fatih terim belgeseline isim önerileri
egom ve ben.
devamını gör...
erwin rommel
nazi dönemi ss subaylarından. paul blobel ile birlikte öne çıkan subaylandan'dı.
devamını gör...
türk halkının türk halkını aşağılaması
türk halkından başka halk görmeyen türk halkının, kendilerini çok zeki, çok güzel, çok akıllı, çok entellektüel, çok bilmem ne... sanmasından dolayı, o dandik beyinlerinde kurguladıkları insan modeline türk halkını da uydurma çabasından kaynaklı.
ama bilmezler ki herkesin tuttuğu kendine...
ama bilmezler ki herkesin tuttuğu kendine...
devamını gör...
anın fotoğrafı
karamürselli cindy

böceğimin bu fotoğraftan 1 saat sonra yüzünün sol tarafı yırtıldı. nasıl yaptı anlayamadım. çok yaramaz ve kendini korumayı bilmediğinden ve başına bir şey geldiğinde olayın travmasını yaşamadığından ben hiç bir şey anlamıyorum. olduda böyle iz kaldıysa anca.
mıy mıy bir hallerdeydi yanağının kenarında kan gördüm. 'anne bu koridora mı çıktı?' dedim. çünkü gelirken apartman koridorları kan içindeydi yok dedi annem. dikkatli bir baktım yanağında yırtık var. evde böyle bir kaza geçirebileceği hiçbir şey yok. düşünüyorum düşünüyorum bulamıyorum.
sıkıntılı bir durumu yok tabi ama canı acıdığı için moralim bozuldu. gerçi onun keyfi yerinde koşturup duruyor. dünya umurunda değil ama benim canım sıkıldı işte.
bundan 2 sene önce cokcok aniden zayıflamaya başladı. tuvaletinde pembe pembe aynı sosis gibi şeyler çıkıyordu. sosiste vermiyorum bunlar ne dedim. bu arada onları bulana kadar uzun bir süreç veterinere gittik geldik. neden zayıfladığını neden yemek yemediğini anlamıyorduk. sonra odalarını temizlerken dolabın altında terlik kalıntıları buldum. banyo terliğim kaybolmuş ve bulamamıştım. meğer bizim cokcok terliği yemiş. ve bağırsakları tıkanmıştı. ölümden döndürdük onu o dönem. o haliyle hala koşuyor zıplıyor peşimden hiç ayrılmıyordu. ara ara yorgunluktan yığılıyor ama yine koştura koştura bana yetişiyordu.
ah benim değişik çocuğum ne yapacağız biz senle böyle hiç bilmiyorum.

böceğimin bu fotoğraftan 1 saat sonra yüzünün sol tarafı yırtıldı. nasıl yaptı anlayamadım. çok yaramaz ve kendini korumayı bilmediğinden ve başına bir şey geldiğinde olayın travmasını yaşamadığından ben hiç bir şey anlamıyorum. olduda böyle iz kaldıysa anca.
mıy mıy bir hallerdeydi yanağının kenarında kan gördüm. 'anne bu koridora mı çıktı?' dedim. çünkü gelirken apartman koridorları kan içindeydi yok dedi annem. dikkatli bir baktım yanağında yırtık var. evde böyle bir kaza geçirebileceği hiçbir şey yok. düşünüyorum düşünüyorum bulamıyorum.
sıkıntılı bir durumu yok tabi ama canı acıdığı için moralim bozuldu. gerçi onun keyfi yerinde koşturup duruyor. dünya umurunda değil ama benim canım sıkıldı işte.
bundan 2 sene önce cokcok aniden zayıflamaya başladı. tuvaletinde pembe pembe aynı sosis gibi şeyler çıkıyordu. sosiste vermiyorum bunlar ne dedim. bu arada onları bulana kadar uzun bir süreç veterinere gittik geldik. neden zayıfladığını neden yemek yemediğini anlamıyorduk. sonra odalarını temizlerken dolabın altında terlik kalıntıları buldum. banyo terliğim kaybolmuş ve bulamamıştım. meğer bizim cokcok terliği yemiş. ve bağırsakları tıkanmıştı. ölümden döndürdük onu o dönem. o haliyle hala koşuyor zıplıyor peşimden hiç ayrılmıyordu. ara ara yorgunluktan yığılıyor ama yine koştura koştura bana yetişiyordu.
ah benim değişik çocuğum ne yapacağız biz senle böyle hiç bilmiyorum.
devamını gör...
oblomov
karakterler mi sevilir yoksa karakterin sizden bir parça taşıması mı?
oblomow= yatak+düşünce+(tembellik)
oblomow; kitaba, köye, burjuva topluluğuna ve baş karakterimize ismini verir. bir köyde büyük bir aile oblomow ailesi. her şeyi ile kendilerine bağlı olan bu ailede oblomow, 30'lu yaşlara kadar herhangi bir işte çalışmayan, kimsenin bir şey beklemediği bir karakter. annesi, dadısı, kâhyası, arkadaşları... kimsenin ondan beklentisi yok. herkes ona hizmet için var. böyle bir hayata doğuştan sahip birine tembel diyemeyiz. çünkü oblomow bir işi yapmayı hiç istemedi beklentileri karşılamayı da. buna rağmen müthiş bir gözlem yapma işine girişti. en zor işi yapıyordu; bütün gün yatarak hayatsal faliyetler dışında sadece düşünüyordu.
ne kitap ama...
yazarların beyni korkutucu geliyor. tüm bu karakterlerin bir beyinden ve bu kadar gerçekçi yansıtılması ürkütücü. kitap gözü açık gördüğümüz rüyalardır. oblomow rüya ya da gerçek, siz olan bir kitap.
üstelik kitap basılmadan önce "oblomow'un rüyası" adlı bir makale ile anlatılır. daha sonra yazar bu romanı bir ayda yazar. kendisi bu süreci şöyle anlatr; uzun zamandır kafamda tasarladığım karakteri hayata geçirmek kitaba yansıtmak zor olacak bir durum değildi.
oblomow= yatak+düşünce+(tembellik)
oblomow; kitaba, köye, burjuva topluluğuna ve baş karakterimize ismini verir. bir köyde büyük bir aile oblomow ailesi. her şeyi ile kendilerine bağlı olan bu ailede oblomow, 30'lu yaşlara kadar herhangi bir işte çalışmayan, kimsenin bir şey beklemediği bir karakter. annesi, dadısı, kâhyası, arkadaşları... kimsenin ondan beklentisi yok. herkes ona hizmet için var. böyle bir hayata doğuştan sahip birine tembel diyemeyiz. çünkü oblomow bir işi yapmayı hiç istemedi beklentileri karşılamayı da. buna rağmen müthiş bir gözlem yapma işine girişti. en zor işi yapıyordu; bütün gün yatarak hayatsal faliyetler dışında sadece düşünüyordu.
ne kitap ama...
yazarların beyni korkutucu geliyor. tüm bu karakterlerin bir beyinden ve bu kadar gerçekçi yansıtılması ürkütücü. kitap gözü açık gördüğümüz rüyalardır. oblomow rüya ya da gerçek, siz olan bir kitap.
üstelik kitap basılmadan önce "oblomow'un rüyası" adlı bir makale ile anlatılır. daha sonra yazar bu romanı bir ayda yazar. kendisi bu süreci şöyle anlatr; uzun zamandır kafamda tasarladığım karakteri hayata geçirmek kitaba yansıtmak zor olacak bir durum değildi.
devamını gör...
yaz dizilerine isim önerileri
acı çilek.
beyaz kiraz.
mor üzüm.
yeşil zeytin.
çilek gibi.
çilek tadında aşk.
kiraz mahallesi.
erik sokağı.
üzümlü kek.
aşk-ı çilek.
beyaz kiraz.
mor üzüm.
yeşil zeytin.
çilek gibi.
çilek tadında aşk.
kiraz mahallesi.
erik sokağı.
üzümlü kek.
aşk-ı çilek.
devamını gör...
sevgiye inanmayan sevgili
büyük ihtimalle daha önceden aldatılmış veya terk edilmiş, sevgi kavramı yozlaşmıştır. ona "seni seviyorum" demeniz yetmez. inandırılması güç insan modelidir. sadece gerçekten sevenler ve sabır taşı olanlar dayanabilir.
devamını gör...
anksiyete bozukluğu
aslında kişinin sahip olduğu her şeyini sınayan bir durumdur.anksiyete = kaygı bozukluğudur.
bununla ilgili bir kaç yanılgıyı düzeltmek istiyorum;
- anksiyete ömür boyu süren bir rahatsızlık değildir.gelip- geçer bir duygu durumudur fakat nedense insanlar bunu “asla geçmeyen- tehdit bir rahatsızlık’’ gibi anlatıyorlar. arkadaşlar itibar etmeyin.anksiyete gayet kendi kendinize ya da psikologla yaptığınız terapiler eşliğinde aşabileceğiniz bir problem.
- anksiyete bir rahatsızlık değildir.kısa süreli duygusal dengeyi şaşırmaktır.şu şekilde ; kişi düşüncelerini kontrol etme konusunda sıkıntı yaşar çünkü kaygı bozukluğuna sahip kişiler en çok değer verdikleri ya da ürktükleri şeylerle ilgili endişe duyarlar.bu sebeple düşüncelerinden korkar ve endişelenmeye başlarlar.bu bir döngü haline gelir ve umutsuz bir ruh hali gelir.
anksiyete genel açılımı ile budur.buna ek olarak; kaygının boyutuna göre fiziksel semptomlar gelişebilir.
ama kendi kendinize aşabilirsiniz.yapmanız gereken tek şey; olabildiğince pozitif olmaya çalışmak ki bu kolay değil fakat anksiyeteye pozitif bir bakış açısıyla giderseniz gittikçe üzerinizdeki etkisi yok olmaya başlar.
örnek olarak ;
anksiyete der ki “ öleceksin”
siz diyeceksiniz ki “ taş gibiyim, hala nefes alıyorum, şükürler olsun’’
anksiyete der ki “ burdan geçersen düşersin”
siz diyeceksiniz ki “ düşeceğim nereden belli? her yerim gayet güçlü.ayrıca düşersemde eğlenceli olur bu aralar hiç uçmadım.”
yani size gelen endişeye makyaj yapın.eğlenceli hale getirin.bunu yapamıyorsanız, kendinizi mutlu edecek şeyler ile sürekli oyalayın.özellikle sosyal olmanızı tavsiye ediyorum.evet pandemide zor ama arkadaşlarınıza gidin ya da onları çağırın.hiç bir şey yapamıyorsanız, mutfaga girin.
kafayı hep dolu tutun.
ve en önemlisi; kaygı geldiğinde dinlemeyin onu.fark ettiğiniz anda dikkatinizi ondan çekin ve kendinizi serbest bırakın.( düşünmemeye calışmak değil, bunu yaparsanız daha fazla düşünürsünüz) bırakın duygu sizi etkilemeye çalışsın ama onu dinlemeyin.
anneniz size söylenirken , kitap okudugunuzu düşünün ya da televizyon izlediğinizi.
orada bir eylem var ama siz onu ekarte ediyorsunuz.
en önemlisi hep pozitif olun.kendinizi hep motive edin.mesela beni alışveriş motive eden bir durumdur.bir şeyler alırım.küçükte olsa , alırım.
müzik dinlerim, insanlarla konusurum.amaç ; kendinizle kalmayı engellemek.
yalnız kaldığınızda düşündüğünüz tek bu olur.başkalarıyla olursanız , kendinizi dinlemeye vaktiniz kalmaz, olsa bile arkadaşlarınız/ sevgiliniz direk modunuzu etkileyebilir.
kısacası reçete ;
pozitif olun/ sürekli hareket edin/ düşünmeyin.
kaygınız üzerine düşünür, çözmeyi denerseniz sadece kendinizi yorarsınız çünkü kafanız hemen farklı bir kaygı daha üretebilir.düşünceyi ekarte edin.zamanla zihin dikkate alınmadığı için bu kaygıyı sizden silecektir.
kendinize inanın! allaha inanın! ve şükredin!
believe, pray , love durumu çok iyi kurtarıcı.
bknz : gamsız olmak.
üstünüze çamurlu su sıçrasa, allahım ne güzel yağmur diyin.
bununla ilgili bir kaç yanılgıyı düzeltmek istiyorum;
- anksiyete ömür boyu süren bir rahatsızlık değildir.gelip- geçer bir duygu durumudur fakat nedense insanlar bunu “asla geçmeyen- tehdit bir rahatsızlık’’ gibi anlatıyorlar. arkadaşlar itibar etmeyin.anksiyete gayet kendi kendinize ya da psikologla yaptığınız terapiler eşliğinde aşabileceğiniz bir problem.
- anksiyete bir rahatsızlık değildir.kısa süreli duygusal dengeyi şaşırmaktır.şu şekilde ; kişi düşüncelerini kontrol etme konusunda sıkıntı yaşar çünkü kaygı bozukluğuna sahip kişiler en çok değer verdikleri ya da ürktükleri şeylerle ilgili endişe duyarlar.bu sebeple düşüncelerinden korkar ve endişelenmeye başlarlar.bu bir döngü haline gelir ve umutsuz bir ruh hali gelir.
anksiyete genel açılımı ile budur.buna ek olarak; kaygının boyutuna göre fiziksel semptomlar gelişebilir.
ama kendi kendinize aşabilirsiniz.yapmanız gereken tek şey; olabildiğince pozitif olmaya çalışmak ki bu kolay değil fakat anksiyeteye pozitif bir bakış açısıyla giderseniz gittikçe üzerinizdeki etkisi yok olmaya başlar.
örnek olarak ;
anksiyete der ki “ öleceksin”
siz diyeceksiniz ki “ taş gibiyim, hala nefes alıyorum, şükürler olsun’’
anksiyete der ki “ burdan geçersen düşersin”
siz diyeceksiniz ki “ düşeceğim nereden belli? her yerim gayet güçlü.ayrıca düşersemde eğlenceli olur bu aralar hiç uçmadım.”
yani size gelen endişeye makyaj yapın.eğlenceli hale getirin.bunu yapamıyorsanız, kendinizi mutlu edecek şeyler ile sürekli oyalayın.özellikle sosyal olmanızı tavsiye ediyorum.evet pandemide zor ama arkadaşlarınıza gidin ya da onları çağırın.hiç bir şey yapamıyorsanız, mutfaga girin.
kafayı hep dolu tutun.
ve en önemlisi; kaygı geldiğinde dinlemeyin onu.fark ettiğiniz anda dikkatinizi ondan çekin ve kendinizi serbest bırakın.( düşünmemeye calışmak değil, bunu yaparsanız daha fazla düşünürsünüz) bırakın duygu sizi etkilemeye çalışsın ama onu dinlemeyin.
anneniz size söylenirken , kitap okudugunuzu düşünün ya da televizyon izlediğinizi.
orada bir eylem var ama siz onu ekarte ediyorsunuz.
en önemlisi hep pozitif olun.kendinizi hep motive edin.mesela beni alışveriş motive eden bir durumdur.bir şeyler alırım.küçükte olsa , alırım.
müzik dinlerim, insanlarla konusurum.amaç ; kendinizle kalmayı engellemek.
yalnız kaldığınızda düşündüğünüz tek bu olur.başkalarıyla olursanız , kendinizi dinlemeye vaktiniz kalmaz, olsa bile arkadaşlarınız/ sevgiliniz direk modunuzu etkileyebilir.
kısacası reçete ;
pozitif olun/ sürekli hareket edin/ düşünmeyin.
kaygınız üzerine düşünür, çözmeyi denerseniz sadece kendinizi yorarsınız çünkü kafanız hemen farklı bir kaygı daha üretebilir.düşünceyi ekarte edin.zamanla zihin dikkate alınmadığı için bu kaygıyı sizden silecektir.
kendinize inanın! allaha inanın! ve şükredin!
believe, pray , love durumu çok iyi kurtarıcı.
bknz : gamsız olmak.
üstünüze çamurlu su sıçrasa, allahım ne güzel yağmur diyin.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
tanıdığım yazar bile yok. bir de hoslanacak miyim? daha neler.
devamını gör...
ikiden fazla yastıkla yatan insan
benimdir.
doğru kelime mi bilmiyorum ama yastıklardan kendi haremimi kurdum denebilir. bir yastık kafamın altına, bir yastık sarılmak için, bir yastık da sırtıma.
doğru kelime mi bilmiyorum ama yastıklardan kendi haremimi kurdum denebilir. bir yastık kafamın altına, bir yastık sarılmak için, bir yastık da sırtıma.
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında gıcık olunan tipler
telefonuna bakmaya çalışan tipler. tanımadığın insanın telefonunda neyi merak ediyorsun?
devamını gör...
sözlükte bol beğeni alma yolları
“tutsun diye yazsaydık atardık. biz insan gibi önünüze koyuyoz.”
- ıvanmılınski.
- ıvanmılınski.
devamını gör...
hasan can kaya
gülmek entelektüel birikim ister. hayatla ilgili artık fikir üretebilecek kadar deneyim sahibi olduğunuzda, küfürlü konuşan biri size komik gelmez. birini aşağılayarak hakkında ileri geri konuşmak ve herkesin içinde küçük düşürmek de bunu yapan insanı komik değil seviyesiz yapar.
bizim çoğu insanımız her konuda olduğu gibi söz konusu güldürü/stand-up olunca da hep en düşük seviyeyi, en kolayına gelenini ve en kendine benzeyeni tercih etmiştir. bu arkadaşın programını çevremden bir iki kişi önerince, daha izlemeden öneren kişilerin profillerinden dolayı neyle karşılaşacağımı az çok tahmin etmiştim. izleyince yanılmadığımı gördüm.
ben kimseye ona gülme al buna gül diye tavsiyede bulunacak birisi değilim. ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, herkes anladığı şeye güler.
bizim çoğu insanımız her konuda olduğu gibi söz konusu güldürü/stand-up olunca da hep en düşük seviyeyi, en kolayına gelenini ve en kendine benzeyeni tercih etmiştir. bu arkadaşın programını çevremden bir iki kişi önerince, daha izlemeden öneren kişilerin profillerinden dolayı neyle karşılaşacağımı az çok tahmin etmiştim. izleyince yanılmadığımı gördüm.
ben kimseye ona gülme al buna gül diye tavsiyede bulunacak birisi değilim. ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, herkes anladığı şeye güler.
devamını gör...
entropi
sıfırlandığı takdirde evren ve zaman namına bir şey kalmayacak olan düzensizlik. geri alınması imkansız bir değişim olduğundan ötürü zamanın ileri akışıyla da birebir ilişkilidir. ve yine ilginçtir ki zamanın ölçümünü sağlayan saatler bile entropiden nasibini alıyor. hatta ve hatta bu saatler ne kadar dakik olursa, harcanan enerji de bir o kadar çok oluyor. bu durum ise entropiyi aynı oranda arttırıyor. yani zamanı ölçerek aslında olası bir “evrenin sonu”na daha da çabuk yaklaşmış oluyoruz.
konu üzerine bir makale;
konu üzerine bir makale;
devamını gör...
aşırı çıplaklığın tahrik edici olmaması
bilmek isteyip bilinmeyen/bilinemeyen her zaman çekici olmuştur.
devamını gör...
türkiye'de tam kapanma olması için gerekenler
malum şahsın covid pozitif olması.
devamını gör...



