mutasyonlu koronavirüs görülen illerde yeni tedbirler olabileceği açıklaması
tüm dünya'da virüs salgınında bilgileri gizleyenler açıklama yapmayanlar suç işliyor.
yol çalışması otobanda ve işaretler uyarı levhaları koymamak gibi.
otobanı kapatmışsınız ama çıkışlara insanları yönlendirmemek gibi.
tünelde göçük var ve siz insanlara bu yolu kullanmayın demiyor "valla gideceğin yere 3 saatte gitmeyi düşünme" diyorsunuz.
neden diye sorunca bilgi veremem diyorsunuz.
binada gaz kaçağı var hangi daire olduğunu söylemiyor, evde yangın çıkmış itfaiyeyi arayıp adres vermemek gibi.
hasta olup doktora gidip muayene oluyorsunuz durumunuz kritik diyen doktor hangi organ hangi hastalık olduğunu söylemiyor.
tüm bunlar olurken aşılama (aşı işe yaradığını varsayarak) tüm ülkelerde sonuç alınması için gerekli süre 7 yıl 10 yıl gibi sürecek diyenler var.
hatta tüm dünya'da aşılama asla olmayacağını ülkeler siyasi askeri ekonomik güç olarak aşı ve tedavi tekniklerini elinde tutup bm nato ab vb tüm dünya'da uluslararası kuruluşlar ve ilişkilerde bir silah yaptırım aracı olarak tutacağını tartışıyor.
düşünsenize...
çin aşısı daha başarılı veya abd aşısı ya da rus.
bu ülkeler bir birine aşı verecek mi sanıyorsunuz?
ya da bu ülkeler ile birlikte olup uluslararası arenada destek veren ülkelere.
bu virüse yakalanıp ölenler kurtuluyor, ölmeyen tıbbi müdahale gören insanlarda beyin kalp damar ve solunum sistemlerinde ağır hasar oluyor. hastalığı belirtisiz şekilde ayakta atlatan ve tıbbî müdahale yaşamamış, farkında olmayanlarda bile kalp de ritm bozukluğu unutkanlık bulgularına rastlanmaktadır.
binlerce kez mutasyon geçiren ve hangi mutasyonun nasıl bir hasara yol açtığını bilmiyoruz.
avrupa'da asya'da afrika'da amerika'da coğrafya beslenme iklim toplumsal yaşam sağlık durumları vb gibi etkenler de hesap edilirse her bünye farklı tepkime verdiği için virüs de ortam insan faktörüne karşı kendini yenilediği düşünülürse, geniş bir tarama araştırma şu an yapılması için ne zaman ne imkan ne ortam var.
hâlâ ölümler virüsün seyri vb konularda bilgiler paylaşılmıyor.
ilaç şirketleri laboratuarlar çalışmalarını sonuçlarını paylaşmıyor.
aşılar için üretim merkezleri ülkelere yayılmıyor.
aşı tedavi ilaç hijyen medikal malzemeler tıbbî araç gereç vb konularda tedarik zinciri belli karteller ülkeler elinde ve bunu ticari siyasi güç olarak tutuyor.
bu virüs salgını elbet bitecek veya mevsimsel grip seviyesinde olup yine insanlar ölecek.
ama bilgi saklayan açıklama yapmayan bilgi paylaşmayan bu insanlar yaşanan ölümlerden sorumlu tutulacak.
tüm dünyada ölümleri bu hastalığı yaşamış kalıcı hasar ve gelir kaybına uğrayan insanlar toplu olarak ticari siyasi gerekçeler ya da makam mevki akademik kariyer gerekçesiyle bilgi paylaşmayan kişi kurum kuruluşlara toplu davalar açacak.
bu aşı ilaç medikal malzeme tedavi tekniklerini paylaşmayan insanlara da...
umarım insanlık ön plana çıkar.
ticari siyasi askeri beklentiler güç için değil de insanlık için çalışırlar.
yoksa bu milyonlarca ölüm, trilyonlarca dolar ziyan olmasına yol açmasına etken oldu diye lahey adalet divanında çok insan yargılanır.
yol çalışması otobanda ve işaretler uyarı levhaları koymamak gibi.
otobanı kapatmışsınız ama çıkışlara insanları yönlendirmemek gibi.
tünelde göçük var ve siz insanlara bu yolu kullanmayın demiyor "valla gideceğin yere 3 saatte gitmeyi düşünme" diyorsunuz.
neden diye sorunca bilgi veremem diyorsunuz.
binada gaz kaçağı var hangi daire olduğunu söylemiyor, evde yangın çıkmış itfaiyeyi arayıp adres vermemek gibi.
hasta olup doktora gidip muayene oluyorsunuz durumunuz kritik diyen doktor hangi organ hangi hastalık olduğunu söylemiyor.
tüm bunlar olurken aşılama (aşı işe yaradığını varsayarak) tüm ülkelerde sonuç alınması için gerekli süre 7 yıl 10 yıl gibi sürecek diyenler var.
hatta tüm dünya'da aşılama asla olmayacağını ülkeler siyasi askeri ekonomik güç olarak aşı ve tedavi tekniklerini elinde tutup bm nato ab vb tüm dünya'da uluslararası kuruluşlar ve ilişkilerde bir silah yaptırım aracı olarak tutacağını tartışıyor.
düşünsenize...
çin aşısı daha başarılı veya abd aşısı ya da rus.
bu ülkeler bir birine aşı verecek mi sanıyorsunuz?
ya da bu ülkeler ile birlikte olup uluslararası arenada destek veren ülkelere.
bu virüse yakalanıp ölenler kurtuluyor, ölmeyen tıbbi müdahale gören insanlarda beyin kalp damar ve solunum sistemlerinde ağır hasar oluyor. hastalığı belirtisiz şekilde ayakta atlatan ve tıbbî müdahale yaşamamış, farkında olmayanlarda bile kalp de ritm bozukluğu unutkanlık bulgularına rastlanmaktadır.
binlerce kez mutasyon geçiren ve hangi mutasyonun nasıl bir hasara yol açtığını bilmiyoruz.
avrupa'da asya'da afrika'da amerika'da coğrafya beslenme iklim toplumsal yaşam sağlık durumları vb gibi etkenler de hesap edilirse her bünye farklı tepkime verdiği için virüs de ortam insan faktörüne karşı kendini yenilediği düşünülürse, geniş bir tarama araştırma şu an yapılması için ne zaman ne imkan ne ortam var.
hâlâ ölümler virüsün seyri vb konularda bilgiler paylaşılmıyor.
ilaç şirketleri laboratuarlar çalışmalarını sonuçlarını paylaşmıyor.
aşılar için üretim merkezleri ülkelere yayılmıyor.
aşı tedavi ilaç hijyen medikal malzemeler tıbbî araç gereç vb konularda tedarik zinciri belli karteller ülkeler elinde ve bunu ticari siyasi güç olarak tutuyor.
bu virüs salgını elbet bitecek veya mevsimsel grip seviyesinde olup yine insanlar ölecek.
ama bilgi saklayan açıklama yapmayan bilgi paylaşmayan bu insanlar yaşanan ölümlerden sorumlu tutulacak.
tüm dünyada ölümleri bu hastalığı yaşamış kalıcı hasar ve gelir kaybına uğrayan insanlar toplu olarak ticari siyasi gerekçeler ya da makam mevki akademik kariyer gerekçesiyle bilgi paylaşmayan kişi kurum kuruluşlara toplu davalar açacak.
bu aşı ilaç medikal malzeme tedavi tekniklerini paylaşmayan insanlara da...
umarım insanlık ön plana çıkar.
ticari siyasi askeri beklentiler güç için değil de insanlık için çalışırlar.
yoksa bu milyonlarca ölüm, trilyonlarca dolar ziyan olmasına yol açmasına etken oldu diye lahey adalet divanında çok insan yargılanır.
devamını gör...
doğum gününü yalnız geçirmek
sene içinde 20-25 arkadaşımın doğum gününü düzenli olarak kutlasam dahi, tebrik mesajı bile almadığımdan, her sene yaşamaktan artık alıştığım durumdur.
devamını gör...
tarihte bugün
türkiye'de ilk coronavirüs vakası tespit edildi.
devamını gör...
dünyanın en günahkâr insanı
dini inanç sistemlerini ortaya çıkaran insanlardır. zira dinciler inanmayanları gunakârlıkla itham etse de kötülük yapmak için dinden güzel kılıf yoktur.
siyaset ve militarizm de din ile bir araya geldiğinde ortaya bermuda şeytan üçgeni misali, insaniyet namına ne varsa yutup yok eden abuk bir yapı çıkar.
siyaset ve militarizm de din ile bir araya geldiğinde ortaya bermuda şeytan üçgeni misali, insaniyet namına ne varsa yutup yok eden abuk bir yapı çıkar.
devamını gör...
ötüken neşriyat
genelde akademik kitaplar aldığım yayınevidir. sadece akademik kitaplar değil pek çok kategoride kitabın olduğu kaliteli bir kitapçıdır.
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
akış bugün biraz garip.
kutuplaşma çabası var gibi.
benim canım yazar arkadaşlarım böyle oyunlara gelmez sanırım.
moderasyon ekibinin bir çoğuyla muhabbetim oldu. çok kibar, anlayışlı ve çözüm odaklı insanlar. benim tavuğuma hiç kış demediler çünkü benim tavuğum kurallara hep uydu. bulunduğu ortamın etiğini kavradı, herkese saygısını korudu. bunlar benden değil benim gibi düşünmüyor deyip ona buna sataşmadı.
ayrıca ekibin içinde erkekler de var. tanışın bir ara merhaba falan deyin. yemiyorlar ben ara ara yapıyorum. hatta baya keyifli muhabbetler de kuruyorlar.
kutuplaşma çabası var gibi.
benim canım yazar arkadaşlarım böyle oyunlara gelmez sanırım.
moderasyon ekibinin bir çoğuyla muhabbetim oldu. çok kibar, anlayışlı ve çözüm odaklı insanlar. benim tavuğuma hiç kış demediler çünkü benim tavuğum kurallara hep uydu. bulunduğu ortamın etiğini kavradı, herkese saygısını korudu. bunlar benden değil benim gibi düşünmüyor deyip ona buna sataşmadı.
ayrıca ekibin içinde erkekler de var. tanışın bir ara merhaba falan deyin. yemiyorlar ben ara ara yapıyorum. hatta baya keyifli muhabbetler de kuruyorlar.
devamını gör...
cüzdanı sağ arka cepte taşımak
götün kabardığı ölçüde erkeğe güven verir.
devamını gör...
karbon 14 metodu
(bkz: radyokarbon tarihlendirme)
devamını gör...
public philosophy
son yıllarda felsefe literatüründe, popüler bilim veya popüler tarih terimlerine denk geldiği söylenebilecek yeni bir alt eğilim doğdu, “public philosophy.” ne olduğunu tek kelimeyle tam olarak tercüme etmek zor. özetle, kitle iletişim aracılarını kullanarak kamusal alanda popüler konular üzerine gündelik bir dil ile yapılan felsefe olduğu söylenebilir —yani akademik felsefenin tam aksi. “simpsonlar ve felsefe” başlıklı bir blog yazısının, ludwig wittgenstein’ın “felsefi soruşturmalar” adlı kitabında yaptığı felsefeden farklı bir şekilde felsefe yaptığı açık. bu yeni kamusal felsefe, 2500 senelik tarihinin verdiği sorumluluk ve terminolojik yapı yüzünden akademik geleneğin içerisine hapsolmuş “ağır” felsefeye bir alternatif oluşturmaya çalışır. toplumsal fenomenleri idealleştirme çabasına girmeden olduğu haliyle ele alır ve bizim için ne anlama geldiği üzerine felsefenin araçlarıyla düşünmeye başlar. bu açıdan akademinin yapmakta yetersiz kaldığı, belki de yapmayı zaten amaçlamadığı bir şeyi başararak gündelik hayatlarımızın içine sızar. böylelikle felsefe eğitimi almamış insanlara da hitap ettiği gibi felsefe eğitimi almamış kişiler tarafından da yapılabilir hale gelir.
bu yeni eğilim, başta akademisyen-felsefeciler olmak üzere entelektüel çevreler tarafından epey tartışıldı. hala da tartışılıyor. kimileri bu sokağa inen felsefeyi bayağı bulurken, kimileri ise çok geç kalınmış bir hamle olarak görüyor. o yüzden üzerine düşünmek istiyorum, bir şeyin popülerleşmesi her zaman sığlaşması anlamına mı gelir? öyleyse bile bunun tamamen kötü olduğu söylenebilir mi? insanların aristoteles’in metafizik adlı kitabıyla cebelleşmek yerine “aristoteles ile bir karıncayiyen washington'a gider” adlı kitabını okuması, özünde felsefe olmayan bir şeyi mi yaygınlaştırmaktadır? [bir not, bu sığ (!) ve esprili kitabın yazarları harvard mezunu felsefe profesörleridir.]
bu sorular dijital platformlarda felsefeci olmayanlar için felsefe anlatmaya başladığımdan beri aklımı kurcalıyor. insanların benim veya diğer popüler felsefi yayınları yalnızca daha entelektüel gözükmek ya da eğlenmek için tüketiyor olma ihtimali oldukça yüksek. bu açıdan çileli de olsa akademik felsefe doğru düşünmenin araçlarını öğretmeye çalışırken bu yeni kamusal felsefe tüketim nesnesi yaratıyor gibi gözükebilir. fakat böyle bile olsa, popüler kültürün kendisi kültür teorisi içerisinde yer alan yeni bir akademik araştırma alanıyken, felsefenin yüksek zümrelerince pop olanın görmezden gelinmesini anlamsız buluyorum. bu durum bana modern sanat ortaya çıktığında onu sığ bulan klasistlerin tavrını hatırlatıyor. kişisel olarak gelenekçilere karşı hep yenilikçilerden yana olmuşumdur. şanlı günlerinde yapıldığı biçimiyle felsefe yapmanın tek doğru yol olduğunu söyleyip bunu dayatmanın muhafazakar bir yanı var.
eğer felsefe benim ondan anladığım şeyse, yani özünde ilkelere dayalı eleştirel düşünme edimi ise, akademik felsefe bu düşünme biçiminde ustalaşmayı temsil eder. ustalaşmak, yeni ilkeler koymak ve öğrenmek isteyenlere bu bilgeliği aktarmak için akademi elbette şart, bunu tartışmıyorum. buna karşın popülerleşen kamusal felsefe, çağrı ve farkındalık rolü üstlenerek toplumsal ölçekte etki yaratabilir. başta amerika ve avrupa olmak üzere günümüzde felsefenin seyrini değişmesine etki eden pek çok çağdaş filozof twitter kullanıyor, ted konuşmalarına katılıyor, new york times, verso, aeon gibi popüler bloglarda yazıyor, hatta tanrının varlığı üzerine yaptıkları en ciddi tartışmaları dahi video kaydına alıp youtube’da yayınlıyor. çünkü felsefe fildişi kulelerde kendimize saklamamız gereken bir sır değil. yaklaşık 2000 senedir filozofların hak ve adalet üzerine yazmasına rağmen hala trump gibileri başkan olabiliyorsa felsefi öğretilerimizin gündelik hayatımıza ne derece yansıdığı üzerine düşünmemiz gerekir. bu durumda tüm derinliği ve yalıtılmışlığıyla akademik felsefenin iyi tek yol olduğunu söylemek biraz zor. o yüzden kamusal felsefe toplumsal ölçekte eleştirel düşünmeyi aşılamanın iyi bir yolu olabilir mi bırakalım bunu zaman göstersin. görünen o ki, kaybetmekten korkmamız gereken çok bir şey yok.
bu yeni eğilim, başta akademisyen-felsefeciler olmak üzere entelektüel çevreler tarafından epey tartışıldı. hala da tartışılıyor. kimileri bu sokağa inen felsefeyi bayağı bulurken, kimileri ise çok geç kalınmış bir hamle olarak görüyor. o yüzden üzerine düşünmek istiyorum, bir şeyin popülerleşmesi her zaman sığlaşması anlamına mı gelir? öyleyse bile bunun tamamen kötü olduğu söylenebilir mi? insanların aristoteles’in metafizik adlı kitabıyla cebelleşmek yerine “aristoteles ile bir karıncayiyen washington'a gider” adlı kitabını okuması, özünde felsefe olmayan bir şeyi mi yaygınlaştırmaktadır? [bir not, bu sığ (!) ve esprili kitabın yazarları harvard mezunu felsefe profesörleridir.]
bu sorular dijital platformlarda felsefeci olmayanlar için felsefe anlatmaya başladığımdan beri aklımı kurcalıyor. insanların benim veya diğer popüler felsefi yayınları yalnızca daha entelektüel gözükmek ya da eğlenmek için tüketiyor olma ihtimali oldukça yüksek. bu açıdan çileli de olsa akademik felsefe doğru düşünmenin araçlarını öğretmeye çalışırken bu yeni kamusal felsefe tüketim nesnesi yaratıyor gibi gözükebilir. fakat böyle bile olsa, popüler kültürün kendisi kültür teorisi içerisinde yer alan yeni bir akademik araştırma alanıyken, felsefenin yüksek zümrelerince pop olanın görmezden gelinmesini anlamsız buluyorum. bu durum bana modern sanat ortaya çıktığında onu sığ bulan klasistlerin tavrını hatırlatıyor. kişisel olarak gelenekçilere karşı hep yenilikçilerden yana olmuşumdur. şanlı günlerinde yapıldığı biçimiyle felsefe yapmanın tek doğru yol olduğunu söyleyip bunu dayatmanın muhafazakar bir yanı var.
eğer felsefe benim ondan anladığım şeyse, yani özünde ilkelere dayalı eleştirel düşünme edimi ise, akademik felsefe bu düşünme biçiminde ustalaşmayı temsil eder. ustalaşmak, yeni ilkeler koymak ve öğrenmek isteyenlere bu bilgeliği aktarmak için akademi elbette şart, bunu tartışmıyorum. buna karşın popülerleşen kamusal felsefe, çağrı ve farkındalık rolü üstlenerek toplumsal ölçekte etki yaratabilir. başta amerika ve avrupa olmak üzere günümüzde felsefenin seyrini değişmesine etki eden pek çok çağdaş filozof twitter kullanıyor, ted konuşmalarına katılıyor, new york times, verso, aeon gibi popüler bloglarda yazıyor, hatta tanrının varlığı üzerine yaptıkları en ciddi tartışmaları dahi video kaydına alıp youtube’da yayınlıyor. çünkü felsefe fildişi kulelerde kendimize saklamamız gereken bir sır değil. yaklaşık 2000 senedir filozofların hak ve adalet üzerine yazmasına rağmen hala trump gibileri başkan olabiliyorsa felsefi öğretilerimizin gündelik hayatımıza ne derece yansıdığı üzerine düşünmemiz gerekir. bu durumda tüm derinliği ve yalıtılmışlığıyla akademik felsefenin iyi tek yol olduğunu söylemek biraz zor. o yüzden kamusal felsefe toplumsal ölçekte eleştirel düşünmeyi aşılamanın iyi bir yolu olabilir mi bırakalım bunu zaman göstersin. görünen o ki, kaybetmekten korkmamız gereken çok bir şey yok.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün son yıllardaki en büyük yazar alımını yapması
kafa sözlüğü ciddi bir rakip olarak görmesinden kaynaklanan durum.
devamını gör...
eski sevgiliden hem nefret edip hem de onu unutamamak ikilemi
geçmiş ayağa dolaşır. sizi ondan nefret ettirecek konuma getirdiği için uzaklaşılması gereken kişidir
değerinizi bilmeyendir,verdiğiniz hiçbir şansı hak etmeyendir, iyi ki de yok sözüne laik olandır. nefret benim nefretim yani duygum. duygumu bile vermem o kişiye/ kişilere. şunu derim ama, gözyaşımı akıtan, beni üzen, telafi etmeyen, bile bile kıran hiç kimseye iyi dileklerimi vermem.
değerinizi bilmeyendir,verdiğiniz hiçbir şansı hak etmeyendir, iyi ki de yok sözüne laik olandır. nefret benim nefretim yani duygum. duygumu bile vermem o kişiye/ kişilere. şunu derim ama, gözyaşımı akıtan, beni üzen, telafi etmeyen, bile bile kıran hiç kimseye iyi dileklerimi vermem.
devamını gör...
psikiyatrik problemlerin insanlara karizmatik gelmesi
sadece biz de acı çeken insana zaaf var. fazla merhametten geliyor. benim sevgim onu iyileştirir romantikliğiyle yapılan davranış.
(bkz: masumlar apartmanı)
kabul etmek gerek hiçbirimiz psikiyatrist değiliz ve kimseyi tedavi edemezsin.
(bkz: masumlar apartmanı)
kabul etmek gerek hiçbirimiz psikiyatrist değiliz ve kimseyi tedavi edemezsin.
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
artık altının girdi yazılmaması için kitlenmesi gereken nickaltı. sayın yazarda girdiği onca kaliteli tanımların ardından böyle bir sürü tartışma ile burada ki yazarlık kariyerini bırakmak istemezdi, isteseydi kendisine yakışmazdı.
allahtan durumum vardı da tüm girdileri okudum* hoş sohbetli ve güzel entryleri olan bir yazardı okumayı severdim kendisini, yarım saat sonra yazsa yine okurum ancak tarafları okan bayülgen sunuculuğunda kapıştırmaya çalışmanın kimseye faydası yok. hatta konu ile hiç alakası olmayan yazarları sırf uyuşmuyorsunuz diye dahil etmeye çalışmak ve alakasız alakasız hedef göstermekte ayrıca çok gereksiz.
allahtan durumum vardı da tüm girdileri okudum* hoş sohbetli ve güzel entryleri olan bir yazardı okumayı severdim kendisini, yarım saat sonra yazsa yine okurum ancak tarafları okan bayülgen sunuculuğunda kapıştırmaya çalışmanın kimseye faydası yok. hatta konu ile hiç alakası olmayan yazarları sırf uyuşmuyorsunuz diye dahil etmeye çalışmak ve alakasız alakasız hedef göstermekte ayrıca çok gereksiz.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
düş sokağı sakinleri-aşk eskitir beni
devamını gör...
aile ile dizi izlerken normal sözlük’ü televizyona aktarmak
... ve utanmamak...
yani onca sözlükte yazdım bir o kadar yerde görev aldım bu kadar kural ihlali, daha doğrusu ısrarlı kural ihlalini görmedim.
bakınız bu gerçekten mühim. ben ailem ile dizi izlerken veyahut herhangi bir zamanda sözlüğün anasayfasını duvara yansıtsam, utanmam arkadaş. neden mi? küfür yok. mümkün mertebe emmeli gömmeli oturtmalı kaldırmalı evirmeli çevirmeli bağlamalı düğümlemeli başlıklara müsaade edilmiyor. fakat bir ekşiyi, bir uludağı... zaten inciyi söylemiyorum ben bakarken bazen utanıyorum... bunları açamam abi ailemin yanında. yani bu kadar zor mu ya? adamlar küfür yok demiş. küfür yoksa hakarette yoktur. cinsellik de argo ifadelerle yoktur demek ki. kimse sana bir kadının boynunun güzelliğinden bahsetme demiyor ki. ama eve atılan manitanın boynuna yumulma teknikleri diye başlık açarsan olmaz. 2+2 daha 4 bu kadar. hani her şey format da demek değildir bu arada. ar sahibi edep sahibi olursun kişi olarak kendinden bilirsin işi ve ona uygun, kendi ahlakına edebine ters düşmeyecek biçimde yazarsın. eee bana ne yeaağğ ihihihi ohh bana ne yazıcam tarzı çoluk çocuk gibi inatlaşmanın kavganın hakaretin ne gereği var? gerçekten bunu mu istiyoruz? kaldı ki siz aile büyüklerinizin veyahut patronunuzun ya da varsa eşinizin, sevgilinizin ailesinin yanında gayet rahat küfür edebiliyor musunuz? ya da ederseniz size bakış açıları ne olur? bir miktar düşünsek keşke.
yani onca sözlükte yazdım bir o kadar yerde görev aldım bu kadar kural ihlali, daha doğrusu ısrarlı kural ihlalini görmedim.
bakınız bu gerçekten mühim. ben ailem ile dizi izlerken veyahut herhangi bir zamanda sözlüğün anasayfasını duvara yansıtsam, utanmam arkadaş. neden mi? küfür yok. mümkün mertebe emmeli gömmeli oturtmalı kaldırmalı evirmeli çevirmeli bağlamalı düğümlemeli başlıklara müsaade edilmiyor. fakat bir ekşiyi, bir uludağı... zaten inciyi söylemiyorum ben bakarken bazen utanıyorum... bunları açamam abi ailemin yanında. yani bu kadar zor mu ya? adamlar küfür yok demiş. küfür yoksa hakarette yoktur. cinsellik de argo ifadelerle yoktur demek ki. kimse sana bir kadının boynunun güzelliğinden bahsetme demiyor ki. ama eve atılan manitanın boynuna yumulma teknikleri diye başlık açarsan olmaz. 2+2 daha 4 bu kadar. hani her şey format da demek değildir bu arada. ar sahibi edep sahibi olursun kişi olarak kendinden bilirsin işi ve ona uygun, kendi ahlakına edebine ters düşmeyecek biçimde yazarsın. eee bana ne yeaağğ ihihihi ohh bana ne yazıcam tarzı çoluk çocuk gibi inatlaşmanın kavganın hakaretin ne gereği var? gerçekten bunu mu istiyoruz? kaldı ki siz aile büyüklerinizin veyahut patronunuzun ya da varsa eşinizin, sevgilinizin ailesinin yanında gayet rahat küfür edebiliyor musunuz? ya da ederseniz size bakış açıları ne olur? bir miktar düşünsek keşke.
devamını gör...
sözlükte sansürlü küfür etmek de yasaklansın kampanyası
katılmadığım başlık.
tamamen yasaklansa olmaz; küfürsüz hayatın tadı olmaz bence swh. ama öyle önünüze gelen yerde bodoslama küfretmek de mide bulandıracak duruma gelebiliyor. yemyeşil bir örneği mevcut zaten. internet kafelere giden nesil de anlar ne dediğimi.
küfür dolaylı ve örtük biçimde edilince güzel. swh.
tamamen yasaklansa olmaz; küfürsüz hayatın tadı olmaz bence swh. ama öyle önünüze gelen yerde bodoslama küfretmek de mide bulandıracak duruma gelebiliyor. yemyeşil bir örneği mevcut zaten. internet kafelere giden nesil de anlar ne dediğimi.
küfür dolaylı ve örtük biçimde edilince güzel. swh.
devamını gör...
eski sevgili ile karşılaşılan en ilginç yer
prag'da bir barda karşılaşmıştık. o yeni sevgilisiyle yiyişiyordu. ben tek başıma demleniyordum. keşke dünya bu kadar küçük olmasa
devamını gör...


