gece gece akla düşen sucuklu yumurta
çiğ köfte düşüyor benim.
devamını gör...
iş hayatının ilk kuralı
ses çıkar, yaptığın en ufak işi bile söyle hatta abart. sessiz sedasız sadece işini yaparsan, işinin basit olduğu ve çalışmadığın düşünülür.(!)
devamını gör...
ülkemizde saygı duyulan meslekler
çok para kazandıran herhangi bir meslektir. bu ülkede insanlar artık eğitim düzeyine değil, maddi güce saygı duyuyorlar.
devamını gör...
the curse of the fires and of the shadows
irlandalı yazar ve şair william butler yeats tarafından yazılmış kısa öykü. esasında bir efsanenin yeniden yorumlanışı demek daha doğru olur. irlanda ayaklanmasından yaklaşık bir yıl sonra, 1642 yıllarında frederick hamilton; irlandalı bir gal klanı olan o'rourke tarafından yapılan sığır katliamlarının intikamını almak için sligo kasabasını -sligo manastırı dahil olmak üzere- talan eder ve yakar. efsaneye göre sir frederick hamilton ve askerleri geri dönerlerken bu askerlerin bir kısmı sislerin içerisinde yolunu kaybeder. daha sonra kimliği belirsiz biri tarafından atlarını uçuruma sürüp kendilerini öldürmelerine sebep olan bir takım olaylar yaşanır. yeats bu efsaneyi kendi mistik üslubu ile muhteşem bir biçimde yorumluyor.
manastırın sir frederick hamilton ve çok sayıda püriten asker tarafından basılması ile açılıyor öykü. ilk başta hamilton'ın saldır emrine korkudan ötürü hiçbir asker tepki vermiyor fakat hamilton'ı korumakla görevli olan beş asker saldırmaya başlayınca diğerleri de bundan cesaret bularak yakıp yıkmaya başlıyor. yangının arasında, öldüğü düşünülen başrahip kısa bir süre ayağa kalkarak odadaki herkesi hükmedilemez gölgeleri takip etmek ile lanetliyor. bu olayın hemen ardından hamilton ve beraberindeki askerlerin çevirdiği iki gözcü ormanın içerisinde ilerleyen tehlikeden söz ediyor ve hamilton emrine ilk tepki veren beş askeri ormana gönderiyor. ormanda birbirinden tuhaf ve ürkütücü olaylar yaşayan askerlerin yavaş yavaş korkup, delirecek noktaya gelmeleri ve kendilerine rehberlik eden gizemli ve muhtemelen 'hayali' bir köylü tarafından uçuruma nasıl sürüklendiği aktarılıyor yeats tarafından ve öykü burada son buluyor.
while they stood dumb and motionless with horror, the woman began to speak, saying slowly and loudly: 'did you see my son? he has a crown of silver on his head, and there are rubies in the crown.' then the oldest of the troopers, he who had been most often wounded, drew his sword and cried: 'ı have fought for the truth of my god, and need not fear the shadows of satan,' and with that rushed into the water. ın a moment he returned. the woman had vanished, and though he had thrust his sword into air and water he had found nothing.
manastırın sir frederick hamilton ve çok sayıda püriten asker tarafından basılması ile açılıyor öykü. ilk başta hamilton'ın saldır emrine korkudan ötürü hiçbir asker tepki vermiyor fakat hamilton'ı korumakla görevli olan beş asker saldırmaya başlayınca diğerleri de bundan cesaret bularak yakıp yıkmaya başlıyor. yangının arasında, öldüğü düşünülen başrahip kısa bir süre ayağa kalkarak odadaki herkesi hükmedilemez gölgeleri takip etmek ile lanetliyor. bu olayın hemen ardından hamilton ve beraberindeki askerlerin çevirdiği iki gözcü ormanın içerisinde ilerleyen tehlikeden söz ediyor ve hamilton emrine ilk tepki veren beş askeri ormana gönderiyor. ormanda birbirinden tuhaf ve ürkütücü olaylar yaşayan askerlerin yavaş yavaş korkup, delirecek noktaya gelmeleri ve kendilerine rehberlik eden gizemli ve muhtemelen 'hayali' bir köylü tarafından uçuruma nasıl sürüklendiği aktarılıyor yeats tarafından ve öykü burada son buluyor.
while they stood dumb and motionless with horror, the woman began to speak, saying slowly and loudly: 'did you see my son? he has a crown of silver on his head, and there are rubies in the crown.' then the oldest of the troopers, he who had been most often wounded, drew his sword and cried: 'ı have fought for the truth of my god, and need not fear the shadows of satan,' and with that rushed into the water. ın a moment he returned. the woman had vanished, and though he had thrust his sword into air and water he had found nothing.
devamını gör...
sarı sıcak
yaşar kemal'in öykü kitabıdır, hikayelerin bir çoğu çukurova olarak adlandırdığımız akdeniz bölgesinde geçer.
bazı yerleri insanı adeta büyülüyor, bazı yerleri ise köylü toplumunun yobazlığını, cahilliğini salt bir şekilde ortaya çıkartıyor.
toplumun alt kesimlerinin hayal kaprislerini ve ihtiras taşkınlıklarını sürekli olarak ana temasında vurgulayan, bugünkü yobazlığın temellerinin o dönem ki cahillikten ve toplumun eğitilip, okutulmadan beylik düzenin hurafelerle yönetilmesinin sonuçlarına güzel vurgularla yer veriyor. kitap içinde bazen istanbul çöplüğünden ve kentin büyüleyici ihtişamının insanları yalancılığa itmesinden, kimi zaman dürüst ve şerefli bir kişinin akranlarının baskıları yüzünden tam tersi bir karakter yaşamasından yakınılır.
okuyucuya toplumun görülmeyen kültür ve ahlakı hakkında kısa bilgiler veren ve elimizin altında her an okuyabilip, bulundurmamız gereken bir eserdir.
bir hikayesinden esinlenerek olay örgüsünde şu şekilde bir imaj çiziyor köyün namusundan, şerefinden çıkarlarından daha önemli ne olabilirdi? kimisi insanın düşüncelerinin, duygularının önemli olduğunu sanıyor, bunun hiç bir önemi yok ne alaka?
asıl önemli olan köy ve yaşantısıdır, içinde barındırdığı canlılar ise bunun yakıtı vazifesindedir.
bazı yerleri insanı adeta büyülüyor, bazı yerleri ise köylü toplumunun yobazlığını, cahilliğini salt bir şekilde ortaya çıkartıyor.
toplumun alt kesimlerinin hayal kaprislerini ve ihtiras taşkınlıklarını sürekli olarak ana temasında vurgulayan, bugünkü yobazlığın temellerinin o dönem ki cahillikten ve toplumun eğitilip, okutulmadan beylik düzenin hurafelerle yönetilmesinin sonuçlarına güzel vurgularla yer veriyor. kitap içinde bazen istanbul çöplüğünden ve kentin büyüleyici ihtişamının insanları yalancılığa itmesinden, kimi zaman dürüst ve şerefli bir kişinin akranlarının baskıları yüzünden tam tersi bir karakter yaşamasından yakınılır.
okuyucuya toplumun görülmeyen kültür ve ahlakı hakkında kısa bilgiler veren ve elimizin altında her an okuyabilip, bulundurmamız gereken bir eserdir.
bir hikayesinden esinlenerek olay örgüsünde şu şekilde bir imaj çiziyor köyün namusundan, şerefinden çıkarlarından daha önemli ne olabilirdi? kimisi insanın düşüncelerinin, duygularının önemli olduğunu sanıyor, bunun hiç bir önemi yok ne alaka?
asıl önemli olan köy ve yaşantısıdır, içinde barındırdığı canlılar ise bunun yakıtı vazifesindedir.
devamını gör...
ölüm gibi bir şey olup ölünmeyen durumlar
20 yıldır beslediğin bir hayalin gerçekleşemeyeceğini idrak etmek.
devamını gör...
terk ettikten sonra geri dönen sevgili
gittim gezdim birkaç alternatifi denedim sende karar kıldım demektir. memnuniyetsizce bir mağazada biz biraz daha bakalım deyip diğer mağazaları dolaşıp en uygun fiyatların ve kalitenin o beğenmediğin mağazada olduğunu idrak etmeye benzer, sırıtan bir suratla dönersin o mağazaya. yerlerde yuvarlanın, gidin bir iki ay mazhar osman'da falan yatın gerekirse ama yine de dönen sevgiliyi affetmeyin. önce kendinize sonra sizi büyüten aileye saygısızlık olur bu inanın.
devamını gör...
kedi mamalarına aralıksız zam gelmesi
bana zam gelmeyen bir tek şey söyle, söyle sonsuza inanayım.*
gerçekten üzücü bir durum. öğrencilerimle birlikte kedilere dostluk maması almak için kumbara yapmıştık. herkes pazartesi günleri 1 tl atıyor kumbaraya. eskiden bizi çok uzun süre götürürdü, şimdilerde çok kısa sürede kumbaranın dibini görür olduk. hayır alıştı şapşikler okulun kapısına "mamaya zam geldi az yiyin" de diyemiyorsun.*
gerçekten üzücü bir durum. öğrencilerimle birlikte kedilere dostluk maması almak için kumbara yapmıştık. herkes pazartesi günleri 1 tl atıyor kumbaraya. eskiden bizi çok uzun süre götürürdü, şimdilerde çok kısa sürede kumbaranın dibini görür olduk. hayır alıştı şapşikler okulun kapısına "mamaya zam geldi az yiyin" de diyemiyorsun.*
devamını gör...
mitosfer
12 madalyalı tanımı olan, kaliteli yazar.
nickini genel manada stratosfer algıladığım, lakin mitleri ile sanat kaygısı güden tanımlarını bildiğim için aklımı troposferden, kısa zamanda yeryüzüne indirdiğim güzide yazarımız..
kendisine mitsel bir de gif bırakarak, nickaltını serbest bırakıyorum.*
nickini genel manada stratosfer algıladığım, lakin mitleri ile sanat kaygısı güden tanımlarını bildiğim için aklımı troposferden, kısa zamanda yeryüzüne indirdiğim güzide yazarımız..
kendisine mitsel bir de gif bırakarak, nickaltını serbest bırakıyorum.*
devamını gör...
canan dağdeviren
insan vücuduna yerleştirilen biyomedikal cihazlara, piezoelektrik etkiyle enerji sağlayan sistemlerin mucidi fizikçi ve malzeme bilimci, ilk tanımda bahsedilen harvard üniversitesi akademi üyeliğine hak kazanmış ilk türk bilim insanı.
massachusetts institute of technology (mit) "media lab" bünyesindeki "conformal decoders"* araştırma grubunun başkanıdır. sonuncusu mart 2021'de, abd bilim vakfı*'ndan almış olduğu kariyer ödülü de dahil olmak üzere sayısız ödülün sahibidir.
yine mit laboratuvarı içerisinde, "yellowbox"* adını verdiği temiz odayı kendi başına kurmuştur. tamamen şeffaf ve ziyaretçilerin yalnızca dışarıdan bakarak bile inceleme yapmalarına olanak veren bir laboratuvar olması, onu benzersiz kılmaktadır. yellowbox, 2017 yılında kalite güvencesi kurumu tarafından "yeşil laboratuvar"* sertifikasını almış ve mit media lab tarihinde bu sertifikayı almaya hak kazanan ilk ve tek laboratuvar olmuştur.
massachusetts institute of technology (mit) "media lab" bünyesindeki "conformal decoders"* araştırma grubunun başkanıdır. sonuncusu mart 2021'de, abd bilim vakfı*'ndan almış olduğu kariyer ödülü de dahil olmak üzere sayısız ödülün sahibidir.
yine mit laboratuvarı içerisinde, "yellowbox"* adını verdiği temiz odayı kendi başına kurmuştur. tamamen şeffaf ve ziyaretçilerin yalnızca dışarıdan bakarak bile inceleme yapmalarına olanak veren bir laboratuvar olması, onu benzersiz kılmaktadır. yellowbox, 2017 yılında kalite güvencesi kurumu tarafından "yeşil laboratuvar"* sertifikasını almış ve mit media lab tarihinde bu sertifikayı almaya hak kazanan ilk ve tek laboratuvar olmuştur.
devamını gör...
yurtdışına gitmek
normal şartlar altında bu eylül'de gitmeyi planlıyordum sonra erteledim derken şimdi de istesem bile en az birkaç yıl gidemeyeceğim gibi..covid krizi gerçekten serbest hareketi de etkiledi, herşeyi de etkiledi..lakin, abd bu hızla aşılamayı sürdürür yılsonuna normale dönerse ve ekstradan başka politik krizler de olmazsa basıp gidecem, niyeti bozdum...bu başlığı da aşama aşama güncellemeyi düşünüyorum..şair ne güzel demiş, öz vatanımızda garip kaldık...şu insanlara baktığımda gerçekten tiksiniyorum, mide bulandırıcı bir ortam var, siyasetinden tut, ekonomisinden çık, olağan hayat akışından tut, insani ilişkilerden çık...bomboş, idealsiz, amaçsız ve rantçılık üzerine kurulmuş koskoca bir memleket..
bu ülkede kim iktidar olursa olsun düzelmez, herkesin amacı hep aynı...insanlarda saçma sapan değerleri kültür ayağına, gelenek ayağına kutsallaştırıp durmuşlar...o güzel insanlar savaşlarda göçüp gitmişler ve nesil nerede piç var köksüz var, oradan türemiş...
not: şu anda siz inanıyor musunuz ki muhalefet partileri iktidara gelince her şey gerçekten çok güzel olacak? şu anda onların amacı ve bu kadar bağırmasının neden ülkeyi falan düşündüğünden değil, kendinin "yeme'ye" yada yeterince "yeme'ye" ortak olamamasından...onlar gelsin aynısını onlar da yapacaklar...isimler değişecek sadece yoksa şekiller aynı..inceleyin bizim ülkenin siyasi tarihini, hep aynı..bir "yiyici" gidecek, diğer "yiyici" gelecek...düşünebiliyor musunuz, muhalefet iktidar için ali babacan ile ahmet davutoğlu'na sarılıyor...bu ikisi de son ana kadar ak parti içinde kalmadılar mı...ahmet davutoğlu vizyonuyla mı ülke kurtulacak, madem ülkeyi düşünüyordun taaa 2015, 2016 yıllarında çıkıp karıştırsaydın ya, böylece ak parti de bu o yıldan bu yıla bu seçimlerde başarı sağlayamazdı, hele ali babacan...adam partiyi kurduğu halde son ana kadar ak parti'de kaldı....niye? gerçekten bir vatandaş olarak isyan ederek merak ediyorum, acaba kendilerine de 4-5 maaş bağlansa bir karşı hareket başlatabilirler miydi...şimdi bunlar mı kurtarıcı, bunlar mı ülkeyi değiştirecek...teröriste terörist bile diyemeyen, aman oy gelmez aman dışarıya sıkışırım imajı oluşmasın diyenler mi kurtacak, kadın kahvaltı yapma derdinde, öteki ağaç dikme derdinde, moda tasarımcıyı belediyelerine memur yapma amacındalar hep...zaten iktidardakileri hiç yazmak istemiyorum çünkü şimdi polisle savcıyla falan uğraşamam, buradaki modları falan da uğraştırmak gibi derdim de yok....yazık yani, şu hale bak, ölümü göstertilip sıtmaya razı edilen ve neresinden tutsan mutlaka bir tarafı elinde kalan bir ortam...atadan deden türk'üm, hep de gurur duydum duyacağım da..lakin ne türklük bu ne islamiyet böyle..gerçekten şu dakika itibariyle fırsatını bulduğum an gideceğim ki zaten kimsenin de umrunda değildir...üzüntüm gerçekten böyle olmaz, olmamalıydı..bunu okuyan arkadaşlarıma da tavsiyem, varsa imkanınız siz de dışarıyı zorlayın yoksa da burada kendi işinizi az çok kurup çalışmaya bakın, vicdanınız el veriyorsa siyaseten torpil bulup kamuya geçin...her neyse..buraya gitme durumum netleştiğinde tüm aşamaları yazacağım..
bu ülkede kim iktidar olursa olsun düzelmez, herkesin amacı hep aynı...insanlarda saçma sapan değerleri kültür ayağına, gelenek ayağına kutsallaştırıp durmuşlar...o güzel insanlar savaşlarda göçüp gitmişler ve nesil nerede piç var köksüz var, oradan türemiş...
not: şu anda siz inanıyor musunuz ki muhalefet partileri iktidara gelince her şey gerçekten çok güzel olacak? şu anda onların amacı ve bu kadar bağırmasının neden ülkeyi falan düşündüğünden değil, kendinin "yeme'ye" yada yeterince "yeme'ye" ortak olamamasından...onlar gelsin aynısını onlar da yapacaklar...isimler değişecek sadece yoksa şekiller aynı..inceleyin bizim ülkenin siyasi tarihini, hep aynı..bir "yiyici" gidecek, diğer "yiyici" gelecek...düşünebiliyor musunuz, muhalefet iktidar için ali babacan ile ahmet davutoğlu'na sarılıyor...bu ikisi de son ana kadar ak parti içinde kalmadılar mı...ahmet davutoğlu vizyonuyla mı ülke kurtulacak, madem ülkeyi düşünüyordun taaa 2015, 2016 yıllarında çıkıp karıştırsaydın ya, böylece ak parti de bu o yıldan bu yıla bu seçimlerde başarı sağlayamazdı, hele ali babacan...adam partiyi kurduğu halde son ana kadar ak parti'de kaldı....niye? gerçekten bir vatandaş olarak isyan ederek merak ediyorum, acaba kendilerine de 4-5 maaş bağlansa bir karşı hareket başlatabilirler miydi...şimdi bunlar mı kurtarıcı, bunlar mı ülkeyi değiştirecek...teröriste terörist bile diyemeyen, aman oy gelmez aman dışarıya sıkışırım imajı oluşmasın diyenler mi kurtacak, kadın kahvaltı yapma derdinde, öteki ağaç dikme derdinde, moda tasarımcıyı belediyelerine memur yapma amacındalar hep...zaten iktidardakileri hiç yazmak istemiyorum çünkü şimdi polisle savcıyla falan uğraşamam, buradaki modları falan da uğraştırmak gibi derdim de yok....yazık yani, şu hale bak, ölümü göstertilip sıtmaya razı edilen ve neresinden tutsan mutlaka bir tarafı elinde kalan bir ortam...atadan deden türk'üm, hep de gurur duydum duyacağım da..lakin ne türklük bu ne islamiyet böyle..gerçekten şu dakika itibariyle fırsatını bulduğum an gideceğim ki zaten kimsenin de umrunda değildir...üzüntüm gerçekten böyle olmaz, olmamalıydı..bunu okuyan arkadaşlarıma da tavsiyem, varsa imkanınız siz de dışarıyı zorlayın yoksa da burada kendi işinizi az çok kurup çalışmaya bakın, vicdanınız el veriyorsa siyaseten torpil bulup kamuya geçin...her neyse..buraya gitme durumum netleştiğinde tüm aşamaları yazacağım..
devamını gör...
devrim televizyondan yayınlanmayacak
türkçe çevirisi :
evde kıçının üstünde oturmayacaksın dostum
ekranın karşısına geçip ayaklarını uzatamayacaksın
uyuşuk uyuşuk oradan oraya zaplamayacaksın
reklamlar başlayınca bira almaya koşturamayacaksın
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrim televizyonlardan yayınlanmayacak
devrimin ana sponsoru general motors olmayacak
reklamsız dört bölüm halinde sunulmayacak
devrim dudaklarına seksi bir kıvrım kazandırmayacak
devrim selülitlerinden kurtulmanı da sağlamayacak
devrim bir ayda on kilo verdirmeyecek, ince göstermeyecek seni
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
senin ve dostunun resimleri olmayacak
bir market arabasını sokakta iterken gösteren
ya da renkli bir televizyonu çalıntı bir ambulansa sokmaya çalışırken
cnn kazanan partiyi saat 8:32'de tahmin edemeyecek
ya da 29 bölgeden canlı bağlantı yapamayacak
aynasızların yoldaşlarını vurması son dakika haberi olmayacak
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
kuzey güney, seinfield ve ally mcbeal
artık hayatımıza bu kadar cuk oturmayacak
kadınlar sex and the cityde samanthanın kimle yattığına aldırmayacak
çünkü tüm zenciler daha aydınlık bir gün için sokağa dökülecek
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
saat 11'de haber özetleri verilmeyecek
jackie onassisi burnunu silerken gösteren resimler olmayacak
devrim haberi beyaz bir kasırga, beyaz bir yıldırım ya da
beyaz insanlarla ilgili haberlerden sonra gelmeyecek
yatak ondandaki güvercini, su depondaki kaplanı ya da
tuvaletindeki gulyabaniyi kafana takmana lüzum yok
devrimin tadı coca-colayla daha iyi gitmeyecek
devrim ağız kokularını yok etmeyecek
devrim seni şöför koltuğuna oturtacak
devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrimin tekrarı olmayacak
devrim canlı olacak
orijinal hali ise şu şekildedir :
the revolution will no be televised
you will not be able to stay home, brother.
you will not be able to plug in, turn on and cop out.
you will not be able to lose yourself on skag and skip,
skip out for beer during commercials,
because the revolution will not be televised.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be brought to you by xerox
in 4 parts without commercial interruptions.
the revolution will not show you pictures of nixon
blowing a bugle and leading a charge by john
mitchell, general abrams and spiro agnew to eat
hog maws confiscated from a harlem sanctuary.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be brought to you by the
schaefer award theatre and will not star natalie woods
and steve mcqueen or bullwinkle and julia.
the revolution will not give your mouth sex appeal.
the revolution will not get rid of the nubs.
the revolution will not make you look five pounds
thinner, because the revolution will not be televised, brother.
there will be no pictures of you and willie may
pushing that shopping cart down the block on the dead run,
or trying to slide that color television into a stolen ambulance.
nbc will not be able predict the winner at 8:32
or report from 29 districts.
the revolution will not be televised.
there will be no pictures of pigs shooting down
brothers in the instant replay.
there will be no pictures of pigs shooting down
brothers in the instant replay.
there will be no pictures of whitney young being
run out of harlem on a rail with a brand new process.
there will be no slow motion or still life of roy
wilkens strolling through watts in a red, black and
green liberation jumpsuit that he had been saving
for just the proper occasion.
green acres, the beverly hillbillies, and hooterville
junction will no longer be so damned relevant, and
women will not care if dick finally gets down with
jane on search for tomorrow because black people
will be in the street looking for a brighter day.
the revolution will not be televised.
there will be no highlights on the eleven o'clock
news and no pictures of hairy armed women
liberationists and jackie onassis blowing her nose.
the theme song will not be written by jim webb,
francis scott key, nor sung by glen campbell, tom
jones, johnny cash, engelbert humperdinck, or the rare earth.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be right back
after a message about a white tornado, white lightning, or white people.
you will not have to worry about a dove in your
bedroom, a tiger in your tank, or the giant in your toilet bowl.
the revolution will not go better with coke.
the revolution will not fight the germs that may cause bad breath.
the revolution will put you in the driver's seat.
the revolution will not be televised, will not be televised,
will not be televised, will not be televised.
the revolution will be no re-run brothers;
the revolution will be live.
evde kıçının üstünde oturmayacaksın dostum
ekranın karşısına geçip ayaklarını uzatamayacaksın
uyuşuk uyuşuk oradan oraya zaplamayacaksın
reklamlar başlayınca bira almaya koşturamayacaksın
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrim televizyonlardan yayınlanmayacak
devrimin ana sponsoru general motors olmayacak
reklamsız dört bölüm halinde sunulmayacak
devrim dudaklarına seksi bir kıvrım kazandırmayacak
devrim selülitlerinden kurtulmanı da sağlamayacak
devrim bir ayda on kilo verdirmeyecek, ince göstermeyecek seni
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
senin ve dostunun resimleri olmayacak
bir market arabasını sokakta iterken gösteren
ya da renkli bir televizyonu çalıntı bir ambulansa sokmaya çalışırken
cnn kazanan partiyi saat 8:32'de tahmin edemeyecek
ya da 29 bölgeden canlı bağlantı yapamayacak
aynasızların yoldaşlarını vurması son dakika haberi olmayacak
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
kuzey güney, seinfield ve ally mcbeal
artık hayatımıza bu kadar cuk oturmayacak
kadınlar sex and the cityde samanthanın kimle yattığına aldırmayacak
çünkü tüm zenciler daha aydınlık bir gün için sokağa dökülecek
çünkü devrim televizyondan yayınlanmayacak
saat 11'de haber özetleri verilmeyecek
jackie onassisi burnunu silerken gösteren resimler olmayacak
devrim haberi beyaz bir kasırga, beyaz bir yıldırım ya da
beyaz insanlarla ilgili haberlerden sonra gelmeyecek
yatak ondandaki güvercini, su depondaki kaplanı ya da
tuvaletindeki gulyabaniyi kafana takmana lüzum yok
devrimin tadı coca-colayla daha iyi gitmeyecek
devrim ağız kokularını yok etmeyecek
devrim seni şöför koltuğuna oturtacak
devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrim televizyondan yayınlanmayacak
devrimin tekrarı olmayacak
devrim canlı olacak
orijinal hali ise şu şekildedir :
the revolution will no be televised
you will not be able to stay home, brother.
you will not be able to plug in, turn on and cop out.
you will not be able to lose yourself on skag and skip,
skip out for beer during commercials,
because the revolution will not be televised.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be brought to you by xerox
in 4 parts without commercial interruptions.
the revolution will not show you pictures of nixon
blowing a bugle and leading a charge by john
mitchell, general abrams and spiro agnew to eat
hog maws confiscated from a harlem sanctuary.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be brought to you by the
schaefer award theatre and will not star natalie woods
and steve mcqueen or bullwinkle and julia.
the revolution will not give your mouth sex appeal.
the revolution will not get rid of the nubs.
the revolution will not make you look five pounds
thinner, because the revolution will not be televised, brother.
there will be no pictures of you and willie may
pushing that shopping cart down the block on the dead run,
or trying to slide that color television into a stolen ambulance.
nbc will not be able predict the winner at 8:32
or report from 29 districts.
the revolution will not be televised.
there will be no pictures of pigs shooting down
brothers in the instant replay.
there will be no pictures of pigs shooting down
brothers in the instant replay.
there will be no pictures of whitney young being
run out of harlem on a rail with a brand new process.
there will be no slow motion or still life of roy
wilkens strolling through watts in a red, black and
green liberation jumpsuit that he had been saving
for just the proper occasion.
green acres, the beverly hillbillies, and hooterville
junction will no longer be so damned relevant, and
women will not care if dick finally gets down with
jane on search for tomorrow because black people
will be in the street looking for a brighter day.
the revolution will not be televised.
there will be no highlights on the eleven o'clock
news and no pictures of hairy armed women
liberationists and jackie onassis blowing her nose.
the theme song will not be written by jim webb,
francis scott key, nor sung by glen campbell, tom
jones, johnny cash, engelbert humperdinck, or the rare earth.
the revolution will not be televised.
the revolution will not be right back
after a message about a white tornado, white lightning, or white people.
you will not have to worry about a dove in your
bedroom, a tiger in your tank, or the giant in your toilet bowl.
the revolution will not go better with coke.
the revolution will not fight the germs that may cause bad breath.
the revolution will put you in the driver's seat.
the revolution will not be televised, will not be televised,
will not be televised, will not be televised.
the revolution will be no re-run brothers;
the revolution will be live.
devamını gör...
3 mayıs türkçülük günü
öfkemiz sarsın her yanı, #bozkurtlar yürüye yürüye..." 3mayıs coşkusu bütün yurdu sarsın türkçü türkiye !
devamını gör...
27 mart 2021 kürşat ayvatoğlu'nun serbest bırakılması
5-6 yaşlarındayken çubuk kraker ile sigara içme taklidini duymuştum da kazık kadar adamların trafikte pudra şekerini kokain çeker gibi burunlarına doldurmalarını hiç duymamıştım.
bir yaşıma daha girdim durup dururken.
buradan
bir yaşıma daha girdim durup dururken.
buradan
devamını gör...
loudingirra özdemir
bu gezgin, derviş, arkadaş in yaptığı tanıtım ve reklamı , milyon dolar harcan'sa , bu kadar etkili, güzel ve kültürel yapamaz, bu ozan arkadaşa kesinlikle yaptığı kültür tanıtımından dolayı devlet nişanı madalyası verilmeli.
hiçbir yerde vatanını kötü tanıtmı yor , size tavsiyem onu takip edin ve tanıtın hem ona katkınız olur hem kulaklarınızın pası silinir.
bazı sosyal medya maymunları na prim vereceğinize, en azından hak eden birine kazandırın, derim.
hiçbir yerde vatanını kötü tanıtmı yor , size tavsiyem onu takip edin ve tanıtın hem ona katkınız olur hem kulaklarınızın pası silinir.
bazı sosyal medya maymunları na prim vereceğinize, en azından hak eden birine kazandırın, derim.
devamını gör...
hiç yapılmadığı için gurur duyulan şeyler
hiç kimseye anlattığından daha fazlasını sormadım.
kimsenin özelini kurcalamadım.
kimsenin yarasına basmadım.
kimsenin benim hakkımda bir başkasına söylediğini merak etmedim.
kimsenin özelini kurcalamadım.
kimsenin yarasına basmadım.
kimsenin benim hakkımda bir başkasına söylediğini merak etmedim.
devamını gör...
doğaçlama tiyatro
bir tenturdiyot ukdesi.
klasik tiyatrodan farklı olarak oyunculuk yeteneğine ek olarak hızlı düşünme ve yaratıcılık da gerektiren konuyu ve/veya oyunun gidişatını seyircinin belirlediği, seyirciden gelen aksiyonlarla şekillenen tiyatro dalıdır. (sevdiğim bir doğaçlama tiyatro grubu tiyatro sporu da demekteydi)
ülkemizde mahşer-i cümbüşle ünlendiğini ve geliştiğini düşünmekteyim.
klasik tiyatrodan farklı olarak oyunculuk yeteneğine ek olarak hızlı düşünme ve yaratıcılık da gerektiren konuyu ve/veya oyunun gidişatını seyircinin belirlediği, seyirciden gelen aksiyonlarla şekillenen tiyatro dalıdır. (sevdiğim bir doğaçlama tiyatro grubu tiyatro sporu da demekteydi)
ülkemizde mahşer-i cümbüşle ünlendiğini ve geliştiğini düşünmekteyim.
devamını gör...
olimpos dağı
aslında her ne kadar öteki kültüre ait bir motif olsa da, öz be öz anadolulu bir dağdır olimpos. misal uludağ. eski kaynaklarda ismi olympos diye geçer.
bir de; antik yunanlar büyük olan her dağa olympos derler arkadaşlar. öyle de bir şey var. insanın en primitif dürtüsüne işaret aslında. kendinden büyük olan herhangi bir cisim nesne ya da kavrama yücelik ve kutsallık atfetmek...
bir de; antik yunanlar büyük olan her dağa olympos derler arkadaşlar. öyle de bir şey var. insanın en primitif dürtüsüne işaret aslında. kendinden büyük olan herhangi bir cisim nesne ya da kavrama yücelik ve kutsallık atfetmek...
devamını gör...
fikrimiz sorulmadan yorum yapmamamız gereken şeyler
ınsanların özel hayatı. evli mi bekar mı, çocuğu var mı yok mu, işe girmiş mi girememiş mi... size ne kardeşim sormayın ve yorum yapmayın.
devamını gör...
