beğeni için yazsaydık bu kadar tanım nasıl çıkacaktı yeğen! böyle başladık biz de, kendiniz için yazın beğenisi fav.ı batsın! hoş onlarda otamatik olarak gelecek zamanla zaten.
devamını gör...

gecenin karanlığında
tatlı bir ay ışığında
sessiz bir çocuk çığlığında
saklıydı yüreğim.
devamını gör...

kıskançlık ve bencilliktir. özellikle bu duygulara fazlaca sahip insanlar diğer insanlara zarar vermekten gocunmaz bilhassa kendileri için iyi şeyler olduğu için sevinebilirler.
devamını gör...

ispanya, portekiz ve arjantin 'de çok yaygın kahvedir. türkiye de çok hazırlayan yer görmedim ama ispanya da müthiş yaygın.
"cortar" öncelikle kesmek demek. cortado da cut v3 olarak açıklanabilir diye düşünüyorum . yani hazırlayacağımız kahve basitçe "cafe cut" değerli yazarlar.
cafe cortado genelde 60 ml dir ve süt kahve oranı 1 e 1 dir. 30 ml espresso kahvemizi alıyoruz. 50-55 santigrat derecede buharla ısıtılmış sıcak sütümüzü kahvemize katıyoruz( köpük olmamalı)... bu kadar basit olmasına rağmen türkiye de bir çok mekanda bilinmiyor. yada ben göremedim. ispanya sınırları dahilinde yemek sonrası ¿ café o postre? sorusunun tek cevabıdır benim için...
fotoğraf ve ayrıntılı bilgi için bu siteye bakabilirsiniz.
afiyet olsun...
devamını gör...

şöyle yapsaydım şöyle olurdu.

olmazdı gülüm. bazı şeylerde senlik bir şey yok, kabullen istersen.
devamını gör...

az öz bilgi veren donanımlı bir yazar. entrylerini okumak sıkmıyor ve çok keyifle okunuyor. bolca bilgi verdiğini söylemiştim tekrar tekrar söylemek ve böyle yazarlarla karşılaşmak çok hoş.
devamını gör...

başımız ağrımaktadır. ağrısı saatlerdir geçmek bilmemektedir. bu kadar ağrımasına bir ölüm yakışırdı ama amacı nedir çözemediğim bir baş ağrısı. işbu başıma yaptığım bir sitemdir. saatlerce ağrıyarak ne yapmak nereye varmak istemektedir. hayır migren nasıl bi şey bilsem migren filan başlangıcı diyeceğim ama bilmiyorum ki. her türlü yol denenmiş ilaç takviyesi yapılmış olup şekilden şekile girilmek suretiyle sonuç beklenmeye başlanmıştır. ölürsem haber ederim.
birkaç artı oyla kem gözlerin hakkından gelebiliriz belki bilemiyorum altan.

-ey tanrı’m dayanabilir miyim buna ben? yardım et çıkar onu al başımdan lütfen. taşıyamayabilirim düşerim birden...
-içimden şu zalim şüpheyi kaldır,
ya sen gel ya da beni oraya aldır azrail.
devamını gör...

cam kırıkları gibidir bazı kelimeler;
ağzına dolar insanın.
sussan acıtır,
konuşsan kanatır.

-oguz atay-
devamını gör...

lisedeyken ben böyle aşık maşık değildim öyle hevesvari bir ilişkiydi açıkcası hatta sevgili bile olduğumuz söylenemez o zamanlar flört kavramı yoktu şimdi olsa flört derdik yani ve çok üzülmedim dolayısıyla. ama bana 1 hafta konuşmayalım demişti 1 hafta sonra yanına gidince yüzüğünü göstermişti ben sözlendim demişti. tamam çok sevmiyoruz falan ama yine de insan bir afallıyor yüzüğü takmış evleniyor bakın hele şu kahpeye moduna girdim tabi. neyse depresyona kolay girilirdi bir de o zamanlar. şimdi hayatımızın altı ğstüne geliyor bir kahve yapıp yanında sigara içiyoruz geçti diyoruz. o zamanlar her şey çooook büyük geliyordu ben nasıl yaşayacağım tribine giriyorduk hemen. neyse ben girdim bu tribe kalktım şehir dışına ablamın yanına gidip tatil yaptım güya. ama bir gör nasıl üzgünüm geçmişe gitsem kendime salak sevgilin bile sayılmaz kendine gel derdim. memlekete döndüm arkadaşlarım dedi ki x de buluşalım. x de dış çekim mekanı yani her gelin damat lrda çektirecek o fotoğradı yoksa nikah memuru nikahı geçerli saymıyor. neyse kapalı koyu pembe gelinlikli kız geliyor. damatın kravatıyla uyumlu. aaa dedim ne güzelmiş rengi... biraz daha yaklaştılar dedim ki ben senin kravatının rengine de sana da... insan gözüme sokmaz. sanki bilerek gelmişler ya. ergen egosantrizmi diyoruz bu duruma. ergen dünyadaki her şey kendine inat ya da kendine özel oluyor sanıyor... beni üzen nokta şu olmuştu babamı yeni kaybetmiştim ve çökük yaşlarımdı. hayatından 3 yıl sil deseler hiiiç düşünmeden o yılları silerim o kadar berbattı ki. ve ben o ilk yüzüğü gösterdiği gün sorduğumda senin psikolojin bozuk, benim ailem senim gibi birini niye istesin falan gibi şeyler söylemişti... neyse bu hikaye böyle bitti.. yani bitti sanıyordum yıllaaar sonra yazdı bana . ben senin ahını aldım hiç mutlu olamadım diye. karısı aldatmış. bir kızı varmış ama kendisinden olduğuna bile emin olamadığı için görmek istemiyormuş. benimle olan bir tanecik resmi vardı. çerçeveletmiş yeni evinin resmini atmıştı televizyonun yanında duruyor. o ne dedim içip içip günlerce onla konuşmuş öyle dedi.. ah ettim mi hayır asla etmedim. dediğim gibi zaten benim yıkık yıllarımda yaşandı bu ve daha büyük sıkıntılarım vardı. benim ahım değil ama allahın adaleti bu yaşanan yani.herkes hakettiğini er ya da geç yaşıyor yani canlarım.. teşekkürler okuduğunuz için.
devamını gör...

kafka-milena'ya mektuplar
devamını gör...

(bkz: hay kafanıza kadın kadar taş düşsün)
devamını gör...

eğer yaptıysanız verdiğiniz parayı geri alamama ihtimalinizi de hesaba katmanız gereken eylemdir.

benim borç verecek kadar param olmadığı için hiç yapmadım ama çok güvenmediğim bir insana da borç vermem.
devamını gör...

seks ve aşk kavramları pratikte o kadar çok birbiriyle ilişkilendiriliyor ki biri olmazsa diğeri de olamazmış gibi. seks apayrı bir ihtiyaç, eylem, durum iken aşk apayrı bir hissiyat, duygu durumdur. aşık olmadığınız biriyle seks yaptığınızda da orgazm olur, boşalırsınız.

bazı insanlar birbirlerini aşık olmadan arzular. buna dışarıdakiler tutku diyebilir, hayvanlık diyebilir, ihtiyaç diyebilir, iğrenç diyebilir. sonuçta buna yalnızca bunu yaşayan kişiler sahiptir.

üstelik aşk sanıldığı kadar basit, şak diye oluverelim denildiğinde olan bir şey değildir benim nazarımda. bence bir insan hayatında ya bir kez aşık olur ya hiç olmaz. geri kalan birliktelikler çeşitli duyguların bir araya gelmesiyle yürür gider. salt aşk değil.

ee bu durumda aşk zaten çok zor rastlanılan bir şeyken seks yapabilmek için onu mu bekleyeceğiz yani nedir?

üstüne üstlük aşkı buldunuz diyelim. bakalım aşık olduğunuz kişi de size aşık mı? aşıksa bile seninle seks yapacak mı? noluyor yani.
devamını gör...

fıtık kesesinin içerisinde meckel divertikülü'nün olduğu özel fıtıklara verilen isim.
devamını gör...

çok beğendiğimi söylemem gerek. film'in sonu için bile izlenir diyorum. o ne güzel sondu.. bilim kurgu diye girip duygu yoğunluğu ile çıkmama vesile oldu.
dizi bir stephen king kitabı uyarlamasıydı. bu yazar'ın dokunduğu her iş benim için her zaman hep okunabilir ve izlenebilir nitelikte oldu. başrol james franco'ya hem en iyi oyunculuk hemde en iyi gülüş ödülü verilmeli bence.tatlı tatlı gülümsedi her bölümde insafsız. sarah gadon'un muazzam güzelliğinden bahsetmiyorum bile. konusu itibariyle dikkat çekici 1960'lar,suikast,aşk,macera derken dikkatinizin dağılmasına fırsat kalmıyor. hızlı ilerliyor,merak uyandırıyor hikaye akıyor. son sözler hayata dair güzel mesajlar veriyor.

bu odayı ve müziği biz istemedik ama madem buradayız dans edelim.
devamını gör...

bende yoğurt oluvereyim bari napalım artık, elimizden bu kadar geliyor.
gelecekten gelen edit: nickini değiştirince espri anlamsız kalıyor. *
devamını gör...

sanılanın aksine bu ölümcül bir durum değil.
eğer doğru hareket edip, doğru olanı yaparsanız , saldırıya maruz kalmadan kurtulabilirsiniz.

bu başlığı açmamın sebebi; sözlükte dolaşırken bir arkadaşın korktuğu durum olarak ‘’köpekbalığı saldırısından’’ bahsetmiş olması.


öncelikle filmlerde bize tanıtılan köpekbalığı imajı kesinlikle yanlış.işin içerisinde kurgusallığın olması sebebiyle, köpekbalıkları aşırı zeki, kurnaz ve son derece mantıklı hareket eden hayvanlar gibi gösteriliyor.


evet köpekbalıkları suda hızlıdır, çeviktir ama insanlardan zeki olduklarını düşünmüyorum. taktiksel oynarsanız, her şekilde kazanabilirsiniz diye inanıyorum çünkü ıq taşıyan varlıklar bizleriz, balıklar değil.unutmayın ki köpekbalığı büyük ebatlı ve büyük dişlide olsa , bir balıktır.onlarda balinalardan kaçarlar çünkü balinaların besin zinciri içerisindelerdir.


1. olarak ;

açık denizde yüzmek, yelkenli yapmak gibi bir eğiliminiz varsa, her zaman hazırlıklı olmanız gerekir.açık denizler tabiri caizse okyanuslar sadece köpekbalıklarını değil, her türü barındırabilir.bu yüzden özellikle yüzmek için açık denize gitmeyin.gideceksenizde, öncesinde bölgede yaşayan biyologtan ya da bölge sakinlerinden denizin canlı türünü öğrenin.
köpekbalıklarının türleri vardır ve her türü farklı su koşullarına adapte olabilir.dolayısıyla bulunduğunuz okyanusta hangi türünün olduğuda önemli.


özellikle bulunduğunuz bölgede deniz yüzeyinde bir deniz canlısı leşi görürseniz, çevresinde dalış yapmayın.köpek balığının avlanma sahasına girme şansınız vardır.

2 tür köpek balığından çekinmeniz gerekir.

1) boğa
2) büyük beyaz.

bu ikisi tehlikeli olarak adlandırılan türlerdendir.

şimdi gelelim diyelim ki açılmak istedik? açık denizde yüzüyoruz;


işinizi asla şansa bırakmayın. mutlaka dalış yaparken mayonuzun cebine ya da bikininizin alt kısmının kenarına bir orta boy çakı sıkıştırın ve öyle yüzün.olagandışı bir durumda , kendinizi korumak için elinizde şans olur.ayrıca teknede mutlaka zıpkın ya da aksi bir durumda kullanabileceğiniz bir avlanma silahınız olsun.siz sudayken, teknede olan kişininde sizi koruma şansı olur.

öncelikle köpekbalıkları her zaman denizin üst kısmına yakın alanda hareket etmez.yani normalde köpek balıklarını görmemizi sağlayan şey denizin üst yüzeyinde görülen uzvudur.fakat her zaman bu şekilde görünür olmayabilirler. dolayısıyla yüzerken etrafınızı kontrol etmek için kafanızı suyun üstünde tutmayın, dalın ve etrafınızı suyun altında kontrol edin.köpekbalıkları genelde aşağıdan yukarıya doğru hareket ederler.yani olası bir atağın denizin altından yüzeye doğru gelme ihtimalı mevcuttur ve denizin üstünde bekleyen biri , açık hedef konumunda kalabilir.

köpekbalığı ile karşılaştığınızda korkmayın ve panik yapmayın.panik yaptığınızda yüzme ihtiyacı güdersiniz ve yanlış yüzerseniz dikkatini çekebilirsiniz.köpekbalığı sanılanın aksine insan eti yemez ve tadını sevmediği söylenir.insanlara saldırma sebepleri ise; bizim gövdesel açıdan fok balıklarına benzetilmemiz.bizi denizin altından fok balığına benzettikleri için saldırırlar ve eğer ısırabilirse, ilk saldırı anında ısırdığı etin fok balığı olmadığını anlar ve insanı bırakır çünkü fok balıklarının etinin yağlı , insan etinin ise yavan olduğu söylenir.bu sebeple onlarla karşılaştığınızda fok olduğunuzu düşündürtücek hareketler yapmamanız gerekir.

ne gibi?

bir kere yüzerken ayaklarınızı çırpmayın,

denizin altında , üstünde fark etmez kollarınızı bedeninizden ayrı tutmayın, kollarınızı gövdenizle birleştirin ve hareket ettirmeyin.

herhangi bir yeriniz kanıyorsa, mutlaka sudan çıkın çıkamıyorsanızda kanayan yerin üstüne bir şeyler ile basınç yaparak, kanın suda dağılmasını engelleyin çünkü köpek balıkları kanın kokusuna hassastır.bulunduğunuz alan onlarla çevrelenebilir.

diyelim ki ? bunlara rağmen hissel olarak saldıracağını fark ettiniz?

köpekbalıklarının size saldırıp, saldırmayacağına emin olmanız için, denizin üstünde değil, dalış yaparak altında olun.nefesinizin yettiği kadar dalın ve nasıl hareket ediyor, nereye doğru geliyor gözlemleyin.

köpek balıkları ısıracağı anda, alt çenesi sabit kalarak üst çenesi bir tık ileri gider.üst çenenin ileri gitmesinin sebebi; avı yakalamak.dolayısıyla ısırmayı hedeflediği anda odaklanmanız gereken üst çenesi.üst çeneden kaçabilirseniz, alt çenesi pek işleve sahip değildir.

çok çeviktirler.başka bir yere giderken bir anda yön değiştirebilirler.

bir saldırı anında odaklanmanız gereken 2 alan vardır; genelde yan kısımlarında bulunan solungaçları ile alt gövdesi.ikisinden birine bir şey saplarsanız , durumu kendi adınıza bir tık iyi hale getirebilirsiniz.

eğer yeterli derecede dikkatini çekecek bir harekette bulunmazsanız, saldırıya maruz kalmayabilirsiniz.

sonuçta köpekbalıkları ile yüzebilen ve bunun eğitimini veren kişiler var.nasıl hareket edeceğiniz önemli.

bunu bildikten sonra kendinize güvenin ve yinede eğlence için açık denizleri tercih etmeyin özellikle açık denizde dalmak konusunda deneyiminiz ya da eğitiminiz yoksa bu riske girmenizi tavsiye etmem.

şans eseri böyle bir durumla karşılaşmak ayrıdır bile bile bu riski almak ayrı.

korkmayın, kendinize inanın.köpekbalıkları zeki değildir.hızlı ve çeviktir ama düşünme yeteneği olan sizsiniz.bu yüzden kendinizi yabana atıp, ‘’sonum geldi’’ diye düşünmeyin.’’nasıl kurtulabilirim?’’ diye düşünün.
devamını gör...

sökük çorap gibiyim, dolaşık ve kıvır kıvır.
devamını gör...

gotik edebiyatın canı, ciğeri e.t.a. hoffmann romanıdır.

hepimizin korkuları vardır. ve bu korkuların çoğunun kaynağı çocukluğumuzda yaşadığımız anılardır. bu anlar zaman içinde çokça ortaya çıkar ve bize çocukluğumuzun korkularını hatırlatıp içimizin ürpermesine neden olur. ben de bu korkulardan birinden mustarip bir insanım ve içinde hala takip edildiğime dair kötü bir his var.

çok küçük yaşlardayken köye gittiğim zamanlar benden daha güçlü bir hayal gücü olan kardeşimle birlikte elimize fındık dalları alıp “ tepegöz” ü arardık. bu tepegöz dediğimiz yaratık alnının ortasında tek bir göz olan, şekilsiz vücuduyla sarsak bir şekilde yürüyen, beslenmek için ise taze insan eti tüketen bir nevi devdi.

bizim amacımız önce kendi köyümüzü, sonra şehri, elbette ülkeyi ve son olarak da dünyayı bu kötü kalpli canavardan kurtarmaktı. kendimizi bunu yapacak güçte ve cesarette görsek de hep ağaçların arkasına saklanıp izliyorduk tepegöz’ü. silahlarımızın sağlamlığı ve o zamanki teknolojiye ayak uyduracak seviyede olması elbette içimizi rahatlatıyordu ama yine de inceden bir tedirginlik duymuyor da değildik. çok yaklaşmadan defalarca takip ettik tepegöz’ü.

birçok kez yakaladık aslında onu ama her seferinde bir yolunu bulup elimizden kurtuldu. ama biz her küçük çocuğun yapacağı gibi yepyeni maceralara yelken açmak için onu aramaya devam ettik. ama bir süre sonra, yani büyümeye başladıkça tepegöz’ü aramaktan, onunla savaşmaktan vaz geçtik. ama tepegöz bizden hiç vaz geçmedi. rüyalarımıza dadandığı çok gece hatırlarım. şu an elbette tepegöz’ü hayali bir canavar olduğunu biliyorum. ve sizin sandığınız gibi geceleri yalnız başıma yürürken sık sık arkama bakmamın nedeni tepegöz değil. ben artık büyüdüm.

hoffman’ın kum adam’ı da benim tepegöz’üm gibi ama sanki hoffman benden daha çok korkmuş kum adamdan, bu kadar iyi anlattığına göre.
devamını gör...

hayallerimi süsleyen fakülte, idi.

kapısından içeri ilk girdiğim günü dün gibi hatırlıyorum. yaz tatili, okul boş. ankara'da yaşıyor olmanın verdiği rahatlık ile kazandıktan sonra gitmiş, güvenlikten içeriye giriş izni istemiş, içeride zaten bir kaç kişi hariç kimse yok demesi ile bahçesinde gezinmeme müsaade etmişti. o günü hiç unutmuyorum. teşekkürler güvenlikçi apla.

cumhuriyet döneminde inşa edilmesi sebebi ile tarihi eser sayılan ana binanın arkasında iki tane yapım tarihlerini bilmediğim sonradan yapılma ucube binalar ile kontenjanı arttırılmış olsa da hem bu binaların içi ve dışı, hem de güzelim bahçeyi katletmesi ile insanın içini bayan güzelim fakültenin her fırsatta başka yere taşınacağı dillendirilir.

kılık kıyafetten kimin neci olduğunu anlarsınız. güzel ülkemin dört bir yanında malum olan parka, kirli sakal, uzun saç solcu; palto, gömlek, subay/alabulus saç traşı, düzgün çıkanlarda hilal bıyık sağcı öğrenci profili burada da son demine kadar yaşamakta ve yaşatılmaktadır. baraka diye tabir edilen ve ana binanın asıl giriş kapısından bahçeye geçerken hemen karşınıza çıkan yerde sol meşrepli öğrenciler takılırken, az önce tarif ettiğim kapından girince bahçeye adım atmadan hemen sağ tarafınıza giden patika yoldan arka kantine ulaşırsınız ve burası da sağ meşrepli öğrencilerin takıldığı ancak gayr-i resmi olarak bölge idaresinin ülkücülerin elinde olduğu yerdir.

ortak sınavlar, ortak dersler, kütüphane ve özellikle yemekhanede kendinize dikkat edin. her an bir kavganın ortasında kendinizi bulabilirsiniz.

ne idüğünü bilmediğiniz kişiler ile konuşurken dikkatli olun. ertesi gün örgüt üyesi olmaktan alınabilir, başınız ağrıyabilir. * kamuya açık alanlarda otururken, kalkarken dikkat edin. gerçi yeni gençlerde ve hocalarda bu pek yok ancak ne bileyim, bir hocanın yanında bacak bacak üstüne oturmak veya onun karşısında sigara içmek bana göre değil, ha herkesin giydiğine kimse karışamaz, ancak ihtiyar ateşin var mı yia dediğiniz kişi bir sonraki dersinize girebilir. *

burada okumayı düşünen arkadaşlara tavsiyem bir adet miğfer alsınlar. biber gazına karşı bağışıklık güçlendirecek şeyler faydalı olur. aikido öğrenmelerini de tavsiye ederim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim