dünya yörüngesinde uzay gözlemleri yapan hubble uzay teleskobu'nun ardından uygulamaya sokmaya planladığı yeni nesil james webb uzay teleskobu ile ilgili son bilgileri resmi hesabından paylaştı.
buradan
amerikan uzay havacılık dairesi nasa, 1990'dan bu yana dünya yörüngesinde uzay gözlemleri yapan hubble uzay teleskobu'nun ardından uygulamaya sokmaya planladığı yeni nesil james webb uzay teleskobu ile ilgili son bilgileri resmi hesabından paylaştı.
buradan
devamını gör...
hayırlı forumlar
sözlük formatını aşıp sözlüğü forum sitesine çeviren entryler/başlıklara denk gelindiğinde verilen bkz.
ayrıca (bkz: dağıttın formatı eyledin viran) da alternatif olarak kullanılabilir.
ayrıca (bkz: dağıttın formatı eyledin viran) da alternatif olarak kullanılabilir.
devamını gör...
sahaf
bulundugum yerde sadece bir tane sahaf olmasi sebebiyle sahaf dükkanının sahibi efe bey ile çok iyi dost olduk. çalan anadolu rock parçaları, müthiş kitap kokusu ve eski, güzel kitapların varlığı beni evimde gibi hissettiriyor. kitaplarınızı bu güzel sahaflardan almanızı tavsiye ederim dostlar.
devamını gör...
biten ilişkinin ardından yapılanlar
“artık” tepkisiz kalmak.
öyle bir bezmişlik var. “hmm, tamam.”
kolay olmadı ama bu, kolay gelinmedi bu noktaya. durduk yere hissizleşmedi bu bünyeler.
neyse konu da bu değildi zaten. ayrıca üşenirim, anlatamam.
öyle bir bezmişlik var. “hmm, tamam.”
kolay olmadı ama bu, kolay gelinmedi bu noktaya. durduk yere hissizleşmedi bu bünyeler.
neyse konu da bu değildi zaten. ayrıca üşenirim, anlatamam.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük ,uyanış 07:00 ve görevlerimi tamamladım,yatış 07:20 insallah tekrar uyuyabilirim. çünkü hava yağmurlu ,kapalı ,serin ve tam uyumalık bir sonbahar günü en sevdiğim.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
insanlık tarihinin ortak noktası çalışanların hep yoksul olması, çalışmayanların ise zenginleşmesidir.
komünist manifesto.
devamını gör...

