kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

o kadar bana benzemiyorki bir keresinde kargoya gittiğimde kimliğimi bulamadım diye okul kartımı gösterdim adam “ama bu hiç sana benzemiyor aslında vermemem lazım kargonuzu “ demişti.
devamını gör...

kendini akıllı sanan bir tanıdığım kitap kafelere gidip kadın avına çıkıyordu. dediğine göre kitap okuyandan zarar gelmezmiş. tabii kendisi de bu sıra kitap okuyormuş gibi yapıyormuş avlanırken. burdan anlayın artık nasıl kafalar. *
devamını gör...

köpek balıkları gizli tarikat kurup alttan alttan çalışıyolar,siyasi parti kurmamış olmaları tehlikeli olmadıklarını göstermez kardeşim. iyi araştırın beni yalçın küçüğe bağlamayın burda sjsjsjsjsjjsj.
devamını gör...

düzeni ve de dikkati sevdiğinden başak burcu olduğunu düşündüğüm yazar. umarım öyledir. yazar arkadaşım, hem de burçdaşım olması beni hayli sevindirir. iyi ki vardır kendisi. yazması daim olsun, eksik olmasın. *
devamını gör...

birbirine laf sokmadan kendi halinde yazıp çizen herkesi seviyorum.
devamını gör...

(bkz: mal beyanı).

zor dakikalar? mayfa mısınız hayırdır? her anlaşamadığımız gırtlaklasın o zaman? kaçıncı yüzyıldayız hala şöyle şeyler yazılıyor yeminle çıldırtırsınız insanı.
devamını gör...

kasvetli denizlerin ressamı. bana daima denizle bütünleşmiş gelir. su onun bir parçası, ruhu ve iç dünyasının sıra dışı bir yansımasıdır. aydınlık resimlerde kasvet bu denli güzel yansıtılabilirdi.the rainbow ve ship in the stormy sea tablolarının kendi çizdiğim kopyası salonumun duvarlarını denize nazır olmak ile şereflendirmiştir.
devamını gör...

gülümseyerek yaşanmalı hayat.
ayna etkisi ile karşınızdakine sirayet etmeli sonra oradan yine size. herkesin anlık mutlulukları arttırmaya ihtiyacı var. büyük şeyleri bekleyerek ötelenmemeli hayat. bir sürü küçük parça, koskocaman bir bütünü oluşturur zamanla.

şimdi konuyla örtüşen bir an geliyor. bugün hafif canımı sıkan bir konu arka planda beni meşgul ederken telefonum çaldı. forex için satış yapan bir temsilci, efe. efe kendini tanıttı. ben de "istersen sen hiç kendini yormadan ben açıklayayım listeye bir arkadaşım hesap açmamı istediği için girdim, bu piyasa ile hiç ilgilenmedim, ilgilenmiyorum." dedim.
efe hala müşteri ikna etme derdinde,kaldıraç sistemini anlatıyor. ben de tersine sistemi anlatıyorum. sonra toprağa yatırım yapmaktan, dolardan, altından... bir ara yaz tatilleri ve çandarlı'dan bahsediyorduk, oraya nasıl geldik hiçbir fikrim yok. ama kahkahalar havada uçuşuyor.
dedim efe, hayatımın en saçma sohbetini ettim az önce ama çok eğlendim teşekkür ederim.
ben de en iyi müşteri konuşmamı yaptım, dedi.
ama satış yapmadın diyerek yanıtlayınca "akşamın bu saatlerinde yaşam enerjisi doldum, deşarj oldum, bunun üzerine bir sürü yaparım artık. "dedi. efeyle 20 dakika kadar konuştuk. bir sürü kahkaha attık. ve ben hiç tanımadığım birinle paylaştığım kahkahalar ile neşelendim.
devamını gör...

sinan özen'in de çok güzel okuduğu herkesin onda görüp çiçekli gömlek lerle dolaştığı zamanların şarkısı.
devamını gör...

helpimal.

sokakta yardıma muhtaç hayvanlara yardım etmeyi amaçlayan bir uygulama. fotoğraf , konum yahut adres verdikten sonra uygulamanın gönüllüleri veya yetkilileri gelip olaya el atıyor. çok yeni ve harika bir uygulama.

ayrıntılı bilgi için buradan
devamını gör...

her şeyin başlangıcına ve sonuna gidebilen, bulunduğumuz boyuta ait olmadığından müdahale edemediğimiz bir fenomen olması nedeniyle ara ara düşündüğüm niteliktir. her şeyi çözebilen tek şey zamandır, her kötü şeye sebep olan tek şey olduğu gibi. tek değişken kendisi olduğu için ivmesi bile olmayan, sabit hızla düzgün doğrusal hareket yapan, bu yüzden grafiğini çizsek bile hiperbolik parabolik sigmoidal bir patern bile çizemeyeceğimiz, sadece lineer bir şekilde gördüğümüz ama buna rağmen anlamlandırabildiğimiz en kuvvetli şeydir.
devamını gör...

her odada banyo mu, hangi köyün evidir acaba orası.
devamını gör...

zamanın birinde çocuğu olmayan bir padişah'ın,on yıl sonra bir çocuğu olur.çocuğu yere göğe koyamazlar.beş ay sonra çok önemli bir yere gitmeleri icap eder.sonunda çocuğu vezir'e bırakma kararı alırlar.vezir bebeğin odasının kapısında on dakika bekledikten sonra, tuvalet ihtiyacı hisseder."iki saniyeden bir şey olmaz" diye düşünüp,ihtiyacını giderir. geri döndüğünde bir gelinciğ'in azında kanlar içinde odadan çıktığını görür.hemen telaşakapılıp gelinciğ'in kafasını kılıçla uçurur.içeri girdiğinde bebeğin uyuduğu ve yerde bir yılanın boğulduğunu görür.tam olarak budur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çizim de kendime aittir
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(1) neredeyse her milli eğitim bakanı değişikliğinde milli eğitimde reform adı altında köklü değişiklikler yapılması, bir önce yapılan değişikliklerin sonuçlarını görmeden yeni bir sistemin "şakkadanak" hayata geçirilmesi.

(2) türkiye’deki öğretmenlerin moralinin düşük, (uluslararası) ortalamanın altında olması.

(3) öğretmenlerin içeriğe, yönetime katılımının zayıf olması. (pisa verilerine göre öğretmenlerin özerkliğinde sonuncuyuz.)

(4) çocukların evlerinde de çoğu zaman zengin öğrenme kaynaklarının olmaması. (bir başka deyişle ab ülkeleri arasında, ailenin sosyo ekonomik statüsünden, kullandığı kelime haznesine, gelir ve mesleğine kadar pek çok başlıkta sonuncu sırada olmamız. pisa’ya katılan öğrencilerin verdiği cevaplara göre türkiye’de evinde 100'den fazla kitap olan öğrencilerin oranı yüzde 18. evlerin yarısından fazlasında 25’ten az kitap var. bunun başarıya etkisini rakamlar kanıtlıyor. evinde 10 kitap olan öğrenciler evlerinde 200 kitap olanlara göre fende 87, matematikte 108 puan daha düşük başarı gösteriyor. 108 puan farkı demek iki buçuk öğrenme yılı geride olmak demek. tatillerde veya okul dışı zamanlarda kitap okuyan, müzeleri gezen, deneyler yapan, yaz okullarına katılan çocuklar öğrendiklerini bir sonraki yıla taşıyor ve daha başarılı oluyor.)

(5) yapılan son reformlarda eleştirel düşünme, problem çözme, yaratıcı düşünme gibi becerilerin kazandırılacağı bir müfredat oluşturulmasına rağmen bunun kağıt üzerinde kalması, hayata geçirilememesi.

(6) her okulun şartlarının eşit olmaması. örneğin, kimi okullarda sınıflar kalabalık kimilerinde daha az öğrenci olması. (yine pisa verilerinden kıyaslama yapacak olursak, türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin okuduğu okullarda ortalama sınıf mevcudu 44 kişi. avrupa’da en kalabalık sınıflar bizde. finlandiya’da sınıflar 20 kişilik. ab ortalaması 25. öğretmen başına düşen öğrenci sayısı arttıkça başarı düşüyor. müfredatın uygulanamamasında okullarda kaynak eksikliği sorunun da payı var. deney gereçleri, kütüphane çok eksik. okulların kütüphanesi pek çok şeyin göstergesidir oysa. pisa‘ya katılan öğrencilerin okuduğu okullarda 5 binin üzerinde kitabı olan kütüphane oranı yüzde bir. güney kore’de bu oran yüzde 92. pisa’da fen ve matematikte başarı sıralamasında ilk üçte olan singapur’da ise bu oran yüzde 77.)

(7) üniversiteye girişte uygulanan sınav sistemimizin (test) bu başarısızlıkta çok etkili olması. (örneğin pisa sadece çoktan seçmeli test olsa türkiye oecd ortalamasını yakalardı. türkiye'de çocuklar test çözmeyi biliyor. ancak test, bildiğini tekrarlama üzerine. bir anlamda biz hafızayı ölçüyoruz. bilgiyi kullanmayı, sentez yapmayı, olmayan bir şeyi ortaya koymayı ölçmüyoruz. liseye ve üniversiteye geçişte de sınavlar olacaktır, bu kaçınılmazdır. ancak sorun, sınavların niteliğidir. koyduğunuz sınav sistemi eğitim sistemini mıknatıs gibi oraya çeker. yani siz test yöntemi ile ortaya ezber sorular koyarsanız, eğitim ezbere olur. bizim sınavlarımız hayal gücünü, vizyonunu, deney yapma becerisini ölçmeyen sınavlar. çocuklara sınavlarda google’dan bulacakları ve daha sonra da unutacakları şeyler soruluyor.)

(8) okul öncesi eğitime katılımda yüksek bir oran yakalanamamış olması. (pisa’ya katılan öğrencilerin yüzde 29’u okul öncesi eğitim almış. okul öncesi eğitim alan ve almayan öğrenciler arasında 60 puanlık fark var. yani okul öncesi eğitim alanlar 60 puan daha fazla almış sınavlarda. okul öncesi eğitim alan öğrenci her zaman pek çok anlamda daha önde oluyor.)

(9) dünyada yeni bir ekonomik düzen kurulmuş olması ve adına "bilgi ekonomisi" denen bu düzende artık doğal kaynaklar, tarımsal kaynaklar, jeopolitik kaynaklar kadar önemli olan başka bir girdinin de "yüksek beceri seviyesine sahip bireyler" olması. (hayal gücü yüksek, muhakeme kabiliyetine sahip, analiz ve sentez yapabilen ve yeni fikir ve düşünceleri ortaya koyan bireyler bu yeni ekonominin taşıyıcıları olarak görünmesi.)

(10) türkiye'nin fen ve matematikte pisa'da çuvallamasının üzerine düşünülüyor olunsa bile çözüm üretil(e)memesi, üretilse bile hayata geçiril(e)memesi. (okul öncesinden itibaren yaparak, proje bazlı öğrenme, yazın deneylerle uğraşacakları ortamlar sunmak lazım. aslında sorun çözüm bulmak değil. çözümü hayata geçirme noktası. burada da en somut söylenebilecek şey reform yapma şeklini değiştirmek gerektiği. "içeriğe şunu koyayım" demenin anlamı yok. zaten bunlar denenmiş ve içeriğe konmuş. uygulamada neden olmuyor, niye başarı sağlanamıyor buna bakmalıdır.)

(11) ilköğretimde sınıfta kalmanın kaldırılmış olması.

(12) toplam eğitim-öğretim sürecinin sonunda öğrencinin temel düzeyde bile olsa yabancı dil bilgisine hakim olmamasına rağmen mezun olması. (bkz: öğrenciye 12 yılda ingilizce öğretemeyen sistem)

(13) branş öğretmenlerinin alanlarında yetersizlikleri (bkz: ingilizce bilmeyen ingilizce öğretmenim oldu). örneğin, ösym tarafından açıklanan 2017 yılında yapılan öğretmenlik alan bilgisi testi (öabt) raporuna göre bu sınavda her bölüm için adaylara alanlarında 50’şer soru yöneltilmiş ancak türkçe öğretmenliği testinde iki soru iptal edildiği için bu testin ortalaması 48 soru üzerinden hesaplanmıştır. buna göre testlerde en düşük başarı 11.82 ortalamayla fen bilimleri/fen ve teknoloji öğretmenliğinde, en yüksek ortalama ise 34.88 ile psikolojik danışma ve rehberlik öğretmenliğinde gerçekleşmiştir. sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, biyoloji, ingilizce ile sınıf öğretmenliği alan testlerinde hesaplanan ortalama değerleri 21 ile 25 arasında değişmiştir. türkçe, din kültürü ve ahlak bilgisi, psikolojik danışma ve rehberlik ile okul öncesi öğretmenlikleri alan testlerinin ortalama değerleri ise, 25’in üzerinde çıkmıştır. daha açık bir ifade ile öabt'ye giren fen bilimleri öğretmen adaylarının kendilerine yöneltilen soruların yaklaşık yüzde 80'ini bilmediği; sosyal bilgiler, tarih, coğrafya, biyoloji, ingilizce ile sınıf öğretmenliği alan testlerinde hesaplanan ortalama değerleri 21 ile 25 arasında değişmesi nedeniyle bu alanlardaki öğretmen adaylarının da alanlarının yüzde 75'ine hakim olmadığı/bilmediği öne sürülebilecektir.

ezcümle, son 18 yıllık kesintisiz tek parti iktidarında bile toplam 6 kez milli eğitim bakanı değişikliğinin yapıldığı , gelen her yeni bakanın reformlar yapmak üzere kolları sıvadığı göz önünde bulundurulursa "neden başarısızız?" sorusu üzerine düşünmek için daha çok nedenimiz olduğu görülecektir.

not: söz konusu maddeler zaman içinde güncellenecek ve yeni maddeler eklenecektir.
devamını gör...

emniyet müdürlüğü’ne; “kendimi bulamıyorum, hükümsüzdür.” başvurusu yapın. başvuruyu yaparken de sürücü belgeniz, pasaportunuz, uluslararası aile cüzdanınız gibi başka bir fotoğraflı kimlik belgenizi" bulundurmak zorundasınız yanınızda. 1 adet biyometrik fotoğraf götürmeniz de gerekli. ayrıca tekrar kendinizi bulduğunuzda hemen bir cip taktırın. aksi halde allah korusun, kötü niyetli kişilerin eline geçtiği zaman şirket kurmak dahil sizi kullanarak vergi dairesinde mükellefiyet kaydı yaptırıyor, borçlanıyor, kredi çekiyor, hatta evlenebiliyor.(swh)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en güzel cağ kebabını erzurum da yersiniz. hiçbir şeyini sevmem ama kebabını severim erzurum'un.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim